Sofrada ‘idare’ dönemi
İzmir’de gıda fiyatlarındaki yüzde 50’ye varan artış, işçi ailelerin mutfağını vurdu. Sebze, meyve ve et tüketimi azalırken, sofralarda çeşit yerini makarna ve pilava bıraktı, alışveriş taneyle yapılır hale geldi.
Fotoğraf: DHA
Eda Aktaş
[email protected]
İzmir – Türkiye’de son bir yılda gıda fiyatlarında yansıyan zamlar, dar gelirli ailelerin mutfak alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdi. Özellikle meyve ve sebzedeki yüksek artış, sofradaki çeşitliliği azaltırken, aileleri daha ucuz ve doyurucu ürünlere yöneltti. Pazar ve market fiyatlarına göre son bir yılda gıda fiyatları ortalama yüzde 45-50 bandında artarken, bazı meyve ve sebzelerde bu oran yüzde 70’i aştı. Bu tablo, en çok sabit gelirli işçi ailelerinin mutfağında hissediliyor.
‘Canım çekerse bir tane alıyorum’
İzmir’de yaşayan iki işçi ailesinin anlattıkları, artışın gündelik hayata nasıl yansıdığını ortaya koyuyor. Bir çocuğu olan Asiye çalışmadığını, fabrika işçisi olan eşinin ise aylık 32 bin lira ücret aldığını söylüyor. Asiye, pazara artık eskisi gibi çıkamadığını anlatıyor. Eskiden sebzeyi kilo kilo aldığını söyleyen Asiye, “Eskiden pazardan iki kilo patlıcan, biber alırdım. Şimdi patlıcanın tanesi 30-40 lira. Taneyle alıyorum artık. Canım çekerse bir iki tane alıyorum ama eskisi gibi değil. Önceden haftada bir karnıyarık yapardım, çocuklar da çok severdi. Şimdi ayda bir anca yapıyorum. Çünkü sadece patlıcan değil, içine koyacağın kıyma da pahalı” diyor.
Asiye, yaz aylarının vazgeçilmez yemeklerinin artık sofrada yer bulamadığını ifade ediyor: “Kabak, fasulye, biber… Hepsi pahalı. Eskiden türlü yapardım, zeytinyağlı fasulye sık olurdu. Şimdi fasulye alacaksam yarım kilo alıyorum, o da bir öğünlük. İki gün yetecek yemek yapmak zor artık. Eskiden salatayı bol bol yapardım, şimdi yanına koymalık yapıyorum. Domatesi, salatalığı ölçerek kullanıyorum” diye anlatıyor.
‘Sofra kuruyoruz ama çeşit yok’
Et ve kıyma tüketiminin neredeyse tamamen bittiğini söyleyen Asiye, sofradaki değişimi şu sözlerle anlatıyor: “Eskiden haftada bir kıyma alırdım. Köfte yapardım, kıymalı makarna yapardım. Şimdi kıyma almak zor. Ayda bir ya oluyor ya olmuyor. Çoğu zaman makarna yapıyorum, bazen patates, bazen çorba. Sofra kuruyoruz ama çeşit yok.”
İki çocuk annesi Zehra da benzer bir tabloyu aktarıyor. Eşi asgari ücretin biraz üstünde maaş alan Zehra, fiyat artışlarının en belirgin etkisinin meyve tüketiminde görüldüğünü söylüyor ve ekliyor: “Eskiden çocuklara sürekli meyve alırdım. Şimdi taneyle alıyorum. Elma, muz… Hepsi pahalı. Her gün koyamıyorum önlerine. Çocuk istiyor ama alamıyorsun.”
‘Çoğu gün makarna ya da pilav’
Sebze yemeklerinin yerini daha ucuz seçeneklerin aldığını söyleyen Zehra, mutfakta yapılan tercihin artık zorunluluk olduğunu vurguluyor: “Önceden haftada birkaç gün sebze yemeği olurdu. Şimdi çoğu gün makarna ya da pilav yapıyorum. Çünkü en ucuz onlar. Kabak, patlıcan, fasulye pahalı olduğu için daha az yapıyorum.”
Tavuk tüketiminin de azaldığını belirten Demir, “Eskiden haftada bir iki kez alırdık, şimdi fiyatına bakıyorum, bazen almadan dönüyorum. Et zaten yok gibi bir şey” diyor.
Yani sofrada çeşit azalırken, “Ne pişirileceği” sorusunun yerini “Ne alınabiliyorsa onun yapılması” alıyor. Asiye’nin şu sözleri bu değişimi özetliyor; “Eskiden çocuklara ne yapayım diye sorardım. Şimdi pazarda ne ucuzsa onu yapıyorum. Eskiden çeşit vardı, şimdi idare ediyoruz.”
Evrensel'i Takip Et