15.04.2026 13:29 / Güncelleme: 13:42

ABD’nin İran’daki okul katliamı: Makan'dan geriye kalan mavi bir kazak oldu

İran'da Minab'daki okul saldırısında hayatını kaybeden birinci sınıf öğrencisi Makan Nasiri'den geriye sadece enkazda bulunan buruşuk mavi bir kazak ve tek bir krem rengi spor ayakkabı kaldı. Annesi Asiye ve dayısı yaşananları Şerq'e anlattı.

ABD’nin İran’daki okul katliamı: Makan'dan geriye kalan mavi bir kazak oldu

Fotoğraf: Şerq Gazetesi

Minab'daki Şecere-i Tayyibe Okulu birinci sınıf öğrencisi Makan Nasiri'nin dosyası "kayıp" olarak kapatıldı; ondan geriye sadece tek bir ayakkabı ve mavi bir kazak kaldı.

Buruşuk mavi bir kazak ve krem rengi bir spor ayakkabı, son 46 gün içinde okulun enkazından çıkarılan yegâne şeylerdi ve Şecere-i Tayyibe Okulu'nun yedi yaşındaki birinci sınıf öğrencisi Makan Nasiri'den kalan tek iz oldu. 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail'in İran'a düzenledikleri ortak saldırı sırasında Hürmüzgan’ın Minab bölgesinde bulunan Şecere-i Tayyibe İlkokulunda 120 öğrenci hayatını kaybetti.

Buruşuk mavi bir kazak ve krem rengi bir spor ayakkabı... Şecere-i Tayyibe Okulu'nun birinci sınıf öğrencisi yedi yaşındaki Makan Nasiri'den geriye kalan tek iz buydu. Bedeninden hiçbir şey bulunamayan tek çocuk Makan oldu. Ondan geriye kalan her şey, Minab'ın İslamabad mahallesindeki Mehdiye Camii'nde bulunan küçük cam bir kutunun içindekilerdi.

Minab Savcısı'nın 9 Nisan'da, yapılan incelemelerin ardından okuldaki şehitlerin nihai sayısını 156 olarak açıkladığı konuşmasının bir bölümü şöyleydi: "Şehit öğrencilerden biri olan Makan Nasiri, bugüne kadar DNA testi yapılmasına rağmen tespit edilemedi ve hâlen bu olayın kayıpları listesinde yer alıyor." Savcının açıklamasına göre bu sayının içinde 73 erkek ve 47 kız olmak üzere 120 öğrenci, 26 kadın öğretmen, dört erkek ve üç kadın olmak üzere yedi veli, bir okul servisi şoförü ve okulun yanındaki kliniğin hamile eczane teknisyeni bulunuyordu. Açıklamaya göre olaydaki 156 şehitten 155'inin kimlik tespiti yapıldı ve Adli Tıp'tan defin izni çıktıktan sonra cenaze törenleri düzenlenerek toprağa verildiler.

İran’ın resmî haber ajansı Şerq, editörü Zehra Jafarzade’nin Makan’ın annesi ile yaptığı röportajı yayımladı.

Beden eğitimi dersine hiç yetişemedi…

Makan'ın annesi Asiye, röportajda şu ifadeleri kullanıyor: "Ayakkabısını ve kazağını gömmek istedik, 'İyi olmaz, yapmayın' dediler. Şimdi Minab Şehitliği'nde sadece sembolik bir mezarı ve mahalle camisinde bir anıtı var."

Makan'ın mavi kazağı ve krem rengi tek ayakkabısı, metal çerçeveli cam bir kutunun içinde, İsra, Selma Zakeri, Hatice Dervişi ve Mesiha Salari'nin fotoğraflarının yanında duruyor. Burası İslamabad Camii'nin bir bölümü; bu mahallenin füze saldırısı kurbanı çocuklarının anısına ayrılmış. Yerde, Makan'ın anılarının, yani enkaz altından çıkarılan defter ve kitaplarının hemen yanında, büyük bir çiçek buketiyle siyah bir örtü serilmiş.

40 yaşındaki Asiye, 38 gün boyunca umut etti; 38 gün boyunca morglarda ve enkaz başında hayatını kaybeden çocuğunun bedeninden bir parça bulabilmek için bekledi. Ve sonunda kardeşi Hamza, patlama yerinden yüz metre uzakta, ağaçların arasında Makan'ın yırtık krem rengi tek ayakkabısını getirdi. Makan, 28 Şubat sabahı eşofmanıyla okula gitmiş, mavi kazağını omzuna atmış, krem rengi ayakkabılarını giymişti ama o beden eğitimi dersine hiç yetişemedi.

