Halklar geçim, enerji şirketleri kâr kuyruğunda
Avrupa’nın Gündemi’nde İran’a karşı savaştan kâr eden Avrupalı enerji tekellerine dair rapor, İngiltere’de Milletvekili Hannah Spencer’ın ilk parlamento deneyimine dair gözlemleri ve Almanya’da tartışılan kadına yönelik dijital şiddet meselesi var.
Avrupa'da benzin fiyatları artıyor
Ortadoğu’da İran’a yönelik saldırılarla birlikte tırmanan gerilim, enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, akaryakıt pompalarına zam olarak yansırken, Avrupa merkezli büyük enerji şirketlerinin kârları dikkat çekici biçimde artıyor. Fransa’da Greenpeace’in yayımladığı yeni rapor, savaş ortamının şirketler tarafından nasıl fırsata çevrildiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Avrupa’daki petrol şirketleri günde 81.4 milyon avro kâr elde etmeye başladı. Yalnızca mart ayında toplam 2.5 milyar avro kâr elde edildi.
İngiltere’de yaşam maliyeti krizi derinleşirken, siyasetin bu tabloyu ne kadar doğru okuduğu giderek daha fazla sorgulanıyor. Parlamentoya yeni giren Yeşiller Partisi Milletvekili Hannah Spencer, ilk değerlendirmelerini Guardian için yazdı. Milletvekili olmadan önce tesisatçılık yapan Spencer, siyasetçiler ile gündelik hayatın ekonomik baskısı altında yaşayan geniş kesimler arasındaki mesafeye ve bu kopukluğun içeriden nasıl göründüğüne dair dikkat çekici bir çerçeve sunuyor. ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşının bu yaz enerji faturalarını fırlatacağını da hatırlatan Spencer, “Bu krizin bedelini sıradan insanlar ödememeli. Hükümet, enerji faturalarının nisan-haziran fiyat tavanının üzerine çıkmasına izin vermeyeceğini hemen garanti etmeli ve enerji şirketlerinin pervasız kâr hırsından elde ettikleri her bir sterlin bu amaç için yeniden tahsis edilmelidir” diyor.
Bu hafta Almanya’da ise kadına yönelik dijital şiddet konusu gündem oldu. Büyük şehirlerde binlerce kişi yasal düzenlemeler yapılması için sokağa çıktı. Televizyon Sunucusu, Yapımcı ve Oyuncu Collien Fernandes’in eski eşinin yapay zeka kullanılarak üretilmiş pornografik görüntülerini internette yaydığını ifşa etmesiyle başlayan tartışma Federal Mecliste yön değiştirdi. Kadına yönelik şiddeti göçle ilişkilendirmeye kalkışan, sadece göçmen erkeklerden kaynaklanan bir sorun olarak gösteren Başbakan Merz’in ırkçı yaklaşımına yönelik kadınlardan ve göçmenlerden gelen tepkiler dinmiyor.
İran’daki savaşla birlikte Avrupa petrol şirketleri günde 81 milyon avro ‘aşırı kâr’ elde ediyor
Cyprien Boganda
Humanite/Fransa
1 Nisan’da yayımlanan bir Greenpeace raporu, Ortadoğu’daki çatışma sürerken Avrupa’nın enerji devlerinin elde ettiği kârları ortaya koyuyor.
ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından fiyatların hızla yükseldiği bir ortamda, Avrupa’daki petrol şirketleri günde 81.4 milyon avro aşırı kâr elde ediyor. Fransa’da ise bu rakam 11,6 milyon avroya ulaşıyor. Bu çarpıcı veriler, Greenpeace Almanya’nın enerji uzmanı bir danışmana hazırlattığı ve mevcut verilerin detaylı şekilde incelendiği bir rapora dayanıyor.
