24.03.2026 09:39 / Güncelleme: 16:59

Yedi işçinin hayatını kaybettiği Dilovası Katliamı davası engellemeyle başladı

7 işçinin hayatını kaybettiği Dilovası Ravive Kozmetik davasının ilk duruşması görülüyor. Salona dijital araç girişi yasaklandı. Baroların katılım talebi reddedildi. Aileler ve avukatlar aleni yargılama hakkının ihlal edilmesine tepki gösterdi.

İzel Gözde Meydan
[email protected]


Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik’te çıkan ve 3’ü çocuk, 6’sı kadın 7 işçinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın ilk duruşması, Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülüyor. Savcılığın talimatıyla duruşma salonuna telefon ve bilgisayar gibi hiçbir dijital aracın alınmasına izin verilmedi. Ailelerin avukatları, cezaevi savcısının “telefonları almayın, sadece avukatlar girsin, yer yok” gibi gerekçeler öne sürdüğünü belirterek karara tepki gösterdi. Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli barolar ile Kocaeli Kadın Platformu gibi kurumların katılma talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Tutuksuz sanıkların başka mahkemelerce dinlenme kararına itiraz da reddedildi. Avukat Ahmet Ergin, davanın aleniyet ilkesinin ihlali ile başladığını belirterek, davanın yapıldığı yerin ve fiziki koşulların davayı kamuoyundan kaçırmak anlamına geldiğini ifade etti.

Ravive Kozmetik’in bulunduğu binaya 4 yıl önce yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım işlemi gerçekleştirilmemişti. Ravive Kozmetik, binada faaliyetini sürdürüyordu. Buna karşın patlamadan bir yıl önce iş yerine Dilovası Belediyesi tarafından iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmişti. Resmi kayıtlarda paketleme ve dolum yapıldığı belirtilse de gerçekte yanıcı ve tehlikeli kimyasallarla üretim gerçekleştiriliyordu. İş yerinde acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör, otomatik söndürme sistemi, havalandırması, hatta yangın söndürme tüpü bile yoktu. Yani hiçbir güvenlik önlemi bulunmuyordu. Tamamı sac panellerle çevrili binada işçilerin kaçacak, canlarını kurtaracak yolu yoktu! Üstelik kadın ve çocuk işçiler bu iş yerinde sigortasız, yevmiye usulü çalıştırılıyordu. 2024 yılında 5 ay arayla 2 kez kayıt dışı ve hiçbir önlem almayarak işçi çalıştırdığı için şikayet edilen iş yeri, İŞKUR Dilovası hizmet binasının yanında olmasına rağmen denetlenmedi. 

Davada 9'u tutuklu 16 sanık yargılanıyor. Davanın ilk duruşması tutuklu sanıkların kimlik tespitleri ile başladı. Mahkemece talimatla ifadelerinin alınması için çeşitli mahkemelere yazı yazıldığı için tutuksuz sanıkların hiçbirisi salonda bulunmuyor.

'Basiretli bir iş insanıyım'

İşyerinin sahibi olarak görünen iki yeğenini kaçırırken yakalanan tutuklu sanıklarından Ali Osman Akat'ın kimlik tespiti sırasında "Basiretli bir iş insanıyım" demesi dikkat çekti. "Suçluyu kayırma" nedeniyle tutuklanan Ali Osman Akat eski Türk- Amerikan İş Adamları Derneği (TABA) Genel Başkanı, L’actone sahibi. Akat, geçmişte Yurt dışından kargo yoluyla uyuşturucu ithal ettiği iddiasıyla yargılanmıştı. Akat’ın TBMM’ye de dezenfektan sattığı da biliniyor.

Baroların davaya katılım talebi reddedildi

Kimlik tespitinin ardından iddianamenin özeti okundu. Ardından işçi ailelerinin avukatlarının duruşma yeri, tanıkların talimatla dinlenmesine ilişkin usule itirazlarını dile getirdi. Kocaeli Barosu, İstanbul Barosu, Bursa Barosu, Kocaeli Barosu ve Türkiye Barolar Birliği'nin yanı sıra ÖHD katılma talebinde bulundu. Mahkeme tüm katılma taleplerini ve usule ilişkin tüm itirazları reddetti.

