Eber Gölü'nde su savaşları: Çayırları sulamak için kesilen sular ekolojik yıkımı hızlandırıyor
Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden Eber Gölü, Akarçay üzerine kurulan yasa dışı bentler nedeniyle yeniden su kaybı riskiyle karşı karşıya kaldı.
Fotoğraf: Eber Gölü Yaşasın Hareketi
Özer Akdemir
[email protected]
Afyon - Afyonkarahisar sınırları içerisinde yer alan ve Türkiye'nin en büyük tatlı su göllerinden biri olan Eber Gölü, bu yıl bahar aylarında yağan yağmurlarla bir nebze canlanma umudu taşısa da, gölü besleyen ana damar olan Akarçay'ın önünün kesilmesiyle yeni bir krizin içine sürüklendi. Nisan 2026'da Çobanlar mevkisinde yasa dışı olarak inşa edilen bentler, suyun doğal akışını göl yerine hayvanların otladığı mera ve çayırlara yönlendirdi.
Yaşam savunucuları ve köylüler karşı karşıya geldi
Gölün dört gün boyunca (bugünle beş) susuz kalmasına tepki gösteren "Eber Gölü Yaşasın Hareketi", suyun özellikle kuşların en hassas olduğu yumurtlama ve yavru büyütme döneminde kesilmesinin kabul edilemez bir sorumsuzluk olduğunu vurgulayarak yetkilileri acil göreve çağırdı. Hareketin başkanı Önder Çiftçi, su kaynaklarına keyfi müdahalenin suç olduğunu, yasa dışı bent kuranların ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini belirtti. Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri tarafından bentlerin yıkılmasına rağmen bu yapıların kısa sürede yeniden inşa edilmesi, bölgedeki kaçak su kullanımının boyutlarını gözler önüne seriyor.
Fotoğraf: Eber Gölü Yaşasın Hareketi
Meralarını sulamak için bentleri kuran köylüler ise doğa hakkı savunucularının bu çağrılarına sosyal medya üzerinden tepki gösteriyor. Bölge halkından vatandaşlar, "Çobanlar halkı nereden sulayacak çayırını, senede 5 gün çayırlara su akıyor" diyerek suyu kendi hakları olarak savunuyor. Bu gerilim, suyu savunanlara yönelik fiziksel şiddet imaları içeren tehdit mesajlarına neden oluyor.
Gölün kurumaya yüz tutmasının çevresel etkileri
Uzmanlar; yasa dışı bentler, yılda 22 milyon tonu bulan kaçak yeraltı suyu kullanımı ve vahşi tarımsal sulama nedeniyle gölün 2,5-3 yıl içerisinde tamamen kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Eber Gölü'nün kurumaya yüz tutmasının yarattığı korkutucu çevresel ve ekolojik etkiler ise şöyle sıralanıyor:
· Dünyada sadece bu bölgede yetişen, tek bir çiçekten üç ila dört meyve verme özelliğiyle eşsiz olan Thermopsis turcica (Eber Sarısı / Piyan) bitkisinin yaşam alanı, göl sularının çekilmesiyle yasa dışı tarım alanlarına dönüşme tehdidi altında bulunuyor. IUCN kriterlerine göre nesli "Kritik Tehlike Altında" (CR) olan bu bitkinin yanı sıra, göle özgü Anadolu inci balığı ve Beyşehir kurbağası da büyük risk altında.
· Afrika-Sibirya göç yolu üzerinde bulunan ve 146'dan fazla kuş türüne ev sahipliği yapan gölde, suların ve besinin azalması nedeniyle pelikan ve flamingo gibi türler artık bölgeyi terk ediyor. Ayrıca suların çekilmesi, nesli tehlike altındaki saz kedisi gibi memelilerin de güvenli yuvalama alanlarını kaybetmesine neden oluyor.
· Derinliğin kıyılarda 30 santimetreye kadar düşmesi, göldeki kirlilik konsantrasyonunu felaket boyutlarına taşıdı. Akarçay aracılığıyla arıtılmadan göle karışan endüstriyel atıklar ve kentsel kanalizasyon suları, gölün su kalitesini IV. sınıf (çok kirli) seviyesine düşürdü. Çözünmüş oksijen seviyesinin kritik sınırların altına inmesi, kitlesel balık ölümlerine zemin hazırlıyor. Ağır metal birikimi ise göl tabanını adeta zehirli bir sediman havuzuna çevirmiş durumda.
· Gölün can çekişmesi, yalnızca ekolojik değil, geçimini kamışçılık (saz kesimi) ile sağlayan bölgedeki yaklaşık 6 bin köylünün de geçim kaynaklarını yok ederek yerel ekonomiye ağır bir darbe vuruyor.
Evrensel'i Takip Et