CANLI BLOG
06.04.2026 09:45
06.04.2026 21:17
Sayfa otomatik güncelleniyor

İBB davasında 16. gün: İnan Güney'in davası İBB davasıyla birleştirildi

Aralarında CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 407 kişinin yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında duruşmaların 5'inci haftasına girildi.

Geçtiğimiz perşembe günü 18 ismin tahliye edilmesinin ardından 16. duruşma günü, tutuklu isimlerin savunmalarıyla devam edecek.

Bugün ilk olarak İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel'in savunması, hakim ve savcılık sorgusunun ardından avukat savunmasıyla devam edecek.

Silivri'deki Marmara Cezaevi kampüsünde görülen dava öncesi ise yine bazı gazeteciler salona alınmadı, izleyicilerin bulunduğu alana yönlendirildi.

20:30

Duruşma yarın devam edecek

Mahkeme heyeti duruşmaya yarın devam edilmesine karar verdi. Salon boşaltılırken Ekrem İmamoğlu, izleyicilere, “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var. İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” şeklinde seslendi.

Öte yandan İstanbul 40’ncı Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile İsmail Akkaya ve Seyhan Özcan hakkındaki iddianamenin, devam eden İBB Davası ile birleştirilmesine karar verdi.

20:01

"Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış"

İBB Bilgi İşlem sorumlusu Emrah Yüksel savunmasına başlarken şu diyalog yaşandı:

Mahkeme Başkanı: Şu 13 No’lu eylemi şöyle güzel güzel anlat da Emrah; en zorlandığımız eylem. Sıralamayı ona göre belirledik zaten. 

Ekrem İmamoğlu: Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış. 

Emrah Yüksel: Heyecanımı dağıttığınız için teşekkürler Başkanım.

Emrah Yüksel savunmasında şunları söyledi:

“İddianamede 'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' uygulamaları birbirine karıştırılmaktadır. İstanbul Senin ayrı bir uygulama, İBB Hanem tamamen ayrı bir uygulamadır. Savunmamı yaparken göreceksiniz ki suçlamalar bu iki uygulamanın birbirine karıştırılması üzerinden yapılmış. İstanbul Senin özelinde ben size burada 'yokluğumu' anlatacağım. Bu uygulamanın fikir, geliştirme, ihale veya bakım aşamalarının hiçbirinde bulunmadım. İddianamenin 224. sayfasında İstanbul Senin uygulamasındaki yöneticiler listesi verilmiş; orada Emrah Yüksel yok.

İstanbul Senin uygulamasıyla ilgili ne yönetim, ne veri tabanı ne de sunucu üzerinde hiçbir yetkim bulunmuyor. Dolayısıyla bu uygulama kapsamında veri kaydetme veya veri yayma gibi bir eylemi gerçekleştirmem teknik ve fiili olarak mümkün değildir. Çalıştığım yazılım ekibi, İstanbul Senin projesinin yönetimini Akıllı Şehir Müdürlüğü'nden devralmadı.

13 Mart 2025 tarihinde Bilgi İşlem Müdürü Bülent Yenidoğan'ı cevapladığım bir mail var. Bu mailde özetle diyorum ki: 'İstanbul Senin tarafından yani bizim müdürlüğümüz için ürettiği projeyi ekliyorum ve KOBİ'lerin uygulama geliştirme senaryoları konusunda bizim bilgimiz yok. Bu sorunun en sağlıklı cevabını Daire Başkanlığı adına Akıllı Şehirler Müdürlüğü çok daha sağlıklı verecektir.’

Bilgi İşlem Müdürlüğü'ne 'Emrah, İstanbul Senin uygulamasını yazılım birimi olarak biz ayakta tutabilir miyiz?' diye soruyor. Ben de kendisine diyorum ki: 'İlgili teknoloji altında benim onu ayakta tutacak tek bir personelim bile yok.'

