Gebze’de yağmura rağmen binlerce işçi alanı doldurdu, 'boşalttı'
Gebze’de 1 Mayıs, yağışlı havaya rağmen yaklaşık 10 bin işçinin katılımıyla gerçekleşti. Sloganlarla yürüyen işçiler taleplerini dile getirirken, yürüyüşün ardından alanın kısa sürede boşalması dikkat çekti.
Fotoğraf: Hasret Gültekin Kozan/Evrensel
Hasret Gültekin Kozan
[email protected]
Gebze’de 1 Mayıs kutlamaları yağışlı havaya rağmen yoğun katılımla başladı ama Gebze Kent Meydanı'na sloganlarla giriş yapan işçiler "çok durmadan alandan ayrıldı". Gebze Sendikalar Birliği'nin çağrısıyla gerçekleştirilen 1 Mayıs'ta işçiler fabrika fabrika hazırladıkları pankartların arkasında yürüdü, taleplerini haykırdı. Yağan yağmur genel katılımı etkilemese de, yürüyüşün ardından işçiler alanı doldurmadan "boşalttı". Yine de her şeye rağmen 10 bine yakın işçi Gebze'den taleplerini haykırdı.
İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs, Gebze'de yağmura rağmen yoğun katılımla başladı. Trafo Meydanı’nda toplanan işçiler, Gebze Kent Meydanı’na doğru sloganlarla yürüyüşe geçti. Türk-İş, DİSK, KESK, Birleşik Kamu-İş ve TMMOB'a bağlı sendika ve odaların oluşturduğu Gebze Sendikalar Birliği üyeleri kortejlerini oluşturdu, Gebze Kent Meydanı'na yürüdü. Özellikle Petrol-İş Gebze, Petrol-İş İstanbul 2 No'lu Şube, Birleşik Metal-İş Gebze 1 ve 2 No'lu şubeler fabrika fabrika hazırladıkları pankartlarla yürüdü. Petrol-İş İstanbul 2 No'lu Şubeden kadın işçilerin elleriyle hazırladıkları dövizler dikkat çekiciydi. "DM'den yürümek yetmez, meydanlarda yürümek lazım" diyen kadın işçilerin coşkusu görülmeye değerdi. Kent Meydanı'na kadar, "Yaşasın onurlu mücadelemiz", "Direne direne kazanacağız", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek", "İşçiler açken patronlara huzur yok", "Krizin yükü patronlara", "Her yer Taksim her yer direniş", "Filistin halkı yalnız değildir" ve "Katil ABD Ortadoğu'dan defol" sloganlarıyla yürüdü.
Özçelik-İş Bursa'da, Türk Metal sosyal medyada kutladı
Yine çok sayıda üyeleri olan sendikalardan Özçelik-İş Gebze Şubesi Hak-İş'in Bursa'da yaptığı 1 Mayıs kutlamasına katılırken, Türk Metal'in Gebze ve Dilovası şubeleri ise 1 Mayıs'ı alanlarda değil sosyal medya üzerinden kutladı, fabrikalarda 1 Mayıs'ın lafı bile geçmedi.
İki yıl aradan sonra 1 Mayıs’ı yeniden Gebze’de kutlama kararı alan Gebze Sendikalar Birliği, işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nü coşkuyla kutladı. İşçi sendikaları yokken 1 Mayıs'ı kutlayan Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri de yine alandaydı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sol Parti, Devrimci İşçi Partisi (DİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Vatan Partisi'nin yanı sıra Birleşik Emekliler Sendikası, Emekliler Dayanışma Sendikası, Gebze İşçilerin Birliği Derneği, Demokratik Alevi Derneği de kortejlerini oluşturarak Gebze Kent Meydanı'na yürüdü. Petrol-İş Genel Başkanı Süleyman Akyüz ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da Gebze 1 Mayıs'ında yerini aldı.
