Bayramsız sofralar, direnişteki işçiler
Eskişehir işçi duraklarından yükselen ses, artan yoksulluk ve geçim derdi nedeniyle bayramın bir sevinçten ziyade ağır bir masraf kalemine dönüştüğünü, gerçek bayramın ancak örgütlü mücadeleyle geleceğini vurguluyor.
Midjourney
Berivan Özkara
Eskişehir işçi duraklarındayız. Bayram yaklaşıyor ama ortada bayram havası yok. Servis bekleyen işçilere soruyoruz: “Bayram hazırlığı nasıl gidiyor, tatile gidebilecek misin?” Daha soruyu bitirmeden gelen yanıt aslında her şeyi özetliyor: “Ne bayramı şu halimize baksana. “Durakta bekleyenlerin yüzünde ne bayram telaşı var ne de eski alışılmış sohbetler. Sessizlik ağır, ifadeler yorgun. Asgari ücretle çalışan ya da ona yakın maaşlar alan işçilerin büyük bölümü için bayram artık bir sevinç değil, atlatılması gereken bir masraf kalemi. Kendisine bayramlık alamayan işçiler, çocuklarına “zoraki” bir şeyler aldıklarını anlatıyor. O da çoğu zaman en ucuzundan, en azından. Sofralardan söz açıldığında ise tablo daha da netleşiyor. Bayramın en temel simgeleri bile artık birçok işçi için erişilemez hale gelmiş durumda. Hal böyleyken “Nerede o eski bayramlar” sözü bir nostalji değil, doğrudan bugünün yoksulluğuna işaret ediyor. Ailesi uzakta olanlar yol parasını hesaplıyor, çoğu vazgeçiyor. Bayram, bir araya gelmenin değil, harcama yapmamanın planının yapıldığı bir döneme dönüşmüş durumda.
Emeklilerin hali de farklı değil. Torununa harçlık veremeyen bir kuşakla karşı karşıyayız. Yıllarca çalışmış, bu ülkenin zenginliğini üretmiş insanlar, bugün bir bayram gününde cebinden çıkacak harçlık parasını hesap etmek zorunda kalıyor. Anne babalar için bayram, çocukları sevindirmekten çok “En düşük masrafla nasıl atlatırız” sorusuna sıkışmış durumda.
Durakta konuştuğumuz bir işçinin söylediği şu söz ise bayramın dahi sınıfsallığını açıkça ortaya koyuyor: “Bize bayram olmaz ama bazılarına her gün bayram.” Haklı, patronlara her gün bayram. Bir yanda en ucuz baklavayı bulmak için fırın fırın dolaşan işçiler, diğer yanda saraylarda kurulan sofralar. Bir yanda bayramda dahi çalışmak zorunda kalanlar; diğer yanda emeğin ürettiği zenginlikten payını katlayanlar. Bir yanda geçim derdi, borç, sefalet; diğer yanda işçinin canıyla, kanıyla biriktirilen servet. Bir yanda işçileri düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarla çalıştıran, iş cinayetlerinin zeminini hazırlayan bir avuç Başpınar patronu, diğer yanda buna itiraz eden, hak arayan, örgütlenmeye çalışan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e tutuklama! İşte bayramın da hayatın da sınıfsal gerçeği tam olarak burada!
Kısacası, bayram yaklaşıyor ama işçiler için ortada kutlanacak bir şey yok. Çünkü bayram, ancak insanca yaşayabilenler için bayramdır. Bugün ise Eskişehir işçi duraklarında hissedilen tek şey açık: Geçim derdi, yorgunluk ve giderek büyüyen bir yoksulluk. Bu tablo yalnızca Eskişehir’e özgü değil. Eskişehir’de Doruk Madencilik işçileri, Antep’te Sırma Halı işçileri hak ettikleri ücretleri alamıyor. Farklı şehirler, farklı iş kolları fakat sömürü ortak. Öyleyse ona karşı verilen mücadele de ortaklaşmalı, birleşmeli. Bu düzeni ayakta tutanlar, onu değiştirecek olanlar da aynı eller. İşçiler, insanca yaşam talebini erteledikçe değil; onu örgütlü bir güçle sahiplendikçe gerçek bayram mümkün olacak. O bayram, hazır verilen değil, alın teriyle ve mücadeleyle kurulan bir yaşamın bayramı olacak.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et