Tekstil sektörü için Meclis'e sunulan önerge oylamada reddedildi
TBMM’de İYİ Parti'nin “Tekstil ve sanayi sektöründeki fabrika kapanmaları ve Türk yatırımcıların üretimlerini yurt dışına taşımalarının nedenlerinin araştırılması” önerisi tartışmaların ardından kabul edilmedi.
Fotoğraf: ANKA
Ankara – TBMM’nin 72. Bileşimi’nde İYİ Partinin “Tekstil ve sanayi sektöründeki fabrika kapanmaları ve Türk yatırımcıların üretimlerini yurt dışına taşımlarının nedenlerinin araştırılması” önerisi tartışıldı. Öneriye İYİP, Yeni Yol, DEM Parti ve CHP destek verirken; süren tartışmalar ardından öneri oylamada kabul edilmedi.
“Tekstil sanayisinin cenaze namazını kılmak istemiyoruz”
Önerinin gerekçesini açıklayan İYİP’li Selcan Taşçı, tekstil sanayisinin cenaze namazını kılmak istemediklerini söyledi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2025 yılında tekstil sektöründe 5 bine yakın şirketin faaliyetini sonlandırdığını, 110 binden fazla insanın işsiz kaldığını ifade eden Taşçı, “Geçen yıl haziran ayında, sadece bir ayda Türkiye'de kapanan tekstil firması sayısı 868. Sadece bir ayda bu ülkede 868 şirket kapandı sadece bir sektörde. Bir ayda sadece bu sektörde 10 bine yakın insan işini kaybetti. Son üç yılda 380 bin kişinin işsiz kalmasını konuşuyoruz biz şu anda aslında yani neredeyse 400 bin insan ve bu kadarla da kalmayacak” dedi.
İYİP’li Taşçı: “2026’da öngörü 100 bin işsiz”
Sektörün kendi içindeki 2026 öngörüsünün 100 bin istihdam kaybı olduğunu söyleyen Taşçı, “100 bin işsiz demek; 100 bin tenceresi kaynamayan hane daha demek, yoksulluğun daha da derinleşmesi demek, yatağa daha çok çocuğun aç girmesi demek, gelişim bozukluğu daha yaygın bir nesil demek, daha çok aile içi şiddet, belki daha çok kadın cinayeti, daha çok suç, daha çok çocuk suçluluğu demek. Domino etkisinin bir boyutu bu. Sanayinin çökmesi sanayicinin çökmesinden ibaret değil çünkü sadece, toplumsal iktisadi bir çöküş bunun sonu” diye konuştu.
“İnşaattan sonra en fazla konkordato tekstilde yaşanıyor”
2022'de Türkiye'de tekstil sektörünün vergi öncesi kârlılığının yüzde 10'ların üzerindeyken 2024'te yüzde 5'e gerilediğini söyleyen Taşçı, “Tekstil, ihracatın beşte 1'ini oluştururken yüzde 10'un altına inmiş durumda. Bu yılın ilk iki ayında hazır giyim ihracatımız yüzde 3,5 daha azaldı. Tekstil ve ham madde ihracatında düşüş oranı yüzde 4,8 sadece ilk iki ayda.
İnşaattan sonra en çok konkordato ilanı tekstilde yaşanıyor” dedi.
Özdağ: “Laleli, Merter, Süleymaniye ve Osmanbey esnafı can çekişiyor”
Yeni Yol Grubu adına söz alan Selçuk Özdağ da, Cumhuriyet’in en köklü sektörlerinden biri olan tekstilin tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Özdağ, “Pandemi öncesinde dünyanın önde gelen giyim ihracatçısı olan ülkemiz 2025 yılı itibarıyla dünya pazarlarından aldığı payda yüzde 3'ün altına gerilemiştir. Biz kan kaybederken en güçlü rakiplerimiz olan Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkeler 2025'in ilk yarısında yüzde 10'u aşan büyüme oranlarına imza atmışlardır. Bu tablo pazar payımızın elimizden kayıp gittiğinin, küresel alıcıların rotasını başka kıyılara kırdığının açık bir göstergesidir” dedi.
Laleli, Merter, Süleymaniye ve Osmanbey esnafının can çekiştiğini ifade eden Özdağ, “Bir noktada iflasın eşiğindeler. Bir zamanlar bavul ticaretinin merkezi olan dünyanın dört bir yanından tüccarların dolarla, euroyla, markla akın ettiği o caddeler bugün yüksek kiralar ve boş dükkân tabelalarıyla dolup taşıyor. Eğer bugün o sokaklarda yürüyecek olursanız sadece dükkânların değil koca bir ticaret kültürünün kepenk kapattığına şahitlik edeceksiniz. Merter-Laleli hattında esnafımız artık mal satmayı bıraktı; kirasını nasıl ödeyeceğini, personelin maaşını nasıl denkleştireceğini kara kara düşünüyor” diye konuştu.
