30.04.2026 17:22 / Güncelleme: 17:32

Bağımsız tiyatro ekibi Antrakt7: Hem bize hem seyirciye yeni bir ‘aralık’

İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü 1 Mayıs öncesinde yeni kurulan bağımsız tiyatro ekibi Antrakt7 ile yeni oyunları “Fairfly”a, üretim süreçlerinde yaşadıkları zorluklara ve 1 Mayıs alanına taşıyacakları taleplerine ilişkin konuştuk.

Zeynep Algedik
[email protected]


Ankara— İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü 1 Mayıs öncesinde yeni kurulan bağımsız tiyatro ekibi Antrakt7 ile 1- 2 Mayıs’ta Ankara’da sahneleyecekleri yeni oyunları “Fairfly”a, üretim süreçlerinde yaşadıkları zorluklara ve 1 Mayıs alanına taşıyacakları taleplerine ilişkin konuştuk.

9 kişiden oluşan ekip; bir yandan beyaz yaka olarak farklı sektörlerde çalışırken, akademik eğitimlerine devam ederken bir yandan da üniversiteden beri tutkuları olan tiyatro üretimini gerçekleştiriyor.

Tiyatroya yönelik tutkularını İstanbul ve Ankara arasında sürdürmeye çalışan ekip üyeleri, yeni oyunları Fairfly’da da kendi hayat koşullarına benzer hayatlar yaşayan 4 farklı ‘beyaz yaka’ çalışanın yaşadıklarını seyirciyle buluşturuyor.

Antrakt7 Ankara ekibi | Fotoğraf: Evrensel

Antrakt7 Ankara ekibi | Fotoğraf: Evrensel

“Hiyerarşik bir düzlemde üretim yapmıyoruz”

ODTÜ’de bir öğrenci topluluğunda yolları kesişmiş, uzun süre amatör tiyatroyla uğraşmış, ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu’nda emek vermiş ekipleri Antrakt7’yi anlatan Umur Gerenli, “Biz bir mezun/çalışan tiyatrosu yapan insanlar olarak hala bir amatör ruhu ve kolektif bir yapıyı devam ettiren bir ekibiz. Hiyerarşik bir düzlemde üretim yapmamaya çalışıyoruz. Bizi iş hayatının o yeknesaklığı, hayatın hay huyu içinde nefes alma alanı yaratan bir kısmı var Antrakt7’nin. Gerçekten ismiyle müsemma bir ‘aralık, alan’ bizim için” diye konuştu.

Çağdaş Katalan yazar Joan Yago’nun kaleme aldığı Fairfly oyunu, çalıştıkları bebek maması şirketinde gerçekleşen toplu işten çıkarma süreciyle sarsılan dört beyaz yakalı arkadaşın hikâyesini sahneye taşıyor. Oyunun yönetmeni Raziye Zalgı, oyunu seçme sebeplerini anlattı: “Fairfly aslında 4 beyaz yakalının hikayesini anlatıyor. Bu 4 beyaz yaka işten çıkarmayla karşılaşsa ne yapar, neleri fark ederler üzerine bir oyun. Aslında o fark ettiği şeyler oyunu seçmemize sebep oldu. Bizler de çoğunluğu çalışan bir ekibiz. Onların beyaz yaka olmakta karşılaştıkları zorluklar, oyundaki karakterlerin yol alma biçimi o kadar bize benziyordu ki… Oyun sürecinde bizler de kendi çalışma hayatımızı, kendi zorluklarımızı keşfetme yoluna çıktık”

Oylum Seriner ise “Söylemek istediğimiz şeyi belirlerken dünya görüşümüze paralel olmasını istedik ve politik bir oyun yapmak istiyoruz demiştik. Özneyi suçlayan değil de herkesin hissettiği ve anlamlandıramadığı şeyler üzerinden bir şeyler söylemek istiyoruz. Fairfly’ı da konu itibariyle seçtik” diye anlattı.

“Kaynak olmadığından dekor ve kostümü sınırlandırıyoruz”

Üretim süreçlerinin kendilerini de dönüştürdüğünden bahseden ekip üyelerinden Melda Öcalan üretim koşullarına ilişkin, “Biz ikiye bölünmüş bir ekibiz, Ankara ve İstanbul olarak. Bu da bizim prova süreçlerimizi çok zorlaştırdı. Çalışan tiyatrosu başlı başına zor çünkü mesai sonrası yapmak zorundasın. Çok daha az prova alma şansımız oldu çalışma hayatımızdan dolayı” dedi.

Erişti, sahnelerin yüksek kira bedellerinin kendilerini zorladığını söylerken herhangi bir devlet sahnesinde ya da belediyelerde prova ya da sahneye çıkma imkanlarının olmadığını anlattı. Seyirci bulmakta da sorun yaşadıklarını söyleyen Erişti, “Salonların kişi sayısı da çok fazla onu doldurabileceğimiz bir durum da yok. Çünkü o görünürlük bir piyasa haline gelmiş. Belirli bilet satış uygulamalarına bağlı kalmak durumundayız” diye konuştu. Seriner ise maddi kaynakları olmadığı dekor ve kostümde kendilerini sınırlandırmakta zorunda kaldıklarını ekledi.