Savcı Bey'e: 'Birincisi' dedim, 'büyük veri tabanına erişim yetkisi bulunan kişi veya kişiler tarafından hukuka aykırı bir veri çıkmış olabilir. Ancak böyle bir durumda dahi sistemlerde tutulan log, yani geçmiş işlem kayıtlarından bu işlemin kim tarafından yapıldığının teknik olarak tespit edilmesi mümkün.' O süreçten bu yana iddianamede ben o log kayıtlarıyla ilgili bir şey göremedim.

Biz teknik yazılım geliştiriciler olarak bize iletilen analitik kodlarını web sitelerine ekleriz. İstanbul Senin'e eklemeyiz, İstanbul Senin'e bizim erişimimiz yok.

Sunucuda bulunduğu iddia edilen sandık verilerinin, dönemin Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'e Orhan Gazi Erdoğan tarafından gönderildiğini ve Erol Özgüner'in de bu verileri Akıllı Şehirler Müdürlüğü'ne gönderdiğini ben iddianameyi okuduğumda öğrendim. Söz konusu veri akışının hiçbir aşamasında benim herhangi bir rolüm yoktur.

Orhan Gazi Erdoğan'ın da kendisine emniyette sorulmuş, kendisinin Emrah Yüksel'den bir veri talebi olmadığını burada bahsetmiştir.

20 Mayıs'tan temmuz ayına kadar İstanbul Senin soruşturma süreçlerinin olduğunu söylemiştim. Ben kurumdan yıllık izin, resmi yıllık izin alarak yurt dışına ailemle birlikte tatile gittim.

Avukatım aracılığıyla yurt dışı çıkış kayıtlarımı, pasaport kayıtlarımı temin ettim. Savcı Bey'e de özellikle belirtmeme rağmen... Üstünden aylar geçti iddianame geldi. Lehime olarak sunduğumuz delil, iddianamede benim aleyhime kullanılmış.

Sayfa 256'da Kişisel Verileri Koruma Başkanlığı Hukuk İşleri Dairesi Başkanlığı'nın 20.10.2025 sayılı yazısı. Diyor ki: 'Sandık verilerinin İBB HANEM uygulaması içerisine işlenmesi' diyor. İBB HANEM test ortamında! Bu kadar ciddiyetsiz bir yazı... Burada art niyet var Sayın Başkan, kul hakkı var. Bakın burada gözyaşı vardır.

Sayfa 259: 'İstanbul Senin uygulamasında faaliyet gösteren Emrah Yüksel'in yapılan HTS veya baz analizinde örgüt lideri Ekrem İmamoğlu ve örgüt üyesi Melih Geçek ile doğrudan irtibatta olduğu tespit edilmiştir.' Ben 6 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin personeliyim. Sayın Ekrem İmamoğlu'yla baz vermemden daha doğal bir şey olabilir mi?

Sayın Melih Geçek'le 6 yılda sadece 37 saniye telefonda görüşmüşüm, sadece 37 saniye. Muhtemelen yanlış aramışım.

Çıkar amaçlı suç örgütü nedir Sayın Başkanım? 18 yıldan beri, ya ben 6 aydan beri maaş alamıyorum ya. 6 aydır çocuklarının geçimini sağlamaktan aciz bir babayım ya. Çıkar amaçlı suç örgütü suçlaması nedir Sayın Başkanım?

Tutuklandığım günün bir önceki akşamında, sabah 8-5 işime giderken örgün olarak İstanbul Üniversitesi'nde yüksek lisansımı yapan bir öğrenciyim. Mezundum şu an, tutuklanmasaydım mezundum. Eğitim hakkı da elimden alındı.

Bizler örgüt üyesi ve ıslah edilecek insanlar değiliz. Ben ve buradaki yazılımcı arkadaşlarım... Ben 6 aydan beri çocuklarına bakmaktan aciz bir baba olarak karşınızdayım. Artık nefes alamıyoruz. Adalet mülkün temeliyse, devlet vatandaşına yaşamak için nedenler sunmak zorundaysa bizim tutuksuz yargılanmaya ihtiyacımız var Sayın Başkanım."

