Muğla’dan Muş’a, Kırşehir’den Karadeniz’e mücadele sürüyor
Türkiye’de yer altı zenginlikleri sermayeye peşkeş çekiliyor. Maden projeleri ormanları, tarım arazilerini, hayvancılığı ve doğayı katlediyor. Ülkenin dört bir yanında ise halk maden şirketlerinin katliamlarına karşı direnişte.
Akbelen direnişi
Özer Akdemir
[email protected]
Türkiye’de doğayı ve yaşam alanlarını korumak adına yürütülen ekoloji mücadeleleri, 2026 yılı itibarıyla madencilik faaliyetleri ve enerji projelerine karşı sürüyor. Yerel halkın ve doğa mücadelesi veren örgütlerin öncelikli gündemi, tarım arazilerinin ve orman varlığının şirket çıkarları doğrultusunda kamulaştırılmasına karşı durmak.
Akbelen ve İkizköy direnişi
Köylüler madene karşı
Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı, beşinci yılına giren direnişiyle ekoloji mücadelesinin sembol noktalarından. Limak Holding ve IC İçtaş ortaklığındaki YK Enerji tarafından işletilen Yeniköy-Kemerköy Termik Santraline linyit sağlamak amacıyla maden sahasının genişletilmesine karşı çıkılıyor. 2026 başlarında bölgedeki 679 parsel için “acele kamulaştırma” kararı verilmesi, köylülerin tapulu zeytinliklerinin ve evlerinin ellerinden alınması tehlikesini doğurdu. Nisan 2026’da direnişin öne çıkan isimlerinden İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanması, bölgedeki baskının ve buna karşı dayanışmanın en güncel örneklerinden.
Kaz Dağları ve Halilağa Bakır Madeni
Fotoğraf: Çanakkale Belediyesi
Çanakkale bölgesinde, Kaz Dağları ekosistemini tehdit eden en büyük projelerden biri olan Halilağa Bakır Madeni projesine karşı mücadele eski ivmesinde olmasa da devam ediyor. Cengiz Holding bünyesindeki Truva Bakır İşletmeleri tarafından yürütülen bu projeye karşı ekoloji platformları, hukuki sürecin devam etmesine rağmen faaliyetlerin durdurulması için çağrılarını yineliyor. Projenin yüz binlerce ağacın kesilmesine ve bölgedeki su kaynaklarının kirlenmesine yol açacağı belirtilirken, yaşam savunucuları bölgedeki keşif ve mahkeme süreçlerini takip ediyor.
Kırşehir’de madene karşı mücadele
Kırşehir’in merkez köyleri (Karatı, Körpınar, Boztepe) ve çevresini kapsayan bu devasa proje, bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerini doğrudan bitirme riski taşıyor. Sayer Madencilik gibi daha yerel ölçekli girişimlerden farklı olarak bu ortaklık, binlerce dönümlük alanı kapsayan bir maden sahası ve siyanürlü ayrıştırma tesisini hedefliyor.
İliç maden faciası ve sonrası
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan ve çevre felaketine dönüşen maden faciasının ikinci yılında, bölge halkı ve çevre örgütleri adaletin tesisi için seslerini yükseltiyor. Anagold Madencilik (SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığı) tarafından işletilen sahada yaşanan toprak kayması sonrası sömürge madenciliğine karşı tepkiler büyümüş durumda. Siyasi sorumluların yargılanması ve bölgedeki siyanür sızıntısının uzun vadeli etkilerinin şeffaf şekilde raporlanması talebiyle yürütülen bu süreç, sadece yerel değil, ulusal düzeyde bir maden karşıtı harekete dönüşmüştü. Madenin Cengiz Holdinge satılmasının ardından yeniden açılması gündemde. Çevre-ekoloji hareketleri ve uzmanlar madendeki çevresel risklerin hâlâ devam ettiğine dikkat çekiyor.
