Su yönetiminde çok başlılık uyarısı: 'Suyun ticarileştirilmesi tehlikesi var'
SPD Başkanı Dursun Yıldız, 14 Mart'ta yürürlüğe giren Yeni Ulusal Su Planı'nı “ileri ve kapsamlı bir adım” olarak değerlendirirken, çok başlı kurumsal yapı, havza ölçeğinde yönetim eksikliği ve suyun ticarileşme riskine dikkat çekti.
Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız, geçen hafta Doğa ve Direniş köşemizde çıkan “Sermayenin pençesindeki suyumuz!” başlıklı yazımızdan sonra bize ulaştı. 14 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Ulusal Su Planı hakkında görüşlerini aktaran Yıldız, “Türkiye'nin su yönetimi konusundaki kararlılığını gösteren ileri ve kapsamlı bir adım” olarak nitelendirdiği planla ilgili uygulamada yaşanabilecek kurumsal boşluklara ve suyun ticarileşme riskine dikkat çekti.
Dursun Yıldız
Kurumsal yetersizlikler ve havza ölçeğinde yönetim eksikliği
Yeni planın su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğine uyum ve su verimliliği gibi kritik konulara odaklandığını belirten Yıldız, plan kapsamındaki 8 hedef, 31 strateji ve 141 eylemin stratejik bir yol haritası çizdiğini ifade etti. Ulusal Su Planı ile ilgili hazırladıkları raporu gönderen Yıldız’ın gönderdiği değerlendirme metininde planın güçlü yönlerine vurgu yapılarak, “Bütünleşik Su Yönetiminde Dijital Dönüşüm” çalışmalarının ayrı bir başlık altında ele alınması ve “Su, Enerji, Gıda ve Ekosistem Esaslı Bağlantısallık Yaklaşımının” hedeflenmesi “olumlu gelişmeler” olarak nitelendiriliyor. Rapor, ayrıca suya göre tarımsal ürün planlamasına geçişin, suyun verimli kullanımı açısından büyük önem taşıdığı, planın, uygulanabilirliğinin takibi için iki yılda bir güncellenecek olmasının da süreklilik açısından faydalı olduğu ileri sürülüyor.
11 farklı bakanlık su yönetiminde yer alayor
Yıldız, bu olumlu yönlerine rağmen planın zayıf noktalarına ve uygulama zorluklarına da değinerek, en büyük riskin kurumsal yapıdaki belirsizlikler olduğunu ifade etti. Planın hedeflerine ulaşabilmesi için kurumsal ve yasal yapının güçlendirilmesinin şart olduğunu söyleyen Yıldız, "Çok başlı, çok parçalı su yönetim yapısına havza ölçeğinde etkin bir kurumsal yapı önerisi yoktur" eleştirisinde bulundu. Planda yer alan İl ve Havza Su Kurullarının sadece kurumlar arası koordinasyona indirgendiği, yasal olarak yetkilendirilseler dahi havza ölçeğindeki planlama ve denetleme hizmetlerinde yetersiz kalabilecekleri belirtildi. Yıldız, su yönetiminde yer alan 11 farklı bakanlığa bağlı kurumlar arasındaki görev çakışmalarının, havza ölçeğindeki kararların etkin uygulanmasını zorlaştıracağının altını çizdi.
Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel
Su piyasası düzenleme kurulu ve ticarileşme endişesi
Yıldız’ın gönderdiği raporunda öne çıkan en kritik uyarılardan biri de suyun fiyatlandırılması politikalarına yönelik oldu. Planda yer alan su ve atıksu hizmetlerinin tam maliyet (finansal, çevresel ve kaynak) esasına göre fiyatlandırılması hedefinin, alt gelir gruplarının temiz ve sürekli suya erişim hakkını engellememesi gerektiği belirtildi. Yıldız, kurulması gündemde olan Su Piyasası Düzenleme Kurulu ve Su Ajansı gibi yapılarla suyun ticarileşmesi ve bir insan hakkı olarak kabul edilmesinden uzaklaşılması riskinin doğabileceği uyarısında bulundu.
Sulama kooperatiflerinin tasfiyesi ve yeraltı sularında idari riskler
Plan içerisindeki sulama birlikleri, sulama kooperatifleri ve halk sulamalarının tek çatı altında toplanması hedefinin birliktelik sağlayabileceği kabul edilmekle birlikte, bu durumun özellikle yeraltı suları yönetiminde ciddi sorunlar yaratabileceği ifade edildi. Yıllardır görev yapan yüzlerce sulama kooperatifinin ortaklık yapısının bozulmasının, stratejik bir alan olan yeraltı suyu yönetiminde idari ve ekonomik zararlara yol açabileceği belirtildi.
Evrensel'i Takip Et