Dilovası katliamı davası öncesi ailelerden çağrı: 'Tüm sorumlular yargılana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz'
Ravive Kozmetik’te 7 işçinin hayatını kaybettiği katliamın ilk duruşması öncesi aileler, kamu görevlilerinin de yargılanmasını istedi. Etkin soruşturma yapılmadığını belirten aileler, adalet talebini yineledi.
Fotoğraf: Evrensel
Hasret Gültekin Kozan
[email protected]
Kocaeli — Dilovası’da ruhsatsız ve hiçbir iş güvenliği sağlanmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik'te 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği facianın 24 Mart'ta görülecek ilk duruşması yaklaşıyor. Kamu görevlilerinin de yargılanması için savcılığa dilekçe veren Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, Gebze Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi.
8 Kasım 2025'te Dilovası'da yaşanan facianın ilk duruşması 24 Mart'ta ailelerin itirazlarına rağmen Kandıra’da bulunan Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde gerçekleştrilecek. Duruşma öncesi Gebze Adliyesi önünde bir araya gelen aileler, Ravive Kozmetik Firması sahiplerinin tutuklanması haricinde elle tutulur bir adım göremediklerini belirterek sorumlu başka kişilerin ve kamu görevlilerinin rahatça gezebilmesine tepki gösterdi. Açıklamaya Emek Partisi, Kocaeli İSİG Meclisi, DGD-SEN, Emekliler Dayanışma Sendikası ve ailelerin avukatları destek verdi.
Açıklama öncesinde konuşan ailelerin avukatlarından Elif Yetigin, "Kamu görevlilerinin soruşturması devam ediyor. Soruşturmaya dair endişelerimizi daha önce de paylaşmıştık, bugün soruşturmanın genişletilmesi talebiyle bir dilekçe sunduk savcılığa. Savcı beyle görüşme talebimiz vardı ancak bu reddedildi. Bu talebin reddedilmiş olması bile kamu görevlileri soruşturma dosyasının ne kadar etkin yürütülüp yürütülmeyeceğine dair endişelerimizi arttırıyor. Her ne kadar patronlar yönünden dava açılmış olsa da, kamu görevlileri kısmı devam etmekte. Biz bunun etkin bir şekilde sürdürülmesi ve tüm kamu görevlilerinin soruşturmaya dahil edilmesi için çaba gösterilmesini istiyoruz" dedi.
"Etkili bir soruşturma yapılmadı"
Açıklamayı, faciada yaşamını yitiren Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu okudu. "Katledilen canlarımızın emekleriyle yaratılan zenginliği paylaşanlar soruşturmaya dahil edilmedi" diyen Esatoğlu, "Katliamın yaşanmasından sorumlu yetkililer hala dışarıda rahatça gezebiliyorlar. Soruşturmanın başında göstermelik bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılmış olan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın görevlerine iade edildi. Gebze Başsavcılığı tarafından iddianamenin eksiklikler sebebiyle iade edilmesinin ardından yeni bir iddianame daha düzenlendi. Ancak yeni iddianamede de büyük marka ve şirketlerin sorumluluğuna dair gerekli araştırmalar yapılmadığı için olası faillerin büyük bir çoğunluğu soruşturmaya dahil edilmiyor. Biz aileler ve avukatlarımız bu süreçte pek çok kez dilekçe sunup yetkili makamlarla görüşerek bu eksiklikleri gidermeye çalıştık.. Ancak etkili bir soruşturma yapıldığını söylemek hala imkansız" dedi.
Kamu görevlilerini kapsayacak şekilde soruşturmanın genişletilmediğini, taleplerinin de değerlendirilmediğini belirten Esatoğlu, "Duruşmaya 1 hafta kadar bir zaman kalmasına rağmen bu soruşturmada bir arpa boyu yol gidilmemiştir. Savcı ile görüşme taleplerimiz savcılık tarafından reddedilmiştir. Savcılık biz şikayetçileri, bedel ödeyenleri dinlemeyecekse kimi dinleyecektir? Bu katliam mahallinde işyeri faaliyete geçtiği tarihten itibaren yıllar boyunca neredeyse hiçbir kamu kurumunun etkin denetimi ve yaptırımı ile karşılaşmadan faaliyetini sürdürmüştür. Türkiye'nin en büyük sanayi kentlerinden birinde, kentin merkezinde, 3 ü çocuk olmak üzere 7 işçi canımızın feci şekilde yanarak yaşamını yitirmesi, yüksek düzeyde kamusal sorumluluğu gerektirmektedir ve bu gereklilik yerine getirilmemiştir" diye konuştu.
