ABD’nin haydutluğu Küba’da sürüyor: 90 bin hasta ve 30 bin yenidoğanın hayatı tehlikede
ABD’nin Küba’ya yıllardır uyguladığı ambargo ve abluka artık hayati riskler yaratmaya başladı. Ülkede abluka nedeniyle elektrik kesintilerinin yanı sıra yaşam hakkı da tehdit altında.
Fotoğraf: AA
Zeynep Algedik
[email protected]
Ankara – Küba’ya yönelik ABD ablukası yeni olmasa da Donald Trump ile birlikte boyutları genişlemiş ve ablukaya dönüşmüş durumda. Abluka nedeniyle yaşanan elektrik kesintileri halkın gündelik yaşamı yanı sıra sağlık alanında ciddi hayati tehlikelere yol açıyor. Küba’ya yönelik ablukayı ve Küba halkının yaşadığı sorunları José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan gazetemize değerlendirdi. Özkan, ABD ablukası nedeniyle 11 milyon nüfusa sahip Küba’da sağlık hizmetlerinin sunulamadığını, ameliyathanelerin çalışmadığını belirterek “90 bin hasta risk altında, yenidoğan bebekler için de benzer bir risk var” diye konuştu. Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ise emperyal hedeflerin masum insanlar ve çocukların yaşamına olumsuz etkilerine dikkat çekerek Dünya Sağlık Örgütünün herhangi bir yaptırımda bulunmamasını eleştirdi.
ABD’nin ablukası bir dayatma politikası
Küba’ya karşı uzun bir zamandır uygulanan ABD ambargosunun kuşatma anlamına geldiği için abluka olarak değerlendirildiğini belirten José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, “ABD’nin bu politikaları uluslararası hukuka da aykırı” dedi. Birleşmiş Milletler (BM) şartnamesinden başlayıp uluslararası ticaret ve insan haklarıyla, akla gelebilecek her konuyla ilgili kurallara aykırı bir ablukanın yaşandığına dikkati çeken Özkan “ABD’nin yaptığı yalnızca Küba ile kendi ilişkisini düzenlemek değil. Küba halkının gündelik yaşantısının her boyutunu olumsuz etkileyen adımlar atıyor. Ancak bunu tek başına kendisi yapmıyor, başka ülkeleri de buna uymak mecburiyetinde bırakıyor. Başka ülkelerin de politikalarını belirleyici, dolayısıyla onların da egemenlik haklarını da belirleyen bir tür dayatma politikası bu” dedi.
“Kotalarla başlayan abluka genişledi’
Küba’daki güncel durumu anlamak için 60 senelik tarihin de göz önüne alınması gerektiğini söyleyen Özkan; “Önce şeker, petrol kotalarıyla başlayan ambargo ve ablukanın kapsamı sonrasında daha da genişledi” dedi. Küba’ya petrol ulaşmadığı için ülkede enerji üretebilecek bir kaynak olmadığı bilgisini veren Özkan “Abluka dolayısıyla enerji altyapısının yenilenememesi, yıpranması da tabloyu daha vahim bir hale getiriyor” dedi. Küba’nın ulusal şebekesinin geçtiğimiz ay içerisinde 3 kez kesintiye uğradığını dile getiren Özkan, “Geçtiğimiz senelerde, senede bir ya da iki senede bir rastlanılan elektrik kesintilerini giderek daha sık görmeye başladık. Bütün ülkedeki şebeke çöktüğü zaman; hastanelerde, acillerde, yoğun bakımlarda bulunan hastaların hayati tehlikesi ortaya çıkıyor. Güneş panellerine, jeneratörlere dayalı mikrosistemlerle bunları ayakta tutuyorlar. Ancak her zaman koşullar elverişli olmuyor. Dolayısıyla bu, şu anda Küba’da hayatı tehdit eden bir durum” ifadelerini kullandı.
“Ameliyathaneler çalışmıyor, hastalar bekliyor”
Elektrik kesintilerinin özellikle hastanelerdeki sağlık hizmetlerini vurduğuna dikkat çeken Özkan “Ameliyathaneler çalıştırılamıyor. 90 binin üzerinde hasta şu an ameliyat edilemiyor, hastalar beklemek zorunda. Hastanelerde soğuk zincirde muhafaza edilmesi gereken ilaçlar zarar görüyorlar. Cerrahi işlemler için anestezi ilacından tutun da cerrahi dikiş ipine kadar teminde çok büyük problemler var. Çünkü ABD, adaya nasıl petrol gemisi yanaştırmıyorsa ticari gemileri de yanaştırmıyor; çok ağır yaptırımlar uyguluyor. Şu an küvöze, elektrikli ekipmanlara, tedavilere ihtiyaç duyan 30 binin üzerinde yenidoğan ve gebelerin yanı sıra diyaliz gibi makineye bağlı yaşayan hastaların hayatları tehdit altında” dedi.
