Mali'de kriz: Askeri yönetim zorda, çatışmalar bölgeye yayılabilir
Mali'de son haftalarda eş zamanlı saldırılara imza atan Tuareg milliyetçileri ile El Kaide bağlantılı cihatçı grupların (CNİM) kurduğu fiili ittifak, ülkedeki çatışmaları kritik bir boyuta taşıdı.
Nurhak Çelik
[email protected]
Mali’de son haftalarda yaşanan gelişmeler, ülkedeki krizin kritik bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Başta Azavad Hareketi olmak üzere Tuareg, Mağribi ve Fulani grupları ile el Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin (CNİM) öncülüğündeki cihatçı unsurların eş zamanlı saldırıları, başkent Bamako da dahil olmak üzere ülke genelinde geniş bir etki yarattı. Silahlı gruplar, başkent çevresindeki hatları zorlayarak ikmal yollarını tehdit ederken, bazı bölgelerde askeri üslerin düştüğü ve Kidal ve Gao gibi kuzeydeki kritik şehirlerin kontrolünün kaybedildiği yönünde haberler yayıldı. Bu tablo, askeri yönetimin sahadaki hakimiyetinin ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koyuyor.
Tuareg Hareketi ve CNİM İttifakı
Çatışmaların dikkat çekici yönlerinden biri, geçmişte zaman zaman rekabet eden aktörlerin bugün fiili bir ittifak kurmuş olması. Tuareg milliyetçi hareketi ile el Kaide bağlantılı yapıların birlikte hareket etmesi, saldırıların hem coğrafi kapsamını hem de askeri etkisini büyüttü. Bu ittifak sayesinde yalnızca kuzey değil, ülkenin orta ve güney bölgeleri de baskı ve saldırı altına alındı. Son gelişmeler, başkent Bamako’nun dahi fiilen kuşatma altında olduğunu gösteriyor.
Mali’deki çatışmalar, artık bu ülke ölçeğindeki bir kriz boyutunu aşarak bölgesel bir güvenlik sorununa dönüşmüş durumda. Cihatçı gruplar yalnızca Mali’de değil, Burkina Faso, Nijer ve Nijerya gibi ülkelerde de aktif saldırılar düzenlerken; Senegal, Gine, Fildişi Sahili, Gana, Togo ve Benin gibi ülkelerde de etkinlik gösteriyor. Sahra Çölü’nün kontrol edilemeyen coğrafi yapısı, bu gruplara geniş bir hareket alanı sağlıyor. Aynı yapıların Libya, Moritanya ve Cezayir topraklarında da etkili olması, krizin tüm Sahel bölgesini etkileyen karakterini güçlendiriyor.
Fransa hegemonyasından Rusya hegemonyasına
Bu süreçte Mali’deki askeri yönetim, varlığını sürdürebilmek için dış desteğe daha bağımlı hale gelmiş durumda. Özellikle Rusya ile kurulan yakın ilişki, güvenlik mimarisinin temelini oluşturuyor. Rusya, Wagner olarak bilinen paralı asker yapılanması ve sonrasında Afrika Kolordusu adıyla yeniden organize edilen güçler üzerinden ülkede etkinlik kurdu. Fransa’nın bölgeden çekilmesi/kovulması ile oluşan güç boşluğu bu şekilde doldurulmaya çalışıldı.
Ancak sahadaki gelişmeler, bu yeni güvenlik modelinin de beklenen sonucu vermediğini gösteriyor. Rusya bağlantılı güçler cihatçı grupların yayılmasını durduramadı. Mali ordusu Türkiye’den sağlanan insansız hava araçları gibi askeri imkanlardan da yararlanıyor. Ama tüm bu desteğe rağmen cihatçı gruplar özellikle 2020 sonrasında etkilerini genişleterek ülkenin orta ve güney kesimlerine kadar ilerledi.
2012 Tuareg İsyanı
Mali’de bugünkü krizin kökleri, 2012 yılında başlayan Tuareg İsyanı ile ortaya çıkan büyük kırılmaya kadar uzanıyor. Kuzeyde yaşayan Tuaregler uzun süredir devam eden dışlanmaya itiraz ve özerklik talepleri nedeniyle isyan başlatırken, bu süreçte cihatçı gruplar da hızla sahaya dahil oldu. Aynı yıl isyanı bastırma gerekçesiyle gerçekleşen askeri darbe ise merkezi devlet yapısını zayıflatarak ülkeyi daha kırılgan hale getirdi.
Başlangıçta Tuareg grupları ile cihatçı yapılar arasında bir yakınlaşma görülse de zamanla bu denge bozuldu ve cihatçı gruplar sahada daha baskın hale geldi. Bu gelişmeler üzerine Fransa, 2013 yılında Mali’ye askeri müdahalede bulundu. Fransız operasyonları kısa vadede cihatçı ilerleyişini durdurdu, ancak uzun vadede kalıcı bir istikrar sağlayamadı. 2013-2020 arasında cihatçı grupların ana hedefi Fransa oldu.
Rusya etkisi artıyor
2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşen askeri darbeler Mali’yi yeniden askeri yönetim altına soktu. Bu dönemde ülke ekseni Batı’dan uzaklaşarak Rusya’ya yöneldi ve Fransa’nın askeri varlığı sona erdi. Aynı süreçte cihatçı gruplar da stratejik olarak yön değiştirerek Rusya destekli güçlere karşı savaşmaya başladı.
Mali’de etnik yapı, çatışmanın sürekliliğini sağlayan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Tuareglerin yanı sıra Mağribi ve Fulani toplulukları da maruz kaldıkları baskılar nedeniyle zamanla silahlı hareketlere katıldı. Bu durum, Mali’deki çatışmayı yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda etnik ve toplumsal bir iç savaşa dönüştürdü.
Bugün gelinen noktada Mali’deki kriz, yalnızca devlet ile silahlı gruplar arasındaki bir mücadele olmaktan çıkmış durumda. Ülke; milliyetçi hareketler, cihatçı örgütler ve askeri cunta arasında çok aktörlü bir savaş alanına dönüşmüş bulunuyor. Bu tablo, mevcut yönetimin giderek daralan bir alan içinde varlığını sürdürmeye çalıştığını gösteriyor.
Mali’nin jeopolitik önemi
Ülke, altın başta olmak üzere zengin yer altı kaynaklarına sahip ve Sahel bölgesinde stratejik bir geçiş hattında yer alıyor. Fransa’nın tarihsel nüfuzu ile Rusya’nın son dönemde artan etkisi arasındaki rekabet, bu kaynaklar ve jeopolitik konum üzerinden şekilleniyor. Bugünkü kriz, yalnızca iç dinamiklerin değil, aynı zamanda küresel güç mücadelesinin de bir yansıması olarak derinleşmeye devam ediyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et