Mart ayında da İşsizlik Fonu'ndan eller boş dönüldü: Her 100 işsizden yalnızca 18'i yararlanabiliyor
Resmi işsiz sayısının yaklaşık 3 milyona ulaştığı şubat ayında, işsizlik ödeneği alabilenlerin oranı yüzde 18,12 seviyesinde kaldı. Harcamaların yüzde 33,8'ini işsizlere, yüzde 64,19'unu ise teşvik ve destek ödemeleri adı altında patronlara yapıldı.
Fotoğraf: MA (Arşiv)
Dicle Sezen Öz
[email protected]
Ankara – 1999 depreminin hemen ardından “işçiye güvence” vaadiyle hayata geçirilen İşsizlik Sigortası Fonu, bugün gelinen noktada işçiden çok patronun yüzünü güldürüyor. 2026 yılı verileri, fonun amacından saptığını ve dev bir “teşvik havuzuna” dönüştüğünü gösterdi. Henüz geçtiğimiz ay Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın imalat sanayisine yönelik kredi desteği için İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 51 milyar TL aktarılacağını açıklamıştı.
Nisan 2026 itibarıyla kasasında 705 milyar liranın üzerinde para biriken fonun harcama kalemleri dudak uçuklattı. Fonun yaptığı toplam harcamanın 9.7 milyar TL’lik tutarı (yüzde 33.8’si)i işsize giderken, teşvik ve destek ödemeleri, aktif iş gücü programları ve işbaşı eğitim programları kalemleri ile patronların cebine giren 18.4 milyar TL (fonun yüzde 64.19’u) oldu.
Bir başka deyişle, adı İşsizlik Fonu olan fonun patron odaklı kalemlerinin toplamı, işsize ödenen paranın neredeyse iki katına ulaştı.
Fona başvuran her iki kişiden biri eli boş döndü
İşsize ödenen 9 milyar liranın toplam başvuran havuzunun ne kadarını kapsadığı ise fonun etkisini tartışmaya açan bir başka nokta. 2026 yılının ilk üç ayı incelendiğinde, toplam 462 bin 890 kişinin işsizlik ödeneği için başvuruda bulunduğu görüldü. Ancak bu başvuruların yalnızca 207 bin 306’sı ödenek almaya hak kazanabildi. Bu durum, yılın ilk çeyreğinde fona başvuran her iki işsizden birinin ağır yararlanma koşulları nedeniyle kapıdan eli boş döndüğü anlamına geliyor.
Şartlar arasında, işten ayrılmadan önceki son üç yıl içinde en az 600 gün (yaklaşık 24 ay) işsizlik sigortası primi ödemiş olması zorunluluğu, iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün kesintisiz çalışmış olma şartı, işten çıkış biçimi bakımından haklı bir nedenle dahi olsa da istifa etmemiş olma ve işten ayrıldıktan sonraki 30 gün içinde İŞKUR’a başvuruda bulunulması maddeleri yer alıyor.
600 gün gibi bir sınır konulması, fonun işçiyi korumadığı gibi, zorlu çalışma koşullarında bile çalışmak zorunda bırakılmak gibi patronların elinde bir sopaya dönüştüğüne işaret ediyor. İşçi, patronun mobbingine, düşük ücretine ve baskısına “İşsizlik maaşım yanmasın” diye katlanmak zorunda kalıyor.
İşsizlerin yüzde 82’si fondan yararlanamıyor
TÜİK’in son açıkladığı verilere göre resmi işsiz sayısı şubat 2026’da 2 milyon 981 bin kişiyi buldu. İşsizlik sigortası bültenine göre aynı dönemde işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 540 bin 201 kişi olarak gözükmekte. Buna göre, resmi işsizlerin sadece yüzde 18.12’lik bir kesimi işsizlik ödeneğinden yararlanabilirken, geri kalan 2 milyon 440 bin 699 kişi, fondan herhangi bir maddi destek alamayarak sistemin tamamen dışında kalmıştır. Bu durum, her 100 resmi işsizden yaklaşık 82’sinin fonun koruyucu kalkanına erişemediğini ve sosyal güvenceden yoksun bırakıldığını gözler önüne seriyor.
Gelir fazlası verirken Cumhurbaşkanı yetkisi nereden çıktı?
2026 yılında fonun 151 milyar lira gelir fazlası vermesi öngörülüyor. Bir başka deyişle, işçiden, patrondan ve devletten toplanan para; işsize ödenen paradan 151 milyar lira daha fazla ve işçinin işsiz kaldığında kullanması gereken “kara gün akçesi” işçi bu paraya ulaşamadığı için kasada birikiyor. Fon, işsize verdiğinin yaklaşık 2 katını patrona vermesine rağmen kasasında hâlâ işsize verdiğinin 2 katı kadar para artıyor. Bu gelir fazlası, aslında fondan yararlanamayan her 100 kişiden 82’sinin sofrasından çalınan para.
Geçtiğimiz haftalarda Meclis gündemine giren, fona yüzde 1’lik devlet katkısını Cumhurbaşkanının yetkisiyle yarıya kadar arttırıp indirme yetkisi tanımayı öngören torba yasa teklifi ise 151 milyar lira fazlası olan bir fon varken, neden devletin yüzde 1’lik payını “artırma veya azaltma” yetkisi istendiğini sorduruyor. Halihazırda patronların cebini doldurmaya yeten devasa bütçeli bir fon varken devlet, gelir fazlasından dolayı yüzde 1’lik katkısını kesebilecek. Ama zaten 151 milyar fazla olduğu için bu bir köşede patronlara teşvik gerektiren dönemlerde de kullanılmaya hazır olacak.
Devlet, bütçeden fona aktarması gereken milyarlarca lirayı kendi kasasında tutmuş olacak. Yani fonun başarısı, işçiye daha çok maaş olarak değil, devletin tasarrufu olarak dönecek. İktidar, seçim öncesi veya ekonomik krizin daha da derinleştiği dönemlerde patronlara devasa bir “can suyu” paketi açıklamak isterse, fonun nakit akışını artırmak zorundadır. Tam da bu anlarda devletin fona katkısı bu yasa sayesinde arttırılabilecek, ama bu yine yalnızca patronların cebini dolgunlaştıracak.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et