Mehmet Türkmen ve Esra Işık'a özgürlük istendi
Gebze'de 1 Mayıs kürsüsünden tutuklu sendikacı Mehmet Türkmen ve yaşam savunucusu Esra Işık'ın serbest bırakılması da talep edildi: "BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen'in serbest bırakılmasını istiyoruz. Mehmet Türkmen işçi hareketi için ilham kaynağıdır. İşçilerin örgütlenme arayışı suç değildir. Sendikacıları hapseden hukuk anlayışını kınıyoruz. Akbelen'i savunan Esra Işık kardeşimizin de bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu barikatları aşmak için omuz omuzayız."
"Taksim Katliamı kanlı bir sayfadır"
Gebze Sendikalar Birliği adına açıklamayı Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 2 No'lu Şube Başkanı Necmettin Aydın gerçekleştirdi. "Bundan tam 140 yıl önce 1 Mayıs'ta '8 saat çalışmak, 8 saat dinlenmek, 8 saat uyumak' talebiyle başlayan büyük işçi mücadelesi tüm dünyanın emekçilerini ortak bir dava etrafında buluşturmaya devam ediyor" diyen Aydın, "49 yıl önce, 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda yüz binlerce işçi ve emekçi alanı doldurmuştu. O gün, tarihin gördüğü en kitlesel işçi buluşmalarından biri yaşanırken, işçi düşmanı karanlık odakların kiralık tetikçileri halka ateş açtı; yaşanan panikle, kurşunlar ve izdihamın neticesinde 34 işçi ve emekçi şehit düştü, yüzlercesi yaralandı. Taksim Katliamı, bu ülkede işçilerin ve emekçilerin tarihine kazınan kanlı bir sayfadır. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Anıları mücadelemizde yaşıyor" dedi.
"Biz yoksullaşırken patronlar kar rekorları kırmaya devam ediyor"
"Gebze Sendikalar Birliği olarak 1989'dan bu yana, 37 yıldır bu kentte işçilerin ve kamu emekçilerinin sesi olmaya devam ediyoruz" diyen Aydın, "37 yıldır her zorluğa göğüs gerdik, her baskıya rağmen mücadelemizi büyüttük. Gebze'nin fabrikalarında, tezgâhlarında, şantiyelerinde ter döken işçilerin, kamu hizmeti veren kamu emekçilerinin, işlerini kamu yararını gözeterek yapan hekim, mimar ve mühendislerin hakkını aramak için, onların sesi olmak için bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak bizim bu düzene itirazımız var. Çünkü biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz; ancak emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Uzun saatler boyunca daha düşük ücretlerle ve daha güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanıyoruz. Biz yoksullaşırken bankalar, şirketler ve holdingler kar rekorları kırmaya devam ediyor" diye konuştu.
"Failleri ve bu vahşete zemin hazırlayan sorumluları lanetliyoruz"
Kadınların, öğrencilerin, öğretmenlerin güvencesiz bırakıldığını vurgulayan Aydın, "Bu düzende yaşamın her alanında eşitsizlikle ve şiddetle karşı karşıya kalan kadınlar güvencesiz bırakılıyor; okullarda öğretmenlerimiz ve çocuklarımız katliamlarla karşı karşıya kalıyor. Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz; failleri ve bu vahşete zemin hazırlayan sorumluları lanetliyoruz. En son Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta saldırıya uğrayan öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle dayanışma içindeyiz. Ölen öğretmenimizi ve öğrencilerimizi rahmetle anıyoruz. Onların acısı bizim acımızdır. Biz biliyoruz ki, güvenli bir eğitim ortamı sağlamak devletin en temel görevidir. Bu cinayetler, bize bir kez daha göstermiştir ki kamu emekçilerinin güvenceli, grevli, toplu sözleşme hakkına sahip olması yalnızca bir sendika talebi değil, yaşamsal bir zorunluluktur" dedi.
