Mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi
Mahkeme başkanı, Necati Özkan'ın savunmasına ara vermesini istedi ve duruşmayı bugün erken bitirdi. Duruşma günlerdir 21.00'e kadar sürüyordu. İBB davası, pazartesi günü devam edecek.
Beyoğlu dosyasının ana dava ile birleştirilmesiyle birlikte yargılananların sayısının 435'e yükseldiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası, 19'uncu gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de görülmeye devam etti.
Duruşmada casusluk iddianamesi hakkında konuşan İmamoğlu, "Bu iftiraname, çöpün içinde çürümüş çöptür" ifadelerini kullandı. İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan da "casusluk" suçlamasıyla tutuklandığı, İBB dosyasında da "bağlı olduğu örgüt yöneticisi" olarak gösterilen Hüseyin Gün'den söz ederek, "O kim ki bana talimat versin? Hangi donanımla, yetkiyle" dedi.
Mahkeme başkanı, Necati Özkan'ın savunmasına ara vermesini istedi ve duruşmayı bugün erken bitirdi. Duruşma günlerdir 21.00'e kadar sürüyordu. İBB davası, pazartesi günü devam edecek.
Necati Özkan, "casusluk" suçlamasıyla tutuklandığı, İBB dosyasında da "bağlı olduğu örgüt yöneticisi" olarak gösterilen Hüseyin Gün'den söz ederek, "O kim ki bana talimat versin? Hangi donanımla, yetkiyle" dedi.
Özkan, "Eğer ben de bu suç örgütüne üye olup özgür irademi örgüt talimatlarına terk etmiş isem; bunu gösteren sıralı eylemler ve bunların kanıtlarının dosyada bulunması gerekmez miydi" diye sordu.
Sosyal medyada paylaşımlar yapan Emre Erciş isimli kişinin, 27 Şubat 2025'te "Ekrem İmamoğlu'nun yapmış olduğu tüm illegal faaliyetler" diyerek tweet attığını söyleyen Necati Özkan, kasım ayında hazırlanan iddianamenin girişinde bunların aynı şekilde yer aldığını belirtti.
Özkan, "İddianameyi yazan kim? Bu beyefendi yazıyor olamaz herhalde. Eğer o yazmıyorsa, bu beyefendi ya müneccim ya da birileri bu bilgileri ona servis ediyor" dedi.
"Değil herhangi bir suç örgütüne üye olmak, hayat boyu en ufak bir sabıka kaydı olmayan, trafik cezası bile almamış, devlete, millete, kanunlara ve kurallara sadık bir vatandaşım ben" diyen Özkan, 1983 yılında 12 Eylül darbesini yapan generaller tarafından ordudan atıldığını ifade etti.
Özkan, "Bizim gibi Atatürkçü, yurtsever subayları attılar, kapıları FETÖ’ye açtılar. Sonuç malum…" dedi.
2012 yılında mahkeme kararıyla itibarının iade edildiğini, TSK'ya kıdemli albay rütbesiyle davet edildiğini de söyleyen Özkan, "Aradan 30 yıla yakın zaman geçmişti. Göz bebeğimiz olarak kabul ettiğim TSK’nin düzenini bozmak yerine kıdemli albay rütbesiyle emekli olmayı tercih ettim. Bugün statüm kıdemli emekli albay statüsüdür" dedi.
Özkan ayrıca şu ifadeleri de kullandı: "Şuna inandık ve inandırıldık: Bu ülkede, bu devlette kanunsuz ve kuralsız hiçbir şey yapılmaz; devlet kanunsuz iş yapmaz."
Özkan, "Bana Necati'yi getir, ben ona bir suç bulurum mu dendildi?" diye sordu. Davayı açanların da iddianameyi yazanların kendisinin kanunsuz ve ahlaka aykırı bir şey yapmadığını bildiğini ifade eden Özkan, 42 yıllık meslek hayatında AKP hükümetinin bakanlıklarına ve Başbakanlığa bağlı kuruluşlara hizmet verdiğini de sözlerine ekledi.
Necati Özkan, "Yaptığım işi hakikatin iletişimi olarak tanımlıyorum" dedi ve yürüttüğü her kampanyada hakikati tüm yalınlığıyla göstermeyi amaçladığını ifade etti.
Özkan ayrıca, "Ben işimi 42 yıl boyunca üstlendiğim her işte olduğu gibi hakkıyla yaptım ve demokrasimiz adına sonuç alınmasına yardım ettim. Bu yüzden de göze battım ve hedef seçildim" sözlerine de savunmasında yer verdi.
Özkan, "Beni özgürlüğümden mahrum edenler, kanunları çiğnemediğimi de iyi biliyorlar" dedi.
