Doğa savunucusu Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki: Akbelen'de yaşanan doğayı savunan herkese birer gözdağıdır
Ankara, İzmir ve İstanbul'da doğa savunucusu Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki için yapılan açıklamalarda, Akbelen’de yaşananların doğayı savunan herkese birer gözdağı olduğu vurgulanarak Esra Işık’ın derhal serbest bırakılması talep edildi.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara, İzmir ve İstanbul'da emek ve demokrasi güçleri ve yaşam alanı savunucuları yaptıkları açıklamalarla Akbelen Ormanları’nı savunan Esra Işık’ın tutuklanmasını protesto etti. Açıklamalarda Işık’ın tutuklanmasının doğayı savunan herkese birer gözdağı olduğu olduğu vurgulanarak Esra Işık’ın derhal serbest bırakılması talep edildi.
“Doğa savunucusu Esra Işık serbest bırakılsın”
Ankara - Akbelen Ormanları’nı savunan Esra Işık’ın tutuklanması Ankara Emek ve Demokrasi Güçlerince protesto edildi. Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen kitle adına açıklamayı okuyan Elif Melike Oğuz, “Muğla’nın Milas ilçesinin sınırları içinde yer alan ve sayısız canlı türüne ev sahipliği yapan Akbelen Ormanı, yıllardır sermayenin saldırısı altında. Akbelen Ormanı, 2018’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Limak Holding’e bağlı Yeniköy Kemerköy Enerji (YK Enerji) şirketine satıldı. Buna karşı köylüler hukuki ve fiili meşru direnişi başlattı. Direniş süreci boyunca dört bir yandan yaşam savunucuları Akbelen’de bir araya geldi, nöbetler tuttu ve eylemler düzenledi. Ancak elde edilen hukuki kazanımlar yok sayıldı. Yargı ‘acele kamulaştırma’ olarak adlandırılan ‘acele işgal’ saldırısında kılıf olarak kullanıldı” diyerek Akbelen’de yaşananları özetledi.
“Yaşam alanlarımız yok ediliyor"
30 Mart 2026 tarihinde Akbelen Ormanı çevresinde bulunan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsel tarım arazisinin, 7554 sayılı işgal yasası kapsamında acele kamulaştırılmasına karşı açılan dava henüz sonuçlanmamışken; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından, söz konusu alanların değer tespiti ve el koyulmasına yönelik Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında keşifin gerçekleştirildiğini ifade eden Oğuz, “Keşif sırasında Akbelen halkı, bu fiili toprak işgaline tepki gösterdi. İkizköylü Esra Işık da bölgede açıklama yaptı. Bu açıklamanın ardından aynı gün 23.50’de Esra Işık, gözaltına alındı. Ertesi gün, sabah saatlerinde Milas Adliyesi’ne sevk edildi ve tutuklandı” dedi.
Sermaye-devlet işbirliğiyle halka ait olan doğal kaynakların sistematik biçimde gasbedilerek; yaşam alanlarının yok edildiğini ifade eden Oğuz, “Tarım alanlarının işgal edilmesiyle köylünün geçim kaynağı elinden alınıyor, yöre halkı birkaç yıl boyunca şirketlere kar sağlayacak kömür, altın vb. madenlerde güvencesiz koşullarda düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Kimi zaman çalıştıkları yerlerde işçi cinayetlerinde katlediliyor. Kasıtlı olarak gerçekleştirilen bu mülksüzleştirme ve işçileştirme politikalarıyla halihazırda yoksul olan halk daha yoksul hale getiriliyor. Diğer yandan havamız, suyumuz, toprağımız kirletiliyor. Soframızdaki yiyecekten, içtiğimiz suya, soluduğumuz havaya, yaşadığımız kentlere kadar bütün yaşamımız zehre dönüştürülüyor” dedi.
“Akbelen’de yaşananlar doğayı savunan herkese birer gözdağıdır”
Yaşam alanlarını savunanların gözaltı, tutuklama benzeri baskılarla susturulmak istendiğini anlatan Oğuz, “Şubat ayında Polen Ekoloji Kolektifi ve Bakırtepe Çevre Platformu’ndan yaşam savunucuları, sürdürdükleri meşru faaliyetler kriminalize edilerek tutuklandı. Hukuki yollarla sesimizi kısamayanlar ise, Ali ve Aysin Büyüknohutçu, Metin Lokumcu, Reşit Kibar ve Hakan Tosun örneklerinde gördüğümüz gibi çeteler eliyle yaşam savunucularını katlediyor ve failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendiriyor. Bugün Akbelen’de yaşananlar da bu politikalardan bağımsız, münferit bir olay değil, aksine doğayı savunan herkese verilen bir gözdağıdır” ifadelerini kullandı.