19:00

“Masumun cezalandırıldığı yerde de hakim hüküm giyer”

Zafer Keleş’in avukatı Avukat Mert Batur söz aldı. Batur’un yaptığı savunmada öne çıkan ifadeler şu şekilde:

“18 kişiyi tahliye ettiniz; meslektaşımın dediği gibi bu doğru ama geç kalınmış bir karardı. Bir kısmının henüz sorgusu bile yapılmamıştı. İddianame kabul edildiğinde de serbest bırakılabilirlerdi. Bu insanları bugün serbest bırakmanızın ardından, geride kalan birkaç ayın hesabını kimse veremiyor.”

Çok bilinen bir söz vardır: ‘Suçlunun beraat ettiği yerde hakim hüküm giyer.’ Bu sözün sahibi Publilius Syrus’tur. Bu sözün tam tersi de doğrudur: ‘Masumun cezalandırıldığı yerde de hakim hüküm giyer.’”

“İddianame ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ tabirini kullanıyor. Bizim güncel ceza hukuku mevzuatımızda ‘çıkar amaçlı suç örgütü’ diye ayrı bir tip yok. Savcılık bu tabiri mülga bir kanundan çağırıyor: 4422 sayılı Kanun. Bu kanun 1999’da yürürlüğe girdi, 2005’te ilga edildi. Toplam ömrü 6 yıl. Savcılık işte bu kanundan bir kavramı bugüne taşıyor; bugünkü güncel mevzuatımızda olmamasına rağmen.”

“Burada da bir özel amaç var bu iddianamede. Bir hukuki kuralı uygulamak ya da hukuka aykırı bir durumu engellemek amacı değil, özel bir amaç var. Bu özel amaç da –bu tabii ki benim yorumum– mevcut hükümetin siyasi karşıtlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir özel amaç güdüyor. Böyle düşününce; artık burada hakları olan yurttaşlardan değil, yok edilmesi gereken düşmanlardan bahsettiğimiz anlamına gelir. Bu da bir hukuk türüdür, bir çeşit ‘düşman ceza hukuku’ türü.”

“İddianamede: ‘Örgütün para trafiğinde kullandığı Zafer Keleş gibi şüpheli şahısların … telefonlarını kapattıkları veya uçak modunu alıp birlikteliklerinin tespitini engellemeyi amaçladıkları.’ Yani ben bu irtibat bakışıyla baktığımda bile Zafer Keleş’i örgütle irtibatlayacak herhangi bir delil bulamadım. Bu delilin yokluğunun sonucu ne? Kişinin örgüt üyesi olması. Teolojik ve felsefi tartışmalara hakimim; ‘delilin yokluğu, yokluğun delili değildir’ argümanını bilirim. Ancak bu iddianameyle ilk defa yeni bir mantık üretilmiş: ‘Delilin yokluğu, varlığın delilidir.’”

“İddianameye göre örgütün amacı ‘ülkeyi ele geçirmek’, yöntem ise seçim kazanmak. Seçim yolu açıkça işaret edildi. Eğer ‘kaynak eşittir seçim kazanma elverişliliği’ mantığıyla yaklaşırsanız; Koç veya Cengiz Holding gibi yapıların da ‘suç örgütü’ iddianamelerine konu edilmesi gerekir. Bu mantıksızlığın temel sebebi, mevcut yargılamanın geçmişteki Ergenekon veya FETÖ yargılamalarına öykünen kötü bir kopyası olmasıdır.”

“Selim Özderya diyor: ‘Zafer bana böyle deyince, alacaklarımı alabilmek için ifademin başında söylediğim parayı vermem gerektiğini anladım.’ İfadesini baştan sona okuduk; hiçbir yerinde, hiçbir miktarda paradan bahsetmiyor. İhalenin yapıldığı tarihte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başında Ali Yerlikaya var. İhale 15 Mayıs’ta sonuçlanıyor, koltukta Ali Yerlikaya oturuyor. Eğer Selim Özderya ‘Ben bu ihaleyi kazanmak için rüşvet verdim’ derse, kendisine şahitlik ederim.”

