EMEP Milletvekili Sevda Karaca: Dardanel'den Başpınar'a işçilerin mücadelelerinin yanındayız
EMEP Milletvekili Sevda Karaca Meclis'te yaptığı açıklamada hakları için direnen Dardanel işçileri, Gaziantep'te ücret alacakları için iş bırakan Sırma Halı işçileri ve Varto'da JES'e karşı mücadele eden köylülerinin sorunlarını gündeme getirdi.
Fotoğraf: EMEP
Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Meclis’te yaptığı basın toplantısında hakları için direnen Dardanel işçileri ve Gaziantep’te ücret alacakları için iş bırakan Sırma Halı işçilerinin yanı sıra Varto’ta yapılmak istenen JES’e karşı mücadele eden Varto köylülerinin sorunlarını gündeme getirdi.
“Dardanel’de işçiler “kullan-at” çalıştırılıyor”
İstanbul Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Dardanel fabrikasının “küçülme” bahanesiyle tamamı kadın olan 200’e yakın işçiyi işten çıkartıp tazminatını ödemediğini kaydeden Karaca, fabrikanın yeni aldığı teşviklerle büyütüldüğünü aktardı. Karaca ayrıca şirketin kiralık işçilik büroları aracılığıyla işçileri “kullan-at” şeklinde sömürdüğünü belirterek 9 gündür direnen işçilerin “artık yeter” dediğini kaydetti.
İşçilerle görüşmelerini aktaran Karaca işçilerin anlatımlarını aynen aktardığını söyleyerek “Suç zinciri daha işçi fabrikaya adım attığı anda başlıyor. ‘Fazla mesai isteğe bağlıdır’ diye imza attırılıyor. Sonra zorunlu mesaiye kalmayan ekmeğiyle tehdit ediliyor. Üretim durmasın, sipariş yetişsin diye, en hızlı çalışan işçileri seçip 10 metrekarelik bir odaya alıyorlar. Üç gün boyunca, durmadan, nefes aldırmadan çalıştırıyorlar. 10 işçinin yapacağı işi 6 işçiye yaptırıyorlar.” sözleriyle çalışma koşullarını aktardı.
“Fabrika değil T tipi hapishane”
Son altı ay içinde üç kez iş kazası geçiren işçi olduğunu belirten EMEP Milletvekili; işçilerin kazaların üstüne fabrika yönetimi tarafından “Neden bu kadar iş kazası geçiriyorsun?” denerek sorguya çekildiğini ve haklarında bu sebeple tutanak tutularak devam primlerinin kesildiğini anlattı.
Karaca basın toplantısında kaza geçiren işçilerin fotoğraflarını da göstererek koruyucu ekipmanın “maliyetli” denerek sağlanmadığını, işçilerin kimyasal soludukları için solunum yolu hastalıklarına yakalandıklarını, vücutlarının yandığını, -40 derece soğukta çalıştırıldıklarını aktararak tuvalet ve su içmek gibi temel ihtiyaçları için dahi bant başından ayrılmamaları nedeniyle işçilerin bu fabrikaya “T Tipi hapishane” dediklerini aktardı.
“Çalışma Bakanlığı adım atacak mı?”
Patronların bu cesareti, yıllardır işlenen tüm ihlaller karşısında Bakanlığın sessizliğinden, yaptırımsızlığından, göstermelik denetimlerinden ve göz yummasından aldığını kaydeden Karaca Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’a seslenerek “İşçiler diyor ki; üretimin bir kısmı depo olarak gösterilen alanlarda yürütülüyor. Denetim yapılacağı zaman ise üretim ve gerçek çalışma koşulları gizlenmeye çalışılıyor. Hatta bazı çalışanlara sivil kıyafet giydirilerek üretim saklanıyor. İşçiler açık açık söylüyor: Denetim yok, bir tiyatro, gösteri var. Müfettişler geliyor, fabrikada ağırlanıyor, yiyor, içiyor… Sonra fabrika bu denetimlerden sorunsuz geçmiş gibi gösteriliyor. İşte işçiler tam da bu yüzden size soruyor. Bu saymakla bitmeyen ihlaller karşısında sorumluluğunuzu yerine getirecek misiniz? İşçilerin tazminatlarının tek seferde ve derhal ödenmesi için bir adım atacak mısınız? İşçilerin üretimin devam ettiği birimlerde işe iadesini sağlayacak mısınız? İnsan onuruna yaraşır insanca çalışma koşullarını sağlayacak mısınız?” şeklinde sordu.
Dardanel işçisi kadınlara da seslenen Karaca, bu direniş süresince patronun işçi birliğini bozmaya yelteneceğini aktararak işçilere birlik çağrısı yaptı ve EMEP’in işçilerin yanında olduğunu vurguladı.
