Meslek Odalarından 'su bildirgesi': Orman kaybı, doğrudan 'su kıtlığı' ve 'ekonomik kriz' ile eşdeğerdir
TMMOB'a bağlı 9 Meslek Odası tarafından düzenlenen “Su Kaynak Yönetimi Geleceği” panelinin sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, “Bütünleşik bir havza su yönetim modeline ihtiyaç vardır” denildi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir- TMMOB bağlı 9 Meslek örgütü tarafından düzenlenen “Su: Kaynak, Yönetim, Gelecek” paneli sonuç bildirgesi yayınlandı. Hızla artan dünya nüfusu, kapitalizmin dayattığı talan sistemi dünyanın kaynaklarını hızla tüketmekte olduğu belirtilen sonuç bildirgesinde, küresel yıkım her geçen gün sermayenin değirmenine su taşıdığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler (BM) 22 Mart “Su Günü” ana temasının bu yıl, “Su, Kadın ve Cinsiyet Eşitliği” olarak belirledi. BM verilerine göre dünyadaki kadın nüfusun dörtte birinden fazlası güvenli içme suyu erişiminden yoksun olduğu belirtilen verilerde, 1.8 milyar insanın, yani her üç haneden birinin ise hala içme suyu bulunmadığı belirtildi. Yine aynı verilere göre, Dünyanın 53 ülkesinde, kadınlar ve kız çocukları 250 milyon saatlerini, su toplama işinde harcarken, ülkelerin yüzde 14’ünde kadınlar, suyla ilgili karar alma mekanizmalarının tamamen dışında olduğu ifade edildi.
'Ülkemizde ve kentlerimizde bu durum farklı değil'
Son elli yılda, ülke içerisinde yaşanan nüfus hareketi, sanayinin ve turizmin plansız geliştiği büyük metropoller oluşturduğu ifade edilirken, “Güncel içme suyu ihtiyacı yaklaşık 1 milyon metreküp, kişi başına düşen su tüketimi ise 215 litre civarındadır. Son 10 yıl içerisinde yağış rejimindeki düşüş, 2025 yılı içerisinde giderek artmış, kent büyük bir su krizi ile karşı karşıya kalmıştır. Kente su sağlayan, başta Tahtalı Barajı olmak üzere tüm yüzey suyu ile beslenen su toplama birimlerinde su seviyesi ölü hacmin altına kadar düşmüş, su kesintileri ile karşı karşıya kalan özellikle metropol alanda Sarıkız, Pınarbaşı, Halkapınar kaynaklarında var olan ve ilave açılan sondaj kuyuları ile ihtiyacın giderilmesi yoluna gidilmiştir” denildi.
'Susuzluğa karşı tedbir alınması gerekiyor'
Kentin susuzlukla bir kez daha karşı karşıya kalmaması için birtakım tedbirlerin alınmasının kaçınılmaz olduğunun altının çizildiği Bildirgede, “Havza Yönetim Modeli, Kayıp-kaçak oranları, kent içi peyzaj alanlarındaki su tüketimi birincil öncelikli olması gerektiği söylendi.
Arıtılmış atık suların yeniden kullanımı için hem fiziki hem de yasal alt yapının kurulması ve titizlikle uygulanması gerektiği hatırlatılırken, “Afetlerin ve su kaynaklı krizlerin yalnızca iklim değişikliğine bağlanması, meteorolojik parametrelerin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Küresel iklim değişikliği ile kısa süreli aşırı yağışlar taşkın ve sel riskini artırmakta, bu yolla yağışın büyük bölümü, yüzeysel akış ile denize boşalmaktadır. Bu nedenle yağmur suyu hasadı ve yeraltı suyu besleme sistemleri ve yeşil altyapı çözümleri gittikçe önem kazanmaktadır.” vurgusu yapıldı.
Sonuç Bildirgesi'nde ön plana çıkan öneriler:
- Orman yangınlarının neredeyse tamamının insan kaynaklı olduğu düşünüldüğünde, kentsel planlamanın orman alanlarını tehdit edecek boyutlara ulaşmasının önüne mutlaka geçilmeli, yok olan bitki örtüsünün, taşkın, sel, heyelan ve erozyon riskini artırdığı da unutulmamalıdır.
- Dere yatakları, bu yaklaşım çerçevesinde yalnızca birer altyapı unsuru değil, ekolojik ve sosyal sürekliliği sağlayan kentsel omurgalar olarak ele alınmalıdır.
- İZSU bünyesinde kurulması düşünülen Yeraltı suyu Daire Başkanlığı’nın kuruluş çalışmalarının ivedilikle tamamlanması, Genel Müdürlük bünyesinde çalışan Jeoloji-Jeofizik mühendislerinin yeraltı suyu daire başkanlığı çatısı altında toplanması ve eğitilmesi şarttır.
- Yeni yeraltı suyu kaynaklarının tespitinde, havza ve bölge bazlı hidrojeolojik etütlerin, jeolojik-hidrojeolojik altlıklar kullanılarak jeofizik yöntemlerle desteklenerek bilimsel tabanlı raporlar ile lokasyonları belirlenmelidir.
- Endüstride, özellikle su tüketiminin fazla olduğu sektörlerde su yönetiminin temelleri, kayıp kaçak oranının azaltılması, tasarruf, optimizasyon ve atık suların geri kazanılması üzerine kurulmalıdır.
- Tarımsal sulamada, vahşi sulama yönteminden derhal vazgeçilmeli, kontrol ve takip mekanizması sağlanmalıdır. Kaçak kuyular ile yeraltı suyu seviyelerinde büyük düşüşler yaşanmış, kıyı kesimlerde ise deniz suyu girişimleri nedeni ile tatlı su akiferleri neredeyse tükenme noktasına gelmiştir.
- Küresel ölçekte büyük şehirlerin yüzde 75'inin içme suyu doğrudan ormanlık havzalardan sağlanmaktadır. Orman kaybı, doğrudan "su kıtlığı" ve "ekonomik kriz" ile eşdeğerdir, bu özelliği nedeni iledir ki orman varlığı Kentsel Su Güvenliği için de kritik bir öneme sahiptir.
Evrensel'i Takip Et