Eylem Nazlıer
[email protected]


15 yaşında çalışmaya başlayan, 33 yıl emek veren Necati Abi, emekli olduktan sonra geçim sıkıntısı nedeniyle tiyatro ve sinema biletlerini iptal etmek zorunda kaldı, artık günlük gazete bile alamıyor. Kültürel hayatının silinmesi, onun için “İçten içe ölmek” demek.

Türkiye’de milyonlarca emekli, artan kiralar, gıda fiyatları ve faturalar karşısında ayın ortasını getiremez hale gelmiş durumda. En düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışanlar, ya çocuklarına bağımlı ya da borçla yaşamını sürdürüyor. “Geçinemiyoruz” diyen emekliler, insanca yaşayacak bir ücret talebiyle meydanlara çıkmaya devam ediyor.

Eylem saatine bir saat kala Kadıköy Boğa’nın yanındaki çaycıda Necati Demirci’yle buluşuyoruz. “Bu kadar polis sizin için mi geldi?” diye soruyorum. Gülüyor. “Her eylem güvenliğimizi sağlamak için geliyorlar” diyor, imalı bir sesle.

Pendik’ten gelmiş. 33 yıl dokuma işçiliği yapmış. Emekli Meclisinin eylemi neredeyse oraya gitmeye çalıştığını anlatıyor; bazen Eminönü, bazen Avcılar… “Haklarımızı istiyoruz, bunca yıl çalıştık rahat bir emeklilik istiyoruz” diyor ve ekliyor: “Bize reva görülen bu maaşı kabul etmiyoruz.”

Oturduğumuz kafede iki çay içiyoruz. Hesap 100 lira.  Çaylar bitince alana doğru yürüyoruz. Boğa’da bekleyen emeklilerle buluşuyoruz. Önce üzerlerine “Emekliler Meclisi” yazılı önlükleri giyiyorlar. Ardından bildiri dağıtımı başlıyor.