18.04.2026 02:30 / Güncelleme: 07:08

Eskişehirli öğretmenler: Okullar savaş alanı değil, yaşam yuvası olmalıdır

Okullarda artan şiddet ve silahlanmaya karşı eğitimciler isyanda: "Okullar kışla değil, güvenli yuva olmalı." Toplumsal şiddete dikkat çeken öğretmenler, ortak mücadele çağrısı yaptı.

Eskişehirli öğretmenler: Okullar savaş alanı değil, yaşam yuvası olmalıdır

Fotoğraf: Yakup Polat/Pexels

Eren Ergüven
Eskişehir’den Eğitim Emekçisi

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta kara bir bulut gibi üzerimize çöken bu şiddet sarmalı, ne bir tesadüf ne de sadece bir “güvenlik zafiyeti” meselesidir. Bugün tanık olduğumuz bu kanlı tablo; parçalanmış bir toplumun, kontrolsüz bireysel silahlanmanın ve eğitimin piyasalaştırılarak değersizleştirilmesinin ağır faturasıdır.

Dün, Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine pompalı tüfekle giren bir şahsın yarattığı dehşeti, 16 yaralımızın acısını henüz sindirememişken; bugün Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulundan gelen 9 can kaybı haberiyle sarsıldık. Biri meslektaşımız, sekizi ise daha hayatının baharında olan öğrencilerimizdi.

Bizler sınıflarımızda eşitliği, kardeşliği ve bilimin aydınlığını anlatmaya çalışırken; dışarıdaki mevcut sistem şiddeti meşrulaştıran, silahlanmayı kolaylaştıran ve sınıfsal uçurumları derinleştiren bir çarkı döndürmeye devam ediyor. Bu saldırıları “münferit cinnet vakaları” olarak görmek, buz dağının altındaki toplumsal çürümeyi görmezden gelmektir. Gençlerin eline kitap yerine silahın bu kadar kolay geçebildiği bir düzende, okulların etrafına örülen yüksek duvarlar bizleri korumaya yetmeyecektir. Bugün, sadece can güvenliğimiz için değil; insanın insana kıymadığı, emeğin ve yaşamın kutsal sayıldığı bir toplum düzeni için sınıflardan çıktık. Okullarımızın kışla ya da hapishaneye dönüşmesini değil; şiddetin kökünün kazındığı gerçek birer eğitim yuvası olmasını savunmaya devam edeceğiz.


'Mücadeleyi büyütmeliyiz'

Eskişehir’den bir eğitim emekçisi

İki gün arayla okullarımızda yaşanan bu vahşetten duyduğum üzüntüyü tarif edemiyorum. Kızgınım ve öfkeliyim. Bir çocuktan katil yaratan bu karanlık düzene çocuklarımızı göz göre göre teslim etmek istemiyorum. Biz eğitim emekçileri yarın ve sonraki günlerde meydanlardan sesimizi en yüksek perdeden haykırarak mücadelesini vereceğiz. Bu mücadele sadece bizlerin mücadelesi olmamalı. Başta velilerin ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla, topluma sirayet eden bu şiddet sarmalının son bulması için destek vermesi gerekiyor. Kaybettiğimiz evlatlarımızın ve öğretmenlerimizin hesabını sormak için herkesi alanlara mücadeleyi büyütmeye davet ediyorum.


Lüks değil, en temel hakkımız

Bir öğretmen

Ben bir anneyim. Aynı zamanda bir öğretmenim. Hayatımı çocuklara, onların güvenliğine, gelişimine ve geleceğine adamış bir insanım. Ama bugünlerde içimde büyüyen bir korku var… Öyle bir korku ki ne sınıfta ders anlatırken geçiyor ne de akşam çocuklarımı uyuturken.

Her sabah evden çıkarken çocuklarımın yüzüne bakıyorum. Onların gözlerinde masumiyet var, güven var. Ama benim içimde tarifsiz bir tedirginlik… “Acaba bugün okulda güvende olacaklar mı?” sorusu zihnimden hiç çıkmıyor. Bir öğretmen olarak öğrencilerime sarılırken bile içimde bir endişe taşıyorum: “Onları gerçekten koruyabiliyor muyum?”

Son zamanlarda yaşanan olaylar, okulların artık sadece eğitim yuvası değil, aynı zamanda riskli alanlar haline geldiğini düşündürüyor. Oysa okul; çocukların korkusuzca gülebildiği, koşabildiği, hayal kurabildiği yer olmalıydı. Şimdi ise bizler, kapıdan girerken içimizde bir huzur değil, bir kaygı taşıyoruz.

Ben çocuklarımı geleceğe umutla yetiştirmek istiyorum. Onlara dünyayı güvenli bir yer olarak anlatmak istiyorum. Ama yaşadıklarımız buna izin vermiyor. Bir anne olarak içim parçalanıyor. Bir öğretmen olarak kendimi yetersiz hissediyorum. Çünkü ne kadar çabalarsam çabalayayım, onların güvenliğini tek başıma sağlayamam.

Bizler sadece eğitim vermek istemiyoruz. Aynı zamanda güvende olmak istiyoruz. Çocuklarımızın da güvende olmasını istiyoruz. Okullarımızda daha güçlü güvenlik önlemleri alınmasını, sesimizin duyulmasını istiyoruz. Bu bir lüks değil, en temel hakkımız.

