24.04.2026 00:35

İstanbul 1 Mayıs'ı ve amel defterine yazılacaklar

'1 Mayıs örgütlü birliğin/birleşmenin en ileri boyutta teşekkül ettiği bir gün olmasıyla işçi sınıfı için birleşme, örgütlenme ve örgütlü biçimde mücadele etme cephesinden bir ilham kaynağıdır.'

İstanbul 1 Mayıs'ı ve amel defterine yazılacaklar

Fotoğraf: Evrensel

Seyfi Selçuk


İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü 1 Mayıs’a az bir süre kaldı. Öncesi bir yana, fakat 1976 1 Mayıs kutlamalarından başlayarak son yarım asırdır her 1 Mayıs öncesi yaşanan -egemen güçlerce bilinçli olarak oluşturulan- belirsizlik ve bunun neden olduğu gerilim hali 2026 1 Mayıs’ında da karşımıza çıkmış bulunuyor. Özellikle “emeğin başkenti İstanbul” açısından.

Tekelci sermaye, devlet/hükümet tarih boyunca yasaklamalarla, 1977’de olduğu gibi katliamlarla, 1 Mayıs’ı engellemeye çalışmış; engelleyemediği durumda ise bölük pörçük hale getirmeye, içini boşaltmaya, kriminalize ederek etkisizleştirmeye yönelmiştir. 1 Mayıs her şeyden önce kapitalist toplumun iki temel sınıfının, yani burjuvazi ile işçi sınıfının cepheden karşı karşıya gelerek güçlerini sınadıkları/gösterdikleri bir gündür. Ve hâkim sınıf olarak burjuvazi 1 Mayıs’ın tarihsel anlamı ve özünü çok iyi bilmektedir.

K. Marx’ın da işaret ettiği gibi sermaye/burjuvazi mali gücüyle, devletiyle, ideolojik aygıtlarıyla tepeden tırnağa örgütlü “sosyal bir güç”tür. Yani kendisi için bir sınıftır. İşçiler ise mevcut halleriyle kendinden bir sınıftır. Ancak birleştiği, örgütlü bir halde eyleme geçtiği zaman kendisi için bir sınıf biçimini alır ve sermayenin karşısında “sosyal bir güç” haline gelir. İşçi sınıfının taleplerini elde etmek, kısa ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesinin başkaca bir yolu yoktur.

İşte 1 Mayıs bu örgütlü birliğin/birleşmenin en ileri boyutta teşekkül ettiği bir gün olmasıyla işçi sınıfı için birleşme, örgütlenme ve örgütlü biçimde mücadele etme cephesinden bir ilham kaynağıdır. Sermaye bu nedenle bu kaynağı kurutmak için elinden geleni ardına koymamaktadır.

Fakat ne ‘77 katliamıyla hedeflenen yıldırma amacı ne 12 Eylül’e uzanan sıkıyönetim koşulları ne de 12 Eylül faşist darbesi sermaye için sadra şifa olmamış, Türkiye işçi sınıfının hafızasından 1 Mayıs’ı silememiştir. İşçi sınıfı 1 Mayıs’a sahip çıkmış, her koşulda kutlamaktan geri durmamıştır. Kimi sendikal kaynaklar ‘77 1 Mayıs’ına 500 bin emekçinin katıldığını söylemektedir. Keza 90’lı ve 2000’li yıllarda işçi ve kamu emekçileri konfederasyonlarının ortak kutlama yaptığı mitinglere yüzbinlerce işçi katılmıştır. Bunun sonucudur ki tümden önlenemese de özelleştirmeler ve emek düşmanı bir dizi yasanın çıkışı geciktirilebilmiştir.

1 Mayıs’larda sermayenin tutumu salt yasaklamayla sınırlı kalmamıştır. O bunun yanı sıra politik koşullara bağlı olarak hedeflerine ulaşmakta takatsiz kaldığı anlarda, işçi sınıfı saflarından devşirip ajanlaştırdığı işbirlikçileri -sendika bürokrasisi- imdadına yetişmiştir. “İşçi aristokrasisi”ni de yanına alarak emre amade halde sermayenin “böl, parçala, etkisizleştir taktiği”nin bir aparatı rolünü severek üstlenmiştir.

Bu noktada bir hususu vurgulamak gerekiyor: 1980’lerin son yıllarından başlayarak son kırk yıldır proleter devrimci hareket ile sınıf dışı sol, sosyalist parti, örgüt ve akımlar arasında süregelen 1 Mayıs’a ilişkin tartışma ve mücadele tam olarak bu ideolojik zeminde biçimlenmiş ve gerçekleşmiştir. Marksist hareket Taksim alanı başta olmak üzere alan ve diğer -sağcı sendika, solcu sendika ayrımı vb- tartışma konularını sınıf-güç ilişkilerine bağlı bir sorun olarak görüp işçilerin birliğini sağlamayı önceleyen bir tutumla hareket ederken, diğerleri bu konuları “ilkesel sorun” düzeyine yükselterek, kime yarayacağını hiç dikkate almadan, bölünmeye meşruiyet sağlamaya çalıştılar. Niyetler iyiydi, kuşku yok. Ne ki, cehenneme giden yolun taşlarının da iyi niyetle döşendiğini unutmamak gerek.