“Adaya gıda da ulaşmıyor”
ABD’nin para transferlerine müdahale ettiğini söyleyen Özkan, bankaların ise çok ufak bir ticari işleme aracılık yaptıkları için milyonlarca liralık cezalarla karşı karşıya geldiğini söyledi. Küba’nın ticaret yapmak zorunda olan 11 milyonluk küçük bir ülke olduğunun altını çizen Özkan, adaya gıda, teknoloji ve başka ihtiyaç maddelerinin de ulaşmadığını söyledi: “Siz bu tedariği kestiğiniz zaman ülkenin yaşam damarlarını kesmiş oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.
‘Günde sadece 2-3 saat elektrik sağlanabiliyor”
Küba’da günlük sadece 2-3 saat elektriğin olduğunu söyleyen Özkan, “Çok katlı bir binada asansör çalışmıyor, üst katlara su basılamıyor. Temiz su problemi var, buzdolabınızda gıdanızı muhafaza edemiyorsunuz. Bu kriz dolayısıyla tarlalarda ekip biçmek, sulama yapmak; ürünleri şehre taşımak, muhafaza etmek ayrı bir problem. Şu koşullarda okulu, iş yerlerini açık tutmak, sabah kalkıp işe gitmek bile Küba’da bir sorun ve bu yıllardır böyle” dedi. Öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının 10-20 km yol yürüyerek işe gitmek zorunda bırakıldığını anlatan Özkan “Doğru düzgün toplu taşıma hizmeti sağlanamıyor. Açıkça Küba’yı Küba yapan; sosyalizmin kazanımlarını tehdit altında bırakan bir süreç yaşanıyor şu anda. Eldeki kısıtlı kaynaklar planlı uygulamalarla, önceliklendirmelerle kullanıma sokuluyor. Küba tüm ablukaya rağmen kolektif bir ruhla bu süreci yönetmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
“ABD haydutluğuna karşı halkların desteği gerekli”
Küba halkının, dünya kamuoyunun bir noktada ses çıkarıp, ablukaya izin vermemesini umduğunu belirten Özkan “Küba halkı kendi üstüne düşen her şeyi yapıyor. Direnilecekse direnildi; dünyada da ihtiyaç duyulan her yerde varlık gösterdiler ama şimdi birilerinin de Küba için varlık göstermesi gerekiyor. ABD’nin haydutluğuna hayır diyebilecek kardeş halkların desteğine ve bu yolla ablukanın son ermesine ihtiyaç duyuyor Küba halkı. Uluslararası kamuoyunun burada muhatap olduğunun kanaatindeyiz” dedi.
Fotoğraf: AA
“Dünya Sağlık Örgütünden yaptırım yok”
Küba’da beslenmeden sağlık hizmetlerine kadar birçok konuda insan ve sağlık hakkını sınırlandıran bir durumun yaşandığına işaret eden Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, “Maalesef bu ambargolar hastanelerde yakıtın olmaması, elektrikte sıkıntılar yaşanması ciddi sağlık problemleri oluşturdu. Savaşların, emperyal amaçların; masum insanların, çocukların yaşamını ne kadar etki ettiğinin bir göstergesi” diye konuştu. Küba’da sağlık alanında güncel olarak yaşananlara ilişkin doğrudan detaylı bilgilerinin olmadığını ifade eden Saip, “Ancak Dünya Tabipleri Birliğine bu konuya dikkat çekilmesi, gözlemci gönderilmesi açısından uyarıcı metinler yazdık” dedi. Dünya Tabipleri Birliğinden ambargonun durdurulması konusunda bir önerge çıkarttırmaya çalıştıklarını dile getiren Saip, “Dünya Sağlık Örgütünün ise bu abluka karşısında bir tutumu, yaptırımı yok. Türk Tabipleri Birliği olarak İngiliz Tabipleri Birliği ile birlikte Dünya Tabipleri Birliğine konunun önemini dile getiren bir önerge sunacağız” diye konuştu.
“Diz çökmek yerine ayakta ölmeyi tercih ederiz”
Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel, mecliste yaptığı konuşmada ABD’nin “tehdit” iddialarını reddetti. Küba’nın askeri güçle değil sağlık ve eğitimle var olduğuna vurgu yapan Díaz-Canel, “Diz çökmek yerine ayakta ölmeyi tercih ederiz” ifadelerini kullanarak ABD’ye ve ablukasına karşı mücadele edecekleri mesajını verdi.
Evrensel'i Takip Et