11.04.2026 00:25

Kuzey Kıbrıs’ta emekçiler ne istiyor? 'Yoksullaştıkça faturanın halka kesilmesine izin vermeyeceğiz'

Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulmasının ardından başlayan genel grev ve kitlesel eylemleri Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu değerlendirdi.

Kuzey Kıbrıs’ta emekçiler ne istiyor? "Yoksullaştıkça faturanın halka kesilmesine izin vermeyeceğiz"

Fotoğraf:  Bağımsızlık Yolu Partisi 

Mehmet Zengül
[email protected]


Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulmasına yönelik girişimle başlayan genel grev, kısa sürede meclis önünde kitlesel eylemlere dönüştü. Hükümet görüşmeleri 13 Nisan’a ertelemek zorunda kaldı. Sendikaların öncülüğünde gelişen mücadele, yalnızca ekonomik bir düzenlemeye karşı tepkinin ötesine geçerek, siyasal kriz, emek-sermaye ilişkileri ve Türkiye ile kurulan bağımlılık ilişkileri ekseninde daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Yaşanan süreci, ortaya çıkan toplumsal dinamikleri ve olası gelişmeleri Evrensel’e değerlendiren Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, “Krizin faturası yine emekçilere kesilmek isteniyor” dedi.

"Meclisi baypas eden adımlar öfkeyi büyüttü"

Hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulması kararının ardından başlayan genel grevin geldiği aşamayı ve meclis önündeki eylemlerle birlikte ortaya çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulması kararı henüz hayat bulabilmiş değil. Hükümet bu kararı meclisten bir yasa ile hayata geçirmek istedi. Ancak 30 Mart tarihli bu ilk girişime sendikaların güçlü bir direniş göstermesi ve kamuoyu tepkisi nedeniyle, hükümete mensup vekiller arasında da çatlaklar oluştu. Hükümet nisan ayı başına yasayı yetiştiremeyeceğini anlayınca, 31 Mart’ta meclisi baypas ederek bir yasa gücünde kararname yayımladı. Amaç yaratılan oldubitti aracılığı ile halkı demoralize etmek, bu sırada da kendi vekillerini ikna etmekti. Ancak süreç bekledikleri gibi ilerlemedi.

30 Mart’ta grevciler polis barikatlarını aşarak meclis bahçesine girmiş ve meclis kapılarına kadar dayanmıştı. Hükümetin meclisi baypas etmesi, halkın öfkesini daha da arttırdı ve eylemciler 6 Nisan’da çok daha geniş güvenlik önlemleri alınmasına rağmen bunu bir kez daha tekrarlayarak yine meclis kapılarına dayandı. 7 Nisan’da ise bu kez sadece bahçeye girmekle kalınmadı, kapılar aşılarak meclisin içerisine de girildi. Bayraklar, sloganlar ve bando eşliğinde meclis koridorlarında yürüyüş yapan grevciler, oda oda gezerek hükümet mensuplarını aradılar. Bunun üzerine 8 Nisan’da polis meclis bahçesini baştan grevcilere teslime ederek, güvenlik önlemlerini bina duvarlarının çevresine geriletti. Hükümet de yasa gücünde kararnameyi geri çekerek kısmi bir geri adım attı. Hayat pahalılığının dondurulması uygulamasını hâlâ yasa ile geçirmeye çalışıyorlar ancak önceki haline göre bazı yumuşamalar yapacaklarını söylüyorlar. Değişiklikler net bir metinle kamuoyuna ilan edilmediği için, tam olarak ne yapmayı düşündükleri bilinmiyor.

Meclis oturumu 13 Nisan’a ertelendiği için, sendikalar da grevi askıya aldılar. Şimdilik bir bekleyiş söz konusu. Ancak sendikaların hükümete hiçbir güveni yok. 

"Krizin faturası emekçilere kesilmek isteniyor"

Hükümetin bu kararını yalnızca ekonomik bir düzenleme olarak mı görüyorsunuz, yoksa daha geniş bir siyasal yönelimin ve krizin faturasının emekçilere kesilmesinin bir parçası mı?

