Böcek ailesinin ölümüne ilişkin dava: Tutuklu 5 sanıktan 1'i tahliye edildi
Almanya’dan tatil için geldikleri İstanbul’da hayatını kaybeden Böcek ailesine ilişkin açılan davanın duruşması görüldü. Mahkeme resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine karar vererek duruşmayı 26 Haziran'a erteledi.
Fotoğraf: DHA
İstanbul – Almanya'dan tatil için geldikleri İstanbul'da 'zehirlenme' şüphesiyle hastanede tedavi altına alınan, ardından hayatını kaybeden Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek'in ölümüne ilişkin açılan davada 5'i tutuklu 6 sanık hakim karşısına çıktı. Mahkemeye heyeti, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek duruşmayı 26 Haziran'a erteledi.
5'i tutuklu 6 sanık hakim karşısında
Duruşma saat 11.00 sıralarında kimlik tespitiyle başladı. Duruşmada 4 sanık hazır bulunurken, diğer sanıklar duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Diğer yandan duruşmaya müşteki ve sanık avukatlarıyla taraf avukatları ve çok sayıda izleyici de katılıyor.
“Ölümlerin ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum”
Otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, "Sayın heyet benim canım feda olsaydı da onların saçlarının teline bir zarar gelmeseydi keşke otelim malım mülküm yansaydı da bu aile yaşasaydı. Bu zamana kadar birçok şey söylendi. Ben uzun yıllar otelcilik ve garsonluk yaptım. Olayın yaşandığı dönemde bacağımda bir yara oluştuğu için tedaviye başladım ve bu süreçte otele çok fazla uğrayamıyordum. Halil Duran beni aradı ve 101 numaralı odada haşere şikayeti olduğunu ve ne yapmamız gerektiğini sordu. Ben de 'İlaçlama şirketini arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla şirket birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar ve biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ölümlerinin ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde bile ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı ben nasıl bilebilirim ki. Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Sağlık sorunlarımdan dolayı tahliyemi talep ediyorum" dedi.
“Otelin kapısını da kilitledim”
Resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti ise, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00’da otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00’de, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu" şeklinde konuştu.
“Çalışanlarıma sadece dikkatli olun diyorum”
İlaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı ise savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik. Benim şirketim temizlik şirketi olarak geçiyordu ilaçlama şirketi olarak değildi galiba tam olarak hatırlamıyorum. Çalışanlarıma dikkatli olun diyorum sadece. Benim ilaçlarım insan öldürmez. Çok üzgünüm vicdan azabı çekiyorum" dedi.
Mahkeme başkanı'ndan uyarı
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı "Bak hiçbir tedbir almamışsın. Bilmiyorsun bari bilen birisini al sen onu da yapmıyorsun iş yaptığın kişiler hiçbirşey bilmiyor. Çarşambanın gelişi perşembeden belli olur" dedi.Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmada bir yetkim yoktur"dedi.
“Beni temizlik personeli olarak işe aldılar”
İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Caferoğlu ise savunmasında, "Serkan ve Zeki’yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, 'Boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin' dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum işle ilgili, 'Biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin' dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve Ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım’da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu.
“Bebeği aldığımda nabzını alamadım”
Sanık savunmaları sonrası müşteki ve tanık beyanları dinlendi. Müştekiler şikayetçi olduklarını ifade ederken, tanık sıfatıyla beyanda bulunan Umut Baran, "Benim otelin olduğu yerde 3 iş yerim var. Dükkandan çıktığımda otelin önünde ambulans vardı. Olay yerine gittiğimde bebeği bana verdiler. Bebeği aldığımda taş gibiydi nabız alınmıyordu öldüğünü düşündüm. Anne yukarıdaydı. Babayla birlikte anneyi aldık, yürüyemiyordu kolundan tutarak indirdik. Sonrasında takviye ambulans geldi anneyi ambulansa bindirdik" dedi. Bir diğer tanık olan otel müdürü Halil Duran, "Ben oteldeyken 101 numaralı odayla ilgili ilaçlama çalışması yapılması gerekti. Ben de bunun üzerinde ilaçlama firmasını aradığımda Serkan ilaçlama isimli bir numarayla görüştüm. Zaten aynı firmayla yine aynı kişiyle iş yapmıştık. İlaçlama günü ben Diyarbakır'daydım. İlaçlama sonrası bana mesaj gönderildi. Otomatik bir mesajdı 2 gün odaya girilmemesine dair bir mesaj aldım" dedi.
26 Haziran'a ertelendi
Avukat beyanlarının alınmasının ardından görüş bildiren Cumhuriyet Savcısı, müştekilerin davaya katılma taleplerinin kabulünü, eksik hususların giderilmesini, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Cumhuriyet Savcısı ayrıca olayla ilgisi olduğu düşünülen tanık Halil Duran hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını da ifade etti. Duruşma sonrası ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma eksik hususların giderilmesi için 26 Haziran Cuma günü saat 10.30'a ertelendi.