“Aşırı kâr” (surprofit) terimi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla elde edilen ek kazançları ifade ediyor. Yalnızca mart ayında toplam 2,.5 milyar avro kâr elde edildi. Greenpeace’in belirttiğine göre, “2-23 Mart 2026 tarihleri arasında petrol şirketleri, ocak-şubat 2026 dönemine kıyasla dizelden günlük ortalama 75.3 milyon avro, benzinden ise 6.1 milyon avro ek kâr sağladı.” Rapor, pompa fiyatlarındaki artışın, ham petrol fiyatlarındaki artıştan çok daha yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.
Greenpeace İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Sarah Roussel, “Avrupalı şirketler savaşı kârlarını artırmak için açıkça fırsata çevirdi. Ortadoğu’da insanlar hayatını kaybederken, petrol şirketleri ceplerini dolduruyor. Bu, tamamen kabul edilemez bir fırsatçılık kârıdır” diyor.
Sadece spekülasyonla mart ayında 1 milyar
Greenpeace ayrıca şirket bazında ayrıntılı verilere sahip olmadığını belirtirken, örneğin TotalEnergies’in bu süreçten en fazla kazanç sağlayanlardan biri olduğu biliniyor. Financial Times’ta yakın zamanda yayımlanan bir habere göre şirket, yalnızca spekülatif işlemler sayesinde mart ayında 1 milyar dolar kâr elde etti.
Şirketin, İran’daki savaş nedeniyle fiyatlar henüz yükselmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’dan yaklaşık 70 ham petrol kargosu satın aldığı, ardından fiyatların artmasıyla bu petrolü rekor kârla yeniden sattığı ifade ediliyor.
Sarah Roussel’e göre, küresel kriz ortamında petrol şirketlerinin elde ettiği bu kârlar, vergilendirme ihtiyacını acil hale getiriyor: “Bu şirketlere karşı harekete geçmek gerekiyor. Kârlarının kalıcı biçimde vergilendirilmesi, düşük gelirli hanelere yönelik hedefli destek mekanizmalarının finansmanını sağlayabilir: Küçük elektrikli araç alımı, konutların enerji verimli şekilde yenilenmesi gibi…”
Çeviren: Ali Rıza Yıldırım
Merz ataerkil sistemin savunucusu olarak konuşuyor
Vladimir Balzer
Deutschlandfunk/Almanya
Biz erkekler için bir başka gerçek anı. Bir kez daha önemli bir soruyla karşı karşıyayız: Kadınlara yönelik ev içi ve cinsel şiddet sorununun ne kadar derinden kök salmış ve ciddi olduğunu nihayet anladık mı? Yoksa bizi ilgilendirmiyormuş gibi davranmaya devam mı edeceğiz? Cumhuriyetin başbakanı, CDU’lu Siyasetçi Friedrich Merz, ne yazık ki ikinci gruba ait gibi görünüyor. Federal Parlamento Bundestag’da günlerce süren sessizliğin ardından, bir milletvekili tarafından konuyla ilgili olarak aktif bir şekilde sorgulanmak zorunda kaldı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz
Ve alçakgönüllülük ve şefkatle karşılık vermek yerine, Almanya’daki ataerkil siyasi ve sosyal sistemin nasıl temelden reforme edilebileceği konusunda bir politikacı ve bir erkek olarak kendini sorgulamak yerine, kadınlar için hâlâ ne kadar çok şey yapılması gerektiğini kabul etmek yerine, ne yazık ki bu durumda bir erkekten beklenecek şeyi yapıyor: Konuyu geçiştirip kıvırtıyor. Daha da kötüsü, hedefi başka bir konuya, yani göçmen grupları tarafından işlenen şiddete yönlendiriyor.
Bu yanlış yönlendirilmiş yanıt yeterince sorgulanabilir değilmiş gibi, kadınlara yönelik cinsel ve ev içi şiddet konusunun erkekler arasında da tartışıldığını iddia ediyor. Hangi erkeklerle konuştuğunu bilmiyorum, ama ben o deneyimi paylaşamam. Kim öfkeli, kim ayağa kalkıyor, kim sonunda işlerin değişmesini istiyor? Erkekler mi? Hayır kurbanlar, kadınlar.
