1 Mayıs'ta yoksulluğa karşı ortak kutlama yapalım
"Türk İş'e, DİSK’e açık çağrımızdır: gelin, bu 1 Mayıs’ı “Yoksulluğa Karşı Omuz Omuza” diyerek birlikte kutlayalım. Çünkü aynı işkolunda aynı sömürü çarklarında ezilen işçiler biziz, ortak mücadele bizi büyütecek tek seçenek."
Fotoğraf: Tima Miroshnichenko/Pexels
Türk Metal Sendikası üyesi bir metal işçisi
Kayseri- Emekçi kardeşler, alın teriyle geçinenler… 1 Mayıs’a az kala bu ülkenin dört bir yanından yükselen aynı acıyı, aynı öfkeyi, aynı umudu bir kez daha haykırıyoruz: Yoksulluk artık sadece bir rakam değil, dayatılan bir kader haline geldi.
Çocuklarımızın karnı doymuyor, gençlerimiz geleceğe bakarken karanlığı görüyor, emeklilerimiz bir ekmek parasına muhtaç hale getiriliyor. Bizler; fabrikalarda, tarlalarda, inşaatlarda, hastanelerde, okullarda, atölyelerde, ekran başlarında canını dişine takarak çalışanlar… Bu ülkenin gerçek sahipleri… Artık susmayalım.
Yoksulluk her yerde; soframızda, evimizde, cebimizde. Bakın etrafınıza…Marketlerde etiketler her gün değişiyor, cebimizdeki para her gün eriyor. Bir maaşla kira ödenmiyor, faturalar birikiyor, çocuğun okul masrafı karşılanamıyor.
Yoksulluk artık kapımızı çalmıyor; içeri girmiş durumda. Soframızdan ekmeği alıyor, uykumuzu kaçırıyor, geleceğimizi kemiriyor.
Eğitimsizlik yoksulluğun ikiz kardeşi. Ama yetmiyor. Eğitimsizlik de yoksulluğun ikiz kardeşi gibi peşimizi bırakmıyor. Okullar niteliksizleşiyor, üniversiteler pahalılaşıyor, gençler diplomalı işsizliğe mahkûm ediliyor. Çocuklarımız daha okul sıralarında “Bu diplomayla ne yapacağım?” diye soruyor.
Öğretmenler geçinemediği için ikinci işte, öğrenciler okumak yerine çalışmak zorunda kalıyor. Eğitim bir hak olmaktan çıkarılıp bir lütfa dönüştürülüyor.
Peki ya gelecek? Gelecek kaygısı hepimizin boğazında düğümlenmiş bir yumru gibi. “Yarın ne olacak?” sorusu her sabah ve her akşam peşimizi bırakmıyor. Gençler “Bu ülkede yaşanır mı?” diye soruyor. Bir ev, bir araba, bir yaşam kurma hayali bile lüks haline geldi. İş güvencesi yok, sendikal haklar budanıyor, grev hakkı gasp ediliyor. Patronlar kârını büyütürken bizler geçim derdiyle tükeniyoruz.
Bu düzen tesadüf değil. Ama biz biliyoruz: Bu yoksulluk tesadüf değil. Bu eğitimsizlik bir kaza değil. Bu gelecek kaygısı kader değil. Bu, bilinçli bir tercihtir. Bizim emeğimizle zenginleşenler, bizi bölerek, yalnızlaştırarak yönetmek istiyor. “Her sendika kendi derdinde” dediler, “Her işçi kendi başına” dediler.
Ama biz artık bu oyuna gelmeyeceğiz. Bugün tüm sendikalara, emek örgütlerine, işçilere, memurlara, çiftçilere, esnaflara, gençlere, kadınlara, emeklilere sesleniyoruz: 1 Mayıs’ta, yoksulluğa karşı ortak bir yürüyüşte, ortak bir meydanda buluşalım. Farklı renklerimiz, farklı bayraklarımız olabilir; ama acımız bir, talebimiz bir, mücadelemiz birdir.
Türk İş'e, DİSK’e açık çağrımızdır: gelin, bu 1 Mayıs’ı “Yoksulluğa Karşı Omuz Omuza” diyerek birlikte kutlayalım. Alanlarda hep birlikte haykıralım: Yoksulluğa son! Eğitimde eşitlik, herkese nitelikli ve parasız eğitim! İş güvencesi, insanca yaşam ücreti! Sendikal hakların genişletilmesi, grev hakkının korunması! Birlikte yürürsek kazanırız. Çünkü aynı işkolunda aynı sömürü çarklarında ezilen işçiler biziz, ortak mücadele bizi büyütecek tek seçenek.
Evrensel'i Takip Et