Raylı sistemlerde intiharlar gündemden düşmüyor: 'Vakalarla kamusal ve kapsamlı mücadele gerekiyor'
Son zamanlarda özellikle raylı sistemlerdeki intiharlar gündeme gelirken Prof. Dr. Halise D. Özgüven, İstanbul’da son 5 yılda ulaşım hatlarında 449 intiharın yaşandığını belirtti.
Fotoğraf: Anna Dziubinska/Unsplash
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]
İstanbul – Türkiye’de intihar hızı son 50 yılda üç katından fazla arttı. Özellikle metro ve Marmaray gibi kamusal alanlarda yaşanan intihar vakaları daha görünür hale gelmeye başladı. İstanbul’da Marmaray’da son 15 günde 4 intihar vakası meydana geldi. Kamusal mekanlarda gerçekleşen intiharlar ya da intihar girişimleri, bireysel birer dram değil. Aynı zamanda toplumsal koşulların ve önleyici politikaların yetersizliğini sorgulatıyor. Türkiye Psikiyatristler Derneğinden Prof. Dr. Halise D. Özgüven, intiharın “önlenebilir bir ölüm nedeni” olduğunu vurgulayarak çarpıcı veriler paylaştı.
İstanbul’da raylı sistemlerde 5 yılda 449 intihar girişimi
Türkiye’de intihar istatistiklerinin 1974’ten beri düzenli tutulduğunu belirten Özgüven, “Bu izlem bize Türkiye’de intiharların 1974 yılından beri sürekli artma eğiliminde olduğunu gösteriyor. 1974’te her yüz bin kişide 1.5 kişi yaşamına son veriyorken bu sayı 2024’te yüz binde 5.2’ye yükselmiş durumda. Bu dünya ortalaması olan yüz binde 10’un altında ama dünya genelinde olmayan bir artış eğilimi var bizde. Kamusal alandaki intiharların hızı ile ilgili kapsamlı bir verimiz yok ama 14 Ekim 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Dairesi Başkanlığı girişimiyle Yenikapı Metro Akademi’de düzenlenen ‘İntihar ve Kent Mekanı: Riskli Alanlarda Önleyici Tedbirler Çalıştayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2020-2025 yılları arasında ulaşım hatlarında 449 ve park ve bahçelerde 293 intihar olayı gerçekleştiği bilgisini bizlerle paylaştı” ifadelerini kullandı.
Neden kamusal alan ve neden metrolar?
İntihar davranışlarını ‘intihar girişimleri ve tamamlanmış, yani ölümle sonuçlanmış intiharlar’ olarak incelenmesi gerektiğine vurgu yapan Özgüven, “Bu iki grup birbirinden farklı. Girişimler genellikle kişinin gerçekten ölmeyi istemediği, yardım için çağrıda bulunduğu, psikiyatrik bir hastalıktan çok çeşitli yaşam krizleri ile tetiklenen ve kişinin genellikle ilaç içmek, bileklerini kesmek gibi ölümcüllüğü yüksek olmayan yöntemleri kullandığı durumlardır. Diğer grupta ise ağır psikiyatrik hastalıklar söz konusudur, kişi yardım aramayı değil hayatını sonlandırmayı hedefler ve genellikle ası, ateşli silahlar, yüksekten atlama ve araçların önüne atlama gibi ölümcüllüğü yüksek yöntemler kullanılır. Yani kamusal alanda gerçekleşen ası, yüksek binalardan, köprülerden atlama, raylı sistemlerin önüne atlama gibi intihar yöntemlerini kullanan bu kişiler kurtulma olasılığını en aza indirmek istiyorlar diyebiliriz” dedi.
Marmaray ve metroların önüne atlayan intihar vakalarını giderek daha sık duymamızın iki sebebi olduğuna dikkat çeken Özgüven, “Birincisi, intiharın bulaşıcılığı ve medya etkisiyle ilgili. Medya etkisi ve bulaşıcılık, Goethe’nin ünlü romanı Genç Wether’in Acıları’nın 1774’te yayımlanması sonrası ortaya çıkan intihar salgınından beri çok iyi biliniyor. Bu tür haberler basında yer aldıkça, hele de basın etiğine uygun olmayan biçimde ayrıntılı, fotoğraflarla ve romantize edilerek yer aldıkça, bulaşma etkisini önleyemeyiz. Dünya Sağlık Örgütünün önerileri doğrultusunda, bu tür haberlere mümkünse basında yer verilmemesi, yer verilecekse kısa, ayrıntısız, fotoğrafsız ve bu tür düşünceleri olan kişilerin tedavi için başvurmaları teşvik edilerek sunulması gerekli. İkincisi, raylı sistemlerde kazaları ve intiharları önlemeye yönelik olarak peron ayırıcı kapı sistemi ve koruyucu bariyerler gibi önlemlerin yetersizliği ile ilgili. Bu tür uygulamaların raylı sistemlerde intihar davranışlarını azalttığı çeşitli ülkelerde gösterilmiş durumda” ifadelerine yer verdi.
