İstanbul’da eğitim emekçileri ayakta: 'Okulları şiddete teslim etmeyeceğiz'
KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun çağrısıyla eğitim emekçileri okullara yönelik saldırıları protesto etti. Güvenli olması gereken okulların şiddetin mekânına dönüştüğü vurgulanan açıklamada, “Sorumlu Bakan Tekin, istifa etmeli” denildi.
Eylem Nazlıer
[email protected]
İstanbul - KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun çağrısıyla eğitim emekçileri, Urfa ve Maraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılara karşı İstanbul’da sokağa çıktı. Sultanahmet Meydanı’nda buluşan kitle, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyerek “Artık yeter, şiddete dur de” pankartı açtı. Sık sık “Yusuf Tekin istifa” ve “Tarikat bakanı Yusuf Tekin istifa” sloganları atıldı.
Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, TİP Milletvekili Sera Kadıgil ve DİSK İstanbul Temsilcisi Asalettin Aslanoğlu’nun da katıldığı açıklamada, okullarda artan şiddetin sorumlusu olarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gösterildi.
Polis ablukası, barikat engeli
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Kitle, sloganlar eşliğinde Sultanahmet Meydanı’ndan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüyüşe geçti. Ancak müdürlük binasının önü yüzlerce polis tarafından kalkanlar ve bariyerlerle ablukaya alındı. Eğitim emekçilerinin müdürlük önünde basın açıklaması yapması engellendi.
Müdürlük binasının önü tamamen kapatılırken kitlenin İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünde açıklama yapması engellendi. Kitle Polis barikatı önünde açıklamasını gerçekleştirdi. Kitle saldırı da yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Ardından oturma eylemine geçen kitle “Güvenli okullar istiyoruz”, “Öğretmen(öğrenci) düşmanı Yusuf Tekin istifa” “Güvenli eğitim güvenli gelecek” sloganları atarak tepkisini sürdürdü.
“Bu şiddet münferit değil, sistematik”
KESK İstanbul Şubeler Platformu adına açıklamayı Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır okudu. Bayındır, Şanlıurfa Siverek’te Ahmet Koyuncu MTAL’de yaşanan saldırının ardından Maraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen ikinci saldırıyı hatırlatarak, “Bir eğitim emekçisini ve öğrencilerimizi kaybettik, çok sayıda yaralı var. Acımız derin” dedi.
Okulların güvenli olması gerekirken şiddetin mekânına dönüştüğünü vurgulayan Bayındır, yaşananların tesadüf olmadığını belirtti: “Son bir yılda yalnızca kamuoyuna yansıyan en az 5 ağır şiddet vakası yaşandı. Yüzlerce vaka ise görünmez kılınıyor. Bu tablo, şiddetin münferit değil sistematik olduğunu gösteriyor.”
“Failleri yaratan bu düzen”
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Şiddetin toplumsal koşullardan bağımsız ele alınamayacağını söyleyen Bayındır, “Yoksulluk, eşitsizlik, kutuplaştırıcı siyaset ve geleceksizlik, bugün 14-16 yaşındaki çocukları fail haline getiriyor. Bu düzen şiddeti üretiyor” diye konuştu.
Eğitim politikalarının hedef alındığı açıklamada, iktidarın eğitimi bilimsel ve laik niteliğinden uzaklaştırdığı, liyakat yerine sadakatin esas alındığı ve rehberlik mekanizmalarının zayıflatıldığı ifade edildi.
“Sorumlu Bakan Tekin, istifa etmeli”
Eğitim emekçileri, yaşananların baş sorumlusu olarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i işaret ederek istifa çağrısı yaptı: “Bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor, ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür diyerek istifa etmelidir.”
“Alanları terk etmeyeceğiz”
Açıklamada, eğitimde şiddet sona erene ve sorumlular hesap verene kadar mücadeleye devam edileceği vurgulandı: “Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yarananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz. Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve toplumsal kesimleri güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.”
Evrensel'i Takip Et