Bugün yine sendikal bürokrasi işçilerin bölünmesinde bir kez daha baş aktör rolünü üstlenmiş durumda. Hak-İş 1 Mayıs’ı Bursa’da Özbek sendikacılarla beraber kutlayacaklarını aylar öncesinden ilan etti. Türk-İş ise belli ki işçisi az il arayışının derdine düşmüş. Kürt illeri bilinen nedenle -Dem Parti katılır endişesi- kendiliğinden devre dışı kalınca Edirne’yi seçmiş. Fakat bu sıradan bir yer seçimi değil. Emeğin başkenti İstanbul’da işçi, memur konfederasyonlarının yapacağı ortak bir kutlamanın, saray rejiminin -dolaysızca sermayenin- başını hayli ağrıtacağı kesin. Üstelik bunun bir de 2 Mayıs ve sonrası var. Dahası, Türkiye işçi sınıfı sermaye ve onun iktidarlarına 1 Mayıs kürsüsünden mesajını bugüne kadar hep İstanbul’dan vermiştir. O nedenledir ki, İstanbul 1 Mayıs’ı sermaye, devlet/hükümet ve sendikal bürokrasinin hep hedefinde olmuştur. Sendikal bürokrasinin İstanbul 1 Mayıs’ından şeytanın besmeleden kaçması gibi kaçarak soluğu Bursa‘da, Edirne’de almasının altında yatan sınıf gerçekliği tam olarak budur.

Edirne hem bir “serhat şehri” hem de Osmanlıya 92 yıl başkentlik etmiş; üstelik dikkate değer sayıda işçi de yok! Bol bol hamaset yapmaya müsait yani... Hem böylece sarayın gönlü de hoş tutulmuş olur. İşte size işçi sınıfından ve onların sorunları ve taleplerinden arsızca, hayasızca kaçışın mükemmel bir yolu! Bu durum sarayın arka bahçesi Hak-İş için de Memur-Sen için de aynen geçerli.

Hal böyle olunca gözler haklı olarak bu konfederasyonlara bağlı sendikaların yönetimlerine, özellikle de kendilerine “mücadeleci sendikacı” payesi verilmesinden ziyadesiyle hoşnut olan sendikacılara döndü. Geçmişte İstanbul İşçi Sendikaları Şubeleri Platformu adı altında bir araya gelen şube yönetimleri ve onlara her türlü desteği veren TÜMTİS, Hava-İş, Petrol-İş, Selüloz-İş, Basın-İş gibi sendikaların genel merkezlerinin tavrı benzer durumlarda tabloyu değiştiriyordu. Bugünkü gibi “kaçak göçek işler”e izin vermemişlerdi. DİSK içinde “sol”, Türk-İş içinde “sağ/muhafazakâr” gerekçelerle öne çıkan bölme girişimlerini etkisiz hale getirip ortak güçlü 1 Mayıs kutlamalarının önünü açmayı başarmışlardı. Hiçbiri, muhalif olduklarını söyledikleri konfederasyon bürokratlarının peşinden, sırf ikbal kaygısıyla “ters düşmemek lazım” diyerek gitmemişlerdi.

2026 1 Mayıs’ı bu açılardan şimdiden bir turnusol oldu. Mücadeleci sendikacı olarak bilenen ve fakat işçi sınıfının en ihtiyaç duyduğu anda gerekli cesaret ve kararlılığı gösteremeyenlerin gerçek yüzünü faş etti. Sınıf mücadelesi uzun solukludur; işçi sınıfı bu gibi olumlu ya da olumsuz deneyimlerinden ders alarak ilerleyecek ve kendi yolunu bulacaktır. İşçi sınıfının mevcut dağınıklığı ve örgütsüzlüğünü fırsat bilerek arkasından dümen çevirenler ise sınıf hareketi ve sendikal hareketin amel defterine bugün aldıkları tutumla kaydedilecektir. Bu tutuma verilecek en iyi cevap henüz vakit varken bu durumu işçiler arasında tartışmaya açmak, en fazla sayıda işçiyi 1 Mayıs faaliyetine katarak İstanbul 1 Mayıs’ının proleter karakterini güçlendirmek olacaktır.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
23.04.2026 16:00

Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu: Ekmek, barış ve adalet için 1 Mayıs’ta alandayız

Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ta İstasyon Meydanı’nda düzenlenecek mitinge katılım çağrısı yaptı. Platform, ekmek, barış ve adalet taleplerinin alanlarda buluşacağını belirtti.

Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu: Ekmek, barış ve adalet için 1 Mayıs’ta alandayız

Fotoğraf: MA

23.04.2026 20:34 / Güncelleme: 20:34

Kriz Notları | 'Şimşek'le nereye kadar ?'

Kriz Notları’nda bu hafta Doç. Dr. Ümit Akçay ve Dr. Ali Rıza Güngen, Şimşek’in programına yönelik eleştirileri, ekonomi yönetiminin yanıtlarını ve faiz kararının etkilerini değerlendiriyor.

23.04.2026 12:39 / Güncelleme: 14:08

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

Ücret ve tazminat alacakları için Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding önünde açıklama yaptı. İşçiler, haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

23.04.2026 20:56

İzmir'de kadınlar İlayda Zorlu için yürüdü: Faillerin yargılanması için mücadeleye devam edeceğiz

İzmir'de kadınlar, 18 yaşındaki İlayda Zorlu'nun ölümünün “intihar değil cinayet” olduğunu savunarak yürüyüş düzenledi; olayın aydınlatılması ve sorumluların yargılanmasını talep etti.

İzmir'de kadınlar İlayda Zorlu için yürüdü: Faillerin yargılanması için mücadeleye devam edeceğiz

Fotoğraf: Bahar Emreoğlu / Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!