1 Mayıs’a giderken Bursa ve İzmir'den işçiler: Parçalanmışlık patronların işine gelir
Bursa ve İzmir’de metal ve belediyede çalışan, farklı sendikalara üye işçiler, artan yoksulluk, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına, hak gasplarına dikkat çekerek 1 Mayıs öncesi ortak mücadele çağrısı yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Bursa ve İzmir’de metal ve belediyede çalışan, farklı sendikalara üye işçiler, artan yoksulluk, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına, hak gasplarına dikkat çekerek 1 Mayıs öncesi ortak mücadele çağrısı yaptı. İşçiler, sendikalar arasındaki bölünmüşlüğün patronların işine yaradığını vurgulayarak, taleplerle, kitlesel ve birleşik bir şekilde alanlarda olmanın önemine işaret etti.
‘1 Mayıs işçilerin ortak sesini yükseltme günüdür’
Hak-İş üyesi bir işçi
Bursa
Yoksulluk her geçen gün daha da derinleşiyor. Fazla mesaiye kalıyoruz, saatlerimizi veriyoruz ama o fazla mesailerin karşılığı vergiye gidiyor. Banka promosyonlarımız, birilerinin keyfi harcamalarına, holding sahiplerinin “hobi”lerine aktarılıyor. Patronlar çıkıp “Şu futbol kulübüne sonsuz destek” açıklamaları yaparken, o destek işçinin cebinden kesilenlerle sağlanıyor. Kısacası patronlar milyonları keyfi harcamalara ayırırken, biz 12 saatlik mesailerle neredeyse karın tokluğuna çalıştırılıyoruz. Bu kadar ortak sorun varken 1 Mayıs’ın neden ortak kutlanamadığını sormak gerekiyor. Sendikalar neden yan yana gelemiyor? Bu parçalanmışlıktan kim fayda sağlıyor? Açık ki bu bölünmüşlük en çok patronların ve mevcut düzenin işine yarıyor. Bölünmüş işçi, güçsüz işçidir.
Bugün birçok işçi 1 Mayıs’a katılmıyor. Çünkü işçi yoksul, borçlu ve gelecekten umutsuz. Kiminin çocuğu var, kiminin kredi borcu; çoğumuz akşam ne yiyeceğini düşünmekten başka bir şey düşünemez haldeyiz. Ama İşçiler korkuyor ve güvencesiz. En önemlisi, işçiler ne sendikalara ne yönetenlere güvenmiyor. Hatta yan yana çalıştığı işçiye bile güven duymuyor. Böyle bir ortamda 1 Mayıs işçinin kendi günü olmaktan uzaklaşıyor. Alanlar bölünüyor, katılım düşüyor. Hatta birçok iş yerinde 1 Mayıs günü izin değil, daha uzun mesailer dayatılıyor.
Oysa 1 Mayıs tam da bu koşullara karşı söz söyleme günüdür. Yoksulluğa, sömürüye, güvencesizliğe karşı itirazın günüdür. Aynı zamanda dünyada artan savaş politikalarına, emperyalist saldırganlığa karşı işçilerin ortak sesini yükseltme günüdür.
Gerçek birlik, ancak işçilerin kendi ortak mücadelesiyle mümkündür. Şu açık ki, işçiler 1 Mayıs’a katılmadan, o alanı kendi alanı olarak görmeden hiçbir şey değişmeyecek. Bugün asıl ihtiyaç olan, iş yerlerinde bu soruları sormak ve tartışmaktır: 1 Mayıs neden kutlanmalı? Neden yan yana gelmeliyiz? Bu parçalanmışlık nasıl aşılacak? Çünkü başka bir yol yok. Ya parçalı, sessiz ve güvencesiz kalacağız… Ya da yan yana gelip sözümüzü, gücümüzü büyüteceğiz.
İşçiler sahiplenmeli ve değiştirmeli
Türk Metal üyesi bir işçi
Bursa
On yılı aşkın süredir Türk Metal Sendikasının örgütlü olduğu bir fabrikada çalışıyorum. Fakat gel gelelim üç ayrı taşeron şirket fabrikada cirit atıyor, kadrolu işçiler iki yıllık bir süreç içerisinde adım adım işten çıkartılıyor. Buna rağmen sendikanın hiçbir şeye ses çıkardığı, işçiyi savunduğu yok. 10-15 yıllık işçilerin bile ‘‘Sendikanın bir faydasını görmedim, sendikaya gerek bile yok” dedikleri bir tablo mevcut. Fabrika yönetimi ise işçilerin büyük çoğunluğunun taşeron firmaya bağlı olmasının rahatlığı ile aylardır ne bir baret ne lift kullanma belgesi veya en ufak iş güvenliği ekipmanını dahi işçiye sağlamıyor. Sendika temsilcisini ise molalarda çay içerken görüyoruz ancak. Harici bir denetim yaptığı, ilgilendiği yok. Taşeron işçiler sendikaya üye olsa ertesi günü işten atılıyor. Öyleyse sormak lazım sendika biz işçinin güvencesi mi yoksa patronun tepemizde gezdirdiği sopa mı?
