Eğitimde şiddetin ardındaki gerçekler ve çıkış yolu
Urfa Siverek'teki bir meslek lisesinde yaşanan ve 17 kişinin yaralanmasına sebep olan olaya ilişkin bir eğitim emekçisi, gazetemize mektup yazdı.
Temsili | Evrensel
Bir eğitim emekçisinin mektubu
Urfa Siverek’te Ahmet Koyuncu MTAL’de yaşanan silahlı saldırı, yalnızca münferit bir “güvenlik zafiyeti” olarak ele alınamaz. 16 kişinin yaralandığı bu olay, uzun süredir toplumun her alanına yayılan şiddet olgusunun bir yansımasıdır. Eğitim kurumları, bu şiddet ikliminden bağımsız değil; aksine onun en görünür sonuçlarının ortaya çıktığı alanlardan biridir.
Bugün Türkiye’de şiddet; okullarda, hastanelerde, işyerlerinde ve sokakta sıradanlaşmış durumdadır. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet, sağlık emekçilerine yönelik saldırılar, öğretmenlerin veliler tarafından hedef alınması, gazetecilere ve demokratik haklarını kullanan yurttaşlara yönelik baskı ve şiddet… Tüm bunlar, tek tek olaylar değil; aynı toplumsal düzenin ürettiği sonuçlardır.
Bu nedenle Siverek’te yaşanan saldırıyı yalnızca “okul güvenliği” başlığı altında tartışmak, sorunun özünü perdelemek anlamına gelir.
Şiddetin toplumsal kökleri
Son çeyrek yüzyılda uygulanan ekonomi politikaları, emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırmış; işsizlik, yoksulluk ve güvencesizlik yaygınlaşmıştır. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği bu ortam, şiddetin beslenmesi için uygun bir zemin yaratmıştır.
Öte yandan siyasal dilde sertleşme, kutuplaştırma ve baskı politikaları da toplumsal ilişkileri zehirlemektedir. “Güvenlik” ve “beka” söylemlerinin sürekli öne çıkarıldığı bir ortamda, aslında en temel güvenlik alanları olan okulların, hastanelerin ve işyerlerinin güvencesiz bırakılması ciddi bir çelişkidir.
Bugün bir okulun kapısına güvenlik görevlisi koyarak bu sorunu çözmek mümkün değildir. Çünkü sorun, bireysel değil; sistemseldir.
Okullarda güvenlik nasıl sağlanır?
Gerçek güvenlik;
- Eğitim ortamlarının nitelikli hale getirilmesiyle,
- Öğrencilerin sosyal, psikolojik ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılanmasıyla,
- Öğretmenlerin güvenceli ve saygın çalışma koşullarına sahip olmasıyla,
- Okulların piyasalaştırılmasına son verilmesiyle sağlanabilir.
Aksi halde alınan önlemler, yalnızca geçici ve yüzeysel çözümler olarak kalacaktır.
Sendikaların durumu ve sorumluluğu
Türkiye’de kamu emekçilerinin önemli bir bölümü sendikalı görünse de, sendikal hareket ciddi bir kriz içindedir. Üye çoğunluğuna sahip sendikaların önemli bir kısmı iktidarla uyumlu, bürokratik yapılara dönüşmüş; emekçilerin gerçek taleplerinden uzaklaşmıştır. Diğer sendikalar ise tabandan koparak etkisizleşmiştir.
Bu durumun sonucu olarak:
- Emekçiler ortak talepler etrafında birleşememekte,
- İşyerlerinde kolektif irade oluşturulamamakta,
- Tepkiler günübirlik ve etkisiz eylemlerle sınırlı kalmaktadır.
Siverek’teki saldırı sonrası alınan “iş bırakma” kararları da bu sorunun bir yansımasıdır. Bu tür kararlar çoğu zaman işyerlerinde tartışılmadan, emekçilerin katılımı sağlanmadan alınmakta ve gerçek bir mücadeleye dönüşememektedir.
Oysa mesele, kaç gün iş bırakılacağı değil; şiddetin nedenlerine karşı nasıl bir mücadele örgütleneceğidir.
Çıkış yolu: Birleşik ve taban örgütlü mücadele
Emek hareketinin önünde duran temel görev, şiddeti doğuran ekonomik ve toplumsal koşullara karşı birleşik bir mücadele hattı kurmaktır. Bunun yolu ise:
- İşyerlerinde tabandan örgütlenmeyi güçlendirmek,
- Emekçilerin söz ve karar süreçlerine katılımını sağlamak,
- Sendikaları bürokratik yapılardan kurtarıp gerçek mücadele örgütlerine dönüştürmek,
- Eğitimden sağlığa tüm kamusal alanlarda nitelikli, eşit ve parasız hizmet talebini yükseltmekten geçmektedir.
Şiddete karşı mücadele, yalnızca güvenlik önlemleriyle değil; eşit, özgür ve insanca yaşam koşullarını savunan bir toplumsal programla mümkündür.
Siverek’te yaşanan saldırı, buzdağının görünen kısmıdır. Asıl mesele, bu olayları üreten toplumsal düzenin kendisidir. Emekçilerin görevi, bu düzeni sorgulamak ve değiştirecek örgütlü gücü yaratmaktır.
Gerçek çözüm; işyerlerinden başlayan, emekçilerin ortak iradesine dayanan, birleşik ve kararlı bir mücadelededir.
(Evrensel)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et