Yayla Trio: Bir sofrada kurulan grup
Doğaçlama, plansız, sadece geceyi kurtarmak için başlayan müzik bir gruba dönüşüyor. Üç cümlede roller dağılıp, iş bölümü tamamlanıyor. Yayla Trio da o gece doğuyor. Grubun karakteri de zaten burada gizli.
Şendoğan Yazıcı
2021 yılının eylül ayı. Çamlıhemşin'in Gito Yaylası'nda, Serhan Pirpir ve Tugay Turan'ın işlettiği Koçira Pansiyon. Dağın yamacına tutunmuş, titiz sahiplerinin "Koçira'nın Delileri" lakabını gururla taşıdığı o küçük ahşap ev. O gece Serhan abi epeyce gergin. Gelen misafirlerle yaşanan bir aksilik sinirlerini iyice bozmuş. Misafirler yattıktan sonra gerilim hâlâ dağılmamış. Sonunda dayanamayıp "Çocuklar, bir şeyler çalın söyleyelim, yoksa burada patlayacağım" diyor. Orada üç müzisyen var: Erdem Akın, Onur Can Çelik ve Sinan Kaynakçı. Çalmaya başlıyorlar. Doğaçlama, plansız, sadece geceyi kurtarmak için. Derken Erdem Akın bir şey söylüyor: "Bunu gruba dönüştürelim." Sinan Kaynakçı soruyor: "E, kim yazacak şarkıları?" Erdem'in cevabı kısa: "Tabii ki sen."
Üç cümlede roller dağılmış, iş bölümü tamamlanmış. Yayla Trio bu gece doğmuş. Bu hikâyeyi Sinan Kaynakçı yıllar sonra Kadıköy Sahne'de, konser arasında seyirciye anlatacak. Basın bülteninden değil, sahneden, mikrofonu eline alıp gülerek. Grubun karakteri de zaten burada gizli: Yayla Trio'yu anlamak için kuruluş hikâyesine bakmak yeterli. Bir gerilim anında doğan müzik, bir sofra muhabbetinin sahneye taşınmış hali.
Üç coğrafya, bir sofra
Yayla Trio'nun kadrosu başlı başına bir hikâye. Erdem Akın Çamlıhemşinli, yani Batı Hemşin'den. 1986'da Ankara'da doğmuş ama aslen Küşüve köylü. Ankara'da yedi yıl futbol oynamış, sonra 2010'da her şeyi bırakıp "kutsal topraklar" dediği Çamlıhemşin'e temelli dönmüş. Dağlarda rehberlik yapmış, Sevdaluk dizisinde şive koçluğu yapmış, Karemiş adında güzel bir solo albüm çıkarmış. Kendini "çalar, söyler, dağlarda gezer" diye tanımlıyor. Grubun emektarı, bir arada tutan, fikri atan, örgütleyen kişi. O gece Koçira'da "bunu gruba dönüştürelim" diyen de oydu.
Onur Can Çelik ise Doğu Hemşin'den, Kemalpaşa'lı. Klasik bir Hemşinli. Grubun en sessiz ama en tamamlayıcı elemanı. Adı çok öne çıkmaz, ama Onur Can olmadan Yayla Trio'nun kimyası tutmaz. Her üçlü anlatısında bir "görünmeyen üçüncü" vardır; o sessiz ama olmazsa olmaz kişi.
Ve Sinan Kaynakçı. Pinhâni'den tanıyoruz onu. Alternatif rock sahnesinin en tanınan seslerinden biri. Ama memleketi Konya Beyşehir. Yani Doğu Karadeniz'le coğrafi bağı yok. Ne Hemşinli, ne Laz, ne Trabzonlu. Üstelik grubun şarkılarının büyük bölümünü o besteliyor, söz ve müziğini o yazıyor. Konyalı bir adamın Hemşince ve Lazca şarkılara beste yazması, üstelik Hemşin şivesiyle söylemesi, düşününce garip ama dinleyince son derece doğal.
Batı Hemşin, Doğu Hemşin, Konya. "Trio" kelimesi sadece üç kişiyi değil, üç ayrı coğrafyayı da anlatıyor.