Açıklamada İran’a yönelik ABD ve İsrail’in saldırısına değinen Oğuz, “yanı başımızda süren emperyalist savaşlar bombalarla, füzelerle yürütülürken devlet-sermayenin doğaya karşı savaşı fiziki şiddet, hukuk sopası ve toplumsal baskıyla yürütülüyor. Bilinsin ki korkmuyoruz! Baskılar karşısında toprağı, havası, suyu için mücadele edenler olarak hiçbir zaman susmadık. İkizdere’de HES’lere, Cerattepe’de altın ve bakır madenlerine, Varto’da JES’lere, bütün bir ekolojik yıkıma karşı barikat önünde, mahkeme koridorlarında bulunduğumuz her yerde doğa ve yaşam için mücadeleyi sürdürdük. Bugün bu tutuklama saldırıları karşısında yine öyle olmaya devam edecek. İkizköylü mücadele arkadaşımız Nejla Işık’ın söylediği gibi ‘başımız dik, alnımız ak.’ Dayanışmadan ve haklılığımızdan aldığımız gücümüzle örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
Esra Işık: “Milas bir şirketten büyüktür”
Açıklamada Esra Işık’ın mektubu da okudu. Esra Işık mektubunda “vazgeçmeyeceğiz” diye seslendi: “Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra Ninemizin, Hatice Teyzemizin ve niceleri yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Ben bu toprakların kızıyım. Ben bir köylü kızıyım. Mücadelemden gurur duyuyorum. Buradan yeniden sözüm olsun:Mücadelemizi de onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür. Vazgçemeyeceğiz”
İzmir’de Esra Işık’ın tutuklanması protesto edildi
Fotoğraf: Evrensel
İzmir — İzmir’de Tarım Sen, Akbelen direnişçilerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini sendikanın avukatı Beyza Nur Çavdar okudu.
Çavdar, Esra Işık’ın acele kamulaştırma kararına karşı köyünü ve yaşam alanlarını savunduğu için tutuklandığını belirterek, “Esra, köyünün ve topraklarının şirketler tarafından gasbedilmesine karşı hukuk arıyordu” dedi.
2025 yılında çıkarılan maden yasasıyla birlikte İkizköy ve çevresindeki köylerin hedef haline getirildiğini ifade eden Çavdar, “10 Ocak 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı imzasıyla alınan acele kamulaştırma kararıyla İkizköy dahil yedi köyde 679 parsel bir gecede kamulaştırıldı” bilgisini paylaştı.
Keşif sürecinde köylülerin bilgilendirilmediğini ve sürecin “oldu bittiye getirildiğini” dile getiren Çavdar, jandarmanın köylülerin itirazlarını engellediğini söyledi. Çavdar, “Köylüler anayasal haklarını kullanmak isterken karşılarında jandarma barikatı buldu” ifadelerini kullandı.
Esra Işık’ın 30 Mart’ta yaptığı açıklamada Danıştay ve Anayasa Mahkemesine çağrıda bulunduğunu hatırlatan Çavdar, bu çağrının acele kamulaştırma ve maden yasasının hukuka aykırılığına dikkat çektiğini belirtti.
Çavdar, Işık’ın gece saatlerinde gözaltına alındığını ve ertesi gün çıkarıldığı mahkemece tutuklandığını aktararak, “Bu tutuklama hukuka aykırıdır” dedi.
Işık’ın maden ve enerji projelerine karşı yürüttüğü mücadelenin hedef alındığı vurgulanan Çavdar, “Doğasını, toprağını ve emeğini savunduğu için özgürlüğünden mahrum bırakıldı” diye ekledi.
Çavdar, “Esra Işık yalnız değildir” diyerek dayanışma çağrısında bulunurken, Işık’ın serbest bırakılmasını talep etti.
İstanbul’da Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki: Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı, serbest bırakılsın
Fotoğraf: ANKA
Muğla Milas'taki Akbelen çevre eylemlerinin simge isimlerinden Esra Işık'ın tutuklanması Kadıköy İskele'de protesto edildi.
Eylemde Akbelen İstanbul Dayanışması adına yapılan açıklamada, "Akbelen direnişinin öncülerinden, Milas İkizköylü Esra Işık, acele kamulaştırma yoluyla köyüne, topraklarına el konulmasına direndiği için tutuklandı. 'Bizim hayatlarımız sayıdan ibaret değil, ardında onlarca yılın emeği var' diyordu Esra. Köyünün, topraklarının şirketler tarafından gasp edilmesine karşı yasa, hukuk, adalet arıyordu." denildi.
