Üretici köylü ‘sürece’ temkinli
Çözüm tartışmalarına temkinli yaklaşan üretici köylüler, geçmişin güvensizlik hafızası ile bugünün ekonomik darboğazı arasında bekleyişini sürdürüyor.
Fotoğraf: Evrensel
Kenan Çetin
Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm ve barış tartışmaları ile elbette başta Ortadoğu olmak üzere dünyadaki savaş hali köylerde, yaylalarda tarım ve hayvancılıkla geçinen üretici köylülerin doğrudan yaşamlarını, üretim koşullarını ve gelecek beklentilerini etkileyen meseleler.
Geçmişte yürütülen çözüm süreci, özellikle bölgede yaşayan üretici köylüler açısından bazı olumlu sonuçlar yaratmıştı. Yaylalara ve meralara erişim görece kolaylaşmış; arıcılık ve küçükbaş hayvancılık yapan üreticiler için önemli bir nefes alanı oluşmuştu. Ancak sürecin sona ermesiyle birlikte yeniden güvenlikçi politikalar ve baskılar artmış, yüzlerce üretici hakkında soruşturmalar açılmış, büyük kısmı davaya dönmüş ve birçok üretici de ceza almıştı. Başkaca birçok nedenle birlikte bu yaşananlar güçlü bir güvensizlik hafızası bıraktı.
Bu nedenle bugün konuşulan yeni süreç, köylerde daha çok bekleyip görme duygusuyla karşılanıyor; üretici köylüler bu tartışmalara büyük ölçüde temkinli yaklaşıyor. Barış bugün hâlâ daha çok talep edilen ve beklenen bir gerçeklik olarak duruyor; gündelik yaşamlarında somut karşılığını bulmuş bir durum olmaktan ise hâlâ uzak.
Üretici köylüler elbette barıştan yana. Elbette silahların susmasını önemsiyorlar ancak devam eden kayyım uygulamaları, inkar politikalarının sürmesi ve aralarında yakınlarının da olduğu çokça siyasi tutuklunun cezaevinde olma halinin devam etmesi gibi başlıklar, bu kesimin de anlatımlarında yer alan temel konular. Bunun yanında üretici köylüler savaşa ve silahlanmaya ayrılan bütçenin üretime, üreticiye aktarılmasını, tarımın ve hayvancılığın desteklenmesini de talep ediyor. Çünkü köylerde barış meraların açılması, üretimin desteklenmesi, gençlerin köylerde kalabileceği bir yaşamın kurulması ve doğanın korunması anlamına da geliyor. Bu durum, üretici köylüler açısından barış meselesinin somutluğuna da işaret ediyor.
Maliyetler artıyor ama gelir yükselmiyor
Örneğin Dersim’de üreticilerin gündemine bakıldığında bu tablo daha somut görülüyor. Kentte arıcılık ve küçükbaş hayvancılık en önemli geçim kaynakları arasında. Dersim Arıcılar Birliğinin yaklaşık 1040 üyesi bulunuyor. Benzer büyüklükte bir üye yapısına sahip Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği de bölgede önemli bir üretim gücünü temsil ediyor.
Üreticiler, pazar sorunundan konaklama alanlarının yetersizliğine, nakliye ve besleme giderlerinden işçilik maliyetlerine kadar pek çok sorunla karşı karşıya. Oysa Dersim, Türkiye’nin en önemli bal üretim merkezlerinden biri olarak biliniyor ve son yıllarda kovan sayısının önemli ölçüde arttığı ifade ediliyor. Buna rağmen üreticiler; artan maliyetler, yetersiz destekler ve pazarlama sorunları nedeniyle üretimi sürdürmekte zorlanıyor.
Benzer bir tablo hayvancılıkta da görülüyor. Yem, saman, nakliye ve işçilik maliyetleri hızla artarken üreticinin geliri aynı ölçüde yükselmiyor. Çoban ücretlerinin yükselmesi ve karkas et fiyatlarının gerilemesi birçok üreticiyi hayvan sayısını azaltmaya zorluyor. Tarım ve hayvancılıktaki bu daralmanın sofralara yansımaması gibi bir durum söz konusu olabilir mi? Pahalılığı bir yana, doğal ürünlere ulaşmak artık neredeyse hayal!
Üreticiler mücadeleyi bırakmıyor
Bunun yanında üretici köylülüğün gündeminde doğa ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik projeleri de önemli bir yer tutuyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde olduğu gibi Dersim ve çevresi de maden projelerinin baskısı altında. Akbelen’den Cerattepe’ye, Bergama’dan İkizdere’ye, İliç’ten Munzur Vadisi’ne kadar birçok yerde yaşanan çevre mücadeleleri köylerde yakından takip ediliyor. Ovacık, Pülümür, Pertek, Hozat ve Çemişgezek çevresinde gündeme gelen projeler de bölge halkının tepkisini çekiyor.
Son dönemde üretici köylülerin doğrudan öznesi olduğu mücadelelerden biri de Sekasur bölgesinde planlanan pomza madenine karşı yürütülen direniş. Yöre halkı toprağına, suyuna, meralarına ve inanç mekanlarına sahip çıkmak için muhtarlar, dernekler, sivil toplum örgütleri, çevre hareketleri ve siyasi yapılarla birlikte topyekûn mücadele yürüterek direnişini kazanımla sonuçlandırdı. Şimdi bunu dernekleşme tartışmalarıyla, mücadeleyi diri tutarak devam ettiriyorlar.
Arka arkaya sıralanmış ve bir yazının sınırlarını fazlasıyla zorlayacak kadar büyük olan bu sorunlar yumağı bir noktaya çıkıyor: Koşullar ortaya başka olanaklar da çıkarıyor. Temkinli olma halini sadece bir beklentiye dönüştürmeden, üreticilerin en temel taleplerinin mücadelenin konusu olması düne göre daha yakın.
Bu Newroz buna vesile olsun, kutlu olsun…
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et