Beko Eskişehir işçileri: 1 Mayıs parçalı değil, birleşik olmalı
‘Hepimiz bulunduğumuz yerlerde örgütlü olan sendikaları, konfederasyonu fark etmeksizin 1 Mayıs’ı birleşik bir şekilde kutlamaları için zorlamalıyız’
Görsel: Al
Merhaba, ben Eskişehir’de bir Beko işçisiyim. 1 Mayıs yaklaşırken arkadaşlarımızdan farklı planlar duyuyoruz. Kimisi evde dinlenmek istiyor, kimisi tatile gitmek istiyor, kimisi ise 1 Mayıs’a katılmayı planlıyor. Sahi nedir bu 1 Mayıs? Patronların işçilerin emeğine saygı nişanesi olarak lütfettiği bir istirahat günü mü? Yoksa 1 Mayıs 1886 yılında Chicago işçilerinin kanıyla canıyla önünü açtığı ve Türkiye’de bu kazanımı korumak için 1977 1 Mayıs’ında kontrgerilla saldırısıyla adı “Kanlı 1 Mayıs” olan kıran kırana bir savaşta işçi sınıfının söküp aldığı, sesinin en gür şekilde sokaklarda yankılandığı bir direniş günü mü?
Patronlar sadece iş yerinde çıkacak sesten değil, sokaktan çıkacak sesten de korkuyorlar. Onlar için makul olan 1 Mayıs; işçilerin evinde TV izlediği, tatile çıktığı, sınıfsal çıkarların gözden geçirilmesi yerine bireysel bir “istirahat” yapılan gündür. Hepimizin bulunduğumuz iş yerlerinde çevremizdeki arkadaşlarımızı da çağırarak bu 1 Mayıs’ta sınıfımızın gür sesine ses katmamız gerekmez mi?
‘Parçalı değil birleşik ses çıkmalı’
Merhaba, ben Eskişehir’de bir Beko işçisiyim. 1 Mayıs yaklaşırken sendika konfederasyonlarının tutumları hakkında birkaç kelam etmek istiyorum.
Öncelikle toplu iş sözleşmeleri yapılırken masaya yüzde 38 zamla oturup bir gece yarısı yüzde 28 zamma imza atarak kalkan Türk-İş’in ertesi gün fabrikada zafer havasında açıklama yapmasını ve birkaç gün sonra fabrikada sandalyelerin kaldırılıp birkaç dakikalık dinlenme anlarımıza da göz dikilmesini, bugüne gelene kadar da alım gücümüzün iyice eridiğini söyleyerek başlamalıyız. Bitmedi; devletin vergilerimizle ödeyerek patrona ucuz iş gücü olarak sunduğu İŞKUR eğitim programı kapsamında çalışan çok sayıda işçiden bahsetmek gerekir. Bu çalışma şekillerini, “saatlik ücretleri yüksek” kadroluları işten atmanın yolu olarak görüyorlar.
Başta DİSK ve Türk-İş olmak üzere sendikalar 1 Mayıs’ı farklı yer, konuşmacı ve açıklama metinleriyle ele almayı tartışıp duruyorlar ve bu yeni bir şey de değil. Neden? Bence bu durum; sendikal bürokrasinin (sarı sendika) hem patron karşısında en büyük ve tek, dolayısıyla pazarlıkta sendika tarafındaki payı tek başına yemek isteme taktiği hem de birleşik bir 1 Mayıs kutlamasının -sendikanın olduğu ve olmadığı tüm fabrikalarda ve iş yerlerinde- sendikal bürokrasiye rağmen patronlarla dişe diş bir mücadelenin önünü açmasının, sınıf mücadelesinde bizler lehine bir kilometre taşı potansiyeli taşımasının korkusundan kaynaklanıyor. Yoksa işçilerin birleşme günü olarak bilinen 1 Mayıs’ta neden tek bir gür ses yerine parçalı cılız ses istenir ki? Bence hepimiz bulunduğumuz yerlerde örgütlü olan sendikaları, konfederasyonu fark etmeksizin 1 Mayıs’ı birleşik bir şekilde kutlamaları için zorlamalıyız.
Evrensel'i Takip Et