9 işçi can vermişti... İliç davasında yeni skandal: Bilirkişi, sorumlu şirketin danışmanı çıktı
İliç maden faciasına dair davada “bilirkişi” skandalı belgelendi. Mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunda imzası olan bir profesörün, faciadan sorumlu Anagold Madencilik ile ticari ilişkisi ortaya çıktı.
İliç kaza anından fotoğraf AA'ya aittir.
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Erzincan İliç’te 9 işçinin ölümüyle sonuçlanan Çöpler Altın Madeni faciasına ilişkin SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik hakkında yürütülen yargılama süreci, tarafsızlık ilkesine gölge düşüren çarpıcı belgelerle yeni bir boyut kazandı. Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden davada mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunda imzası bulunan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, faciadan sorumlu tutulan Anagold Madencilik ile ticari ilişkisi olduğu ortaya çıktı.
Ulaştığımız belgeler ve açık kaynak verileri, davanın seyrini değiştirecek nitelikte bir çıkar ilişkisini gözler önüne serdi.
Bilirkişi heyetindeki ‘Hacettepe’ bağlantısı
Dava sürecinde daha önce ODTÜ’lü akademisyenler tarafından hazırlanan ilk rapor, faciadaki ihmalleri somut bir şekilde ortaya koymuştu. Ancak ikinci duruşmada mahkeme heyeti değişmiş, değişmeden önce de yeni bir bilirkişi raporu istenmesine karar vermişti. 4. duruşmada dosyaya giren ve davanın temel dayanağı haline gelen ikinci raporda yer alan isimlerden Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin maden şirketiyle olan bağları ticari nitelikte. Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin kurucusu ve halihazırda resmi olarak müdürü olduğu Hacettepe Mineral Teknolojileri Ltd. Şti.’nin resmi referans listesinde, davanın sanığı konumundaki Anagold ve alt yüklenici Çiftay firmaları açıkça yer alıyor. Bu durum, bilirkişinin müşterisi olduğu bir şirket hakkında yargıya rapor sunması anlamına geliyor. Bu hukuk sisteminde doğrudan bir reddihakim ve bilirkişi itiraz gerekçesi teşkil ediyor.
Saha su dengesi kusurları ve kusurlu isimler örtbas edilmiş
Prof. Dr. Zafir Ekmekçi bilirkişi raporunda Prof. Dr. Okay Altun’la birlikte facianın en teknik ve en tartışmalı kısmı olan oksidasyon operasyonları bölümünü kaleme almış. Elde edilen şirket içi sunum dosyaları (Site-Wide Water Management), facianın teknik nedenlerinden biri olan “saha su dengesi” konusundaki kusurların nasıl örtbas edildiğini de kanıtlar nitelikte. Mahkemede sunulan raporlarda, sahadaki su miktarını ve solüsyon dengesini ayarlayamayan isim olarak firari sanık Kenan Özdemir işaret ediliyor. Ancak ulaşılan 10 Ekim 2023 tarihli “Çöpler Site-Wide Water Management” başlıklı sunum belgesinde, saha su yönetiminden asıl sorumlu ismin Ali Sert olduğu net bir şekilde görülüyor.
Şu an halen SSR Mining’de genel müdür vekili olarak görev yapan Ali Sert’in ismi bilirkişi raporunda sorumlular arasında geçmezken, Sert tüm talimatları doğrudan Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’den alıyor. Mahkemenin, şirketin yönetim şemasını talep etmemesi ve gerçek sorumluları dosyaya dahil etmemesi, yargılamanın alt düzey personel üzerinden kapatılmaya çalışıldığı şüphesini güçlendiriyor.
İlk duruşmada yer alan ODTÜ raporu sonrasında, mahkeme heyeti başkanı ve bir üyenin tayininin çıkması dikkat çekmişti. Yeni Heyet Başkanı Yavuz Özkan’ın 4. duruşmadan birkaç gün önce Erzincan cumhuriyet savcısı ile birlikte AKP Erzincan Milletvekili Süleyman Kahraman’ı TBMM’de ziyaret etmesi ise kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Paylaşılan ziyaret fotoğrafı sonrası Uğur Yıldız’ın Ailesinin Avukatı Ümit Altaş reddihakim talebinde bulunmuştu.