Hükümetin hayat pahalılığı ödeneğini dondurmak istemesi, genel siyasal yönelimlerinin ekonomik bacağını oluşturuyor. Tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs’ta da bütçe sadece gider kalemleri üzerinden düşünülüyor. Gider kalemlerine odaklanmak, doğal olarak giderlerin kısılması yani kamu harcamalarının azaltılması anlamına geliyor. Bütçeyi sadece gider üzerinden düşündükleri gibi, giderleri de sadece maaşlar üzerinden düşünüyorlar. Yani ortada bir ekonomik kriz veya bütçe açığı varsa, rejim partileri için ilk akla gelen maaşların azaltılmasıdır.

Bu sadece mevcut hükümetin politikası değil, bugün ana muhalefette olan CTP’nin de düşünce şekli bu yöndedir. Şimdi muhalefette oldukları için ahlaki argümanlarla hükümeti eleştirseler de geçmişte hükümet oldukları her dönemde kendileri de aynı şekilde davranmışlardı. En yakın örnek 2018 yılında Tufan Erhürman’ın başbakan olduğu dönemde hayat pahalılığı ödeneğini durduran bir yasa gücünde kararnameye CTP’nin imza atmış olmasıdır. Bugün öfkenin böylesine büyümüş olmasının ve halkın da sendikalara açık destek vermesinin sebepleri ise hem ekonomik hem de siyasal niteliktedir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor, Kıbrıs’ta sendikal örgütlenme tamamen kamu ile sınırlıdır. Özel sektörde sendikalaşma yüzde 0.5 civarındadır. Yani özel sektörde sendika yok denecek kadar az. Hayat pahalılığı uygulaması, kamuda çalışanlar için geçerlidir. Özel sektörde ise asgari ücret artışları tamamen hükümet ile patronların iki dudağı arasındadır ve hayat pahalılığına göre belirlenmesini zorlayan bir yasal durum yoktur.

Geçmişte kamu çalışanları hayat pahalılığı artışı alırken, özel sektör çalışanlarının hiçbir artış almaması; iki kesim arasında duygusal bir gerilim oluşmasına neden oluyor ve hayat pahalılığı dondurulduğunda da halkın geniş kesimlerinin sendikalara destek vermemesi ile sonuçlanıyordu. Bu durum partimizin kurulduğu 2016 yılından beridir özel sektör emekçilerini merkeze alan bir siyaset izlemesi ve 2021’den sonra kamu sendikalarının da bu alana eğilmeye başlaması ile değişmektedir. 2023’ten beridir asgari ücret artışları ile hayat pahalılığı artışları eş zamanlı hale gelmiş ve asgari ücretin hayat pahalılığı oranında arttırılması uygulaması fiilen normalleşmiş durumdadır. Yani artık kamu sendikaları hayat pahalılığı için eyleme çıktığında, özel sektör emekçileri de bu kazanımdan yararlanacaklarını bildiklerinden, sendikaların eylemleri kendi üyeleri dışından da destek almaktadır. Bu da kamu ve özel sektör emekçilerinin bölünerek birbirlerine kırdırılmasının son bulması oranında, sendikaların eylemlerinin güçlenmesine hizmet etmektedir. 2018 yılında sendikaların başarısızlığı ile şimdiki muazzam halk desteği arasındaki en belirleyici farklardan birisi budur. 

Fotoğraf: Bağımsızlık Yolu

Fotoğraf: Bağımsızlık Yolu

"Hükümete dönük biriken bir öfke var"

Diğer yandan mevcut hükümet uzun süreden beridir öfke biriktirmektedir. Zaten meşruluğu tartışmalı, kendi partisinin başkanlığına bile Tayyip Erdoğan’ın baskıları ile getirilmiş bir başbakan söz konusudur. Sahte diploma, sahte reçete skandalları; Merkezi İhale Komisyonu başkanından başbakanlık müsteşarına kadar onlarca bürokratın yolsuzluk ve rüşvetten yargılanıyor olması, hükümet vekillerinin haklarında dosyalanmış davalardan dokunulmazlık aracılığı ile kaçınmaları halkın sabrını taşma noktasına getirmiştir.