“Şu an yürüttüğümüz yargılama; sanık aleyhine olan her iki sistemin hükümlerinden oluşmuş, özel bir bileşim gibi görünüyor. Bizde tahliye kararları görünüşte gerekçeli; ama gerekçeye baktığımızda kişi neden cezaevinde kalmaya devam etmesi gerektiğini anlayamıyor. Savcılık makamı, iddianame çıktıktan sonra bunu televizyon programlarında bir ‘dava kazanma’ hırsıyla savunuyor.”

“Sizi bilgeliğe, hikmete, hakikate –yani hakîm olmaya– davet ediyorum. Başta müvekkilin oğlu Murat Keleş’in tahliyesini ve nihayetinde Zafer Keleş’in tahliyesini talep ediyorum.”

18:30

“25 milyon lirayı çöpe atacak kadar değersiz mi gördü?”

Aradan sonra Fatih Keleş’in avukatı Yağmur Kavak savunmasına devam etti:

“Dosyada yalnızca etkin pişmanlıktan faydalanan bir sanığın ifadesi var. Onun dışında HTS kaydı yok, baz kaydı yok; CMK 135 veya 140. maddelere göre hukuka uygun elde edilmiş bir veri veya delil de yok. Hiçbir şey yok. Şahıs sadece ‘Parayı bazen Zafer’e verirdim, bazen Murat’a verirdim’ diyor ve eylem burada bitiyor.”

“Ahmet Sarı, TCK 254’teki ‘resmi makamlarca haber alınmadan önce bildirme’ koşulunu sağlamamaktadır. Çünkü 16 Mayıs’ta gizli tanık ‘Gürgen’ zaten savcılığa beyanda bulunmuştu. Savcılık zaten bildiği bilgiyi şüpheliye doğrulattığında, bu kişi ‘etkin pişman’ sayılamaz.”

“Selim Özderya diyor ki: ‘Fatih’in odasında konuştuğumuz o konu vardı ya, onu halletmen lazım.’ Bakın diyalog sadece bu kadar. Bu kısa ve muğlak cümleden rüşvetin miktarını, yerini, taksitini ‘anlıyor’. Bir rüşvet suçu –ki rüşvet aracılığı da aynıdır– rüşvet anlaşması yoksa, bunun ne için ve hangi menfaatle yapıldığı belli değilse oluşmaz. Savcılığın kendi kurgusunda bile rüşvet anlaşması yok.”

“Özderya ‘Cemal Ufuk Karakaya istedi, ona gönderdim’ diyor; savcılık ise ‘Hayır, Fatih Keleş istedi’ diyor. Çünkü Zafer Keleş’in dosyada kalması için işin örgüt hiyerarşisinde Fatih Keleş’e bağlanması gerekiyor. Selim Özderya’nın dediğiyle savcının dediği birbirini tutmuyor.”

“Selim Özderya ‘Çok fazla para verdim, rüşvet verdim ama bir türlü menfaat temin edemedim’ diyor. 25 milyon lirayı çöpe atacak kadar önemsiz mi gördü? Neden şikayet etmedi? Şikayet etmedi çünkü bu olaylar hiç yaşanmadı; ortada şikayet edecek bir durum yok.”

“Müvekkil Zafer Keleş ve Murat Keleş hakkındaki örgüt üyeliği kısımları ‘falanın kardeşi’, ‘filanın yeğeni’ diye başlıyor. Bu, ‘akrabalık ilişkisi üzerinden suç isnat etme safsatasıdır.’”