Tahıl ambarına GES projesi
Ankara’nın Polatlı ilçesinde, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen bölgelerde tarım arazilerine kurulmak istenen güneş enerji santralleri (GES) yeni bir çatışma alanı oluşturdu. Cengiz Elektrik tarafından 112 hektarlık verimli toprağa kurulmak istenen proje için verilen “ÇED olumlu” kararı ve beraberindeki acele kamulaştırmalar, köylülerin ve ziraat örgütlerinin tepkisini çekiyor. Yerel halk, gıda güvenliğinin enerji yatırımlarına kurban edilmesine karşı.
Karadenizli maden ve HES’lere karşı
Fotoğraf: Çetin Yılmaz
Karadeniz’de doğayı korumaya yönelik direnişler, özellikle maden projeleri, hidroelektrik santraller (HES) ve sahil dolgu projeleri ekseninde yoğunlaşıyor. Rize’nin İkizdere ilçesindeki Eşkencedere Vadisi, son yılların en dikkat çeken direnişlerinden. Cengiz İnşaat tarafından Rize Lojistik Limanı inşaatında kullanılmak üzere açılan taş ocağına karşı köylüler, uzun süreli bir nöbet eylemi gerçekleştirdi. Hukuki süreçlerin devam ettiği bölgede, taş ocağının çay üretimine ve arıcılığa verdiği zararlar en önemli itiraz konuları.
Artvin, Ordu, Trabzon…
Artvin’de, kentin hemen üzerindeki Cerattepe mevkisinde, madencilik faaliyetlerine karşı otuz yıla yayılan bir direniş var. Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır tarafından yürütülen madencilik çalışmalarına karşı Artvin halkı, “Maden varsa Artvin yok” diyerek ormanlarını ve su kaynaklarını korumaya çalışıyor. 2026 yılı itibarıyla bölgedeki çevresel etkilerin izlenmesi ve kapasite artırım taleplerine karşı hukuki mücadele sürdürülüyor. Ordu ve Fatsa bölgesinde altın madenciliği, fındık tarımını ve yerel su havzalarını tehdit ediyor. Altın madeni mahkeme kararı ile şu an kapalı durumda. Karadeniz sahil yolu ve bağlantılı dolgu projeleri, Trabzon ve çevre illerdeki halkın takibinde. Ayrıca, yaylaları birbirine bağlamayı amaçlayan “Yeşil Yol” projesine karşı, meraların ve yüksek rakımlı ekosistemlerin korunması amacıyla yerel halkın itirazları sürüyor.
Tarımı, suyu ve hayvancılığı korumak için
Ege ve Doğu Anadolu’daki ekoloji direnişleri Aydın genelinde yıllardır süren jeotermal enerji santrali (JES) karşıtı mücadele, tarım alanlarının ve yer altı sularının korunması odağında devam ediyor. Efeler ve Köşk ilçeleri başta olmak üzere, Gürmat Elektrik, MAREN Enerji gibi şirketlerin faaliyetlerine karşı köylüler, incir ve zeytinliklerin zarar görmemesi için hukuki ve fiili nöbetlerini sürdürüyor. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde ise rüzgar enerji santralleri (RES) ve jeotermal enerji santralleri (JES) projelerinin mera alanlarını ve orman dokusunu tahrip etmesine karşı yerel halk direnç gösteriyor. Bölgede Enerya ve benzeri enerji şirketlerinin kapasite artırım taleplerine karşı açılan davalar, ekosistem bütünlüğünün korunması talebiyle gerekçelendiriliyor. Muş’un Varto ilçesinde son günlerde yükselen direniş, meralara kurulmak istenen güneş enerji panellerine odaklanıyor. Hayvancılıkla geçinen bölge halkı, yaşam alanlarının daraltılmasına karşı çıkarak projelerin durdurulmasını talep ediyor. Biyoenerji ve biyokütle santrallerine karşı ise özellikle Samsun Çarşamba ve çeşitli Ege illerinde tesislerin hava kirliliğine ve tarımsal verimsizliğe yol açtığı gerekçesiyle kitlesel itirazlar yükseliyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et