"Esra ve köylülerinin direnişi doğayı ve emeği merkezine alan bir yaşamı savunuyordu"
Eylemde Esra Işık ve annesi Nejla Işık'ın da aralarında bulunduğu köylülerin bölgede verdiği mücadele şöyle anlatıldı: "2025 yılında çıkarılan maden yasası ile Esra’nın köyü dahil onlarca köy koordinatları verilerek hedef gösterilmişti. Bu hedef gösterilmenin sonucu olarak geçtiğimiz aylarda İkizköy ve çevre köylerde büyük bir zeytin talanı yaşandı. 10 Ocak 2026 tarihinde cumhurbaşkanı imzası ile acele kamulaştırma kararı verildi. İkizköy dahil yedi köy 679 parsel bir gecede gasp edilmiş oldu. Bu kararın uygulanmasına yönelik arazi bedellerinin tespit edilmesi gerekiyordu. Böylece tespit edilen arazi bedelleri yatırılıp köylüler yerlerinden edilecekti. İşte Esra ve köylülerinin direnişi tam da bu matematiğe karşı doğayı ve emeği merkezine alan bir yaşamı savunuyordu...
Tespit için köylere gelen keşif heyeti, Yeniköy Kemerköy Enerji Şirketi’nin çıkarları doğrultusunda, köylülere bilgilendirme yapmadan, oldu bittiye getirerek bu süreci yürütmek istedi. Esra ve beraberindeki köylü heyeti bu tutuma karşı çıktı. Bu şirket yanlısı tutumu tüm kamuoyuna teşhir etti. Hepimiz gördük ki şirketin güvenlik görevlisi gibi davranan jandarma, köylünün tarlasını korumasına engel olup, hukuksuzca sürdürülmek istenen keşfin köylülerin itirazına rağmen yapılmasına ortam sağladı.
"Bölgede yapılan keşif faaliyetinin hukuksuz olduğunu da teşhir ediyordu"
30 Mart günü Akbelen girişinde keşif heyeti beklenirken Esra, Danıştay ve Anayasa Mahkemesine yönelik bir çağrıda bulundu. Telafisi mümkün olmayan yıkım gelmeden önce acele kamulaştırma ve maden yasasının yürütmesinin durdurulmasını talep etti. Çünkü anayasaya aykırı olan maden yasası ve onun dayanak olduğu acele kamulaştırma YK Enerji Şirketi’nin bu bölgede faaliyet yürütmesinin tek koşulu haline gelmişti. Dolayısıyla Esra’nın Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’a yaptığı çağrı, bölgede yapılan keşif faaliyetinin hukuksuz olduğunu da teşhir ediyordu.
"Esra, haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı"
Anayasal haklarını kullanarak keşif heyetinin bölgede yaptığı çalışmanın hukuksuz olduğunu anlatmak isteyen köylüler karşılarında bir muhatap değil jandarma barikatı buldular. Esra karşılaştıkları bu haksız tavra isyan etti. Bu haklı isyanı keşif heyetini rahatsız etti. Hakkında şikayetçi oldular. Gece 23.50’de Esra’yı köyündeki evinden gözaltına aldılar. Geceyi Milas Jandarma Karakolunda geçirdi. Ertesi sabah çıkarıldığı mahkemede haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı.
Esra'yı Limak'ın tek bir emriyle, YK Enerji Şirketi’nin çıkarları için alıkoydular. Maden ve enerji şirketlerini koruyan yasaya karşı köyünü, toprağını, emeğini, geleceğini savunduğu için özgürlüğünü elinden aldılar. Akbelen’de, Muğla’da ve ülkenin dört bir yanında maden talanına karşı sesini yükselttiği için tutukladılar.
Bizler bugün ülkenin dört bir yanında #EsraIşıkYalnızDeğildir demek için bir araya geldik. Esra’nın direnişini, haklı isyanını meydanlardan yükseltiyoruz. Esra’nın dediği gibi başımız dik, alnımız ak, mücadele bayrağını devralıyoruz... Gözlerindeki masumiyet, umut ve haklı duruşuyla bizden aldılar onu, umudunu, haklılığına olan inancını söndürmeden onu geri alacağız. Onun mücadelesini hep birlikte büyüteceğiz. Acele kamulaştırmaya karşı direnen Milas köylülerinin yanında olacağız"
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et