Ergin: Dava halktan kaçırılmak isteniyor 

Avukat Ahmet Ergin gazetemize yaptığı açıklamada davanın aleniyet ilkesinin ihlali ile başladığına vurgu yaptı. Davanın yapıldığı yerin ve fiziki koşulların davayı kamuoyundan kaçırmak anlamına geldiğini ifade eden Ergin, basın mensuplarının salona telefon ve tabletle alınmadığı, bunun da dijital çağda haber akışını fiilen engellediği belirtti. Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli barolar ile Kocaeli Kadın Platformu gibi kurumların katılma taleplerinin, doğrudan suçtan zarar görmedikleri gerekçesiyle toptan reddedildiğini ifade eden Ergin, tutuksuz sanıkların başka mahkemelerce dinlecek olma kararının da doğrudan soru sorma hakkının çiğnendiği vurguladı.

'Ben çocuklarımın kemiklerini topladım, yalan söylüyor' 

Duruşmada beyanları alınan Ravive Kozmetik Patronlarından İsmail Oransal, Dilovası’daki atölyenin yönetiminin kendilerine ait olmadığını iddia etti. İsmail Oransal, tutukluluğu sırasında ölen babası Kurtuluş Oransal’ın kolluk kuvvetlerine verdiği “Babaları olduğum için işlerin başında duruyordum” ifadesiyle çelişkili ifade verdi.

“Bugün içim çok rahat. Yetkimi daha önceden babama devretmiştim. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum. Ben de babamı (Ravive Kozmetik Patronu Kurtuluş Oransal) kaybettim” diyen İsmail Oransal, “Ravive şirketi üzerinden kazanıyorum. Ataşehir merkezdeyim. Fason üretim yapıldığı için babama ait, üretimle ilgilenmiyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Oransal mahkemedeki ifadesinde kolluk güçlerinden işkence gördüğünü söylediği esnada yangında hayatını kaybeden 17 yaşındaki Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir “Ben çocuklarımın kemiklerini topladım. Yalan söylüyor” diyerek tepki gösterdi.

İşletmenin yangın raporunun, iskan ve çalışma ruhsatının doğrudan sorumlusu konumda olan İsmail Oransal, hakimin “Sattığın ürünler hangi koşullarda üretiliyor diye hiç merak etmedin mi?” sorusuna “İnşallah 5 sene sonra yapmayı planlıyorum. Ben siparişi veririm. Sonucu alırım” şeklinde yanıt verdi.

2024'te Ravive Kozmetik'in taşınma sözleşmesi öncesinde yönetim kurulunun oybirliği ile aldığı kararda İsmail Oransal ve Ali Oransal'ın ıslak imzası olması deliline karşı, İsmail Oransal "Bilmiyorum" şeklinde konuştu.

‘5-6 ayda bir geliyorum diyor, 1 ay boyunca krem doldurmaya geldi’

Sanıkların beyanlarının ardından söz verilen işçi aileleri İsmail Oransal’ın ifadelerinin yalan olduğunu belirterek tepki gösterdi. 17 yaşında yaşamını yitiren çocuk işçi Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, “Biz çok acı yaşıyoruz, burada malından bahsediyorsun senin malın batsın bizim çocuklarımız gitti” ifadelerini kullandı

Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut, “5-6 ayda bir geliyordum diyor, ben orada çalıştım sürekli geliyordu yalan söylüyor. Bir ay boyunca krem doldurmaya bile geldi. Ben kendisini çok iyi hatırlıyorum bizzat orada çalıştım” şeklinde konuştu.

Ravive Kozmetik’te çalışan işçi Gülhan Benli ise, “Sanık beni tanımadığını söyledi, patlamadan iki gün önce maaşımı kendisinden istedim bana gülerek, ‘Babam ne zaman isterse o zaman verir’ dedi. 5-6 ayda bir geliyorum demesi de yalan” dedi.