İddianame
İddianamede, otelde konaklayan Servet Böcek, Çiğdem Böcek, Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in ölümüyle ve yabancı uyruklu Mustafa Taamart, Reda Fakhri ve Ayoub Hamraoui’nin yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, mağdurların turistik gezi amacıyla İstanbul’a geldikleri, her iki grubun da olayın meydana geldiği otele yerleştirildikleri belirtildi. Otelin 101 numaralı odasında böcek olduğu yönündeki şikâyet üzerine otel yetkilisi Hakan Oğlak’ın, odada ilaçlama yapılması kararını aldığı, DSS İlaçlama şirketiyle görüşerek odanın ilaçlanması hususunda tarafların anlaştıkları, otel resepsiyonunun hemen yanında bulunan 101 numaralı odanın şirket görevlisi şüpheli Doğan Cağferoğlu tarafından ilaçlandığı aktarıldı. Bu süreçte otelde resepsiyon görevlisi şüpheli Muhammad Moeen’in bulunduğu, Muhammad’ın mesaisinin bittiği, ancak diğer resepsiyon görevlisi şüpheli Rustemsha Batyrov’un, şüpheli Muhammad’a 'Ben çok hastayım, yerime bakabilir misin?' demesi üzerine, şüpheli Muhammad’ın gece tekrar otele gelerek çalışmaya devam ettiği belirtildi.
7 dakika boyunca kapının açılmasını beklediler
İddianamede, gece resepsiyonun yanında bulunan 101 numaralı odanın ilaçlanması sebebiyle kokudan rahatsız olan şüpheli Muhammad’ın otelden çıktığı ve otelin dış kapısını kilitlediği, Böcek ailesinin ise bir gün önce mide bulantısı ve kusma şikâyetleri nedeniyle hastaneye gittikleri, tedavi görüp hastaneden ayrıldıkları; ancak olay gecesinde rahatsızlıklarının artarak devam ettiği, bu nedenle mağdurların ambulans çağırdığı yazıldı. Mağdur Servet Böcek’in, durumu ağır olan kızı Masal’ı kucağına alarak ambulansa götürmek için otelin lobisine indiği, ancak otel kapısının kilitli olması sebebiyle kapıyı açamadığı, yaklaşık 7 dakika boyunca kapının açılmasını bekledikleri ve kapıda bekleyen ambulansa ulaşamadıkları belirtildi. Bu süreç sonunda şüpheli Muhammad’ın gelen sesleri duyarak otele gelip kapıyı açtığı, mağdurların bu şekilde ambulansa alınarak hastaneye kaldırıldıkları, mağdur çocuklar Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in aynı gece vefat ettikleri, ertesi günlerde ise mağdur Çiğdem Böcek ile mağdur Servet Böcek’in tedavi gördükleri hastanede hayatlarını kaybettikleri aktarıldı. Ayrıca yine otelde kalan ve turistik amaçla İstanbul’a gelen, şikayetleri bulunmayan müştekiler Mustafa Taamart, Reda Fakhri ve Ayoub Hamraoui’nin hastaneye gelerek tedavi oldukları ve taburcu edildikleri yazıldı.
Olayın önlenebilir olduğu belirtildi
Zehirlenerek vefat eden Servet Böcek, Çiğdem Böcek, Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in otelin birinci katında bulunan 202 numaralı odada kaldıkları, dolayısıyla resepsiyonun bir üst katında oldukları belirtildi. Otelde hiçbir teknik ve tıbbi önlem alınmadan ilaçlama yapılması, tedbir alınmadan gerçekleştirilen ilaçlama ile birlikte otelde acil durumlarda müdahale edecek bir personelin bulundurulmaması ve bununla birlikte otelin dış kapısının kilitlenerek müteveffaların yardım almalarının geciktirilmesinin, olayın ölümle sonuçlanmasında etken olduğunun anlaşıldığı ifade edildi. Öte yandan iddianamede şüpheli Serkan Kışı’nın, zehirlenme vakasına yol açan uygulamayı izinsiz olarak gerçekleştirdiği, ayrıca biyosidal ürün uygulayıcı sertifikası bulunmayan firma çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun, 'Alüminyum Fosfit' aktif maddeli 'Fumigas yüzde 57 TB' isimli ürünü kullanarak bilinçsiz, usulsüz ve sertifikasız şekilde ilaçlama yaptığı belirtildi. İlaçlama firmasının teknik kusuru kadar, hizmet veren otel işletmesinin de özen yükümlülüğü kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, otel yetkililerinin otelin ilaçlanmasını sağlamakla yükümlü oldukları kadar, bu işlemin insan sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle icra edilmesini denetlemekle de yükümlü oldukları aktarıldı. Olayın öngörülebilir, önlenebilir ve kontrol edilebilir nitelikte olduğu, gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınmaması nedeniyle meydana geldiği kaydedildi.
22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi
İddianamede Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Caferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moenn Ud Din Chıshtı hakkında, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak’ suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Şüpheli Rustemsha Batyrov hakkında ise ‘Taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Evrensel'i Takip Et