Bordroda görünen gerçek: Yasal soygun
"Biz işçilere gelince cebimizdeki son kuruşa kadar göz koyanlar, patronlara gelince kasaları yeter ki dolsun diye ‘Sen şu kadarını ver, bize yeter’ diyor."
AI
Merve İlhan
[email protected]
İşçi ve emekçiler her gün daha fazla hak gaspı, artan yokluk ve yoksullukla karşı karşıya. Düşük zam dayatılan işçilerin kıdem-ihbar gibi kazanılmış hakları gasbediliyor. Vergi kesintileri ile ücretleri kuşa dönüyor. Bununla birlikte her bir işçi her ay eline ulaşan bordrosunda bir sürü sorun karşısında bir sürü soru ile karşı karşıya kalıyor. Saatlik ücretinden kıdem tazminatı hesabına, fazla çalıştığı mesai ücretinin doğruluğundan çalıştığı bir ay boyunca ücretinden nelerin kesildiğine, vergi kesintilerinin sadece işçiler için mi artarak geldiğine dair sorular… Tuzla’da hangi iş kolunda çalışırsa çalışsın işçiler içinde benzer bir tartışma yürüyor. Metalden tekstile farklı iş kollarında çalışan işçilerle bordro eğitiminde yan yana geldik. Şimdi baktığımız yerden, bizlere verilen bu bordroyu birlikte okuyoruz.
Saatlik ücret gerçeği: Sefalet tablosu
Brüt ücretten kendi net ücretimizi hesapladığımızda, birçok işçi arkadaşımız kendi saatlik ücretini görünce bu kez daha net biçimde 2026 asgari ücretinin gerçekten bir sefalet ücreti olarak açıklandığını gördü. Çünkü ay başında hesaba yatan ücrete baktığımızda, varsa ikramiye ya da çeşitli yan haklarla birlikte daha yüksek gibi görünen ücretler aslında içinde bulunduğumuz yoksulluğun tablosunu karşımıza çıkarıyor. Bir metal fabrikasında çalışan işçi arkadaşımızın şubat ayı bordrosuna bakınca gördüğümüz tabloda saatlik ücreti sadece 133,33 lira olduğuydu. Aya vurduğumuzda ise sadece asgari ücretin 2 bin lira üzeri bir ücret ediyor.
Sigorta ve kıdemde hileler
Bir diğer tartışma konusu ise asgari ücretten yatan sigorta primleri. Fazlası ya elden verilir, verilmese de kıdem hakkı yılların sonunda kuş kadar kalır ya da doğrudan tamamı gasbedilir. Tablo, saatliği 133,33 lira olan arkadaşımızın bugünkü koşullarda en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadan yaşamak zorunda kaldığını ve çalışmadan yalnızca emekli maaşı ile geçinmenin imkansız olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan tersane ya da kısmi zamanlı işlerde çalışan arkadaşlarımızın asgari ücret kadarının hesaba yatırılması, kalanının elden verilmesi gerçeği üzerine konuşuyoruz. Tersanede çalışan işçi arkadaşımız günlük yevmiyesinin 1700 lira olduğunu, asgari ücret üzerinin elden verildiğini ve bu şekilde güvencesiz çalışmak zorunda bırakıldıklarını ifade ediyor.
Vergi yükü işçinin sırtında
Ve vergi kesintileri. Şirketlerin gelir vergisi değil kurumlar vergisi ödemesi karşısında, kazancı ne olursa olsun ödeyeceği vergi değişmez? Peki işçilerin öyle mi? Bir işçinin ücretinin brüt olarak 190 bini geçtiği anda kesilen vergiler ve bunun sabit olmayıp artarak yıl sonuna kadar devam ediyor. Ama sıra patronların ödeyeceği vergiye gelince, tam da bir işçi arkadaşımızın dediği gibi: “Biz işçilere gelince cebimizdeki son kuruşa kadar göz koyanlar, patronlara gelince kasaları yeter ki dolsun diye ‘sen şu kadarını ver, bize yeter’ diyor.” Ve bunu söyleyen işçi arkadaşımızın bordrosuna baktığımızda, yılın daha 5. ayında brütünün 190 bin lirayı geçeceğini ve yüzde 15’ten başlayan vergi kesintileriyle yıl sonuna kadar aldığı ücretin giderek eriyeceğini söylüyor.
Şimdi bir sürü soru demiştik. Ve evet, bu buluşmamızda hepsine olmasa da bu sorulara cevap arar olduk. Yetmedi, şunu da görmüş olduk: Bir işçinin çalıştığı her saniyede ürettiğinin bir ekonomi politiği var. Ve işçi sınıfı, ürettiği her an karşısında sermaye iktidarının politikalarının işçiden yana değil, patronlardan yana olduğunu görmesi gerekiyor. İşte her ay işçilere gönderilen ya da elden verilen bordro da bunun karnesi.
Evrensel'i Takip Et