"Ruhsatsız ve mevzuata aykırı"
Yanıcı ve parlayıcı maddelerle çalışılan Ravive Kozmetik'in yüksek riskli işyeri sınıfında olmasına ve yasanın açık yetkisine rağmen Çalışma Bakanlığı müfettişlerince etkin denetimin yapılmadığını vurgulayan Esatoğlu, "İşyerinin ruhsatsız ve mevzuata aykırı faaliyeti yıllarca denetlenmemiştir. SGK, işyeri tescil kayıtları üzerinden, İŞKUR ise işçi bildirimleri üzerinden işyerinin varlığından haberdar olmasına rağmen denetim görevini yerine getirmemiştir. Tehlikeli kimyasalların üretimi, depolanması ve kullanılması faaliyetlerinde bulunanların Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin alması ve denetlenmesi gerekmesine rağmen denetlenmemiştir. Belediyelere bu işyerlerini ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi tanımıştır. Ayrıca halk sağlığına ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak yetkisi verilmiştir. Ama binanın yıkım kararlarına rağmen üretimin devam etmesine izin verilmiş, denetleme yapılmamıştır. Bu ihmaller yangının ve ölümlerin meydana gelmesinde etkili olmuştur" dedi.
"Katliama sebep oldukları yetmezmiş gibi adeta katilleri koruyorlar"
"Sevdiklerini kaybeden aileler olarak bizzat biz kamu kurumlarına giderek sorumluluk almaları yönünde çağrılarda bulunuyor, kayıplarımızı anlatmaya çalışıyoruz" diyen Esatoğlu, "Ancak başta Dilovası Belediyesi, SGK ve İŞKUR olmak üzere hiçbir kurum çağrılarımıza kulak vermedi. Bunun yanı sıra Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu her gittiğimizde belediye binasında bulunmasına rağmen bahaneler üreterek karşımıza çıkma cesaretini bile göstermedi. Denetimsizlik ve cezasızlık yüzünden kaybettiğimiz canların baş sorumluları olan kamu kurumlarındaki yetkililer, ihmallerinin sebep olduğu katliamdan sorumlu tutulmadıkları gibi bir gün dahi görevlerinden alınmadılar. Tedbiren bile olsa, göstermelik bile olsa bir gün görevden uzaklaştırılmadılar. Aynı ihmallerle aynı koltuklarda oturmaya devam ediyorlar. Halbuki katliamın yaşandığı bina hakkında yıkım kararı olmasına rağmen burada üretim bir şekilde devam ettiriliyor. Ta ki ölümlere kadar, bina yıkılına kadar. Bunca sene, 2 farklı belediye başkanı döneminde bir kere bile yetkililerin gözüne batmayan, alınan yıkım kararının dahi uygulanmadığı bu yapının ortadan kaldırılması için 7 işçinin yanarak can vermesini bekleyen belediye yetkilileri katliama sebep oldukları yetmezmiş gibi adeta katilleri korumak istercesine katliamdan sonra binayı yıkarak delillerin yok olmasına da sebebiyet vermiştir" diye konuştu.
"Davanın sahibi bir daha böyle katliamlar yaşanmasın diye mücadele edenlerdir"
İş güvenliği ve işçi sağlığına dair hiçbir tedbir alınmamasına ve şikayetlere rağmen denetimlerin yapılmamasına değinen Esatoğlu, "Katliamdan sonra işçilerin çoğunun kayıt dışı çalıştırıldığı ortaya çıkıyor. Biz bu katliamda canlarını, sevdiklerini kaybetmiş aileler olarak daha yasımızı yaşamaya başlayamadık. Kurum kurum sokak sokak adliye adliye adliye gezip adalet için adeta çığlık atıyoruz. Biz 18 yaşından küçük çocuklarını, annesini, ablasını bu katliama kurban vermiş aileler olarak davamızı tüm Türkiye hatta tüm dünya duysun istiyoruz. Ama onlar duruşmayı cezaevi kampüsüne alarak adeta kamuoyunun gözünden kaçırıyorlar. Neyi kimden kaçırıyorsunuz? Neden duyulmasını anlaşılmasını istemiyorsunuz? Kimden neyi gizliyorsunuz? Kimi koruyor, kimi kolluyorsunuz? Davanın adliyeye alınması için dilekçe verdik, ama dilekçemize hala cevap verilmediği gibi, kendi bildiklerini okuyup kendi istediklerini yapıyorlar. Bu davanın sahibi biziz ve bu davanın sahibi tüm Türkiye’dir. Bu davanın sahibi bir daha böyle katliamlar yaşanmasın diye mücadele edenlerdir. Değil cezaevi kampüslerine, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızı engellemeniz mümkün değildir. Bir defa daha haykırıyoruz: Katliamın yaşanmasında katkısı olan vardiya amirinden, müdürüne, şirketlerin sahibinden markalara, zabıtalardan belediye başkanlarına tüm sorumlular yargılana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.
Evrensel'i Takip Et