İran’da iç politikada birleşik görünüm: Sürecin içerde kazananı Kalibaf ve ekibi
İran’ın içinde, müzakereler ve kırmızı çizgiler konusunda daha bütünlüklü, birleşmiş bir iç siyaset gözlemleniyor. Öte yandan Kalibaf-Arakçi ile eski Cumhurbaşkanı Ruhani kliği için daha elverişli bir süreç gözlemleniyor.
Pakistan'daki ABD-İran görüşmeleri uzlaşı olmadan sona erdi
Ela Ava
[email protected]
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırıların üzerinden yaklaşık 50 gün geçti. 7 Nisan’da ilan edilen ateşkes şimdilik devam ediyor görünüyor. ABD-İsrail tehditlerinin gölgesinde Pakistan’da kurulan ilk müzakere masasından sonuç çıkmamışmış, şimdi ikinci masa için hazırlıklar yapılıyor. Pakistan heyetinin çarşamba günü İran’a gelmesinin ardından Tahran’ın, ABD ile yapılacak bir sonraki müzakere turu hakkında karar vermek için koşulları değerlendirmekte olduğunu açıkladı. Aynı Pakistan heyeti ise bu kez ABD yoluna çıktı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, ABC Kanalı Muhabiri Jonathan Karl ile yaptığı röportajda, “Önümüzdeki iki gün içinde şaşırtıcı olaylara tanık olacağımızı düşünüyorum” dedi. Ayrıca, gelecek hafta sona erecek olan iki haftalık ateşkesin uzatılmasına muhtemelen gerek kalmayacağını da ileri sürdü. İran’ın iç politikasında da bu hava etkili görünüyor.
Masadaki filler
Öncelikle hatırlayalım; her iki taraf da kapalı kapılar ardında nelerin konuşulduğuna dair kesin bir bilgi vermese de onlara yakın kaynakların sözlerinden ve mesajlarından, eski ihtilaflı konuların neredeyse tamamen devam ettiği, hatta bu kez bir iki konunun daha masaya eklendiği anlaşılıyor.
İran kendi topraklarında asgari düzeyde uranyum zenginleştirmesi yapması gerektiğini söylerken, Amerika bu oranın sıfıra inmesi gerektiğini savunuyor. Bu en büyük ihtilaf konusu.
Yüksek oranda zenginleştirilmiş 400 kilo uranyumun akıbeti konusunda da anlaşmazlıklar var. Önceki müzakere turunda -savaştan önce- İran, atom bombası yapımında kullanılma riskini ortadan kaldırmak için bu uranyumu seyreltmeyi kabul etmişti, hatta Rusya’ya gönderilmesi gündemdeydi. Ancak Amerikalılar bu rezervlerin tamamının İran dışına ve başka ortak bir konuma çıkarılması gerektiğini savunuyor.
Savaştan önce “Hürmüz Boğazı” diye bir ihtilaf konusu yoktu, ancak İran, saldırılar sonrası burayı kapatıp geçişleri kontrol ederek boğazı kendisi için bir koz haline getirdi. İran, Hürmüz Boğazı’nın hukuki statüsünün değişmesi gerektiğini ve geçen gemilerin boğazın iki yakasında yer alan İran ile Umman’a geçiş ücreti ödemesi gerektiğini söylüyor. Ancak Amerika bunu kabul etmiyor.
İran, bölgedeki tüm savaşların sona ermesini; yani tüm Direniş Ekseni güçlerine ve özellikle Lübnan Hizbullah’ına yönelik saldırıların bitmesini istiyor. Amerika ise bunu reddediyor ve İran’la barış sağlansa bile İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam edeceğini vurguluyor.
Yaptırımların kaldırılması ilkesi konusunda her iki taraf da aynı görüşte ancak bunun nasıl ve ne zaman yapılacağı konusunda fikir ayrılıkları mevcut.
Öte yandan savaş öncesi müzakerelerde İran’ın balistik füzelerinin imha edilmesi konusunda ABD’nin ciddi ısrarı varken bu müzakere turunda ise bu konuyla ilgili özel bir bilgi dışarı yansımadı.
