Birlik, mücadele ve örgütlü yapıya ihtiyaç var
Sendikal yapıların güçlendirilmesi ve bağımsızlığının artırılması gerekir. Sendikalarda tek adamlık hakim halde. Örneğin Türk-İş Genel Merkezine bağlı sendika şubeleri, merkezden icazet almadan hiçbir adım atmıyor.
Fotoğraf: Guick/Unsplash
Bir kamu işçisi
Erdoğan liderliğindeki AKP döneminde kamu yönetimi ve çalışma hayatı önemli değişimler geçirdi. Kamu işçilerinin hem ekonomik hem de sosyal olarak kaybettiği haklar nedeniyle, son üç yıldır sorgulama ve değiştirme rüzgarının estiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Hatta son 15 yıllık süreçte işe girenlerin büyük çoğunluğunun AKP il teşkilatlarından giden isimler arasından seçildiğini söylersem abartmış olmam.
Kamu işçileri açısından bakıldığında kurumsal güven duygusunun zayıfladığı yönünde ciddi bir algının oluştuğunu görebiliyoruz.
Bu güvensizliğin nedenlerini anlamak için birkaç temel başlık üzerinde durmak gerekir. İlk olarak, ekonomik dalgalanmalar ve gelir dağılımı adaletsizliği öne çıkmaktadır. Yüksek enflasyon, ücret artışlarının etkisini hızla azaltmış; kamu işçileri yapılan toplu sözleşmelerin gerçek hayat koşullarını yeterince yansıtmadığını düşünmeye başlamıştır. Bu durum, “Verilen sözlerin karşılığı alınamıyor” algısını güçlendirmiştir.
İkinci olarak, adalet algısındaki zedelenme önemli bir etken. Kamu kurumlarında işe alım, terfi ve görevlendirme süreçlerinin her zaman şeffaf ve eşitlikçi yürütülmediğine dair yaygın kanaat, çalışanların kurumlarına olan bağlılığını azalttı. Özellikle “Aynı işi yapanlar arasında farklı muamele” hissi var.
Üçüncü olarak, sendikal yapıların etkisizleştiği algısı dikkat çekici. Kamu işçileri arasında, sendikaların bağımsız hareket edemediği ya da çalışanların haklarını güçlü şekilde savunamadığı yönünde eleştiriler var.
Dördüncüsü ise karar alma süreçlerine katılım eksikliği. Kamu işçileri, kararların çoğunlukla merkezi düzeyde alındığını ve sahadaki gerçeklerin yeterince dikkate alınmadığını düşünüyor. Bu da “Yukarıdan dayatılan düzenlemeler” algısını pekiştiriyor.
Bu faktörlerin birleşimi, zaman içinde kamu kurumlarına duyulan güvenin zayıflamasına neden oldu.
Değişimin başlangıç noktaları
Peki değişim nereden başlamalıdır? Öncelikle değişim, şeffaflık ve hesap verebilirlikten başlamalıdır. Kamu kurumlarında alınan kararların gerekçeleri açık şekilde paylaşılmalı; işe alım ve terfi süreçleri objektif kriterlere bağlanmalı.
İkinci olarak, enflasyona karşı koruma mekanizmaları güçlendirilmeli; çalışanların sadece hayatta kalmasını değil, insanca yaşamasını sağlayacak bir gelir politikası oluşturulmalı.
Üçüncü olarak, sendikal yapıların güçlendirilmesi ve bağımsızlığının artırılması gerekir. Sendikalarda tek adamlık hakim halde. Örneğin Türk-İş Genel Merkezine bağlı sendika şubeleri, merkezden icazet almadan hiçbir adım atmıyor. İşçilerin kendilerini özgürce ifade edebildiği ve haklarını savunabildiği bir sendikal ortamın, mücadelenin temel düstur edinildiği sendikaların yeniden inşa edilmesinin, işçilerin güveninin artmasında kritik rol oynayacağı açık.
Kamu işçileri sadece uygulayıcı değil, aynı zamanda sürecin bir parçası haline getirilmeli.
Sendikaların asıl mücadeleci rolü hatırlandığında mücadeleci kültürün yeniden inşası gerekli. Adalet, eşitlik ve liyakat ilkeleri sadece söylemde değil, uygulamada da görünür hale gelmelidir. Bu değerler yerleşmeden kalıcı bir güven ortamı oluşturmak mümkün değil.
Sonuç olarak, kamu işçileri arasında oluşan güvensizlik tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok boyutlu bir sorun. Ancak çözüm de aynı şekilde çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor. Kurumlarda demokratik katılım mekanizmaları birlikte ele alındığında, kamu kurumlarına ve sendikalara duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi mümkün. Bu mümkünlük, kamu işçilerinin örgütlü ve tabanda bir araya gelişleriyle doğrudan bağlantılı olacaktır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et