“Sorgusu dahi alınmadan tahliye olan sanıkların ayları heba edildi. Aralık ayı itibarıyla bu insanların hürriyetleriyle ilgili sorumluluk sizin üzerinizdeydi. Murat Keleş’in sorgusunun üzerine tek bir soru bile sormadınız. Hiçbir şey merak etmediniz. Bu da hoşumuza gitmişti perşembe gününe kadar. Koğuştaki arkadaşı demiş: ‘E oğlum senin soyadın Keleş ya.’ Onca kişi bile dosyadaki durumu görmüş. Keleş ailesinin her bir ferdinin gökte uçan bir kuş kadar özgürlüğü hak ettiğini düşünüyoruz.”

16:50

Duruşmaya bir kez daha ara verildi

Avukat Yağmur Kavak'ın savunması devam ederken mahkeme başkanı duruşmaya 1 saat ara verdi.

16:45

Avukat Yağmur Kavak: Mehmet Yıldırım, Yener Toluner'e baskı yaptı

Zafer Keleş'in savunmasının ve mahkeme başkanının sorularının ardından Zafer Keleş'in avukatı Yağmur Kavak söz aldı. 

Kavak, ismi 'İBB Borsası'nda geçtiği belirtilen avukat Mehmet Yıldırım'ın, dosyanın sanıklarından Yener Torunler'e gidip "Zafer'e zarf içinde 15 bin dolar verdim de, yoksa seni çıkartamam" dediğini belitti.

Torunler'in "Kimseye iftira atamam" diyerek bu teklifi reddettiğini ifade eden Kavak, "Müvekkilim gözaltındayken Mehmet Yıldırım'ın Zafer Keleş'te bulunan paradan nasıl haberi var? Mehmet Yıldırım'a bunu kim söyledi" diye sordu.

Avukat Kavak, müvekkili hakkında 5 eylem isnat ediliğini, hepsinde de etkin pişmanlık ifadesi olduğunu belirtti. "Bu etkin pişmanlık ifadesi veren sanıkların hepsi o sırada tutukluydu. Biz ifadelerin usule aykırı olduğuna eminiz. Sizin de bundan şüphe duymanız gerekir. Mahkeme heyeti şüphe duyarsa şüpheden de sanık yararlanır" diyen Kavak, ayrıca güvenilirliği kesin olmayan baz verileriyle de müvekkiline yönelik suçlamalarda bulunulduğunu ifade etti.

15:45

Zafer Keleş: Önce oğlumun ve yeğenimin, sonra kardeşimin ve kendimin tahliyesini talep ediyorum

İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in kardeşi Zafer Keleş savunması başladı.

Zafer Keleş, "Bizim yaşantımız, onurumuz bahsi geçen suçlamaların yanından geçmez. Ben kim olursa hiçbir zaman örgütün yanından geçmedim, işim olmaz. Görsem bile onu pişman ederim" dedi. 

Suçlamaları kabul etmediğini, belediyeyle herhangi bir iş yapmadığını, kardeşinin yanına gitmediğini ifade eden Keleş, "Fatih Keleş'in olayı, Ekrem İmamoğlu'nun yol arkadaşı olması" dedi.

Hem kendisinin hem Fatih Keleş'in yanı sıra çocukları Mustafa ve Murat Keleş'in de tutuklu olduğunu hatırlatan Zafer Keleş, "100 bin kişinin olduğu yerde Zafer Keleş mi para çekecek. Ben 65 yaşındayım, bankadan 1 milyon lira çekecek olsam yanıma 3 kişi çağırıyorum" ifadelerini kullandı.

"Baz kaydı var deniyor. Hiçbir şey yok. Hayatımda öyle bir şey yapmadım" diyen Keleş, bir ifade üzerine 2 eylemden suçlandığını belirtti.

Florya’da verdiği baz sinyalini, eşinin çalıştığı okulla İBB Başkanlık Konutu’nun birbirine 50 metre mesafede olduğunu söyleyerek açıklayan Keleş, “65 yaşında insanım. Her tarafımda yara bere çıktı. Boğazımda kitle çıktı, uyku apnesi var, KOAH var, perişan olduk burada” ifadelerini kullandı.

Keleş, önce oğlumun ve yeğenimin, sonra kardeşimin en son da kendimin tahliyesini talep ediyorum” dedi.

