Dersim Pülümür’de krom ocağı tehdidi: 'Tulum peynirimizin değeri proje bedelinden yüksek'
Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz köyünde yapılması planlanan maden projesine karşı 2 bine yakın imza toplandı. Bölge halkı projenin meralar, su kaynakları ve ekosistem için tehdit oluşturduğunu belirtti.
Pülümür Vadisi | Fotoğraf: DHA
Özer Akdemir
[email protected]
Dersim — Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü ve çevre köylerinde yapılması planlanan "Krom Ocağı" projesi ile ilgili ÇED Raporu ile ilgili inceleme değerlendirme süreci başladı. ÇED Raporu bakanlık sitesinde halkın görüşüne açılırken, yurttaşların madencilik projesine karşı tepkileri de devam ediyor.
Dimin Madencilik Şirketi tarafından yapılmak istenen maden ocağına karşı Aşgirek, Gurik, Dağbek ve Çevre Köyleri Platformu tarafından toplanan 2 bine yakın imza geçitğimiz günlerde Tunceli Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim edildi. İmza metninde bölgenin biyoçeşitlilik açısından önemi, tarım ve su varlıklarına dikkat çekilerek maden için verilen izinlerin iptal edilmesi istendi.
Munzur Havzası’nda yer alan Hel Dağı’nda 7 milyon 827 bin 500 TL bedelli proje kapsamında açık ocak yöntemiyle yılda 50 bin ton cevher çıkarılması ve bunun karşılığında 250 bin ton pasa (atık) dağlarının oluşması planlanıyor. Ancak hem yöre halkının yayımladığı bildiri hem de projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu, bölgenin eşsiz doğasının, tarımının ve koruma altındaki türlerinin büyük bir risk altında olduğunu ortaya koyuyor.
Rant uğruna yok edilen meralar ve tarım
ÇED raporuna göre, faaliyet alanı 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda "Tarım Alanları" içerisinde kalıyor. Bölge, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki hazine arazisi ile ağaçsız orman toprağından oluşuyor. Bölge halkı, yayımladığı bildiride, projenin sadece 7.8 milyon TL gibi komik bir bedelle "yüksek rant ve talan projesi" olduğu, bölge yaylalarında üretilen sadece tulum peynirinin katma değerinin dahi bu bedellerin çok üstünde olduğu vurgulanıyor. Barajlar nedeniyle tarımsal üretimi daralan şehirde en temel geçim kaynağının arıcılık ve küçükbaş konar göçer hayvancılık olduğu, dağların ve meraların kara toprağın altında köleleştirilmek istendiği belirtiliyor.
Komşu köye "mera" iptali, Karagöz'e neden yok?
Tunceli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Karagöz'e bitişik Dağbek Köyü'nde yapılmak istenen başka bir maden projesini, arazinin göçer sürü sahiplerine kiraya verilen "iyi mera sınıfı" olması ve hayvancılık potansiyeli nedeniyle uygun bulmayarak ÇED sürecini sonlandırmıştı. Yöre halkı, aynı mera sınırlarının korunduğunu belirterek Karagöz projesinin de iptal edilmesini talep ediyor.
Yılda 250 bin ton atık ve su kaynaklarına tehdit
Proje alanı, Fırat-Dicle Havzası içerisinde, Karasu Alt Havzası'nda bulunuyor. Saha içerisinde doğrudan daimi akıntılı bir su bulunmasa da Karagöz Deresi ve Pülümür Çayı'nı besleyen Kovuklu Deresi gibi su kaynakları projenin doğrudan etki alanında. ÇED Raporu, çıkarılacak 250 bin ton atığın (pasanın) dere yataklarına yakın depolanmasının asit kaya drenajı ve sedimantasyon riski taşıdığını; bunun yeraltı ve yüzey sularını kirletmemesi için kil-jeotekstil sızdırmazlık tabanları oluşturulması gerektiğini kabul ediyor. Halk ise bu durumun su kaynaklarını ve Munzur ekosistemini kalıcı olarak zehirleyeceğinden endişeli.
Endemik türler ve koruma altındaki canlılar alarm veriyor
Hem halkın iddiaları hem de ÇED raporunun bulguları, bölgenin eşsiz bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. UBENİS projesi verilerine göre Munzur Havzasında 2250'nin üzerinde bitki türü var ve beşte biri endemik. Yöre halkı, 10-15 metrelik bir alanda bile 6 endemik tür bulunduğunu, yöre balının Türkiye ortalamasının çok üstünde polen çeşitliliğine sahip olduğunu ifade ediyor. ÇED Raporu da bunu doğrulayarak alanda 18 endemik bitki türü tespit edildiğini belirtiyor. Bunlardan tehlike kategorisi "Zarar Görebilir (VU)" olan Hesperis isatidea ve Asphodeline tenuior ile "Tehdit Altına Girmeye Aday (NT)" olan Minuartia anatolica ve Crocus kotschyanus türlerinin inşaat öncesinde soğanlarının sökülmesi veya tohumlarının toplanarak Ankara'daki tohum bankasına gönderilmesi gerektiği raporda itiraf ediliyor.
Anadolu Parsı, Küçük Akbaba ve Ulu Doğan’ın yaşam alanı tehlikede
Yöre halkının bildirisine göre alan; Anadolu Parsı, Vaşak, Dağ keçisi, kaya kartalı ve Anadolu engereği gibi nesli tehlike altındaki eşsiz bir fauna zenginliğine ev sahipliği yapıyor. ÇED Raporu da alanda Küçük Akbaba (EN - Tehlikede), Ulu Doğan (EN) ve Sakallı Akbaba (NT) gibi uluslararası ölçekte korunması gereken 10 kritik kuş türünün yaşadığını; ayrıca Pülümür Çayı'nda nesli hassas durumda olan Barbus esocinus ile endemik Alburnoides velioglui balıklarının bulunduğunu kayıt altına alıyor.
Açık ocak ve dinamit sesleri köyün dibinde
Rapora göre üretim esnasında patlatma, kazı ve nakliye kaynaklı çok ciddi bir toz emisyonu, gürültü ve vibrasyon oluşacak. Kuşların göç ve üreme dönemlerinde (Nisan-Temmuz) faaliyetlerin yaban hayatını tehdit edeceği, yuvalama alanlarının zarar görebileceği ve habitat parçalanması yaşanacağı açıkça belirtiliyor. ÇED alanının Karagöz Köyü'ne olan mesafesi ise sadece 328 metre.
Evrensel'i Takip Et