Necati Özkan, "Ben hangi işi yaparsam yapayım tutkuyla yaptım, başıma gelmeyen kalmadı. Sanki bu ülkede demokrasi yok, anayasa yok, ana muhalefet partisine seçim kampanyası yapmak sanki suç" dedi.
Özkan, "1990'dan beri kurulan her hükümetle çalıştım. Kimsenin kapısına gitmedim. Onlar bana geldi" ifadelerini kullandı.
Özkan ayrıca, 2019'da 13 bin oyla kazandıktan sonra seçimin yenilenmesi ve farkın 800 bine çıkmasının İmamoğlu'nun gücünü arttırdığına da vurgu yaptı.
"Casusluk" suçlamasıyla tutuklanmasına değinen Necati Özkan, cezaevindeki görevlilerin James Bond'a atıf yaparak kendisine "Hoş geldin 007" dediklerini söyledi.
Tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, tüm banka hesaplarına ve gayrimenkullerine el konulduğunu hatırlattı.
Özkan, "20 tane gayrimenkulüm görünüyor. 17'si dedelerimden miras. MASAK raporu diyor ki o tarlalarda benim bölümüm yüzde 2,85. 17 tarlamın 17'sini, tanesini 5 bin liradan satabilirim" dedi.
Özkan, tarafına Eylem 13 ve Eylem 4 ile ilgili soru sorulmadığını, kendi ısrarıyla Eylem 4'ten sorgulandığını söyledi ve "İddianamedeki bu iddialar tutuklanmamı gerektirecek kadar ağırsa neden dava konusu yapılmadı? Neden bana soru sorulmadı" ifadelerini kullandı.
İddia makamının tarafsız olması gerektiğini ifade eden Özkan, Silivri'den Kandıra Cezaevine nakledilmesine ilişkin, "Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Gecenin bir vakit 'Sağlık kontrolü' dediler" ifadelerini kullandı.
Duruşmada savunma sırası, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’a geldi.
Özkan söze, “387 gündür bu anı bekliyorum. Sabrınızı rica edeceğim” diyerek başladı.
"İBB'de herhangi bir titrim, ünvanım yok. Bir kamu çalışanı değilim. Suçsuz günahsız, delilsiz ispatsız bu günü bekliyorum" diyen Özkan, vatandaşlık haklarının ihlal edildiğini belirtti.
Emniyette ve sulh ceza hakimliğinde her şeyi anlattığını söyleyen Özkan, 2014, 2019 ve 2024 seçim kampanyalarını yürüttüğünü, Cumhurbaşkanlığı kampanyasına da başladıklarını ancak hapse atıldıklarını ifade etti.
Tutuklu Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun etkin pişmanlıktan faydalanıp serbest bırakılan İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner ile sözleri sonrası, davanın savcısı, Özgüner hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Suç duyurusu talebi, TCK 135. madde gereği "kişisel verileri kaydetmek" ve 136. madde kapsamında "kişisel verileri ele geçirme ve yayma" gerekçesiyle yapıldı.
Karar salonda alkışla karşılandı.
Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, müvekkiliyle ilgili "Kendi ülkesinde rehin tutuluyor" ifadelerini kullandı.
Koçoğlu, ifadeleri birebir aynı olan gizli tanıklar Meşe ve İlke'ye de değindi, "Onları aynı andan getirin. Gelemezler ki. Çünkü aynı kişi" ifadelerini kullandı.
Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, itirafçı Naim Erol Özgüner'in, Ekrem İmamoğlu'nun yıllar önce kullandığı telefonu savcılığa teslim etmesini hatırlattı.
Servis edilen fotoğrafta telefonun ekranındaki tarihin 23 Mart 07:57 olduğunu ifade etti. Telefonla ilgili arama kararının 27 Nisan 2025 olduğunu, 14 Mayıs'tan önce yapılan aramada da ele geçirildiğini belirten Koçoğlu, "Bu durum, telefonun özgürlük pazarlığı için elde tutulduğunun kanıtıdır" ifadelerini kullandı.
Avukat Koçoğlu, "Naim Erol güvenilmezdir. Bu dosyada tek doğru verdiği bilgi, adı ve soyadıdır. Kendi adına şirket kurup daha sonra bu şirketi İBB çalışanına geçiren, ondan sonra da şoförünün üzerine geçiren kişidir. Ne oldu, şoför operasyonu yaptınız, niye onu almadınız?" dedi.
Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, "Bizleri ham delillerle yargılamak zorundasınız" dedi ve "Benim müvekkilimi lansmanına bile davet edilmediği İstanbul Senin uygulamasının sorumlusu olarak görüyorlar" ifadelerini kullandı.