Hendek ve Gayrettepe İşçi Katliamı Aileleri destek verdi

Fotoğraf: Birleşik Metal-İş

Fotoğraf: Birleşik Metal-İş

Davaya, Sakarya Hendek’te Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 yıl önce meydana gelen patlamada yakınlarını kaybeden aileler ile Beşiktaş’ta 29 işçinin öldüğü Masquerade gece kulübü yangını davasının aileleri de dayanışma için geldi.

Duruşma öncesi cezaevi kampüsü önünde açıklama gerçekleştirildi. 

Dilova'sında Ravive Kozmetik’teki patlamada yaşamını yitiren Şengül Yılmaz'ın kız kardeşi Emine Bulut, "Biz burada adalet peşindeyiz. Ekmek parası için canlarını verdiler ve bunlara sebep olanların sırf arkaları sağlam diye elini kolunu sallayarak gezmelerine gönlümüz razı değil. İzmit’te yer mi yoktu, bizi süründürmek için dağ başına getirdiler. Öldürenler haklı ölenler haksız mı oluyor? Adalet bu mu?" diye seslendi.

'Sorumlu bakanlar, belediye başkanları yargılansalardı bu acılar yaşanmazdı'

Beşiktaş’taki Masquerade gece kulübü yangınında hayatını kaybeden Özkan Kayabaş’ın eşi Emine Kayabaş, davaların uzamasının ve cezasızlıkla sonuçlanmasının yeni işçi ölümlerine yol açtığını belirtti. Kayabaş, “Bu davalar çok yalnız kalıyor. Lütfen aileleri yalnız bırakmayın. Kendiniz de ölmemek için bu davalara sahip çıkın. Acıyı kanıksamamalıyız. İnsanlar toplu ölüyor. Bizden 10 ay sonra Bolu Kartalkaya’da aynı sebeplerden 78 insanı kaybettik. Soma’da, Hendek’te, Amasra’da olası kastlar müebbetler çıksaydı, sorumlu bakanlar ve belediye başkanları yargılansaydı bugün bu acıları yaşamazdık” diye konuştu.

'Bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım'

Hendek'te havai fişek fabrikasındaki patlamada kardeşi Halis Yılmaz'ı kaybeden Mervenur Yılmaz da dayanışma için alanda olduklarını belirterek, "Hepimiz biliyoruz ki birimizin adaleti hepimiz için adalet. Hendek davasının karar duruşmasında herkesin serbest kalmasından sonra 'bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım' diye haykırmıştım. Yine söylüyorum, bu cinayet düzenine daha kaç kişi lazım? Biz son bir kişi kalsak bile bu cinayet düzenine bir kişiyi daha kurban etmemek için, emek için, adalet için, işçi sınıfı için, insan hayatı ve onuru için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz." dedi.

'Defalarca şikayet edildi, tek bir önlem alınmadı'

Kocaeli İSİG Meclisi’nden Selçuk Karstarlı yangının “göz göre göre gelen bir katliam” olduğunu vurgulayarak, işyerinin daha önce defalarca şikayet edilmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını söyledi. “Bu katliam, Dilovası’nın ortasında, konutların içinde, güpegündüz gerçekleşti. Defalarca şikayet edilmesine rağmen bir tek önlem alınmadı. Devlet zamanında müdahale etmediği için bu yaşandı” dedi. Duruşmanın Kandıra’da görülmesine de tepki gösteren Karstarlı, yetkililerin kamuoyunun görmesini istemediği gerçekleri engellemeye çalıştığını ifade etti.

'Ülke işçi cehennemine dönüştürüldü'

Karstarlı, duruşmaya yalnızca hayatını kaybeden işçilerin yakınlarının değil, daha önceki işçi katliamlarında yakınlarını kaybeden ailelerin de katıldığını belirterek, “Bugün burada Hendek ve Gayrettepe’de yakınlarını kaybeden aileler de var. Bu dayanışma, cezasızlığa karşı ortak bir mücadeledir” diye konuştu. Türkiye’de işçi ölümlerinin sistematik hale geldiğini söyleyen Karstarlı, “Ülke bir işçi cehennemine dönüştürüldü. Bu politikaların sonucu olarak buradayız. Bu davayı sadece bugün değil, gerçek sorumluların tamamı ceza alana kadar takip edeceğiz” dedi.