Bunun yanında yerel seçimlerde, ara seçimde ve cumhurbaşkanlığı seçiminde ardı ardına hezimete uğramış bir hükümet vardır. Ancak normal takvime göre ocak 2027’de yapılması gereken genel seçimi erkene almak yerine, toplumsal desteğini tamamen yitirmelerine rağmen ardı ardına çok kritik yasaları geçirmeye devam etmektedirler. Telefon altyapımızı Türk Telekom’a peşkeş çeken bir protokol, 3 bin 600 dönüm orman arazisini İTÜ’ye devreden bir başka protokol, ikinci bir ilahiyat koleji açma kararı, patronların iş cinayetlerindeki yasal sorumluluğunu ortadan kaldıran bir mevzuat değişikliği son altı ayın uygulamalarıdır. Sırada ise ceza ve bilişim suçları yasalarını değiştirerek basın ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıracak uygulamalar vardır. 

"Türkiye ile ilişkiler belirleyici"

Bu süreçte Türkiye ile olan ekonomik ve siyasal ilişkilerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz, karar alma mekanizmaları ne ölçüde bağımsız?

Türkiye, geçmişte bir büyükelçisinin de ifade ettiği gibi Kıbrıs’ın IMF’sidir. Hükümetlerin gündeme getirdiği tüm neoliberal uygulamalar, iki ülke arasında imzalanan ekonomik protokoller aracılığı ile Türkiye’den dayatılmaktadır. Ancak bu uygulamaların ülke içerisinde de sermaye tarafından desteklendiğinin altını çizmek gerekir. Hükümetler bağımsız karar alma organları ve iktidar erki değildirler. Kıbrıs’ta iktidar büyük sermaye ve Türkiye tarafından oluşturulan bir egemen blokun elindedir. 

Sendikaların ve emekçilerin ortaya koyduğu ortak mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz, bu süreç kalıcı bir örgütlenme hattına dönüşebilir mi?

Sendikaların mücadelesi son yılların büyük eylemleri içerisinde sınıfsal niteliği en çok öne çıkanlardan birisi oldu. Bunda örgütsüz özel sektör emekçilerinin, kamu sendikalarının mücadelesinde kendi sınıfsal menfaatini görmesinin ve açık desteğinin büyük etkisi var. Direngenlik ve kararlılık açısından da halkın öz güvenini arttıran bir süreç yaşadık. Ancak şunu da göz ardı edemeyiz; bu eylemlerin ekonomik boyutu hayat pahalılığı ödeneği ile siyasal boyutu ise erken seçim talebi ile sınırlıdır. Üstelik hayat pahalılığı ödeneğinin kaldırılmaması mümkün olsa bile, bunun özel sektör emekçilerine yansıyacağının yasal veya pratik bir garantisi de yoktur.

Kısacası ortak bir örgütlenme olmadığı için iki kesimin birbirine kırdırılmasının imkanları hâlâ mevcuttur. Üstelik Türkiye ile ilişkileri ve sermayenin emeğe saldırılarını sorgulayan genel kabul görmüş bir siyasal program da mevcut değildir. “Bu hükümet gitsin” talebi, yerine gelecek olan ana muhalefetin her iki başlıkta da mevcut hükümetten farklı olmaması nedeniyle yeni hayal kırıklıklarına gebe bir taleptir.

Diğer yandan sözünü ettiğimiz nitelikte bir program da ancak fiili mücadele içerisinde yaşam bulabilir. Bu nedenle mevcut eylemler kısa vadede sorunların yoğun tartışılmasına hizmet ederek, uzun vadede kalıcı bir örgütlenme hattına temel teşkil edebilir. Bu da sosyalistlerin mevcut eylemler içerisinde hem Türkiye ile ilişkileri hem de sermayenin ekonomik krizdeki rolünü tartıştıran müdahaleleri ile mümkün olacaktır. 

