'Yağmurumuz çalınıyor mu?': İddialara Prof. Dr. Ecmel Erlat son noktayı koydu
Prof. Dr. Ecmel Erlat, “yağmur çalınıyor” iddialarının bilimsel temeli olmadığını belirterek, asıl sorunun iklim değişikliği olduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Kevin LEE/Unsplash
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale - Son günlerde özellikle sosyal medyada yayılan "Türkiye'nin yağmurları bulut tohumlaması gibi yöntemlerle başka ülkeler tarafından çalınıyor" iddialarına Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Klimatolog Prof. Dr. Ecmel Erlat'tan bilimsel bir yalanlama geldi. Erlat, atmosferin hiçbir devletin kontrol edemeyeceği kadar büyük bir sistem olduğunu belirterek, yağmur çalma iddialarının bilimsel ve teknolojik olarak tamamen olanaksız olduğunu açıkladı.
"Okyanus akıntılarını kovayla yönlendirmeye benzer"
Türkiye'ye yağış getiren sistemlerin çapının 1500 kilometreyi bulduğunu ve bu devasa sistemlerin atmosferin 8-12 kilometre yüksekliğinde oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Erlat, bu hava akımlarını başka bir ülkeye yönlendirmenin bugünkü teknolojiyle mümkün olmadığını vurguladı. Erlat, bu durumu "okyanus akıntılarını bir kovayla yönlendirmeye" benzetti. Ayrıca atmosferik dolaşımın batıdan doğuya doğru gerçekleştiğine dikkat çekerek, “yağmur bulutlarını çalma” iddialarının odağında sayılan İsrail gibi Türkiye'nin güneydoğusunda kalan bir ülkenin Türkiye'nin yağışını kendi üzerine "çekmesinin" fiziksel olarak olanaksız olduğunu kaydetti. Erlat’a göre, eğer böyle bir müdahale teorik olarak yapılabilseydi bile, bunu ancak İspanya, İtalya veya Fransa gibi batıda yer alan ülkeler yapabilirdi.
Bulut tohumlama ve uçak izi (chemtrail) gerçekleri
Halk arasında sıkça dillendirilen "bulut tohumlaması" (cloud seeding) yönteminin yoktan yağmur üretemeyeceğinin altını çizen Erlat, bu işlemin sadece zaten yağış potansiyeli olan bulutlara uygulanabildiğini ve yağış miktarını en fazla %5 ile %10 arasında artırabildiğini belirtti. Erlat, bu yöntemin etki alanının yalnızca onlarca kilometrekarelik küçük bölgelerle sınırlı olduğu ve Türkiye gibi büyük bir coğrafyanın yıllık yağışını değiştiremeyeceğini kaydetti.
Fotoğraf: Evrensel
Uçakların arkasında bıraktığı beyaz izler kimyasal değil, sadece buz kristalleridir
Bunun yanı sıra, uçaklardan kimyasal madde püskürtülerek hava durumuna müdahale edildiği yönündeki spreyleme iddialarının da fizik yasalarıyla bağdaşmadığını aktaran Erlat, “Ticari uçaklar yaklaşık 9–11 km yükseklikte, troposferin üst sınırına yakın bir bölgede seyreder; buradaki sıcaklık eksi 40–60 °C dolayındadır ve basınç deniz seviyesinin beşte biri kadardır. Bu koşullarda uçak motorlarından çıkan su buharı, hızla donarak ince buz kristalleri oluşturur; gözle görülen beyaz izler (contrail) budur. Ayrıca bu yüksekliklerde rüzgâr hızları çok yüksektir ve saatte 100–300 km hıza ulaşabilir; bu da belirli bir noktayı hedef alan hassas bir spreylemeyi pratik olarak imkânsız kılar; bırakın hedeflemeyi, maddenin kıtalar ötesine sürüklenmesi kaçınılmaz olur.” dedi.
Akdeniz ikliminde yağışların yıldan yıla büyük dalgalanmalar göstermesi tamamen doğal
Türkiye’nin, iklim değişkenliği yüksek bir bölgede bulunduğunu ve yıllık yağış miktarlarının tarihsel olarak büyük dalgalanmalar gösterdiğini belirten Erlat, “Uzun kurak dönemlerin ardından yağışlı dönemler gelmesi, iklimimizin bilinen bir özelliğidir. Bunu zaten herkes günlük yaşamında fark eder: Bazı yıllar çok yağışlı/nemli geçer, bazı yıllar yağış azdır ve uzun süren kuraklıklar olur. Aynı istasyonda yağışın bir yılda üç katına çıkması veya üçte bire düşmesi tamamen doğal bir durumdur ve Akdeniz ikliminin tipik özelliğidir. 2025-2026 kış mevsiminin yağışlı geçmesi bir "müdahalenin" değil, doğal atmosferik değişkenliğin sonucudur.” dedi.
Fotoğraf: Karaburun Sivil İnisiyatif
Son yıllarda yaşanan kuraklığın gerçek olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Erlat, bunun arkasında komplo değil, iklim değişikliğinin yattığının altını çizdi. Erlat; “İklim değişikliği, yeryüzündeki iklim kuşaklarını kaydırmaktadır. Akdeniz havzası gibi bölgeler daha kurak, yağışlar daha düzensiz hale gelmektedir. Dolayısıyla Türkiye'nin önemli bir bölümü daha kurak ve yarı kurak bir iklime doğru kaymaktadır.” dedi.
Komplo teorileri gerçek tehlikeyi gizler
"Yağmurlarımız çalınıyor" düşüncesinin yalnızca yanlış değil, aynı zamanda tehlikeli olduğunu kaydeden Erlat, konuya dair şu noktalara dikkat çekti: “Çünkü insanlar hayali bir dış düşmana odaklandığında, gerçek ve değiştirilebilir nedenleri görmezden gelirler. Şu anda odaklanmamız gereken konular atmosfere saldığımız sera gazı emisyonları, şehirleşme ve madencilik faaliyetleri ile hızlanan kontrolsüz ormansızlaşma, tarımsal alanlarda yapılan bilinçsiz ve aşırı su tüketimi ve suyu depolayan doğal ekosistemlerin (ormanlar, sulak alanlar, akiferler) zayıflatılması. Bunlar bizim elimizde olan, politika ve bireysel davranışla etkileyebileceğimiz faktörler. Enerjimizi hayali "yağmur hırsızlarını" aramak yerine bu gerçek ve ciddi tehdide karşı önlem almaya harcamamız gerekiyor.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...

Evrensel'i Takip Et