Ekibin üyesi Gerenli tiyatroya bakışın ve tiyatro üretimindeki yapısal sorunların üretimleri nasıl etkilediğini anlattı: “Tiyatronun bir kamusal ürün kabul edilmemesiyle ilgili bir sıkıntı var. Tiyatro bir üretim olarak toplumda karşılık olarak çarpan etkisi yüksek bir ürün aslında. Siz insanlarla kamuda başka bir yankı bulup insanların dönüşmesinden daha iyi bir toplum yaratılmasına katkı sağlamış oluyorsunuz. Ama bunu ticarethane mantığında değerlendirdiğinizde gelir vergisi, stopaj, KDV giriyor. Ve bunlar girdiğinde bir tiyatronun kendini döndürmesi de amatör bir üretim yapmak da imkânsız burada. Tiyatronun bir kamusal hizmet olduğunun farkında olup, bunun hukuki, sosyal altyapısının sağlanıp herkes için erişilebilir tiyatro olmalı. Üretimler küçülüyor, hikayeler daralıyor. Daha bireysel hikayelerle, tek kişilik hikayelerle anlatı tiyatrosuna dönmeye başlıyor tiyatro. Yapısal sıkıntılar üretimin çıktısını etkilediği için biz de bundan münezzeh olmuyoruz.”

Antrakt7 İstanbul ekibi | Fotoğraf: Evrensel

Antrakt7 İstanbul ekibi | Fotoğraf: Evrensel

“Tiyatro ekiplerinin iç örgütlülüğünün sağlanması önemli”

Ekip, 1 Mayıs’a hem tiyatro üreticileri olarak hem beyaz yaka, öğrenci ve akademik çalışan olarak katılacaklarını söyledi. Bu doğrultuda talepleri de oldukça fazla ancak çok net.

Gerenli taleplerini şöyle sıralıyor: “Tiyatro üretimi ve tüketimi herkes için daha erişilebilir, daha paylaşılabilir olmalı. İş hayatının harala gürelesi bizi o kadar sıkıştırıyor ki başka bir nefes alma alanını yaratmak için çok savaşmanız gerekiyor. Diğer taraftan hepimizin uzun çalışma saatleri, işlerinde yaşadığı mobbingler vs. işçi olmaktan kaynaklı taleplerimizi de alanda sınıf kardeşlerimizle beraber seslendireceğimiz talepler olacaktır.

Zalgı ise sanata ve sanatçıya özgürce üretim gerçekleştirebilecekleri alanların yaratılması gerektiğinin altını çizerek “Prova alabilelim, sahne bulabilelim; bunları da yüksek ücretlere maruz kalmadan yapabilelim. Bunun için belediyelerin destekleri, bağımsız tiyatro ve sahnelere ödeneklerin artması, vergilerin azalması talepleri yakıcı taleplerden” diye sıraladı.

Tiyatro ekiplerinin iç örgütlüğünün artması önemli ve uğraşılması gereken bir talep olduğunu söyleyen Erişti, tiyatrocuların ve beyaz yaka olarak çalışanların benzeştiğini hatırlattı:

“İkisinde de esnek çalışmanın, güvencesizliğin, uzun ve belirsiz çalışma saatlerinin olduğu iki farklı alan. Keza ikisi de sanki işçi değilmiş gibi lanse edilen, bir mücadelenin parçası olamayacak gibi düşünülen iki alan. Sanat üzerinden düşünecek olursak toplumdan ayrıksı görünen, herkesin gidemeyeceği ya da yapamayacağı; ancak belirli kesimlere ait görülen bir alan. Ama böyle değil, biz böyle düşünmüyoruz. Biz tiyatro için seyircinin de burada üretimin bir parçası olabileceği, kendini ifade edebileceği bir alan olduğunu düşünüyoruz”

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
30.04.2026 10:22

Galatasaray'ın eski yıldızından ilginç rekor: 6 dakikada 3 penaltı kaçırdı

Galatasaray’ın eski golcüsü Carlos Vinicius, aynı maçta kullandığı üç penaltıdan da yararlanamayarak gündem oldu.

Galatasaray'ın eski yıldızından ilginç rekor: 6 dakikada 3 penaltı kaçırdı

Fotoğraf: Jannes Glas/Unsplash

30.04.2026 12:35

MESEM’de istismar Meclis gündeminde | EMEP’li Karaca: Bu düzen çocukların güvenliğini ortadan kaldırıyor

EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Edremit’te bir simit fırınında staj yapan MESEM öğrencisinin cinsel istismara maruz bırakılmasını Meclis gündemine taşıdı. Karaca, ölüm ve istismarların “MESEM sisteminin fıtratı”na dönüştüğünü söyledi.

MESEM’de istismar Meclis gündeminde | EMEP’li Karaca: Bu düzen çocukların güvenliğini ortadan kaldırıyor

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

30.04.2026 14:42

Motosiklet devi Türkiye'de tekrar üretime geçecek

Honda, İzmir Aliağa’da yıllık 100 bin kapasiteli motosiklet fabrikasında üretime başladı. Artan satışlar ve genç nüfusun talebi, şirketin Türkiye yatırımında belirleyici oldu.

Motosiklet devi Türkiye'de tekrar üretime geçecek

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!