Fotoğraf: Bağımsızlık Yolu Partisi

Fotoğraf: Bağımsızlık Yolu Partisi

"Yoksullaşma derinleşir, çözüm servetin vergilendirilmesi"

Hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulmasının gelir dağılımı ve emekçiler üzerindeki etkilerini, mevcut ekonomik krizin sınıfsal boyutuyla birlikte nasıl değerlendiriyorsunuz? Partinizin yaklaşımı ve çözüm önerileri nelerdir?

Hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulması, hayat pahalılaşmaya devam ettiği koşullarda halkın genel olarak yoksullaştırılması anlamına gelecektir. Hem kamuda hem özelde maaşların dondurulması ama temel ihtiyaç maddelerinin zamlanması bundan başka bir sonuç veremez. Bu durumdan ilk etkilenecek olanlar tabii ki emekçiler ve hemen ardından da küçük esnaf olacaktır. Bu da zenginlerin daha da zenginleşmesi, orta sınıfın yoksullaşması, yoksulların ise sefalete itilmesi demektir.

Bağımsızlık Yolu olarak Kıbrıs gibi küçük, üretimden koparılmış ve kendi para birimini dahi kullanmayan bir ekonomide; krizi çözecek araçlara sahip olmadığımızı biliyoruz. Bu daha geniş ve enternasyonal bir mücadelenin parçası olarak kurgulanmak zorundadır. Ancak kısa vadede krizden kimin zarar göreceğini belirleme şansımız vardır. Partimiz bu eylemlere “servet vergisi” talebimizi yükselterek destek verdi. Ultra zenginlerden alınacak servet vergisi ile kamusal eğitim, sağlık, ulaşım ve barınmaya yatırım yapılmasını savunuyoruz. Bu da toplumun ezici bir çoğunluğu için, hane halkı bütçesinde yüzde 30’lara varacak bir rahatlama anlamına geliyor. Bunun yanında enerji maliyetlerimizin esas kısmını oluşturan AKSA’nın kamulaştırılması, Emrullah Turanlı’ya peşkeş çekilen Ercan Havaalanı ve Türk Telekom’a peşkeş çekilen fiber optik altyapımızın geri alınması, hem kamu bütçesinde gelirleri arttırıcı bir etkide bulunacak hem de halkın enerji, iletişim ve ulaşım maliyetlerini düşürecektir. Partimiz vergiden muaf tutulan büyük sermayedarların yeniden vergilendirilmesini, üretken olmayan sektörlere verilen teşviklerin durdurulmasını ve gümrüklerin üretimi koruyacak biçimde düzenlenmesini savunuyor. Tüm bunları, partimizin bütçe denkliği için giderlerin azaltılmasını değil, gelirlerin arttırılmasını ön plana alan programına dayandırıyoruz.

Bu eylemlerde kritik önemde olduğunu gördüğümüz kamu ve özel sektör emekçilerinin birliği için asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi ve iki ayda bir hayat pahalılığı oranında arttırılması talebimiz artık neredeyse tüm toplumsal muhalefet tarafından savunuluyor. Özel sektörde sendikalaşma da kritik bir mesele, kurulduğumuz tarihten beridir on kişiden fazla çalışanı olan iş yerlerinde sendikasız işçi çalıştırmanın yasaklanmasını talep ediyoruz. Bu talebimiz de toplumda yaygın olarak benimseniyor, zaten özel sektörde sendikasızlık hemen herkesin kabul ettiği bir sorun olduğu halde, bu konudaki tek somut çözüm önerisi de budur.

Ekonomik programımız, aynı zamanda halkımızın kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde Türkiye’nin hegemonyasından çıkması ve adamızın siyasal eşitliğe dayalı sosyalist bir federasyonda birleştirilmesi talepleri ile destekleniyor.

 "Sendikalara yönelik baskılar tesadüf değil"

Hükümet geri adım atmadığı senaryoda mücadelenin nasıl ilerleyeceğini ve bu sürecin Kuzey Kıbrıs siyasetinde nasıl bir etki yaratacağını öngörüyorsunuz? Emekçilere çağrınız nedir?