İçerideki siyasi dinamikler
Bugün İran’ı yöneten siyasi klikler de müzakerelere daha olumlu baktığını ifade ediyor. Perşembe sabahı İran’ın neredeyse tüm kliklerinin gazeteleri “diplomasi ve anlaşma” manşetleri ile çıktı.
Reformcu gazeteler daha çok “diplomasi ve kalkınma” müjdeleri, Usulcü (aşırı muhafazakar) gazeteler ise daha çok “Masanın belirleyicisi biziz” diyen manşetler kullandılar. Müzakerelerin “olumlu” sonuçlanması bu günlerde en çok ihtiyaç duyulan şeylerden biri olarak görülüyor. Müzakereler ve İran’ın ısrarcı olması gerektiği noktalar ile kırmızı çizgiler konusunda da daha bütünlüklü, birleşmiş bir iç siyaset bir süredir gözlemleniyor.
İran’ın özellikle Usulcü yöneticilerinin önemli bir kesimi, saldırılarda hayatını kaybetti. Devrim Muhafızları içindeki Usulcüler hâlâ güçlü olsa da Meclis Başkanı Kalibaf-Dışişleri Bakanı Arakçi ile Eski Cumhurbaşkanı Ruhani kliği için daha elverişli bir süreç gözlemleniyor. Hatta eskiden Reformcu olan, şimdi “rejim karşıtı” görünen belirli isimler ve tanınmış siyaset yorumcularının, sürece destek veren şöyle yorumları dikkat çekiyor: “Katı kuralları olan evin babası (Ali Hamaney) öldü ve şimdi çocuklar daha çağa ayak uydurarak memleketi ilerletebilirler”
Mücteba Hamaney İran’ın yeni lideri olarak ilan edilmiş olsa da, sağlık durumu ve seçildikten bu yana yaklaşık 50 gündür canlı bir şekilde demeç dahi vermemesi soru işaretleri yaratıyor. Sembolik bir dini lider ve bugün geldiğimiz noktada en çok nüfuza sahip olan, net bir mevzisi bulunmayan ve her klikle ilişkisi olan Kalibaf ve ekibi, “yeni bir İran” görünümünü oluşturmaya çalışıyor. Savaş öncesi meclis tartışmalarından da biliyoruz ki, bu kesimler ülkenin dış sermayeye daha çok açılmasını, sermaye birikimi ve transferi konusunda düzenlemeler yapılmasını, buna karşın kısmi başörtüsü kurallarının gevşetilmesi, kadınların motor kullanmasına izin verilmesi gibi kimi sınırlı sosyal hakların verilmesini de tartışıyordu. Yani bu değişikliklerin yapıldığı ama rejimin korunduğu bir sonuç, bugün mevcut tüm kliklerin istediği bir yerde duruyor görünüyor.
Ancak bunun için ABD’ye yenilmemek ve hatta bu savaştan galip çıkmak gerekiyor, böylece bu ekibin elini çok daha rahatlayacak. Nitekim önlerinde duracak, ideolojik olarak çalışacak kallavi isimler de artık bulunmuyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin en etkili 30 ismi Laricani, Şamhani, Hatip ve tabii ki Ali Hamaney, bu 30 kişinin içinde yer alıyor.
İran’ın içinde böyle bir kabuk değişimini Trump da istiyor. Ancak klikler arası çatışma ve ciddi ayrışma olduğu dönemde bile İran’ın içinde kendi istediği türde (Halkın ABD-İsrail saflarına katılarak yönetime karşı ayağa kalktığı) bir ortamı asla yaratamadı. Son iki genel seçime baktığımızda İran’ın yüzde 60’ını oluşturan içerideki muhalif halk kesimleri, tüm çabalarına rağmen ABD-İsrail safında yer almadı. Öte yandan savaşın büyük ölçüde İran için güç avantajı sağlaması, içeride kabuk değiştirme için daha elverişli bir ortamı yaratmış oldu.
Tüm bu gelişmelerin seyri ise müzakerelerin ve dolayısıyla savaşın evrildiği noktaya göre şekillenecek.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et