Şimdi bazı arkadaşlar diyecekler ki sen Türk Metal’i mi kötülüyorsun? Hayır! Türk Metal kendini kötülüyor. Adı fark etmeksizin bu şekilde yapan tüm sendikalar kendini kötülüyor. İşçinin mücadele azmini köreltiyor. Halbuki olması gereken işçinin mücadele kültürünün oluşmasıdır. Bu da işçilerin örgütleri ile mümkündür. Sendika da bu alanda en önemli araçtır.
Önümüz 1 Mayıs işçi sınıfın en şanlı günü. Asgari ücret görüşmelerinde masaya oturmayarak bizi nasıl sattılar ise geçtiğimiz 1 Mayıslar da dahil olmak üzere hiçbir 1 Mayıs’ta diğer emek örgütleri ile ortaklaşmayıp kendi üyesi olan işçileri de başka bir alanda yürüttüğü bu sendika bu yıl da aynı şeyi yapacak mı merak ediyorum. Sendikalar arası rekabet patronlara fayda sağlarken Soruyorum size ayrı ayrı kutlanan 1 Mayıs’ın faydası kime?
Biz isçiler olarak kendi emek örgütlerimizi sahiplenmedikçe, kendi mücadelemizin başrolü olmadıkça da bu durumun çözüleceğini düşünmüyorum.
Belediye işçileri: Yaşanabilir bir ücret ve güvenceli iş istiyoruz
İzmir – Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikasında örgütlü bir işçi ve DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikasında örgütlü olan diğer bir işçi ile çalışma koşullarını ve 1 Mayıs’a hangi taleplerle gideceklerini konuştuk.
Belediye-İş Sendikasında örgütlü bir işçi mobbinglere maruz kaldıklarını, sürgünlerle çalışma yerlerinde değişiklik yapıldığını belirterek “İş güvencemiz yok. İşverene karşı çıktığımız eylemler, işten çıkarılma olarak bizlere yansıyor” dedi. İşçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ücret talep ettiğini ifade eden işçi, “Kira, gıda, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi giderlerin karşılanabilmesi önceliklidir. Alım gücünün korunması beklenir. İşin niteliğine, zorluğuna ve çalışılan saatlere göre adil bir ücret talep edilir. Ücretin yanında işten çıkarılma riskinin düşük olması önemlidir” diyerek iş güvencesine vurgu yaptı. İşçilerin taleplerinin daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini belirten işçi, “Sadece günlük yaşamı sürdürmeye yetecek bir ücret değil; aynı zamanda güvence, adalet, motivasyon ve gelişim imkanları içeren bir yaşam talep ediyoruz. Yani yaşanabilir bir hayat istiyoruz” ifadelerini kullandı. Bu koşullarda 1 Mayıs’a katılımın önemine değinen işçi, “1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesine karşı işçiler 1 Mayıs’a katılırken bilinçli, organize, güvenli ve dayanışma ruhuna uygun hareket etmelidir. Bu en önemli hazırlıktır” dedi.
‘Taleplerimizle alanda olmalıyız’
DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikasında örgütlü olan diğer işçi ise de benzer çalışma koşullarına sahip olduğunu dile getirdi. Mobbing, sürgün, iş güvencesinin olmamasının en büyük sorunları olduğunu ifade etti. Enflasyon karşısında eriyen ücretlerin yanı sıra fazla mesai ve ikramiye gibi temel haklarının da geç ve parça parça yatırıldığını belirten işçi, bu durumun geçim sıkıntısını daha da artırdığını ve işçilerin borçlanmak zorunda bırakıldığını söyledi.
Taleplerini sıralayan işçi, “Şirket işçilerine kadro verilmesini istiyoruz. Taşeron sistem kaldırılsın. Sendikalaşmanın önü açılsın. Grevlerdeki yasaklamalar son bulsun” diye konuştu.
Ortadoğu’da bitmek bilmeyen savaş, baskı ve zulme karşı işçilerin birliğini sağlaması gerektiğini ifade eden işçi 1 Mayıs’a ilişkin şu çağrıda bulundu: “İşçiler öncelikle o gün işe gitmemeli, fazla mesai kazancından en azından o gün vazgeçmelidir. Taleplerini dile getirebilecekleri pankart ve dövizler hazırlamalıdır. Toplanma alanlarına mutlaka gitmeli ve bugünü bir tatil olarak değil, tüm dünya emekçilerinin ortak bayramı olarak alanlarda kutlamalıdır.”
(İşçi Sendika Servisi)
Evrensel'i Takip Et