Lütfen sesimizi duyun. Biz korkarak yaşamak istemiyoruz. Çocuklarımızı korkuyla büyütmek istemiyoruz. Okulların yeniden güvenli yuvalar olması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz.

Bir anne ve bir öğretmen olarak, sadece çocuklarım için değil, tüm çocuklar için bu çağrıyı yapıyorum. Saygılarımla.


Bir cümlenin ağırlığı: ‘Güvendesiniz’

Ebru Yılmaz
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede gerçekleşen silahlı saldırıdan dolayı bugün güne başlamak benim için çok zor oldu. Günün ilerleyen saatlerinde Maraş’tan gelen okuldaki silahlı saldırı haberinden sonra hissettiğim duyguları tarif etmem çok zor. Nereye gidiyoruz, artık daha kötü ne olabilir ki ?.. Gibi sorular kafamda tüm gün döndü dolandı. Ulaştığım sonuç, artık biliyorum ki bir okul kapısı sadece bilgiye açılmıyor… Ne yazık ki acıya da açılıyor.

Ben bir öğretmenim. Yıllardır çocuklara güvenli bir eğitim ortamı sunmaya ve onların da güvenli bir dünya kurmasına çalışıyorum. “Korkmayın” diyorum, “Burada güvendesiniz” diyorum, “Güvenli ve adil bir dünyada yaşamak hepinizin hakkı.” diyorum. Ama bugün… O cümlelerin ağırlığı omuzlarıma çöktü. Çünkü bir yerde, bir okulda, bir öğretmen daha kendini ve öğrencilerini yine aynı okulun başka bir öğrencisinden koruyamadı.

Daha doğrusu… koruyamadık.

Bir çocuğun çantasında defter yerine silah taşıdığı bir dünyada, biz neyi eksik yaptık? Hangi sesi duymadık? Hangi yarayı görmezden geldik?

Ben her sabah yoklama alırken isimleri tek tek okurum. Her isim bir hayat demek. Bir hayal demek. Bir anne, bir baba, bir gelecek demek. Şimdi düşünüyorum da… O sınıflarda yoklama alınırken bazı isimler sonsuza kadar eksik kalacak.

Bir öğretmen için en büyük korku nedir biliyor musunuz? Öğretememek değil… Kaybetmek.

Bir öğrencinin gözlerindeki ışığın sönmesi…

Şu an hiçbir şey yapmak istemiyorum, öğrencilerimle baş başa kaldığım ilk derste onlara ne söyleyeceğim, bu yaşananları nasıl açıklayacağım hiç bilmiyorum çünkü kelimeler yetersiz, “Güven”, “okul”, “gelecek”… Hepsi anlamını biraz yitirmiş gibi.

Belki sesim titrer. Belki gözlerim dolar. Ama yine de diyeceğim ki:

“Ben buradayım.”

İçimden ise şunu fısıldayacağım:

“Lütfen bir daha hiçbir öğretmen böyle bir cümleyi korkarak kurmak zorunda kalmasın…”

(Evrensel)

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
17.04.2026 22:32

CarrefourSA'nın yeni sahibi A101 oldu

A101'in sahibi Yeni Mağazacılık A.Ş., Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki olan CarrefourSA'yı satın alıyor. Satış devri sonrası yönetim kurulu da değişecek.

CarrefourSA'nın yeni sahibi A101 oldu

Fotoğraf: Raoin099/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

18.04.2026 00:01

ODTÜ Biyolojik Bilimler öğrencileri tartıştı: 'Savaşlar dünyasında istediğimiz bilimi nasıl üreteceğiz?'

ODTÜ’de düzenlenen etkinlikte öğrenciler, bilim üretiminin sermaye ve savaş politikaları tarafından şekillendirildiğini tartıştı; 1 Mayıs’ta alanlarda olma çağrısı yapıldı.

ODTÜ Biyolojik Bilimler öğrencileri tartıştı: “Savaşlar dünyasında istediğimiz bilimi nasıl üreteceğiz?”

Fotoğraf: Wikimedia Commons CC0

17.04.2026 21:14 / Güncelleme: 21:19

İstinaf'tan yeni karar: Seçil Erzan'a verilen 102 yıllık hapis cezası bozuldu

Dolandırıcılıktan yargılanan Denizbank Bank eski şube müdürü Seçil Erzan'a verilen 102 yıl 4 ay hapis cezası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu. Dosya yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderildi.

İstinaf'tan yeni karar: Seçil Erzan'a verilen 102 yıllık hapis cezası bozuldu

Fotoğraf: Seçil Erzan

17.04.2026 22:40

AKP dönemindeki 'usulsüz ödemeler' gün yüzüne çıkıyor: 13,9 milyonluk ödeme mahkeme kararıyla geri alınıyor

Balıkesir’de BTT üzerinden yapılan ve işin sadece yüzde 42’si tamamlanmasına rağmen tam ödeme yapılan ihalede, mahkeme 13,9 milyon TL’nin hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Kamu zararı için süreç sürüyor.

AKP dönemindeki “usulsüz ödemeler” gün yüzüne çıkıyor: 13,9 milyonluk ödeme mahkeme kararıyla geri alınıyor

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!