Kadınlar yoksulluğa, sömürüye, güvencesizliğe karşı 1 Mayıs’ta
Yarın 1 Mayıs. İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günü. Yarın ülkenin dört bir yanında kadınlar; savaşa, sömürüye, eşitsizliğe, güvencesizliğe ve şiddete karşı talepleriyle 1 Mayıs alanlarında olacaklar.
Fotoğraf: Evrensel
Arzu Erkan
1 Mayıs’a sayılı günler kala, birer gün arayla açıklanan 3 ayrı rapor kadınların, özelde de işçi kadınların hangi koşullarda 2026 1 Mayıs’ını karşılayacağını verilerle ortaya koymaları açısından oldukça dikkat çekiciydi. İlki 26 Nisan’da Ekmek ve Gül’ün 15 ilde 2 bin 800 kadınla yüz yüze görüşmeler şeklinde gerçekleştirdiği kadın yoksulluğu araştırmasıydı. Kadınların yüzde 88’inin yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını ortaya koyan araştırmaya göre kadınlar, başta gıda harcamaları olmak üzere en temel ihtiyaçlarından bile vazgeçmek zorunda bırakılıyor. Yaşamak için ek iş yapmak, bakım yükü nedeniyle daha çok kayıt dışı ve güvencesiz işlere yönelmek, borcu borçla kapatmak kadınların derinleşen yoksullukla baş etme pratikleri arasında.
Bu rapordan bir gün sonra açıklanan Genel-iş Emek Araştırma Dairesi (EMAR) Esnek Çalışma: Kısmi Süreli Çalışma Raporu ise Ekmek ve Gül’ün yoksulluk araştırmasını destekler nitelikte. Esnek istihdam modellerinden biri olan kısmi süreli çalışma modelinin Türkiye’de yaygınlaştığına dikkat çekilen EMAR raporunda; esnek çalıştırılan her 3 kadından birinin kısmi süreli istihdam edildiği belirtiliyor. Esnek çalışan her 3 kadından 2’sinin ise kayıt dışı çalıştırıldığı ortaya konuyor. Raporun bir diğer çarpıcı sonucu; kısmi süreli çalıştırılan işçilerin ücretlerinin açlık sınırının gerisinde belirlenen asgari ücretin bile altında olduğu! Birbirini destekleyen her iki rapor da ucuz emek gücü üzerine inşa edilen Erdoğan-Şimşek programı ile kadın işçilerin nasıl bir sefalete terk edildiğini belgeliyor!
Görünen o ki 2026 1 Mayıs’ında ücretlerin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, bu sınıra kadar olan ücretlerden vergi alınmaması, tam zamanlı ve güvenceli iş işçi kadınların başat talepleri olacak.
Kapitalist sömürünün en vahşi biçimleriyle uygulandığı fabrikalarda insanca çalışma koşulları talebi de işçi kadınlar için vazgeçilmez. Patronların kârının işçilerin sağlığından önce geldiği, maliyet hesabıyla en basit iş güvenliği önlemlerinin bile alınmadığı fabrikalarda iş cinayetlerinin yaşanmadığı tek bir gün bile yok. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (ISIG) iş cinayetleri raporuna göre mart ayında en az 148 işçi çalışırken can verdi. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerden 16’sı kadındı. Alınmayan önlemler, denetimsizlik, patronları koruyan yargı kararları, cezasızlık nedeniyle yaşanan iş cinayetleri kadar uzuv kaybına neden olan iş kazaları, kayıt altına bile alınmayan meslek hastalıkları fabrikaları birer mezbahaya dönüştürmüş durumda. 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Ravive Kozmetik'te yaşanan 3’ü çocuk, 6’sı kadın, 7 işçinin hayatını kaybettiği patlama; kadın ve çocuklara reva görülen çalışma koşullarını faş etti.
28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’nde Birleşik Metal-iş Sendikası dikkat çekici bir açıklama yayınladı. BMİS Kişisel Koruyucu Donanımlarda (KKD) Toplumsal Cinsiyet Açığı Araştırması, kadın işçilerin koruyucu donanıma erişimde erkeklerin gerisinde kaldığını ortaya koydu. Rapora göre barete erişemeyen kadın işçi sayısı erkeklerin beş katı!
Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın
Her üç raporda da kadın işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilebilmesi için örgütlenme hakkı önündeki engellerin kaldırılmasına vurgu yapılıyor. Sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması talebi, yasaksız grev, güvenceli iş talebi de bu 1 Mayıs’ın olmazsa olmazları olarak öne çıkacak.
Sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakkının baskı ve yasaklarla, işten atmalarla kağıt üzerinde kaldığı bir memlekette bu hakları elde etmek de bir mücadele konusu. Bu 1 Mayıs’ta da miting meydanlarının bu haklarına sahip çıkan kadın işçilerin kararlılığına sahne olacağı aşikar. İzmir 1 Mayıs’ı 507 gündür direnen Temel Conta işçisi kadınlar olmadan olur mu örneğin? Ya da Digel Tekstil işçisi kadınlar? Tokat, Tokat olalı Şık Makas işçisi kadınların direngenliği gibi bir direngenliğe tanıklık etti mi?
Doruk Madencilik işçilerinin baskılara ve gözaltılara karşı kararlılıkla sürdükleri ve kazanım elde ettikleri direniş sadece madencilerin azmi ile değil işçi eşleri ve çocuklarının direnişe katılımı ile de anılacak. Elinde tuttuğu faturalarla açlığa ve yoksulluğa isyan eden madenci eşinin öfkesi tüm kadınların öfkesi. Şimdi bu açığa çıkmayı bekleyen öfkeyi 1 Mayıs meydanlarına taşıma zamanı! Şimdi birleştiğimizde nasıl büyük bir güç olduğumuzu dosta-düşmana gösterme zamanı. Bu vahşi sömürü düzenine dur demek için, işçi sınıfından kadınlar olarak öfkemizle, isyanımızla, sınıf kinimizle ve elbette kahkalarımızla 1 Mayıs alanlarına akmaya!
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et