"Ekonomik bunalım, yalnızlaşma, sosyal desteklerin azalması"
İntihar davranışının biyolojik, psikolojik ve sosyal kökenleri olan kompleks bir olgu olduğunun altını çizen Özgüven, “İntiharın sosyal kökenleri yalnızlaşma, yabancılaşma, toplumsal değerlerin kaybı, sosyal desteklerin azalması, göçler ve ekonomik sorunları kapsıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde intihar davranışlarının arttığını biliyoruz. Göç eden kişilerde ve bu kişilerden sonraki ikinci nesilde intihar riskinin yükseldiği gösterilmiş durumda. Ama bu olgular tüm intiharları kapsıyor, kamusal alandaki intiharlarla özel bir ilgisi yok. Kamusal alandaki intiharların toplumsal koşullarla özel ilgisi, az önce sözünü ettiğim şekilde, medya etkisi ve bulaşıcılık ile ilgili olabilir” dedi.
İntiharları önlemek mümkün
İntiharların artmasını önlemek için kapsamlı bir ulusal intiharı önleme programının geliştirilip uygulamaya konulması gerektiğini vurgulayan Özgüven, bu programın TTB, Türkiye Psikiyatri Derneği gibi kurumlarla iş birliği yaparak Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu tür programların yapıldığı ülkelerde intihar hızının düştüğünü söyleyen Özgüven, böyle bir programın neleri içermesi gerektiğini şu maddelerle ortaya koydu:
· Psikiyatrik hastalıkların erken tanısının ve tedavisinin sağlanması gerekli. Çünkü ölümle sonuçlanan intiharların yüzde 90’ının psikiyatrik hastalıkları bulunuyor. Bu konuda gerekli tedavi olanaklarının sunulması, toplumun bu tür durumlarda doktora başvurmaktan çekinilmemesi konusunda eğitilmesi ve kişilerin damgalanmış hissetmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Türkiye’de intihar düşüncesi olan kişilerin 24 saat arayabileceği telefon hattı hizmeti yok ne yazık ki. Böyle bir sistemin oluşturulup hizmete sunulması da çok yararlı olur.
· İntihar araçlarının ulaşılabilirliğinin azaltılması çok önemli. Zehirli maddeler ve ilaçlara ulaşım sınırlandırılmalı, bireysel silahlanma zorlaştırılmalı, raylı sistemler, köprüler bariyerlerle korunmalı, yüksek binalarda pencere sistemleri kısıtlı olmalı ve parklar-bahçeler izlenmeli.
· İntiharı özendiren, riskli kişilerde bu davranışı tetikleyebilecek haber ve yayınlar önlenmeli.
Türkiye’de intihar vakaları yükseliyor: Artışın merkezinde gençler var
Türkiye’de intihar vakalarındaki artış ve özellikle gençler arasındaki yükseliş dikkat çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son yıllarda hem toplam intihar sayısı hem de kaba intihar hızı artış eğilimi gösteriyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de intihar sayısı 2011 yılında 2 bin 611 iken 2022’de 4 bin 146’ya yükseldi. Daha güncel verilere göre ise 2020’de 3 bin 710 olan sayı 2021’de 4 bin 194’e, 2022’de 4 bin 218’e çıktı. 2023’te sınırlı bir düşüşle 4 bin 89 olarak kaydedilen intiharlar, 2024’te yeniden yükselerek 4 bin 460’a ulaştı.
Kaba intihar hızı da aynı dönemde 4.45’ten 5.22’ye yükseldi. Uzmanlara göre nüfus artışını da dikkate alan bu veri, artış eğilimini daha net ortaya koyuyor.
Gençlerde oran daha yüksek
Veriler, intiharların özellikle 15-39 yaş aralığında yoğunlaştığını gösteriyor. 2024 yılı dağılımına göre yaşamına son verenlerin,
- Yüzde 13.7’si 25-29 yaş
- Yüzde 13.1’i 20-24 yaş
- Yüzde 12.4’ü 30-34 yaş
- Yüzde 8.9’u 15-19 yaş grubunda.
Evrensel'i Takip Et