Hatay’da yoksullaşan mutfaklar: ‘Artık artan yemek de yok’
Deprem sonrası konteyner yaşamı, artan gıda fiyatları ve düşen alım gücü Hatay’da mutfakları değiştirdi. Kalabalık sofraların yerini tek tencerede kaynayan yemekler alırken, geleneksel yemekler giderek sofralardan çekiliyor.
Dilek Omaklılar
[email protected]
Hatay – 6 Şubat depremleri sonrası barınma kriziyle birlikte derinleşen yoksulluk, kentte yalnızca yaşam alanlarını değil, mutfakları da dönüştürdü. Özellikle konteyner kentlerde yaşayan kadınlar, daralan alanlar, sınırlı eşyalar ve artan gıda fiyatları nedeniyle yemek alışkanlıklarının değiştiğini anlatıyor. Bir zamanlar kalabalık sofraların, zahmetli geleneksel yemeklerin kurulduğu evlerde bugün “Tek tencerede doymak” başlıca hedef.
Samandağ ve Antakya’da biri konteynerde, diğeri evinde yaşamını sürdüren iki kadınla görüştüğümüzde yoksulluğun mutfakta nasıl somutlaştığını bir kez daha anlıyoruz. Kadınların ortak cümlesi ise net: “Artan yemek kalmıyor artık.”
‘Market alışverişi yarıya düştü’
Deprem öncesinde alışverişi daha toplu yaptıklarını anlatan kadınlar, bugün çoğu ürünü “taneyle” aldıklarını söylüyor. “Eskiden kuru fasulyeyi alınca kavanoz dolardı, şimdi yarısı doluyor” diyen bir kadın, et tüketiminin de ciddi biçimde azaldığını belirtiyor: “Etli yemekler artık bayramdan bayrama. Dolmaya bile et koyamadığımız oluyor.”
Evde yaşayan kadın ise sofradaki küçülmeyi meyve üzerinden de anlatıyor: “Eskiden herkes bir elma, örneğin bir muz yerdi. Şimdi bir elmayı bölüşüyoruz. O da olursa…” Öğün sayısının da azaldığını ekleyen kadın, artık üç öğün yerine iki öğün yiyebildiklerini söylüyor.
Tek göz ocakta beş kişilik yemek
Konteyner yaşamı, yalnızca bütçeyi değil, pişirme koşullarını da belirliyor. Çoğu konteynerde tek göz elektrikli ocak bulunduğunu söyleyen kadınlar, aynı anda birden fazla yemek yapmanın neredeyse imkansız olduğunu dile getiriyor. “Tek göz ocakta beş boğaz doyuruyoruz. Bir yanda küçük tüpte çorba kaynıyor, diğer yanda ana yemek” diyen bir kadın, fırın olmadığı için birçok yemeği artık yapamadıklarını belirtiyor.
Bu koşullar, yemek çeşitliliğini de azaltmış durumda. Kadınlar, “Ne bulursak, en hızlı ve en az maliyetli neyse onu yapıyoruz” diyerek, mutfağın giderek “geçiştirme” mantığına sıkıştığını söylüyor.
Geleneksel yemekler bayramlara kaldı
Hatay mutfağının emek yoğun yemekleri de bu değişimden payını almış durumda. İçli köfte, kömbe, kaytaz böreği, hrısi gibi yemeklerin artık yapılamadığını anlatan kadınlar, bunun ekonomik nedenlerine dikkat çekiyor.
Özellikle hrisi, Arap Alevilerin türbe ziyaretlerinde, bayramlarında ve kutsal günlerinde hazırladığı bir yemek. Buğday ve etin uzun süre büyük kazanlarda dövülerek pişirildiği bu yemek, aynı zamanda dayanışma ve bereketin simgesi. Pişirildikten sonra topluca dağıtım yapılır. Ancak şimdilerde bunu herkes yapamıyor. Diğer büyük yemeklere göre hrısinin esas yapılamama nedeni maddi imkansızlık. Konteynerde yaşayan kadın, “Kurbanlıklar artık çok pahalı… Bu yemekler kalabalıkla yapılırdı. Artık kutsal günlerimizi, bayramlarımızı kutlayamıyoruz" diyor.
‘Açık hava cezaevi gibi’
İçinde bulundukları koşulları şu sözlerle anlatmaya devam ediyor: “Daracık alanda istediğim yemeği yapamıyorum. Eskiden keyifle, bol bol yapardık. Şimdi sadece doyalım diye pişiriyoruz. Sanki açık hava cezaevi gibi.”
Eskiden kalan yemeklerin farklı tariflerle değerlendirildiğini, örneğin bir bayat ekmekten bile yeni yemekler üretildiğini hatırlatan kadınlar, bugün buna bile gerek kalmadığını söylüyor. Kadınlar, “Artan yemek mi oluyor artık? Herkes bugün doyma derdinde. Kalsa kalsa bir sıcak çorba kalır” diyor.
Evrensel'i Takip Et