7 yaşındaki çocuğun boş mezarı

28 Şubat sabahı saat 11.16'da Asiye’nin telefonu çaldı; arayan okulun birinci sınıf öğretmeni Mandana Salari'ydi. Ondan okula gelip Makan'ı almasını istedi. Asiye, olan bitenden habersiz, saatler önce Tahran'a füze saldırısı düzenlendiğini bilmeden okul servisinin şoförünü aradı. Şoför okula yakındı ve "Şu an o tarafa gidiyorum" dedi. Telefon Asiye'nin elindeyken korkunç bir patlama sesi duyuldu; okul füzelerle vurulmuştu. Asiye ve günün o saatinde evde olan eşi arabaya binip okulun bulunduğu El-Mehdi sitesine doğru yola çıktılar. Ancak okula yaklaşınca artık yol yoktu, arabadan inip yürüdüler. Okul o kadar kalabalıktı ki anne nereye gideceğini, nereyi arayacağını ve "Makan nerede?" diye kime soracağını bilemiyordu.

Minablı çocukların mezarlarının görüntüsü, son kırk küsur gün içinde yayınlanan en karanlık görüntü oldu; ama Makan'ın mezarı bile boş kaldı.

Şerq, Asiye’nin kontrollü ve güçlü duruşuyla verdiği yanıtlardan övgüyle bahsediyor. Asiye, "Birçoğu enkaz altındaydı ama hiçbir çocuk sağ çıkarılamadı. Biz sabah 11.30'dan ertesi gün sabah 02.30'a kadar oradaydık. Enkaz altından çıkarılan herkes cansızdı. Bir kısmı boğulma sonucu ölmüştü. Çoğu parçalanmıştı." diyor.

Makan’ın yaşamına dair bir umut

Patlamadan sonra bina öyle bir çökmüştü ki ayaklarının altındaki yerin binanın neresi olduğunu anlamak imkânsızdı. Ancak daha sonra Makan'ın sınıfının en çok hasar gören yer olduğunu öğrendiler: "Biz okula üç füze isabet ettiğini sanıyorduk ama sonradan videoları izleyince okula ve okulun girişine 12 füze atıldığını fark ettik. Ancak tam olarak kaç füzenin okula isabet ettiğini bilmiyorum."

Anne, çocuğunu arama sürecinin ayrıntılarını anlatıyor: "Dördüncü gün Makan'ın kazağı bulundu. Tabii Makan'ın kazağı giyip giymediğinden emin değildim; çünkü genellikle beden eğitimi dersinde çıkarırdı. Bu yüzden hayatta olduğuna dair bir umudum vardı." Bu 38 gün içinde cansız bedenleri teşhis etmek için defalarca morglara gitmişler ama Makan'ı teşhis edememişlerdi. Onlardan DNA testi de alınmıştı.

Ta ki 38. güne kadar: "Başlarda görünüşe göre bedenlerin birkaç parçasını yanlışlıkla defnetmişler, sonra mezarları açıp parçaları yer değiştirmişler. Tabii ben de bunları sadece duydum. Her hâlükârda kırkıncı güne iki gün kalana kadar belirsizlik içindeydik."

Şecere-i Tayyibe karma bir okuldu ve öncesinde Makan'ın kız kardeşi Manya üç yıl boyunca orada öğrenci olmuştu. Makan bir yıl anaokuluna gitmiş ve yeni eğitim-öğretim yılında da birinci sınıfa kaydolmuştu. Manya yedinci sınıfa geçmiş ve başka bir okula gitmişti. Makan'ın "Mustafa" adındaki onuncu sınıftaki diğer ağabeyi ise başka bir okuldaydı.

Anne, birilerinin Minab'ı tanıyacağını ya da Amerika ve İsrail'in burayı haritada bulabileceğini aklının ucundan bile geçirmediğini anlatıyor.

Bir işaret peşinde

Makan'ın dayısı Hamza Rahinejad, 38 gün boyunca yeğeninden bir iz bulmaya çalıştıklarını anlatıyor. Dayı, ikinci günden itibaren yaklaşık 20 kişilik bir ekip kurduklarını; amcalar, dayılar ve çocuklarının bir iz bulmak umuduyla Makan'ı aramak için olay yerine gittiklerini ve hatta ormanlık alana kadar ilerlediklerini anlatıyor. Makan'ın korkup ağaçlık bahçeye doğru kaçmış olabileceğini düşünüyorlardı. Belki de yaralanmıştı ve bu yüzden ondan haber alınamıyordu.