İtirafçı Naim Erol Özgüner hakkında konuşan avukat Koçoğlu, toplamda 5 kez ifade veren Özgüner'i "Savcılığın çilingiri" olarak tanımladı. Özgüner’in, ifade süreçleri sırasında kız arkadaşıyla birlikte adliyenin 7. katında yemek yediğini ispatlayacağını belirten Koçoğlu, "Naim gel, şurası için ifade lazım, diyorlar, geliyor. 'Operasyon yaptık, ifade lazım' diyorlar, geliyor. 'Operasyon yapacağız, ifade lazım' diyorlar, yine geliyor. Her seferinde gidip geliyor" dedi.
"Savcıyla kanka mı oldunuz" diye soran Koçoğlu, "Bir savcı, bir şüpheliyle kanka olamaz. Böyle soruşturma yürütemez. Şüpheli değilse istediği her şeyi yapabilirler, maça da gitsinler sorun değil ama şüpheliyle bunu yapamazsınız" diye belirtti.
Bu dosyadan İBB Hanem'in ayrılması gerektiğine vurgu yapan Koçoğlu, "İBB Hanem hayata geçmemiş bir proje. Müvekkilim ilk kez benden duydu bu projeyi. İBB Hanem’de hiç kimse Melih Geçek vardı demiyor" dedi.
Ara sona erdi. İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, savunmasına devam etti. Koçoğlu, müvekkilinin 'siyasi rehine' olduğunu ifade etti ve “Savcı müvekkilime ‘Gel sana çok iyi çalıştım’ dedi. Çok iyi çalıştığı buysa… İfade alınırken manipülasyon yapılıyor” dedi.
İddianamenin basın toplantısıyla duyurulduğunu hatırlatan Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, müvekkilinin kişisel verileri sızdırma suçundan yargılandığını belirtti ve "İddianame basına verilerek kişisel veriler ihlal edilmedi mi? İddianame daha size gelmeden duyuruldu, böyle bir usul mü var" diye sordu.
İddianamenin ilk sayfasındaki "Ahtapotun kolları" ifadesinin, dosyanın siyasi olduğunu ispatladığını söyleyen Koçoğlu, "Ertan Yıldız dışarıdayken bu insanlar neden içeride" dedi.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara vermek istedi. Koçoğlu ise, "Bende sorun yok, devam ederim" dedi. Mahkeme başkanı, "Bizde sorun var" diyerek duruşmaya öğle arası verdi.
Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, İBB operasyonları yapıldığından beri savcılıkla muhatap olamadıklarını ancak kendisi nisan ayında gözaltına alındığında savcıyı görebildiğini ifade etti.
Koçoğlu, savcı Cahit Cihat Sarı'yla görüştüklerinde dosyanın etkin pişmanlık üstüne oturtulacağını anladığını belirtti.
Koçoğlu, başka bir savcıyla daha görüştüğünü, şimdi başsavcı vekili olan dönemin savcısının kendisine, "Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almamız gerekiyordu" dediğini ifade etti. Koçoğlu, "Ben bunu yaşadıysam buradakiler kim bilir neler yaşadı" dedi.
Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, yanında getirdiği çantayı açtı, içinden 500 bin lira çıkarttı ve mahkeme başkanına seslendi: "Müvekkilim bugün tahliye edilirse ben de çıkıp 2 yıl sonra 'Hakime rüşvet verdim' desem bunu nasıl ispatlayacaksınız? Şu an sizinle baz verdim. Paranın dekontu da burada. Merak ediyorum, kendinizi nasıl aklayacaksınız? Para burada, çanta burada. Ne yapabilirsiniz? Bu insanlar almadıkları rüşvetle yargılanıyor. Benim müvekkilim hakkında rüşvet iddiası yok, neden rüşvetten tutuklandı?"
Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, müvekkilinin 19 Mart'ta gözaltına alındıktan sonra 23 Mart'ta tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildiğine değindi ve "İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği müvekkilimi serbest bıraktı. Savcılık bu karara itiraz etti. Sonra ne mi oldu? Yıllardır Sulh Ceza Hakimliği yapan adam görevden alınıp ertesi gün İcra Mahkemesi Hakimi yapıldı" dedi.
Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, Ekrem İmamoğlu'nun yargı tacizine uğradığını ifade etti ve duruşma savcısının İmamoğlu'na yönelik "Haddinizi bilin, yoksa bildiririz" sözlerini hatırlattı.
