27.03.2026 12:10 / Güncelleme: 13:33

Dilovası’da adalet arayışı: Bir duruşma salonu izlenimi

Kanser tedavisi gören bir babanın, üç çocuğu ile baş başa kalan bir başka babanın, annesini kaybetmiş genç bir kadının ısrarlı ve kararlı tutumları başta olmak üzere bu kez işçi katliamlarına karşı mücadelenin bir adım daha güçlendiğini gösteriyor.

Dilovası’da adalet arayışı: Bir duruşma salonu izlenimi

Fotoğraf: İzel Gözde Meydan/Evrensel

İlhami Şahbaz
Emek Partisi Kocaeli İl Başkanı

Dilovası’da yaşanan, ancak duruşması Kandıra’ya sürgün edilen; 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği RaviveKozmetik davasını izlemek için Kandıra F Tipi Cezaevi yerleşkesindeyiz. Bu sürece tanıklık etmek, yalnızca bir duruşmayı takip etmekten ibaret değil. Aksine, tıpkı benzer pek çok iş cinayeti davasında olduğu gibi, Türkiye’de iş cinayetlerinin, sorumluluktan kaçışın ve güç ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seren bir tabloyla karşı karşıya kalmak anlamına geliyor.

Basın mensuplarına yönelik telefon ve bilgisayar yasağı, davanın şeffaflığını zedeleyen bir gölge gibi duruşmanın üzerine düşüyor. Sanki içeride konuşulanların dışarıya ulaşması istenmiyor; sanki gerçek, salondan çıkarsa birilerini rahatsız edecek. Türlü engeller aşılarak ulaşılan mahkeme salonuna girildiği andan itibaren hissedilen ilk şey, adalet arayışının önüne çekilen görünmez ama güçlü duvarlar.İşverenlerin sırtını dayadığı devlet aygıtı ve yakınlarını kaybedenlerin ardından koştuğu adalet arayışı…

Sanıkların savunmaları ise bu hissi daha da derinleştiriyor. Patron Altay Ali Oransal’ın sözleri, yalnızca bireysel bir savunma değil, bir sınıfsal bir zihniyetin ifadesi gibi yankılanıyor. Aklanmak için cezaevinde hayatını kaybeden babası Kurtuluş Oransal’ı bir çırpıda satarak tüm sorumluluğu babasına yüklemekten zerre hicap duymaması ahlaki bir erozyondan öte sınıfsal bir damga gibi üzerine yapışıyor. “Üretimde söz hakkım yoktu”, “Gelir elde etmedim”, “Şirket kağıt üstünde benimdi” ifadeleri “para için babasını satar”deyiminin patronlara ne çok yakıştığının ispatı niteliğinde. En çarpıcı cümlelerinden biri ise belki de duruşmanın özeti niteliğinde: “Binlerce kaza oluyor ama şirket sahiplerinin yargılandığını duymadım.” Bu söz, bir savunmadan çok sınıfsal itiraf gibi; alışılmış bir cezasızlık düzenine duyulan güvenin açık ifadesi olduğu gibi Antep de benzer bir ifade nedeniyle tutuklanan BİRTEK-SEN genel başkanı Mehmet Türkmen’i akıllara getirmektedir.

Duruşma ilerledikçe, yalnızca bireylerin değil, bir sistemin yargılandığı hissi güçleniyor. Mağdur aile avukatlarının dile getirdiği iddialar, siyaset-sermaye ilişkilerinin gölgesini mahkeme salonuna taşıyor. Yargılanan işverenler ise satır aralarında bir tür mesaj veriyorlar: “Biz buradaysak, yalnız değiliz.” Bu imaya dayalı tehdit, adalet duygusunu zedeleyen en ağır unsurlardan biri olarak hissediliyor. Yargılanan en büyük patronun güvencesi ise Süleyman Soylu, Recep Tayip Erdoğan ve Donald Trump ile çekilen fotoğraflar oluyor.

Sanık Ali Osman Akat’ın tavrı ise duruşmanın en sarsıcı anlarını yaratıyor. Kürsüdeki rahatlığı, kullandığı dil ve hatta zaman zaman sergilediği alaycı üslup, salondaki acıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Yakınlarını kaybetmiş ailelerin gözleri önünde yapılan bu “gövde gösterisi”, adaletin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sınıfsal bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bir annenin, bir evladın, bir yakının kaybı karşısında beklenen en temel şey olan saygı, yerini hakarete ve güç gösterisine bırakıyor.

Dilovası’ndaki bu dava, yalnızca geçmişte yaşanmış bir facianın hesabını sormuyor; aynı zamanda geleceğe dair sınıf ve güç ilişkilerinin niteliğini de ortaya koyuyor. Bu kez gerçekten kimlerin sorumlu olduğu ortaya çıkarılabilecek mi? Adalet bu kez tecelli edecek mi, soruları bir beklentiden öte bir mücadele ihtiyacı olarak ifade edilmektedir.

Kanser tedavisi gören bir babanın, üç çocuğu ile baş başa kalan bir başka babanın, annesini kaybetmiş genç bir kadının ısrarlı ve kararlı tutumları başta olmak üzere bu kez işçi katliamlarına karşı mücadelenin bir adım daha güçlendiğini göstermektedir. Mesleki onurunu işçi sınıfına adamış bir avuç genç hukukçunun özverisi ve inadını da not etmek gerekir.

Saatlerin gece yarısını gösterdiği üçüncü günün sonunda mahkeme salonundan çıkarken geriye kalan en güçlü duygu şu oluyor: Burada yargılanan yalnızca sanıklar değil; bir ülkenin adalet anlayışı.

(İşçi Sendika Servisi)

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
27.03.2026 07:46 / Güncelleme: 09:11

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal kimdir?

Anayasa Mahkemesi üyeliğine, Yargıtay Üyesi Şaban Kazdal seçildi. Kazdal'ın seçilmesine ilişkin karar, bugün Resmi Gazete'de yayımlandı. Peki, Şaban Kazdal kimdir?

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal kimdir?

Şaban Kazdal | Fotoğraf: Facebook

27.03.2026 06:30 / Güncelleme: 12:03

Marmaris Belediyesine operasyon: Başkan yardımcısı da dahil 13 kişi gözaltına alındı

Marmaris Belediyesine "rüşvet" ve "usulsüzlük" iddiaları üzerine operasyon yapıldı; aralarında belediye başkan yardımcısı ve birim müdürlerinin de bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.

Marmaris Belediyesine operasyon: Başkan yardımcısı da dahil 13 kişi gözaltına alındı Fotoğraf: Sabri Kesen/AA
27.03.2026 12:00

7 işçinin öldüğü Hendek patlamasının sanığı Coşkun: Ev hapsi kalksın, derslere gidemiyorum

7 işçinin yaşamını yitirdiği Hendek patlamasının sanığı Yaşar Coşkun, bir üniversitede tiyatro eğitimi aldığını öne sürerek ev hapsinin kaldırılmasını talep etti. Aileler; “Başvuru, katledilen işçilerin nasıl sahipsiz bırakıldığının örneği" dedi.

7 işçinin öldüğü Hendek patlamasının sanığı Coşkun: Ev hapsi kalksın, derslere gidemiyorum

Fotoğraf: Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!