Hamza, içinin rahat etmediğini anlatıyor. Tek ayakkabısı bulunduğunda onun da okulun şehit öğrencilerinden biri olduğunu anlamışlar. Hamza Minablı ve evi okula çok uzak değil. Patlama sesini duyduğunda evinin camları da titremiş. Korkmuş ve okula doğru sürmüş arabayı. Arabayı yolun ortasında, kilitlemeden bırakmış. Uzaktan duman, toprak ve yanık kokusu geliyormuş. O andan itibaren ertesi gün sabah beşe kadar yeğeninden bir iz bulmak için olay yerindeymiş. Ama ne kadar enkaz kaldırsalar da karşılarına çıkanlar sadece çocukların uzuvlarıymış: "Çok tuhaf ve korkunç bir şeydi. Asla tarif edilemez. Çok kötüydü, çok."

"Anne her gün ‘Beni götürün de çocuğumu bulayım’ diyordu. Her gün morga gidiyordu. Salonlar dolup taşmıştı; çünkü sadece çocukların cansız bedenleri değil, çocuklarını almaya giden bazı veliler de hayatını kaybetmişti."

Hamza eline bir gazlı bez ve poşet alıp enkazların arasında dolaşıyormuş. Bulduğu her et parçasını veya parmağı gazlı bezin üzerine koyup adli tıbba götürüyormuş.

Tesadüf eseri bulunan mavi kazak

“Makan'ın kazağını nasıl buldunuz?” sorusuna dayının yanıtı şöyle: “Tamamen tesadüf eseri. Birçok ceset torbasını açmıştık ve bir şey görememiştik. Dördüncü gün Eğitim Bakanlığı'ndan arayıp morga gitmemizi söylediler. Biz de gittik ve ikinci salonda gördüğümüz ilk torba yarı açıktı. Asiye fermuarın geri kalanını açar açmaz Makan'ın mavi kazağını tanıdı. Üzerinde de yaklaşık yüz gramlık bir et parçası vardı. DNA testi için götürdük, sonuç negatif çıktı. Hangi öğrencinin bedenine ait olduğunu bilmiyoruz.”

Makan'ın Minab'daki Beheşt-i Zehra Şehitliği'nde sembolik bir mezarı, yaşadığı mahalledeki Mehdiye Camii'nde bir anıtı ve Humeynişehr'de (babasının memleketi) bir anıtı var. Dayısının söylediğine göre Humeynişehr'de bir sokağa onun adı verilecek. Anne her gün camiye gidiyor, eşyalarının kutuda saklandığı Makan'ın başucuna. Birkaç günde bir de Şehitliğe uğruyor, o boş mezarın başında gözyaşı döküyor. Ve Minab hikayesi ABD-İsrail caniliğinin kanıtı olarak tarihte bir kara leke olarak kalacak.

(Dış Haberler)

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
15.04.2026 08:54

Tahliye edilen İBB’nin 44 yıllık zabıta müdürü Nazan Başelli görevine döndü

İBB’de 44 yıldır görev yapan Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli, “İBB davası” kapsamında tahliye edilmesinin ardından görevine döndü.

Tahliye edilen İBB’nin 44 yıllık zabıta müdürü Nazan Başelli görevine döndü

Fotoğraf: ANKA

15.04.2026 13:12

Bayraklı Belediyesinde TİS düğümü: Emekçiler yasal sınır dayatmasını kabul etmiyor

Bayraklı Belediyesi emekçileri, belediye yönetiminin toplu iş sözleşmesinde yasal sınır dayatmasına ve kazanılmış hakların geriye götürülmesine karşı başlattıkları eylemi üçüncü gününde sürdürdü.

Bayraklı Belediyesinde TİS düğümü: Emekçiler yasal sınır dayatmasını kabul etmiyor

Fotoğraf: Bahar Emreoğlu/Evrensel

15.04.2026 13:06

İran: ABD ile yeni görüşmelere dair herhangi bir bilgi yok

ABD Başkanı Trump, İslamabad’da kısa sürede gelişme olabileceğini söyleyerek ABD-İran temaslarına işaret etti. İran tarafı ise yeni bir görüşmeye dair bilgi bulunmadığını açıkladı.

İran: ABD ile yeni görüşmelere dair herhangi bir bilgi yok

Fotoğraf: AA

15.04.2026 01:45

Tarihsel materyalizm konferansının ardından: Felaket ile mücadele arasında Marksizm

Tarihsel materyalizm konferansının İstanbul ayağında, savaş, ekoloji ve yeniden üretim krizleri kapitalizmle birlikte tartışıldı; “felaketten mücadeleye” uzanan Marksizm ve uluslararası dayanışma vurgulandı.

Tarihsel materyalizm konferansının ardından: Felaket ile mücadele arasında Marksizm Tarihsel materyalizm konferansı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!