Biz erkekler çoğunlukla Başbakanın yaptığı gibi davranıyoruz. Konuyu geçiştiriyoruz. “Evet, ama...” diyoruz. Önemsizleştiriyoruz, kıvırtıyoruz ve yanlış izler bırakıyoruz. Daha varlıklı çevrelerde, kendimizi “kadın hakları savunucusu” olarak tanımlıyoruz. Bu iddiayı sosyal piyasa değerimizi artırmak, kadınlara daha çok hitap etmek için kullanıyoruz. Ama kadınlar bunun sahte olduğunu çoktan anladılar.
Kadın hakları, sadece kendi gündemlerine uygun olduğunda erkekler tarafından savunuluyor. Örneğin, Babakanın başlattığı şehir manzarası (Göçmenlerin şehirlerin manzarasını bozduğunu iddia etmişti) tartışmasında, sözde kız çocuklarının çıkarlarını gözettiği zaman. Ya da şimdi, bu ülkedeki milyonlarca kadın, erkekler tarafından yaratılan, istismara ve şiddete olanak sağlayan ataerkil sisteme karşı ayaklanırken.
Başbakan bir kez daha konuya uygunsuz bir şekilde tepki veriyor. Daha da kötüsü, bir kez daha zayıf siyasi kültürünü sergiliyor. Friedrich Merz, ataerkil bir sistemin siyasi temsilcisi olarak kendini gösteriyor. Tavrı bir geri adım. Kadınlara yönelik şiddet söz konusu olduğunda hem kişisel hem de siyasi olarak biz erkekler adına soruyu çoktan kavramış, yanıtlamış gibi görünüyor: Bu konuda ne yapmaya hazırız? Gerçekten neyi değiştiriyoruz? Nelerden vazgeçmeye razıyız? Şansölye Merz bu konuyu yeterince önemli görmüyor gibi görünüyor. Ve ne yazık ki, bu ülkedeki çoğu erkekle aynı fikirde. Bu bir gerçek anı ve bu gerçek şu: Biz erkekler kadınları yine yalnız bırakıyoruz.
Çeviren: Semra Çelik
Yeşiller Partisi milletvekili olarak geçirdiğim ilk birkaç haftadan ne öğrendim?
Hannah Spencer
The Guardian/İngiltere
Altı hafta önce, her zamanki gibi evlerde tesisatçı olarak çalışıyordum. Sıva ustası sertifikamı yeni almıştım ve bu becerimi işe koymayı sabırsızlıkla bekliyordum. Şimdi ise parlamentodayım ve bunu bir kültür şoku olarak nitelemek yetersiz kalır.
İngiltere'de Yeşiller'in yeni milletvekili Hannah Spencer (Fotoğraf: Green Party)
Neden pek çok milletvekilinin ülkedeki durumun şu anda ne kadar zor olduğunu anlamadığını anlamak hiç de zor değil. Burası bir balon. Ve burada durumu anlayan, işçi sınıfı kökenli, benim gibi sıradan işlerde çalışmış olan yeterince insan yok.
Gerçek şu ki, çoğu insan şu anda zorluk çekiyor; her ay faturaları ödemek, süpermarkette her zamanki gibi alışveriş yapmak, çocukların büyüme atakları sonrası her defasında onlara yeni ayakkabı almak gittikçe zorlaşıyor.
Konuştuğum pek çok kişi aynı şeyi söylüyor: Her şeyin daha da kötüye gitmesinden asla çok uzak olmadıklarını biliyorlar. Çamaşır makinesi bozuluyor, park cezası alıyorlar ya da iş yerinde çalışma saatleri kısaltılıyor ve tüm bu kağıttan ev çöküyor. Bütçeyi dengelemek için kesinti yapılabilecek başka bir şey kalmadı. “Lüks harcamalar” çoktan kesildi.