Özellikle Anagold’un şirket içi yazışmalarının, laptop ve telefon imajlarının dosyaya yansıtılmaması, yönetici kadronun üretim baskısı yaptığına dair delillerin karartılması riskini de doğuruyor.
Cengiz Holding madeni yarı fiyatına satın aldı
Madenin Cengiz Holdinge satılmasıyla ilgili gelişen süreç de bu davanın arka planını oluşturuyor. Dünyadaki en yüksek altın tenörüne (ton başına 8 gram) sahip ilk 5 madenden biri olan İliç, “milli sermaye” argümanı altında yabancı ortaklardan yerli holdinglere aktarılıyor. Bu devir işleminin, yargılama sürecindeki aklama çabalarıyla eş zamanlı gitmesi, madenin yeniden işletmeye açılması planının bir parçası olarak yorumlanıyor. Yargılama sürecindeki bu aklama trafiği, maden sahasının el değiştirme ve yeniden faaliyete geçme süreciyle paralel ilerliyor.
Görüşme taleplerimizi iletmek üzere hem Hacettepe Üniversitesindeki e-posta adreslerine ulaştığımız hem de Hacettepe Mineral Teknolojileri Ltd. Şti. üzerinden irtibat kurmaya çalıştığımız Zafir Ekmekçi, tüm girişimlerimize rağmen sorularımızı yanıtsız bıraktı.
Savcılık mütalaasını sundu: Fatura sahadakilere kesildi
Savcılığın mahkemeye sunduğu mütalaada ise 9 işçinin ölümüyle sonuçlanan faciada asıl sorumlu listesi oldukça dar tutuldu. Fatura büyük oranda sahada çalışan teknik personele kesilirken, operasyonel hataları yapan, uyarıları dikkate almayan veya sahayı tahliye etmeyen mühendis ve vardiya amirlerinin “Taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılması talep edildi. Ancak isimlerin çoğu “yukarıdan gelen üretim baskısı” altında çalıştıklarını kaydetmişti.
Savcı mütalaasında, facianın göz göre göre geldiği itiraf edilirken, olay öncesindeki 3-4 günlük süreçte radar cihazlarının kritik seviye uyarısı vermesine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı vurgulandı. Bu durumun basit taksir değil, bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Savcı, vefat eden kişi sayısının çokluğunu göz önüne alarak, cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yakın bir şekilde verilmesini talep etti.
Kimler için ceza istendi?
Mütalaada, aralarında şirketin üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 13 sanık için hapis cezası istendi. Şirketin Türkiye’deki en yetkili ismi olan Operasyon Başkan Yardımcısı Iain Ronald Guille asli kusurlu bulundu. Hem “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” hem de “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından cezalandırılması istendi. Kıdemli Jeoteknik Mühendisi Ali Rıza Kalender’in de tehlikeli seviyeyi tespit etmesine rağmen önlem almadığı gerekçesiyle “asli kusurlu” sayılarak cezalandırılması ve tutukluluk halinin devamı istendi. Tali kusurlu sayılan Shaun Schwartz, Selçuk Çiftlik, Karabey Turan, İshak Aslan, Berkay Mısır, Abdulkadir Cansız, Murat Bayrakdar, Osman Bayrak, Bürgehan Akçaru, Mehmet Alperen Turak ve Kaan Toker hakkında da bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan ceza talep edildi. 12 sanık için 22 yıl 6’şar aya, en yetkili isim olan Iain Ronald Guille için ise 24 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Mütalaada, facianın sorumlusu olarak gösterilen ancak haklarında uzun süredir yakalama kararı bulunan yabancı uyruklu üst düzey yöneticilerin dosyalarının ana davadan ayrılması talep edildi.
Savcılık, aralarında şirketin Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin de bulunduğu toplam 24 sanık hakkında ise beraat istedi. Mütalaada, asli kusurlu bulunan Ali Rıza Kalender ve Iain Ronald Guille’nin tutukluluk hallerinin devamı istenirken; SG Müdürü Selçuk Çiftlik’in tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak adli kontrol uygulamasıyla tahliyesi önerildi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et