İmamoğlu için "Burada söyledikleri nedeniyle duruşma salonundaki merdivenden inmeden soruşturma açılıyor" diyen Koçoğlu şöyle devam etti: "Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı zaten soruşturmayı açmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı duruşma savcısı bu konuda soru soramaz. Nasıl biz avukatların mikrofonu kapatılıyorsa, savcı beyin de kapatılması gerekiyordu."
Melih Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun savunması başladı. Avukat Koçoğlu, babasının Balyoz davasında tutuklanıp 1,5 yıl hapis yatan bir isim olduğunu ve daha sonrasında beraat ettiğini, 2022 yılında da tazminat aldıklarını belirterek söze başladı.
Koçoğlu, "Haklının acelesi yok derler. Tutukluluk varsa, haklının acelesi vardır. Sizden adalet bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Avukat Koçoğlu, savcılık makamının soruşturma aşamasında avukatların işini zorlaştırdığını ancak yargılama aşamasında daha da ileri gittiğini ifade etti. Dosyadaki dijitallerin savcılıkta olduğunu ifade eden Koçoğlu, "Savcı neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz. Dosyada eksik evrak olmadığı ne malum? Belki de şu an hukuka aykırı delillerle yargılanıyoruz. Benden hukuki savunma yapmamı istiyorsunuz ama savcılık makamı bana delilleri vermiyor. Nasıl yapacağım?" dedi.
İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek'in çapraz sorgusu yapıldı. İmamoğlu soru sormak üzere mikrofonu aldı.
İmamoğlu: Hakikatı aramak bir yanıyla çok kolay bir yanıyla çok zor. Burada iddia makamının kurgu üzerinden bir senaryo yazdığını görüyoruz. Bu durum bugün hicap duyulacak bir İBB davası ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu.
Nasıl tanıştık kısmına girmeyeceğim. Melih Bey, kurumumuzda bir genel müdür olarak görev yaptınız. Bu göreve başlangıç sürecinizi bir cümle ile 6 ay içerisinde geldiğinizi ifade ettiniz. Bu noktada benim bir baskımı ya da bir telkinimi gördünüz mü?
Melih Geçek: Asla duymadım. Sizlerle bu süreçteki tek temasımız fotoğraf çektirmemizdi. Hayırlı olsun için yapmıştık onu da.
İmamoğlu: Bizim buradaki en önemli amacımız milletin evlatlarıyla çalışam arzusudur. Eşim çocuğum çalışsın değil de milletin evlatları çalışsın diyedir. AKP döneminde başlayan kişiler de görebilirsiniz. Bizim için geçmiş değil, liyakat önemli. Bizim için özel liyakatlı kimse yok, bizim için 86 milyon herkes eşit. Şu firmaya vasıf ver gibi bir talebim veya talimatım oldu mu?
Melih Geçek: Asla olmadı.
İmamoğlu: Bir yanlış yapılmışsa onu devam ettirmek bizim yapacağımız bir iş değildir. Doğru bir şey varsa devam ettirilir. 1600’den fazla denetimin de gösterdiği üzere tertemiziz.
Teknik bir insansınız. Savcılıktan şöyle bir şey duyduk. Bu eylemin dosya içerisindeki en önemli eylem olduğunu söyledi. Bu 13. eylemin en önemli eylem olduğu söyleniyor. Ben burada bana gelmekten hiç çekinip çekinmediğini sormak istiyorum. Herhangi bir iş alırken bir çekince duydunuz mu?
Melih Geçek: Böyle bir durum asla olmadı.
İmamoğlu: Bir cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın süre alır mı. İddianameye de girememiş bu telefonun içeriğindeki şeyler. Bu telefonda Trabzonspor taraftarlarının attığı mesajlar vardır. Eski kullanılan bir telefondur.
Melih Geçek: Böyle bir inceleme görmedim. Talepte de bulunulmamış.
İmamoğlu: İstanbul Senin uygulaması hakkında zihninde karanlık bir nokta oluştu mu? Olsa gelip bana söyler miydin?
Melih Geçek: Asla böyle bir şey olmadı. İstanbul Senin artık bir slogan hâline gelmişti. Ben burada herhangi bir güvenlik açığı görmedim. İstanbul Senin logosu bana daha önceden sunulmuştu.
İmamoğlu: Bu iftiranamenin starı Hüseyin Gün ile bir konuşman oldu mu?
Melih Geçek: Olmadı. Toplantıda kartımı bile vermedim.
İmamoğlu: Böyle temiz vasıflı bir üye diyerek suç isnadı çıkarmaya çalışan bir zihniyet kötü bir niyettir. Bu iftiraname, çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöptür.
Tutuklu yargılananlar salona getirildi. İmamoğlu bir kez daha "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganlarıyla salondaki yerini aldı.
Evrensel'i Takip Et