'Kamu görevlileri neden hâlâ görevde?'

Aileler adına yapılan açıklamada, soruşturma sürecinin eksik ve taraflı yürütüldüğü belirtilerek, özellikle kamu görevlilerine ilişkin dosyada ilerleme sağlanmadığı, Ravive Kozmetik ile iş yapan şirketler ve ortakların da sorumluluğu olduğuna dikkat çekildi. Aileler, kaçak binaya yıkım kararı verilmesine rağmen uygulanmamasına ve yapılan şikayetlere karşın denetim yapılmamasına tepki gösterdi. belediye yetkilileri ve bakanlık müfettişlerinin sorumluluğuna işaret edilen açıklamada, "İsim isim sorumluları savcılığa bildirmemize rağmen neden hâlâ ifadeye çağrılmadılar?" diye sordu.

'Deliller yok edilmek istendi'

Katliamın ardından binanın yıkılmasına dikkat çekilen açıklamada, bunun delillerin yok edilmesine yönelik olduğu savunuldu. Aileler, bu sürecin unutulmayacağını ve sorumlular yargılanana kadar mücadele edeceklerini belirtti. Aileler, ruhsatsız, denetimsiz ve tehlikeli koşullarda faaliyet gösteren işyerine göz yuman tüm yetkililerin yargılanmasını talep etti. Açıklamada, “Belediye başkanlarından zabıtalara, şirket ortaklarından müfettişlere kadar herkes hesap vermelidir. Birlikte kazandılar, birlikte sorumlu olacaklar” denildi.

Ne olmuştu?

Dilovası’daki Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025 sabahı çıkan yangında 3'ü çocuk 6'sı kadın 7 işçi yaşamını yitirdi. Yangında yaşamını yitiren işçilerin isimleri ve yaşları şöyle oldu:

  1. Nisanur Taşdemir (15)
  2. Tuğba Taşdemir (17)
  3. Cansu Esetoğlu (15)
  4. Esma Gikan (31)
  5. Şengül Yılmaz (59)
  6. Hanım Gülek (52)
  7. Tuncay Yıldız (48)

İş cinayetine ilişkin şu anda sadece patronlar yönünden bir dava sürüyor. Kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmüyor.

Ravive Kozmetik’in bulunduğu binaya 4 yıl önce yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım işlemi gerçekleştirilmemişti. Ravive Kozmetik, binada faaliyetini sürdürüyordu. Buna karşın patlamadan bir yıl önce iş yerine Dilovası Belediyesi tarafından iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmişti. Resmi kayıtlarda paketleme ve dolum yapıldığı belirtilse de gerçekte yanıcı ve tehlikeli kimyasallarla üretim gerçekleştiriliyordu.

İş yerinde acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör, otomatik söndürme sistemi, havalandırması, hatta yangın söndürme tüpü bile yoktu. Yani hiçbir güvenlik önlemi bulunmuyordu. Tamamı sac panellerle çevrili binada işçilerin kaçacak, canlarını kurtaracak yolu yoktu! Üstelik kadın ve çocuk işçiler bu iş yerinde sigortasız, yevmiye usulü çalıştırılıyordu. 2024 yılında 5 ay arayla 2 kez kayıt dışı ve hiçbir önlem almayarak işçi çalıştırdığı için şikayet edilen iş yeri, İŞKUR Dilovası hizmet binasının yanında olmasına rağmen denetlenmedi.

Ravive Kozmetik katliamı fason, taşeron üretim biçimleriyle, bu üretim sürecinin esas ve asli sorumlusu olan ana firmaların nasıl bir sömürü ağı kurduklarını ortaya koydu. 

İddianameden

Patlamaya ilişkin hazırlanan iddianame, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılığa iade edilmişti. Yeni bir iddianame düzenlenirken, büyük marka ve şirketlere fason ve taşeron üretim yapan Ravive Kozmetik’te yaşananlarda bu marka ve şirketlerin sorumluluğuna yer verilmedi.