 

14:45

Av. İnci Demirel: Savcılık, "Suçsuzmuşsun, başka ihaleden yargılayalım" diyor

Seyfullah Demirel’in eşi ve avukatı İnci Demirel söz aldı. Savcılığın, “Biz seni asfalt ihalelerinden tutukladık ama suçsuzmuşsun. Kış bakım ihalesinden yargılayalım” dediğini ifade eden avukat Demirel, savcılığın eşinin ihale bilgilerini aktardığına ilişkin elinde herhangi bir donesi olmadığına vurgu yaptı.

Avukat Demirel, müvekkilinin görevde olduğu dönemde Belediye Meclisi'nde AK Partili üyelerin çoğunlukta olduğunu belirtti ve "Herhangi bir usulsüzlük tespit edilmedi" dedi. Demirel, "Sayıştay tarafından denetlenmiş usulsüzlük tespit edilmemiş, İçişleri Bakanlığı tarafından denetlenmiş, usulsüzlük tespit edilmemiş" ifadelerini de kullandı. Demirel, müvekkilinin tahliyesini talep etti.

14:05

Ara sona erdi

Ara sona erdi ve tutuklular salona getirildi. Aykut Erdoğdu, seyircilerin alkışlı desteğine karşılık "Aslanlar gibiyim" dedi. Ekrem İmamoğlu da izleyicilerin "Seni çok seviyoruz" desteğine, eliyle kalp yaparak karşılık verdi.

13:05

İmamoğlu: Boğazımda kızarıklık var ama iyiyim

Ekrem İmamoğlu araya giderken izleyicilerin "Geçmiş olsun" dileğine, "Biraz boğazımda kızarıklık var ama iyiyim" yanıtını verdi. İzleyicilerin "Balık yiyin başkanım" demesi üzerine gülerek "Balığı rüyada yiyoruz" ifadelerini kullandı.

13:00

Duruşmaya ara verildi

Mahkeme başkanı, duruşmaya öğle arası verdi.

12:55

Demirel'in avukatı: Suç yaratılmaya çalışılıyor

İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel'in savunması ve sorgusunun ardından avukatı Yeşim Gül söz aldı.

"Müvekkilimiz milletine hizmet eden bir devlet memur. Liyakatle işinin başına gelmiş biri" diyen avukat Gül, "Basit şüpheyle soruşturma aşaması başlar. Bizim müvekkilimizin soruşturma aşaması nerede? Sanki adeta bir suç yaratılmaya çalışılıyor" ifadelerini kullandı.

Savcılığın müvekkilini 'iş hacmini arttırma' gerekçesiyle suçladığını ifade eden avukat Gül, "Türkiye'nin dört bir yanındaki ihalelere bakılmıyor, gelip bize hile yaptınız deniliyor. Bu iyi niyetli değil" diye konuştu.

Gül, "Somutu da geçtik hiç delil yok ama müvekkilim 1 yıldır tutuklu. Tüm isnatlar savcılığın niyet okumasından ibaret" dedi.

Avukat Gül, müvekkilinin tahliyesini talep ederek savunmasını noktaladı. 

11:40

İmamoğlu, Demirel'e soru sordu

Demirel'in savunması sona erdi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine, ihalelerle ilgili uygulamanın 2019 öncesinde de aynı olduğunu belirten Demirel'e Ekrem İmamoğlu soru sordu.

İmamoğlu'nun "Sizinle tanışıklığımız, ideolojik iş birliğimiz oldu mu" sorusuna Demirel, "Yoktur" yanıtını verdi.

Demirel ayrıca, "Hiçbir gayrimeşru teklif almadım" ifadelerini de kullandı.

11:34

Demirel: Diğer yıllarda ihaleye fesat karıştırma olmuyor da biz yapınca mı oluyor

İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel, savunmasına "2019'dan beri devletimize, milletimize, 16 milyon insana hizmet ettik" diyerek başladı.

