Kıbrıs’ın kuzeyinde sınıf mücadelesi yükseliyor: Grevden Meclis işgaline
Kıbrıs’ın kuzeyinde son yılların en ciddi sınıf mücadelelerinden biri yaşanıyor. “Savaş koşulları” bahanesiyle sunulan kemer sıkma politikası, gerçekte hükümetin yarattığı ekonomik yükün emekçilere fatura edilmesinden başka bir şey değil.
Fotoğraf: Gündem Kıbrıs gazetesi
Ahmet Cenkler
[email protected]
Kıbrıs’ın kuzeyinde son yılların en ciddi sınıf mücadelelerinden biri yaşanıyor. Yılda iki kez güncellenen ve genellikle gerçek hayat pahalılığının çok altında kalan hayat pahalılığı ödeneğinin, bu yıl yalnızca bir kez ve nisan ayı sonunda yaklaşık yüzde 8 oranında verilmesini öngören bir yasa tasarısı hazırlandı. Gerekçe olarak ise Ortadoğu’daki savaş koşulları bahane edilerek “kemer sıkma politikaları” öne sürüldü.
Ancak bu tasarı hazırlanırken ülkenin en zengin kesimlerine yine dokunulmadı. Demokratik kitle örgütlerinin öngörüsüne göre yıl sonuna kadar hayat pahalılığı yüzde 40’lara ulaşacak. Bu da kamu çalışanlarının maaşlarının yaklaşık üçte birinin erimesi anlamına geliyor. “Savaş koşulları” bahanesiyle sunulan bu politika, gerçekte hükümetin yarattığı ekonomik yükün emekçilere fatura edilmesinden başka bir şey değil.
Zaten rüşvet, yolsuzluk, emek düşmanı uygulamalar ve Türkiye’nin dayattığı protokoller nedeniyle emekçilerle sürekli gerilim yaşayan bir hükümet modeli mevcuttu. Bu yasa tasarısı ise bardağı taşıran son damla oldu.
Ülkedeki en muhafazakar sendikalardan demokratik kitle örgütlerine kadar geniş bir kesim ortak hareket etme kararı aldı. 30 Mart 2026’da başlayan genel grev, kısa sürede Meclis önünde kitlesel eylemlere dönüştü. Yeni ve yüksek güvenlikli Meclis binası, açıldıktan kısa süre sonra en sert eylemlerden birine sahne oldu. Emekçiler polis barikatlarını aşarak ana giriş kapısına kadar ilerledi, ciddi çatışmalar yaşandı.
Bu nedenle tasarı görüşülemedi. Ancak hafta içinde Bakanlar Kurulu “yasa gücünde kararname” ile düzenlemeyi geçirmeye çalıştı. Başbakan Ünal Üstel’in Türkiye ziyareti sonrası sendikalardan kaçınma çabası ise tepkileri daha da büyüttü.
Sendikalar 6 Nisan’da süresiz genel grev kararı aldı. O gün ve 7 Nisan’da çatışmalar daha da sertleşti. 7 Nisan’da emekçiler Meclisin bir kapısını açarak içeri girmeyi başardı. Bu, 2001 bankalar krizinden sonra gerçekleşen ilk Meclis işgaliydi ve çok daha güvenlikli bir binada yaşandı.
8 Nisan’da hükümet geri adım atarak kararnameyi iptal etti. Grev o gün görece sakin şekilde sona erdi. Gözaltına alınan üç kişi akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman sendikaların taleplerini hükümete iletmek için inisiyatif alsa da sonuç alınamadı. Sendikalar 9 Nisan’da grevi sürdürme kararı aldı. Ancak aynı gün sabaha karşı Meclis oturumu ertelenerek süreç geçici olarak durduruldu. Grev 13 Nisan’a ertelendi.
Bu süreçte emekçilerin kazandıkları oldukça önemli:
- Daha önce devletle doğrudan karşı karşıya gelmemiş yüzlerce emekçi ciddi bir mücadele deneyimi ve özgüven kazandı.
- “Aşılamaz” denilen güvenlikli devlet yapılarının, halk birleştiğinde aşılabileceği görüldü.
- Grev fonu olsa da olmasa da emekçiler, ekonomik kaygılara rağmen onurları için mücadele etmeyi öğrendi.
Öte yandan hükümet de emekçilerin düşündükleri kadar kolay boyun eğdirilemeyeceğini görmüş oldu. Türkiye’ye bağımlı politikalar sürse bile, bunun emekçi tepkisini durdurmaya yetmediği açığa çıktı. Özelleştirmeler ve sermaye yanlısı politikalarla kamuyu daraltmaya çalışan hükümet ciddi bir sıkışmışlık yaşıyor.
Buna rağmen mücadele hâlâ doğrudan kapitalist sisteme karşı değil; daha çok hükümeti geri adım attırmaya ve değiştirmeye yönelmiş durumda. Ancak 1974 sonrası döneme kıyasla çok daha deneyimli, dersler çıkarmış ve mücadele pratiği gelişmiş bir sınıf hareketi ortaya çıkmış bulunuyor.
En önemli eşiklerden biri de, Bakanlar Kurulu’nun “genel grev yasağına” rağmen sendikaların bu yasağı fiilen aşarak mücadeleyi sürdürmesidir.
13 Nisan’da, olağanüstü bir gelişme olmadığı sürece, sendikaların çok daha güçlü bir şekilde yeniden Meclis kapısına dayanması bekleniyor.
Şu ana kadar yaşanan sürecin özeti budur.
* Basın emekçisi
Evrensel'i Takip Et