“Gaziantep’te işçiler ücretlerini alamıyor”
Basın toplantısının bir diğer gündemi ise Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçilerin ücretlerinin ödenmemesiydi. Sırma Halı fabrikasını örnek gösteren Karaca “400 işçinin çalıştığı fabrikada işçiler üç gündür fabrika önünde eylem yapıyor. Çünkü asgari ücrete zam yapılmasına rağmen ilk ay maaşları zamsız yatırıldı. İkinci ay iki ayın zam farkı verilecek denildi ama o söz de tutulmadı. Üstelik maaşının yatmasını isteyen işçiler açık açık işten atmakla tehdit ediliyor.” dedi.
İşçilerin isyanlarını aktaran Karaca bir işçinin “Ne yapacağız? Taş mı yiyelim? Evde çocuklara taş mı yedirelim?” sözlerini hatırlattı. Gizem İplik, Flament Tekstil, MZ General ve Sanat Ambalaj fabrikalarındaki ücret gecikmelerine de dikkat çeken Karaca, işçilerin borç batağında olduğunu belirterek “Bu tablo kabul edilemez. Türkiye’nin en büyük sanayi merkezlerinden biri diye övünülen Gaziantep’te binlerce işçinin maaşlarını zamanında alamaması, patronların keyfine göre ücret ödemesi açık bir hak gaspıdır! Buradan bir kez daha söylüyoruz: İşçiler sadaka istemiyor. İşçiler sizin onlara dayattığınız sefalet ücretlerini zamanında almak istiyor!” dedi.
“AKP’li vekil hakkını isteyen işçiye tutanak tutuyor”
AKP Gaziantep Milletvekili Eyüp Özkeçeci’nin sahibi olduğu Ünal Sentetik fabrikasında, sosyal medyada işçilerin sorunlarını ilettiği bir sayfadaki paylaşımın altına yorum yapan işçilerin tek tek odalara çağrıldığı, savunmalarının alındığı ve tutanak tutulduğunu ifade eden Karaca “Bu yapılan açık açık işçilere gözdağı vermektir. İşçilerin şikayetçi olduğu sorunları çözmek yerine işçilere tutanak tutmak tam da AKP Milletvekilinin fabrikasına yakışır bir hareket!” sözleriyle tepki gösterdi.
“Amerikan sermayesine jeotermal kıyağı”
Muş’un Varto ilçesinin köylerine Amerika sermayeli İgnis Enerji şirketi tarafından kurulmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine dönük köylülerin itirazlarına da değinen Karaca; 16 köyün mera ve toprağının tehdit altında olduğunu kaydetti. Muş Valiliğinin kanunları çiğneyerek projeye onay verdiğinin altını çizen Karaca “Mera Kanunu’na göre mera alanları; hayvancılığın sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın devamı, toprak ve ekosistemin bütünlüğünün korunması amacıyla kamu yararı gözetilerek korunması gereken alanlar. Karşımızdaki tablo, iktidarın "yerli ve milli" masallarının ne kadar kof olduğunun en somut kanıtı. Kanunları çiğneyerek yabancı şirketlerin önüne kamu ortak malı niteliğindeki halkın tarım topraklarını sermek, Amerikan kapitalistlerine köylüyü ezdirmekten başka bir şey değil.” değerlendirmesini yaptı.
“JES gelirse meralar gasbedilecek, Vartolular göçecek”
Sondaj yapılan alanların Varto’nun en verimli meraları olduğuna vurgu yapan Karaca “Bu proje hayata geçerse meracılık, hayvancılık bitecek. Toprak zehirlenecek. JES’lerin Ege’de toprağı nasıl tuzlandırdığını, tarımı nasıl bitirdiğini gördük. Şimdi aynı zehri Varto’nun tertemiz sularına akıtmak istiyorlar. Ve geçimi elinden alınan, merası tel örgülerle çevrilen, suyu kirletilen Vartolular toprağını terk etmek zorunda kalacak. Buradan soruyoruz: Bu ruhsatları verirken Varto halkına sordunuz mu? Hayvancılıkla geçinen, o meralardan başka tutunacak dalı olmayan köylüye, ‘Sizin topraklarınızı zehirleyeceğiz’ dediniz mi?” diye sordu.
Tesis kurulmasının yalnızca bir çevre sorunu olmadığına ve sınıfsal bir saldırı olduğuna değinen Karaca “Bir yanda okyanus ötesinden gelip gözünü diktiği bölgede kârına kâr katmak isteyen Amerikan şirketi, diğer yanda "Aç kalırım ama toprağımı vermem" diyen üretici köylüler... Bizim yerimiz köylülerin ve onların savunduğu yaşamın yanıdır. Vartolular bu yağmaya hayır diyor. Biz de buradan onların sesine ses katıyoruz: Varto’nun meralarını, su yollarını, yaylalarını Amerikan şirketlerinin insafına bırakmayacağız.” diyerek köylülerin şu taleplerini sıraladı:
- Varto’daki tüm sondaj ve JES ruhsatları iptal edilmelidir.
- Halkın yaşam alanlarını tehdit eden bu projeye son verilmelidir.
- Meralar, gerçek sahibi olan köylülere, halka bırakılmalıdır.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et