Göreve liyakatle geldiğini söyleyen, daha önce görev yaptığı belediyelerde tutuklanmayıp İBB'de görev yaparken tutuklanmasının manidar olduğuna değinen Demirel, "Biz Ekrem İmamoğlu değil de başka biriyle çalışıyor olsaydık, hatta o kişi CHP'den biri dahi olsaydı sizin karşınıza gelmeyecektik" dedi.

Demirel, açtıkları ihaleye giren belediye şirketleri nedeniyle suçlandığını belirterek, "Maddeyi yanlış yorumlayarak bizi yargılıyorular. 11 aydan beri tutukluyum, iddianame 8'inci ayda çıktı. Ben 8 ay boyunca neden tutuklu olduğumu bilmiyordum. Özgürlüğün bu kadar kolay elden alınmaması lazım" dedi.

Yaptıkları bir ihalenin 2003 yılından beri İSFALT tarafından alındığını da söyleyen Demirel, "Diğer yıllarda İSFALT alınca ihaleye fesat karıştırma olmuyor da biz yapınca mı oluyor?" ifadelerini kullandı.

11:10

Mahkeme Başkanından kumanya yanıtı: 'Bir çözüm yolu bulmaya çalışırız'

Mahkeme başkanı, savunmalara başlamadan önce Ekrem İmamoğlu'na şu yanıtı verdi:

"Ekrem Bey'in belirtmiş olduğu hususlarla ilgili, zaten tutukluluk değerlendirmelerimizin süreç içerisinde devam edeceğini zaten belirtmiştik. Konutu terk edemeyen hiç kimse yok diye biliyoruz dosyada. Çünkü biz duruşma başlamadan önce, konutu terk etmeme tedbirlerinin hepsini kaldırdık dosyada.

Bu kumanya konusunu biz daha önce ilettik. Bir tek akşam yemeği için buraya bir servis imkanı sunulabildiğini söylediler. Mevzuat olarak aslında onun uygun olmadığını ama bu yönde bir inisiyatif kullanıldığını, çünkü duruşmaların uzun sürmesi nedeniyle bu yönde bir uygulama yapabildiklerini belirttiler. Yiyecek konusunu bilmiyorum, o cezaevinden getirilen hususu. Normalde bizim o anlamda bir müdahale şansımız yok. Ancak ben, şifahi olarak görüşürüm. Gerekirse yapılabilecek bir şeyler varsa, bir çözüm yolu bulmaya çalışırız ona da."

10:48

Ekrem İmamoğlu: Bu insanlar masumdur ve tutuksuz yargılanmalıdır

Duruşma, Ekrem İmamoğlu'nun söz almasıyla başladı.

İmamoğlu, önce Aykut Erdoğdu'nun da dile getirdiği yemek verilmemesi şikayetini iletti: "Arkadaşlarımızın yoğun şikayeti var. Bazı hazır paket ürünlerini alıp buraya getirenler, bu sabah cezaevinden çıkışta getirememişler, alamamışlar. Bu mahkemenin mi bir iradesi ya da bu uygulama hapishanelerde ise oraya sizin bir etkiniz olabilir mi? Eğer sadece cezaeviyse, belki cezaevlerine biz de kendi yazılarımızla dile getirebiliriz. Ama sizin de katkınız olabilir mi diye bu notu iletmek istedim. Bir başka husus; öğle vakti yemek arzumuz vardı. Bu hafta çözülebileceği konusunda katkı talep etmiştik. Komutanlarımız da takip ediyor süreci. Sizin de katkınız olursa… Çünkü anladığım kadarıyla orada da Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı ve buradaki yürütme bu işte yetkili olabiliyor."

Ardından perşembe günü verilen tahliye kararlarını değerlendiren İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Perşembe günü 18 kişinin tahliyesi bizleri sevindirmiştir. Verdiğiniz kararın bir başlangıç olduğu tarifi kıymetli bir değerlendirmedir. Kesinlikle yargılamaya farklı bir bakışla yön vermeniz gerektiğinin de bir ihtiyaç olarak altını çizmek istiyorum. Gerçekten onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüklerinden alınan bir gün olması, can yakıyor. Bedeli ödenmeyecek bir zaman dilimine dönüştüğünü ifade etmek isterim. 

