AYM’ye 'Süper talan yasası' için yürütmeyi durdurma ve iptal başvurusu
DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın, “Süper talan yasası” olarak anılan düzenlemenin iptali için AYM’ye başvurdu. Dilekçede zeytinlikler ve çevre haklarının tehdit altında olduğu vurgulandı.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın avukatları aracılığıyla Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) sunduğu dilekçede geçtiğimiz yıl Temmuz ayında çıkarılan ve kamuoyunda “Süper Talan Yasası” olarak tartışılan 7554 sayılı Kanun’un çevre ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini istedi.
Çevre hukuku avukatların Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca imzasını taşıyan dilekçede, özellikle Akbelen Ormanı ve zeytinlik alanlardaki maden faaliyetlerine yönelik düzenlemelerin anayasaya aykırılığına vurgu yapılıyor.
AYM’ye acil başvuru: Zeytinlikler ve çevre hakları tehlikede
AYM’ye sunulan dilekçede, 19 Temmuz 2025 tarihli 754 sayılı kanunla yapılan değişikliklerin geri dönülemez zararlar doğurduğu belirtiliyor. Dilekçe, anayasaya aykırı olduğu iddia edilen yasaların uygulanmasıyla doğanın tahrip edildiğini, yurttaşların haklarının ihlal edildiği belirtilerek "yürürlüğü durdurma" talebinin ivedilikle görüşülmesi istendi. Başvuruda, özellikle Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinliklerin madencilik faaliyetleri için sökülmesine olanak tanıyan düzenlemenin "kişiye özel" ve "genellik ilkesine aykırı" olduğu ileri sürülüyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Akbelen ve Milas'taki zeytinlikler maden kıskancında
Dilekçede yer alan bilgilere göre, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak amacıyla Akbelen Ormanı'nın büyük bir kısmı kesilmiş durumda. Yeni yasal düzenleme ile maden ruhsat sahalarında kalan zeytinliklerin sökülüp taşınmasına imkan tanındığı, bunun da asırlık zeytinliklerin ve köylülerin yaşam alanlarının yok olması anlamına geldiği ifade ediliyor. Ayrıca, 9 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan acele kamulaştırma kararı ile Milas’ta 679 parsel zeytinliğe el konulduğu ve bu karara karşı Danıştay’da çok sayıda dava açıldığı bilgisi veriliyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
İzdemir Termik Santrali ve yerel yönetim yetkilerinin gaspı
Başvuruda dikkat çeken bir diğer nokta ise Aliağa'daki İzdemir Enerji Santrali-II Termik Santrali süreci üzerinden yerel yönetimlerin yetkilerinin merkezi yönetime devredilmesi. Dilekçede, belediyelerin sahip olduğu "iş yeri açma ve çalışma ruhsatı" verme yetkisinin Bakanlık tarafından düzenlenen "Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi" ile bypass edildiği dile getiriliyor. Bu durumun Anayasa’nın "yerinden yönetim" ilkesine ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu vurgulanıyor.
ÇED süreçleri etkisizleştirildi
Dilekçede, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliğinde yapılan son değişikliklerin, projelerin çevre üzerindeki etkilerinin denetlenmesini imkansız hale getirdiği ifade edilerek; "ÇED olumlu" kararı beklenmeksizin teşvik ve ruhsat başvurularının önünün açılmasının, çevre hukukunun "önleme ilkesini" zedelediği belirtiliyor. Ayrıca, stratejik madenlerin tespiti ve izin süreçleri için oluşturulan yeni "Kurul"un, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının denetim yetkilerini ortadan kaldırdığına dikkat çekiliyor.
Dilekçe, AYM’den bu düzenlemelerin iptalini, yürürlüğün durdurulmasını ve sürecin uzmanların katılımıyla duruşmalı olarak yürütülmesini talep edildi.
Evrensel'i Takip Et