Yakınlarını kaybeden ailelerin avukatları, iddianameye itirazlarını sundukları dilekçede, soruşturmayı yürüten savcının Dilovası Belediyesinde çalışan bir kişinin yakını olduğunu belirterek, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin dosyanın başka bir savcı tarafından yürütülmesini talep etti.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali Oransal ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) firmasının işletmecisi firari Ümit Çelik, sorumlu müdürü tutuklu Ünal Aslan ile iş güvenliği uzmanları Muhammet Dayıoğlu ve Seyfullah Çelik, fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven Demirbaş, binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Yıldırım ve Özcan Yıldırım'ın "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor

Kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü ile tutuksuz Ömer Aktan ve firari Abdurrahman Bayat için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Avukat Mürsel Önder: Ali Osman Akat’ın bağlantıları araştırılsın

Avukat Mürsel Önder, tutuklu sanıklardan “suçluyu kayırma” suçlamasıyla yargılanan Ali Osman Akat'ın bağlantılarına dikkat çekiyor. Ali Osman Akat, yeğenleri İsmail ve Altay Ali Oransal’ı kaçırmaya çalışırken yakalanmıştı. Bu bağlantının yeterince araştırılması halinde siyaset ve sermaye ilişkilerinin açığa çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayan Avukat Önder, “Yalnızca suçluyu kayırma suçlaması üzerinden yürütülen yargılama yetersiz. Verilecek cezanın düşüklüğü nedeniyle kısa sürede tahliye edilme ihtimali yüksek" diyor.  Dava dosyasında yer alan bilgilere göre Akat’ın MÜSİAD ve Türk Amerikan İş Adamları Derneği bağlantılarının bulunduğu, ayrıca farklı suçlamalarla da anıldığı ifade edildi. Bu nedenle ticari ve siyasi ilişkiler ağının detaylı biçimde incelenmesinin, gerçek sorumluların ortaya çıkarılması açısından kritik olduğu vurgulandı. Ayrıca Akat’ın kozmetik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiği, pandemi döneminde özellikle kolonya üretimiyle büyüdüğü ve kamu kurumlarından ihaleler aldığına işaret edilerek, yeğenlerine ucuz işgücü üzerinden bir şirket kurdurmuş olabileceği ihtimalinin de soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Avukatlar, tüm bu başlıklara rağmen soruşturma sürecinde yeterli inceleme yapılmadığını ve taleplerinin dikkate alınmadığını belirtiyor.

Bazı isimler görevlerine iade edildi

Soruşturmanın başında görevlerinden uzaklaştırılan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın ise daha sonra görevlerine iade edildi.

Soruşturma kapsamında şirket yetkilileri hakkında işlem yapılırken, aileler kamu görevlilerinin de yargılanmasını istiyor. Aileler ve avukatları, yangının “denetimsizlik ve cezasızlık” sonucu meydana geldiğini belirterek belediye yetkilileri, bakanlıklar ve ilgili kurumlar hakkında da soruşturma başlatılması gerektiğini belirtiyor.

24.03.2026 10:55

Adana’da tarım arazileri su altında kaldı: 'Üreticiler yeniden ekim yapacak.'

Adana’da barajdaki doluluk oranı artınca baraj kapakları açılınca Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin geçtiği bölgelerdeki tarım arazileri su altında kaldı. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, "Üretici yeniden ekim yapmak zorunda kalacak" dedi.

Adana’da tarım arazileri su altında kaldı: “Üreticiler yeniden ekim yapacak.”

Fotoğraf: DHA

24.03.2026 09:32

Altın güne düşüşle başladı: Gramı 6 bin 212 liradan işlem görüyor

Altının gramı güne düşüşle başladı. Çeyrek altın 11 bin 160 liradan satılırken Cumhuriyet altını ise 44 bin 40 liradan satılıyor.

Altın güne düşüşle başladı: Gramı 6 bin 212 liradan işlem görüyor

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!