Sadece burada tutsak olanlar değil, bazı adli tedbirlerle ilgili süreçler de var. Bırakın hani bir gün tutsak geçirmeyi; bazı insanların gelirleri ortadan tamamen kaldırılmış, kurumları, şirketleri, yapıları ve yaşamlarına el konulmuş… Evde hapis yatanından tutun, başka uygulamalara… Ama daha da önemlisi; burada hâlâ babalarından dolayı tutuklu olan evlatlar var, akrabası olduğu için tutuklu olan insanlar var. Gerçekten büyük ızdırap içerisinde olan kadınlar var. Hayatını bürokrasiye ve özellikle kariyerine adamış, devletine hizmet etmiş insanların çektiği acılar var. Bana göre birçok insan burada masum ve tamamı tutuksuz yargılanmalı. Bu yönüyle bunun ele alınmasının, ay sonunu, ara kararı beklemenin dışındaki hamlelerin de çok insani, çok vicdani olup adalete büyük katkı sunacağının altını çizmek isterim.

Bunun yanı sıra burada olmayan ama hâlâ durumu belirsiz, bu soruşturma kapsamında tutuklu olan şoförler, emekçiler, bürokrasiden insanlar var. Ağır ameliyat geçirip, hapiste ameliyatın nekahat dönemini geçiren bürokrat arkadaşlarımız var. Bütün bunlar, gerçekten takip edilmesi gerekenler.

Etkin pişmanlık üzerinden, tabiri caizse toplumun karakterini de etkileyecek şekliyle ödüllendirilmiş gibi, sahadan naralar atacak şekilde hareket eden uygulamaların da çok ciddi kul hakkına sebep olduğunu düşünüyorum. 

Bir operasyonlar gündemi yaşıyoruz. Siyasi olan tarafı var yaşanıyor. Birtakım adli işler, tutuklananlar, gözaltına alınanlar… Bir bakıyorsunuz tamamı serbest bırakılmış, tamamı şu an sahada geziyor. Merkez Bankasını dolandıran insanlar sahada geziyor; 3 ayda serbest bırakılmış! Ama burada hayatını devletine adamış insanlar tutuklu. Gerçekten çok masum insanlar var. Tekrar altını çiziyorum; kadınlar var, evlatlar var, kardeşler var, aileler var… Çok büyük yük var sırtınızda. İyi yargılama ve adil yargılama sürecinde, karşınızda yargılanan insanlar olarak attığınız her adımda yanınızda olacağımızı, ama aksi takdirde de gereken tepkiyi göstereceğimizi de ifade etmek isterim. İnşallah hayırlara vesile olan bir yargılama sürecini, bu mahkemede bütün arkadaşlarıma yaşatırsınız."

10:35

Aykut Erdoğdu nezarethane eziyetine tepki gösterdi

Tutuklu yargılanan eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, nezarethanede yaşadıklarına tepki gösterdi.

Erdoğdu, "İşkence başladı. Ekmeğin arasına incecik kaşar peyniri koyuyorlardı, onu da artık vermiyorlar. Yemek yok, su yok, aşağıda saatlerce soğukta bekletiliyoruz, etrafımız pislik içinde. Bu kadar eziyet olur mu!" diye konuştu.

10:30

"Avukatlar günün kutlu olsun Pehlivan"

Tutuklular salona alkışlarla girdi. İzleyici sıralarından "Ekrem başkanım, her şey çok güzel olacak" sesleri yükseldi.

İzleyici sıralarından Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'a "Avukatlar günün kutlu olsun Pehlivan" diye seslenildi.

10:10

Çalık'ın annesi bugün de duruşmada

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın 80 yaşındaki annesi Gülseren Çalık, bugünkü duruşmaya da geldi.

Evrensel'i Takip Et