Ağır hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın kızı Şimel Çam: Babam çıktı ama gözümüz kalanlarda
Mehmet Edip Taşar’ın cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından, 74 yaşındaki Mehmet Emin Çam, kamuoyunun yoğun baskısıyla sadece 6 aylığına tahliye edildiÇam’ın kızı Şimel Çam, babası bırakıldı diye susmayacaklarını belirtti.
Mehmet Emin Çam ve kızı Şimel Çam
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Türkiye cezaevleri, tedavi edilmeyen ve tahliyeleri toplum güvenliği gerekçesiyle engellenen hasta mahpuslar için birer “tabutluğa” dönüşmüş durumda. Hafızasını yitirmesine rağmen uzun süre tahliye edilmeyen, Aysel Tuğluk’tan, demir parmaklıklar ardında son nefesini veren Koçer Özdal, Soydan Akay ve ismi hafızalara kazınan nicelerine kadar bu liste her geçen gün artıyor.
Son olarak, 70 yaşındaki Mehmet Edip Taşar, 19 kez anjiyo olmasına, kalbine 8 stent takılmasına ve 40 kiloya düşmesine rağmen adli tıp kurumunun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporları nedeniyle tahliye edilmedi. Taşar’ın 25 Şubat’ta Marmara 5 No’lu L Tipi Cezaevinde yaşamını yitirmesi, gözleri aynı durumdaki diğer hasta mahpuslara çevirdi. Bu isimlerden biri de 74 yaşındaki Mehmet Emin Çam’dı. 1 Nisan Çarşamba günü infazı ertelenerek tahliye edilen Çam’ın kızı Şimel Çam, babasının son durumunu ve yaşadıklarını gazetemize anlattı.
“Bizi bile tanımıyor”
Babasının cezaevindeki sağlık durumu hakkında net bir bilgiye sahip olmadıklarını, sürekli hastaneye götürülüp getirildiğini belirten Şimel Çam, heyet raporuna yansıyan ağır tabloyu şu sözlerle özetledi: “Sağlıkçı bir arkadaşımız raporda akciğerinde apse olduğunu, KOAH başlangıcı ve bronşit türü rahatsızlıklar geliştiğini söyledi. Zaten iki kez kalp krizi geçirmişti, böbrek rahatsızlığı var. Her iki kulağında cihaz var ve beyninde ur bulunuyor. İnfaz ertelemesinin nedeni akciğerindeki durumun ağırlaşması gibi görünüyor. Cezaevine gittiğimizde bizi tanımıyordu, dün de birçoğumuzu tanımadı. Cezaevi koşulları bunu iyice tetikledi.”
“6 ay sonra tekrar gideceğim” kaygısı
Tahliyenin sadece 6 ay ile sınırlandırılmasına tepki gösteren Çam, “Sanki dalga geçiyorlar. Bu insanlara infaz erteleme değil, direkt yasa çıkması gerekiyor. Babamın eline o kağıdı vermişler, ‘6 ay sonra yine gideceğim’ korkusu psikolojisini mahvetti. Bu yaştaki ve bu durumdaki bir insana ‘Git iyileş geri gel’ demek insanlık dışıdır” tepkisini gösterdi.
“Son bir haftadır altını bezliyorlardı”
Mehmet Emin Çam’ın cezaevinde kendi bakımını dahi yapamayacak durumda olduğu, koğuş arkadaşlarının yardımıyla ancak yaşamını sürdürebildiği biliniyor. Kızı Şimel, babasının arkadaşlarının aktardıklarını boğazı düğümlenerek anlatıyor: “Tahliye edilmeden önceki gün görüşe gittiğimizde, ‘Tekerlekli sandalyeyle onların karşısına nasıl çıkacağım’ demiş. Arkadaşları son bir haftadır altını bezlediklerini, banyosunu bile onların yaptırdığını söyledi. İki haftadır sayım için aşağı inemiyormuş, yatakta sayım veriyormuş. Diyarbakır’daki doktorlar ‘Ya kansersin ya veremsin’ demiş ama net bir teşhis konulmamış. Sürekli kanlı balgam atıyor.”