Hükümetin geri adım atmaması durumunda, tansiyon yükselecektir. Sendikalar ellerindeki imkanlar çerçevesinde çok sert ve kararlı bir mücadele yürütüyorlar. Ancak böylesi mücadelelerin hem sokak hem hukuk hem de siyasal boyutlarının koordinasyonu sendikaları aşan bir meseledir. Ne yazık ki ana muhalefet partisi bu koordinasyonu üstlenmekten kaçınmaktadır. Çünkü böylesi bir görev programatik hedefler ortaya koymayı da gerektirir. Böylesi bir role soyunan herhangi bir öznenin halka hedefler vermesi şarttır. Oysa CTP’nin hedefi hükümet olmaktır ve ilk seçimde zaten hükümet olacağını düşündüğü için, halka herhangi bir söz vermekten itinayla kaçınmaktadır. 

Kuzey Kıbrıs’ta Ahmet Tuğcu, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (ELSEN) ve Kamu-İş üyelerine yönelik gözaltılar ile Türkiye’de BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasını birlikte düşündüğünüzde, bu müdahaleleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu gelişmeler sendikal haklar ve emek mücadelesi açısından nasıl bir tabloya işaret ediyor?

Emekçilerin yoksullaştırılmasından beslenen sermaye düzeni karşısında en büyük direniş sendikalardan gelmektedir. Sendika yöneticilerinin tutuklamalar, davalar ve baskılarla yıldırılmaya çalışılmasının nedeni budur. İlerici sendika yöneticilerine yönelen baskıları örgütlü bir direniş hattı ile püskürtmemiz bu nedenle çok önemlidir. Böylesi direnişler siyasal ve sendikal mücadeleye yeni kadrolar kazanmamızın da yoludur.

10.04.2026 12:37 / Güncelleme: 13:32

Pasaportta yeni dönem başladı: Beş maddede yeni Schengen sistemi

Schengen bölgesine giriş ve çıkışlarda on yıllardır süren mühür geleneği bugün itibarıyla sona erdi. AB'nin devreye aldığı yeni giriş-çıkış sistemi, seyahat kurallarını kökten değiştiriyor. İşte, yolcuların bilmesi gereken beş temel madde.

Pasaportta yeni dönem başladı: Beş maddede yeni Schengen sistemi

Fotoğraf: CardMapr.nl/Unsplash

10.04.2026 17:06

İşten çıkarılan Isışah işçileri yeniden fabrika önünde: 'Tazminatlarımızı istiyoruz'

Bursa’da Isışah fabrikasında işten çıkarılan işçiler, aylardır ödenmeyen kıdem tazminatları için yeniden eylem yaptı. İşçiler, oyalandıklarını belirterek haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

İşten çıkarılan Isışah işçileri yeniden fabrika önünde: “Tazminatlarımızı istiyoruz”

Fotoğraf: Evrensel 

Uğur Ökdemir / İhsan Çelepkolu


İçerik yükleniyor...

10.04.2026 17:55

Ayhan Bora Kaplan davası | Şevket Demircan: Yapmış olduğum ses kayıtları kendimizi güvence altına almak içindi

Ayhan Bora Kaplan davasında savunma yapan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, Serdar Sertçelik ile yapılan görüşmeleri kayıt altına almasının amacının “kendilerini güvenceye almak” olduğunu söyledi.

Ayhan Bora Kaplan davası | Şevket Demircan: Yapmış olduğum ses kayıtları kendimizi güvence altına almak içindi

Fotoğraf: ANKA

10.04.2026 08:55 / Güncelleme: 09:42

Mersin Yenişehir Belediyesine şafak operasyonu: Çok sayıda gözaltı

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında Mersin Yenişehir Belediyesine düzenlenen baskında 31 kişi gözaltına alındı.

Mersin Yenişehir Belediyesine şafak operasyonu: Çok sayıda gözaltı

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!