"Haklarını söke söke alan madencileri selamlıyoruz"
"Sendikacılar, belediye başkanları, gazeteciler, gençler, kadınlar; itiraz eden kim varsa hapishanelere dolduruluyor" diyen Aydın, "Yargı sistemi talimatla işliyor, adalet yerini keyfiliğe bırakıyor. Hükümetin izlemiş olduğu yanlış ekonomik politikalar ve açıkladığı Orta Vadeli program 3 yıldır, işçileri, memurları, emeklileri daha da yoksullaştırdı. Sahte TUİK rakamları ile ücretler baskılandı. Asgari ücret açlık sınırının altında açıklandı. Asgari ücret ortalama ücret haline geldi. Emekli maaşları en düşük seviyede eşitlendi, milyonlarca emekli 20 bin liraya geçinmek zorunda bırakıldı. Alınan ücretler ev kirasını karşılayamaz hale geldi. Hükümetin ranta dayalı ekonomik politikaları sonucu faizler yükseldi, bankalar, finans kurumları, rantiyeciler, holdingler karlarına kar katarken, reel sektörde her gün işyerleri kapanmakta, toplu işçi çıkışları yaşanmaktadır. Sendikalaşma ve grev hakkı gasp ediliyor, toplu satış sözleşmeleriyle kamu emekçileri ve emekliler yoksulluğa ve sefalete mahkûm ediliyor. Ankara'da haklarını almak için günlerce direnen, direnerek haklarını söke söke alan maden işçilerini selamlıyoruz. Buradan iki yıldır kararlılıkla grevlerini sürdüren, Petrol-İş Sendikamızda örgütlü, Temel Conta işçilerini, 135 gündür grevlerini sürdüren Nakliyat-İş Sendikamızda örgütlü, TÜVTÜRK grevci işçilerini selamlıyoruz! Fabrikanın önünde, alanlarda sürdürdüğünüz direniş; bu ülkedeki işçi sınıfının hakkından vazgeçmeyeceğinin en güçlü kanıtıdır. Bilin ki sesiniz bu meydanda yankılanıyor!" diye konuştu.
"Sendikacılık suç değildir"
Tutuklu sendikacıların durumlarına da dikkat çeken Aydın, "Sendikal faaliyeti nedeniyle tutuklanan Limter-İş Sendikası yöneticilerini, derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. İşçilerin örgütlenme özgürlüğü ve sendikacılık temel bir insan hakkıdır; suç değildir. Yine buradan işçilerin hakkını savunduğu için holding patronlarının şikayetiyle tutuklanan Birleşik-Tekstil İşçileri Sendikası (Bir-Tek Sen) Genel Başkanı Mehmet Türkmen'e selam gönderiyoruz! Mücadelesi ve duruşu, işçi hareketi için bir ilham kaynağıdır. Açıkça söylüyoruz: Sendikacılık suç değildir! İşçilerin hak mücadelesi suç değildir! Bu ülkede sendikal faaliyeti suç sayan anlayışı reddediyoruz. Haklarını arayan işçileri, sesini yükselten sendikacıları hapseden bir hukuk anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz. Akbelen’de havasını, suyunu, doğasını, vatanını savunduğu için haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanan Esra Işık kardeşimizin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz" dedi.
"MESEM uygulamalarına son verilsin!"
"Grev yasakları, grevleri suç sayan anlayışla toplu sözleşme hakkının fiilen ortadan kaldıran, işçilerin örgütlenmesini zorlaştıran uygulamalar; tüm bunlar, sınıf mücadelesinin önüne çekilmiş barikatlardır" diyen Aydın, "Bu barikatları aşmak, sendikal hak ve özgürlükleri korumak ve haklarımız için bu meydandayız, bir aradayız, omuz omuzayız. Yine çocuklarımızı çıraklık eğitimi altında köleleştiren MESEM uygulamasına son verilmesini istiyoruz; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı ve güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli tüm adımlar derhal atılmalıdır. Dilovası’nda bir parfüm fabrikasında yanarak hayatını kaybeden kız kardeşlerimizi, Gebze'de çöken binanın altında kalarak hayatını kaybeden kardeşlerimizi saygıyla anıyoruz. Bu cinayetlere neden olan kurum ve kişilerin bir an önce cezalandırılmalarını talep ediyoruz" diye konuştu.
