Akbelen direnişinin sembol ismi Esra Işık kelepçeyle duruşmaya getirildi: Mahkeme tutukluğunun devamına karar verdi
Akbelen direnişinin sembol isimlerinden Esra Işık'ın Milas Adliyesinde görülen ilk duruşmasında mahkeme, tutukluluğun devamına karar verdi. Akbelen’de ise eş zamanlı “Adalet Nöbeti” başlatıldı.
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’nı koruma mücadelesiyle tanınan ve 31 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan Esra Işık, Milas Adliyesinde ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme Işık hakkında tutukluluğun devamı kararı verdi.
Tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı düzenlenen eylemlerin ardından “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklanan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık, duruşmaya kelepçeli şekilde getirildi. Adliyeye getiriliş anına ait görüntüler kamuoyunda tepki topladı.
Akbelen'de "Adalet Nöbeti"
Esra Işık’ın duruşması sürerken, İkizköy halkı ve yaşam alanı savunucuları, Akbelen’de “Adalet Nöbeti” başlattı. Köylüler, duruşma sonucunu mücadele ettikleri bölgede bekleyeceklerini açıkladı.
Yapılan ortak açıklamada, “Duruşma günü Akbelen’de buluşacağız. Köylülerimiz ve Esra’mıza destek olmak isteyen tüm dostlarımızla beraber nöbet tutacağız” ifadeleri kullanıldı.
Duruşma 1 Haziran'a ertelendi
Muğla Cezaevinden İzmir 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevine (Şakran) sevk edilen Işık, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinde saat 10.00'da başlayan duruşmada savunmasını yaptı.
Işık savunmasında, suç kastı olmadığını ifade ederek, "Araç keşif heyeti olduğunu bilmiyordum, şirket için gelen yetkililer olduğunu düşündüm" dedi. Hakim, cumhuriyet savcısının da görüşü doğrultusunda Işık'ın tutukluluğunun devamına karar verdi ve davayı 1 Haziran’a erteledi.
Duruşmayı Işık'ın annesi Nejla Işık'ın yanı sıra CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, CHP Urfa Milletvekili Mahmut Tanal, Muğla Baro Başkanı Levent Akgün, CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ile bazı siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileri de takip etti.
“8 sandalye" tartışması
Duruşmayı takip eden CHP Milletvekili Mahmut Tanal, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, duruşma salonu kapasitesine dikkat çekerek yargılamanın şeffaflığı konusunda eleştirilerde bulundu.
Tanal, salonun yalnızca 8 kişilik kapasiteye sahip olmasının 'aleni yargılama ilkesini zedelediğini' belirterek, yurttaşların davaya katılımının sınırlandırılmaması gerektiğini ifade etti.
Tanal ayrıca, davada hakim ve bazı adliye personelinin müşteki sıfatıyla yer almasının yargılamanın tarafsızlığı açısından tartışma yarattığını söyledi.
Karar sonrası açıklama: "Çok büyük bir hukuksuzluk var"
Fotoğraf: Abidin Çınar/Evrensel
Karar sonrası açıklama yapan Esra Işık’ın avukatları, hukuksal olarak Işık'ın haklarını savunmaya çalıştıklarını ve seslerinin mahkeme tarafından duyulabileceğine inandıklarını belirtti. Avukatlar, "Bizim çıkardığımız seste adalet vardı, mevzuat vardı ve kanun vardı. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararda çok büyük bir hukuksuzluk var" dedi.
“Asıl mesele 679 parsel ve Milas’ın 7 köyünün acele kamulaştırılmasıdır”
Avukat Arif Ali Cangı ise konuşmasında Esra Işık'ın er ya da geç tahliye olacağını, esas meselenin ise 10 Ocak tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla 679 parsel ve Milas’ın 7 köyünün acele kamulaştırılması olduğuna dikkat çekti. Cangı, “Keşiflerden sonra bilirkişilerin tuttuğu tutanaklarla mahkeme el koyma kararı verebilir. El koyma kararlarından sonra 15 gün içinde ‘Tahliye et’ diye icra emri gönderir. Tahliye edilmezse zorla tahliye olur. Asıl buna ‘Dur’ demek gerekiyor. Önce Milaslılardan sonra Muğla genelinden ve tüm Türkiye'den buradaki haklı mücadeleye destek olmasını bekliyorum” diye konuştu.
“Adalet zenginin yanında”
İkizköy Muhtarı Nejla Işık ise konuşmasında, “Sevgimizle, saygımızla hiçbir taşkınlık yapmadan Akbelen’e çağrı yaptık. Ama görüyoruz ki karar baştan verilmiş. Biz iyi olmayacağız. Adalet zenginin yanında” dedi.
“Bu gözdağı toprağına, havasına, suyuna, yaşam alanlarına sahip çıkanlaradır”
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, yargı sürecindeki hukuksuzluğa dikkat çektiği konuşmasında, “Kamulaştırma yasasının, iktidar tarafından halkın emeğine, malına çökme yasası olarak çıkarıldığı anlaşıldı. Esra şahsında toprağına, havasına, suyuna sahip çıkanlara gözdağı verilmek istenmesine karşı daha çok demokrasi için, daha çok kazanımlar için mücadele etmek gerekir” diye konuştu. Gürkan, “Bu gözdağı toprağımıza, havamıza, suyumuza sahip çıkma mücadelesinedir. Ama aynı zamanda Esra Işık’ın uğradığı haksızlığa, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Milas’ın 7 köyünün acele kamulaştırılmasına, hakızlığa, hukuksuzluğa karşı vereceğimiz bir mücadele demektir. Esra’ya selam gönderirken ona direncinin devamını diliyor ve yanında olacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.
“Burada silahlı güçlerin gölgesinde yargılama yapıldı”
Mahmut Tanal, Esra Işık’ın kadın jandarma eşliğinde değil, erkek jandarma eşliğinde kelepçeyle getirilmesine tepki göstererek, “12 Eylül gölgesinde, silahında şarjör bulunan silahlı güçlerin gölgesinde yargılama yapılmadı, ama burada silahlı güçlerin gölgesinde yargılama yapıldı. İddianameyi düzenleyen savcı, bugün yargılamayı yapan yargıç oda komşuları. Burada objektif bir adalet, yargılama beklemiyoruz” diye konuştu.
Ne olmuştu?
Esra Işık, 30 Mart gecesi tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı yapılan protestoların ardından gözaltına alınmış, ertesi gün tutuklanmıştı. Milas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kabul edilmiş, tahliye talepleri ise reddedilmişti.
(Haber Merkezi)
Evrensel'i Takip Et