Çoğu milletvekilinin bunu anladığını sanmıyorum; gerçekten anlamadıklarını düşünüyorum. Anladıklarını sanıyor olabilirler, anladıklarını söylüyor olabilirler, ama bunun nasıl bir şey olduğunu, kemiklerinde nasıl hissedildiğini tam olarak bilmiyorlar.
Beni yanlış anlamayın, varlıklı insanlar bile dolandırıldıklarını hissediyor. Çoğu gelir düzeyindeki insanlar yaşam standartlarının düştüğünü görüyor. Bu ülkede her şey giderek pahalılaşıyor gibi görünüyor (Paskalya yumurtaları bile). Herkes maaşlarının eskisi kadar yetmediğini fark ediyor.
Seçildiğimde de söylediğim gibi: Eskiden çok çalışmak size bir şeyler kazandırırdı. Size bir ev, düzgün bir hayat, tatiller kazandırırdı. Şimdi hepimiz her zamankinden daha çok çalışıyoruz, ama yine de en temel ihtiyaçları karşılayabilmek için mücadele ediyoruz.
İşçi Partisi hükümeti nihayet baskıya boyun eğdi ve bu ay, insanların yaşam masraflarına yardımcı olacağını söylediği yeni önlemler getirecek. Ancak gerçek şu ki, planı yeterince iyi değil.
Örneğin enerjiyi ele alalım. Donald Trump ve Benyamin Netanyahu’nun İran’a karşı savaşı, bu yaz enerji faturalarının yıllık 330 sterlinin üzerinde bir artışla fırlayacağı anlamına geliyor. Ancak hükümet, herkese yönelik bir destek taahhüdünde bulunmayı reddediyor. Yeşiller Partisinin tutumu net: Bu krizin bedelini sıradan insanlar ödememeli. Hükümet, enerji faturalarının nisan-haziran fiyat tavanının üzerine çıkmasına izin vermeyeceğini hemen garanti etmeli ve enerji şirketlerinin pervasız kâr hırsından elde ettikleri her bir sterlin bu amaç için yeniden tahsis edilmelidir.
Ya da su. İngiltere ve Galler’de zaten fahiş olan su faturalarımız bu hafta ortalama yüzde 5 arttı; oysa nehirlerimize hâlâ kanalizasyon suları boşaltılmaya devam ediyor. Çoğu insan, özelleştirilmiş su şirketlerinin bizi dolandırdığını görüyor ve Yeşiller Partisinin uzun süredir savunduğu bir politika olan bu şirketlerin yeniden kamulaştırılmasını istiyor. Ancak hükümet bunu gündeme almayı bile reddediyor.
İki çocuklu aileler için yardım sınırına gelince, aralıksız baskıların bir U dönüşüne yol açmasının ardından bu sınırın nihayet gelecek hafta kaldırılacak olmasını memnuniyetle karşılıyorum. Ancak İşçi Partisi bunu ilk günden itibaren yapmalıydı. Bunun yerine, sırf birden fazla kardeşi olduğu için 330 bin çocuk yoksulluk içinde bırakıldı. Bu, İşçi Partisinin önleyebileceği yıllarca süren ek bir ıstıraptır; peki tüm bunlar ne için? Bunun hiçbir gerekçesi olamaz.
Yine de, İşçi Partisi bakanları hâlâ derslerini tam olarak almamışlar. Hâlâ hane halkı yardım sınırını kaldırmayı reddediyorlar, bu da 140 bin çocuğun sırf daha büyük bir ailenin parçası oldukları için cezalandırılmaya devam edeceği anlamına geliyor.
Keir Starmer ve kabinesinin bu noktada bu kadar hayal gücü yoksunu ve cesaretsiz olabilmesi beni hayrete düşürüyor. Tek yapmaları gereken, insanların ne kadar öfkeli olduğuna, seçmenlerinin ne kadar acı çektiğine ve ülkenin genel havasına bakmak. Belki de bunu anlamıyorlar. Belki de sadece umursamıyorlar.
Çeviren: Sarya Tunç
(Dış Haberler)
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et