Yan koğuştaki tehlike: 70 yaşında tansiyonu 25
Sadece babası için değil, içeride kalan diğer mahpuslar için de endişeli olduklarına vurgu yapan Çam, babasının yanındaki bir diğer hasta mahpusun durumuna dikkat çekti: “Babamın yanında 70’li yaşlarda bir arkadaşı var. Geçen yıl cezaevindeki su zehirlenmesinden sonra böbrek yetmezliği başlamış. Geçen gün tansiyonu 25’in üzerine çıkmış, 3 gün hastanede kalmış. Beyin kanaması riski var. Babam çıktı, biz bir nebze nefes aldık ama gözümüz arkada kalanlarda.”
“Keşke o yaşasaydı da ben çıkmasaydım”
Şimel, babasının, Mehmet Edip Taşar’ın ölüm haberini aldığında verdiği tepkiyi de paylaştı: “Babam, Edip Taşar’ın öldüğünü öğrenince çok kötü oldu. ‘Öyle bir şey olmasaydı belki ben bırakılmazdım. Keşke bu arkadaş yaşasaydı da ben bırakılmasaydım’ dedi. İnsanın boğazı düğümleniyor. Cezaevlerinden resmen tabutlar çıkıyor. Bu halka o kadar düşmanlar ki... Kimsenin yüreği artık buna dayanmıyor.”
“ATK ve Adalet Bakanlığı değişmeli”
Çözümün ağır aksak işleyen komisyonlarda değil, somut adımlarda olduğunu belirten Çam, son olarak şunları söyledi: “Babam bırakıldı diye durmayacağız. Adalet Bakanlığı ve özellikle ATK tutumunu değiştirmeli. ATK’deki muameleler insanlık dışı. Mahpusları o ring araçlarında saatlerce süründürmekten vazgeçsinler. Yeni Edip Taşarlar ve ölümler istemiyoruz. 11 partinin çağrısı var ama diğerlerinden ses yok. Umut; komisyonun, Adalet Bakanlığının ve devletin elinde. Ama her geçen gün bir tabut çıktığında o umut kırılıyor.”
Mehmet Emin Çam
Hasta mahpuslar göz göre göre ölüyor
İnsan Hakları Derneğinin (İHD) 28 Nisan 2025 tarihli verilerine göre, Türkiye hapishanelerindeki tablo yaşam hakkı sınırlarını zorluyor. 7 Nisan 2025 itibarıyla Türkiye genelindeki 395 cezaevinde toplam 403. Bin 60 mahpus bulunuyor. İHD’nin tespit edebildiği (Gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu öngörülüyor) hasta mahpus tablosu şöyle:
• Toplam hasta mahpus: 1412 (161 kadın, 1251 erkek)
• Ağır hasta mahpus: 335
• Tek başına yaşayamayanlar: 230 mahpus kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor.
• Sürekli gözetim gerekenler: 188 mahpusun durumu kronik ve her an müdahale gerektiriyor.
Çözüm önerileri
İHD raporunda, ölümlerin durması için acil olarak şu adımların atılması gerektiği vurgulanıyor:
• ATK tek merci olmaktan çıkarılmalı; üniversite ve devlet hastanelerinin raporları tahliye için esas alınmalıdır.
• Savcıların “toplum güvenliği” üzerinden kullandığı takdir yetkisi iptal edilmeli, tıbbi durum tek kriter olmalıdır.
• Ring araçları yerine ambulansla sevk yapılmalı; kelepçeli muayene ve ağız içi arama gibi onur kırıcı uygulamalara son verilmelidir.
• TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kapsamındaki mahpuslara yönelik infaz ayrımcılığı bitirilmeli, ağır hasta tüm mahpuslar derhal salıverilmelidir.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et