"Vergi yükünü sermaye taşısın"
Kıdem tazminatı ve vergi sorunlarına da değinen Aydın, "Kıdem tazminatı işçi sınıfının kazanılmış bir hakkıdır. Onlarca yıldır çeşitli biçimlerde bu hakka göz dikenlere bir kez daha hatırlatıyoruz: Kıdem tazminatına dokundurmayacağız! Kıdem tazminatını tasfiye etmeye yönelik girişim, işçi sınıfına açıkça ilan edilmiş bir savaştır. Vergide adalet istiyoruz, işçiler bugün tamamen adaletsiz bir vergi yüküyle karşı karşıya. Büyük sermaye gruplarına vergi avantajlarından yararlanırken, işçilerin kazancı yarısının vergiye gidiyor. Vergi adaleti yoksa, sosyal adalet yoktur. Vergi sisteminin en ağır yükünü taşıyanlar işçiler değil, sermaye olmalıdır" dedi.
"Savaşlar olmasın"
"Gebze Sendikalar Birliği olarak, ABD ve İsrail’in önce Filistin’e, şimdi de İran ve Lübnan’a yapmış olduğu saldırıları şiddetle kınıyoruz" diyen Aydın, "İran halkının ülkelerini kahramanca savunmalarını selamlıyoruz" dedi.
Aydın, Gebze Sendikalar Birliği olarak taleplerini ise şöyle sıraladı:
* Asgari ücretin belirlenme yöntemi ve komisyonun yapısı tamamen değiştirilmeli; asgari ücret, gerçek enflasyon ve insanca yaşam için gerekli koşullar dikkate alınarak güncellenmelidir.
* Taşeron ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmeli; her işçi güvenceli, sendikalı ve toplu sözleşme kapsamında çalışmalıdır.
* Örgütlenme özgürlüğü ve toplu sözleşme hakkı ile anayasal grev hakkının kullanılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
* Kamu emekçilerine grevli toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır.
* İş cinayetlerinin önlenmesi ve işçi sağlığı ile iş güvenliği denetimlerinin etkin şekilde yapılması için devlet sorumluluğunu yerine getirmeli; kaza ve ölümlerde sorumluluğu bulunan işverenler ile kamu görevlilerine yönelik cezasızlık politikalarına son verilmelidir.
* Okullarda öğretmenlere ve öğrencilere yönelik yapılan saldırılara karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır.
* Yıllarca prim ödeyen, emekli olamayan işçiler için bir an önce Kademeli Emeklilik yasasının çıkartılmasını talep ediyoruz.
* MESEM uygulamasına son verilmeli; çocukların şiddetten uzak, sağlıklı, güvenli koşullarda eğitim alması için gerekli adımlar atılmalıdır.
* Yaşamın her alanında ve çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kamucu sosyal politikalar hayata geçirilmeli, ILO 190 onaylanmalıdır.
* Yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, barışçıl gösteri ve toplanma hakkı güvence altına alınmalıdır. Tutuklu sendikacılar, gazeteciler ve siyasetçiler derhal serbest bırakılmalıdır. Laik, sosyal, hukuk devleti, AYM kararlarının uygulanması, seçme-seçilme hakkı teminat altına alınmalıdır.
* Ortadoğu’daki savaşlara karşı durarak bölgesel barış sağlanmalı, bölgedeki tüm halkların kardeşliği ve eşitliği esas alınarak emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele yükseltilmelidir.
* ABD ve İsrail’in yıkıcı savaş politikalarına, NATO’nun saldırgan rolüne karşı çıkıyoruz; ülkemiz emperyalist odaklarla ilişkisini kesmelidir. Uluslararası alanda emek dostu güçlerle dayanışma büyütülmelidir.
Necmettin Aydın’ın konuşmasının ardından işçiler hep birlikte davul zurna eşliğinde halay çekerek 1 Mayıs'ı coşkuyla kutladı.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et