“2025 yılında 286 tekstil firması konkordato ilan etti”
Konuşmasının devamında “Büyük şirketleri devlet bir şekilde destekliyor ama biz küçük-orta esnaf olarak boğuluyoruz" diyerek Merter esnafının sesini kim duyacak diyerek soran Özdağ, “Bakınız, konkordato takip verileri günümüzde şöyle duruyor önümüzde: Sadece 2025 yılı içerisinde 286 tekstil firmamız konkordato ilan etmek zorunda kalmıştır. Daha da vahimi, 1980'lerde kurulan, üretiminin yüzde 95'ini ihraç eden dev çınarlarımız, artan maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle şalter indirmektedir. Bugün Mısır'da üretim yapmaya başlayan Türk şirketi sayısı 200'ü geçmiştir. Bu bir sermaye göçüdür, bu bir üretim sürgünüdür ve bir noktada Hükûmetin yönetimdeki iflasıdır” dedi.
DEM’li Kaya: “Diyarbakır’da tekstildeki istihdam 20 binden 7 binlere düştü”
DEM Parti Grubu adına konuşan Adalet Kaya, son birkaç yılda sektörde 4 bin 500'den fazla şirketin kapandığını; 380 bin emekçinin doğrudan işsiz kaldığını söyledi. Kaya, “Seçim bölgem Diyarbakır üretim üssü olma iddiasıyla yola çıkan kentlerden biriydi. Açılan tekstilkentlerde altyapı planlaması düşünülmeden kontrolsüz bir büyüme gerçekleşti. İstanbul ve sanayisi gelişmiş diğer kentlerden Diyarbakır ve bölge illerine daha ucuz maliyette olacağı düşünülerek tekstil sanayisi taşındı ancak bugün baktığımızda bu firmalara SGK desteği hariç hiçbir teşvik verilmiyor, kredi çekmek isteseler kredi çekemiyorlar, çekebilenler yüksek faiz nedeniyle kredilerini ödeyemiyor” dedi.
“Kadın emekçiler açlık sınırını altında ücrete mahkum edildi”
Artan yakıt maliyetleri ve nakliyeye dikkat çeken Kaya, “Savaş ortamında Diyarbakır'da üretilen bir tekstil ürünü İstanbul'dakinden daha pahalıya mal oluyor. 2024'te Diyarbakır'da tekstilde 20 bin kişi istihdam edilirken sadece bir buçuak yılda bu rakam 7 binlere kadar düştü. Fabrikalar ya kapandı ya da üretim kapasitelerini düşürdü. Artık emekçiler tekstilde işe girmek bile istemiyorlar. Fabrika kapanırsa yine işsiz kalırım endişesiyle inşaat sektörüne yöneliyor ya da istihdam şansı yüksek kentlere göç etmek zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla bölgedeki fabrikalar istihdam edecek çalışan bulmakta zorlanmaya başladılar” dedi.
Beş, on yıl önce başlatılan bölgeye yönelik teşvik politikalarının kalıcı bir kalkınma oluşturmaktan ziyade geçici bir sömürü düzeni yarattığını ifade eden Kaya, “Bu sömürü çarkının en ağır bedelini ise yine kadın emekçiler ödüyor. Bölgemizde kadın emekçiler açlık sınırının dahi altındaki ücretlere mahkûm ediliyor. Günde on sekiz saate varan mesailerle sipariş yetiştirmek için insanlık dışı vardiyalarda çalıştırılıyorlar. Daha önce bu kürsüde dile getirmiştim, tuvalete gitmeleri bile kısıtlanıyor” diye konuştu.
“Enflasyonu düşüremeyen istikrar programı sanayiyi vurdu”
CHP Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Ümit Özlale ise, “Son üç senede yani Haziran 2023 sonrasında uygulanan istikrar programında tekstil ve hazır giyimde tam 380 bin istihdam kaybı yaşanmış, çok büyük bir sayı bu. 10 bine yakın iş yeri kapanmak zorunda kalmış. Peki, sanayimiz tekstil ve hazır giyimden bağımsız olarak ilerliyor da bizler sadece problemi tekstil ve hazır giyimde mi görüyoruz? Hayır, öyle değil. Maalesef, bütün sanayimizde de çok ciddi bir problem var. Yani enflasyonu düşürmekte başarılı olmayan, Türkiye'nin makroekonomik problemlerine bir türlü çare bulamayan bu istikrar programı özellikle ve en fazla sanayiyi vurdu” dedi.
İktidarın 2028 Yılı Orta Vadeli Programı'nda sanayinin millî gelir içerisindeki payı yüzde 16 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Özlale, “ Türkiye, nüfusun fazla olduğu, özellikle emek yoğun sektörlerden çıkma lüksünün olmadığı bir ülke. O bakımdan da tekstil ve hazır giyim sektörüne bizler sırtımızı çeviremeyiz kaldı ki bu açıdan İtalya gibi, İspanya gibi tekstil devleri de çevirmiyor. Bugün İtalya'da, İspanya'da kişisel servet açısından ilk 10'da, ilk 5'te olan insanlara baktığınız zaman bunlar büyük tekstilciler, hazır giyimciler. Dolayısıyla İtalya gibi, İspanya gibi bizden katbekat daha fazla zengin olan ve tekstil ve hazır giyimden hâlâ çıkmayan ama onu dijital dönüşüm ve ekolojik dönüşümle beraber destekleyen ülkeler tekstil ve hazır giyimden çıkmazken bizim hiç çıkma lüksümüz yok” diye konuştu.
Kısa süreli süren sözlü tartışmalar ardından öneri kabul edilmedi.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et