Sofradan sahneye, kayıp olmadan
Yayla Trio'nun ilk yılları stüdyosuz geçti. 2021'de Sevda Yürekten Olur ve Gömün Beni Yaylaya ile başlayan süreçte yayımlanan kayıtların hepsi canlıydı. 2022'de Heydane, Raşa, İnce Xarxan, Norhars Ellim, Meyhaneci Bize Gel, Askaros Deresi... Hepsi live, hepsi kusurlu ama gerçek. Bu grup stüdyoya girmeden önce var olmayı başardı. Bu da ciddi bir cesaret.
2023'te Pinhâni & Yayla Trio imzasıyla çıkan Beraber Beraber albümü, Sinan Kaynakçı'nın besteci kimliğinin gruba tam olarak oturduğu andı. Uşuduğunde, Girdim İçeri, Şen Yureğum Kocamaz, Meyhaneci Bize Gel, Boşa Geçer Seneler... Dokuz parça, yirmi sekiz dakika. Albümün en güzel yanı, sofradaki samimiyeti stüdyo kaydına taşırken hiçbir şeyi kaybetmemiş olmasıydı.
Ardından tekli şarkılar geldi. 2023'te Şimdi Başka, 2024'te Gavurun Eminesi ve Çaylar Para Etmedi. Her biri grubun Karadeniz müziğine bakışının farklı bir köşesini gösterdi.
2025'in şubat ayında çıkan Karişuk albümü ise başlı başına bir keşif. On parçanın adlarına bakın: Lazepeşi Duğuni, Gavurun Eminesi, Derule, Ahmedum, Üskürt Dağı, Gelini, Gito Başun Dumanlı, Pokut Türküsü, Hemşin Kızı, Mektup. Bu albümü dinlemiyorsunuz, yürüyorsunuz. Her parça bir adres, her şarkı bir durak. Hemşince, Lazca ve Türkçe yan yana, sadece o coğrafyanın çok dilli gerçekliğini yansıtarak. Karişuk, Yayla Trio'nun artık sadece bir proje grubu değil, Doğu Karadeniz'in sesini çağdaş bir dille kaydeden bir topluluk olduğunu gösterdi.
Stüdyo grubu değil, konser grubu
Yayla Trio'yu asıl anlamak için konsere gitmek gerekiyor. Sahnede horonlar ve ağıtlar geleneğe uygun biçimde, en sade halleriyle ve çok sesli bir koro düzeninde seslendiriliyor. Seyirciler de bu koronun bir parçası oluyor. Ama asıl mesele korodan ibaret değil. Sahne ile salon arasındaki mesafe bir noktadan sonra kapanıyor: birisi bir hikâye anlatıyor, birisi bir espri yapıyor, rakı masası kurulmuş gibi bir hava esiyor.
Üskürt Dağı bunun en iyi örneği. Şarkıyı başka yerel sanatçılar da söylüyor ama genellikle nakaratı "ot yesak" diye tekrarlayarak yumuşatıyorlar. Yayla Trio ise orijinal sözlerinden vazgeçmiyor: "Ot yesak yaylalarda, bok yesak yaylalarda, bana ne lazım börek." Konserlerde seyircinin en çok yükseldiği, şarkının kendisi kadar yer kaplayan kısım tam da burası. Salonun tamamı bir ağızdan bu sözleri söylediğinde ortaya çıkan şey bir konser performansı değil, kolektif bir kahkaha ve samimiyet anı.
Yeni Kayde
Nisan 2026'da yayımlanan Yeni Kayde, on bir parçalık yeni albüm. Hayde Güzelum Hayde, Ha Böyle, Çalış Çalış, Zor Dayandum Bu Sene, Ezrail'un Evi, Çaylar Para Etmedi... Bu albüm, beş yıllık bir birlikteliğin en olgun meyvesi. Koçira'daki o gerilimli geceden bugüne uzanan yolculuğun doğal ve güzel bir durağı.
Koçira Pansiyon'un sahiplerinden Tugay Turan, 2025 temmuz başında aramızdan ayrıldı. Yayla Trio'nun doğduğu evin bir sahibi artık yok. Ama o gece sofrada başlayan şey, bugün on binlerce insanın kulaklığında, yüzlerce konser sahnesinde yaşamaya devam ediyor. Kliplerindeki rahatlık, sahnedeki samimiyetleri, seyirciyle kurdukları ilişki hep o Koçira gecesinin uzantısı.
Bir gerilim anında çalınmaya başlanan birkaç şarkı, beş yılda üç albüme, düzinelerce tekli şarkıya ve sayısız sofraya dönüştü. Yayla Trio hâlâ o gecedeki gibi çalıyor. Bu da az şey değil.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et