CHP'nin Pendik mitingi | Özgür Özel: Zulmedenler değil zulme direnenler kazanır
Pendik mitinginde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel; “Zulmedenler değil zulme direnenler kazanır, korkaklar değil cesurlar kazanır. Kötüler değil iyiler kazanır. Size bakınca görüyorum ki biz kazanacağız" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun sona ermesi ve erken seçim talebiyle CHP tarafından düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının İstanbul ayağı biçim değiştirdi. CHP, 39 ilçedeki buluşmaların tamamlanmasının ardından kentte 3 büyük toplu buluşma organize edileceğini duyurmuştu. Buluşmaların üçüncüsü, bünyesinde; Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye ve Üsküdar’ı barındıran İstanbul 1. seçim bölgesini temsilen Pendik’te gerçekleştirildi.
Mitingte konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "19 Mart darbesinden neredeyse bir yıl sonra, 97'nci eylemde hep beraberiz. Sizlere bakınca ben görüyorum ki hiçbir zaman karanlık kazanamaz. Zulmedenler değil zulme direnenler kazanır, korkaklar değil cesurlar kazanır. Kötüler değil iyiler kazanır. Size bakınca görüyorum ki biz kazanacağız" ifadesini kullandı.
"AKP'nin kara düzeninde en büyük vefasızlık emekliye yapılmıştır"
AKP'nin kara düzeninin ülkeyi fakirleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Özel; “Bugün açlık sınırı 32 bin TL, yoksulluk sınırı 105 bin TL. Asgari ücret 28 bin, en düşük emekli maaşı 20 bin TL. Beş emekli bir araya gelse, bir zengin etmiyor, yoksulluktan kurtulamıyor. Böyle bir gelir adaletsizliği görülmemiştir. Üçlü koalisyon hükümetinin verdiği en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, bugün 20 bin TL, 1,5 çeyrek altın alamıyor. Emekliye geçen 24 yılın sonunda yoksulluğu kanıksattılar. Biz, bugünkü 28 bin TL'lik asgari ücreti katiyen kabul etmiyoruz, 39 bin TL asgari ücret taahhüt etmiştik. Emekli dünya tarihinin en büyük haksızlığına uğramıştır. AK Parti'nin kara düzeni herkesin belini bükmüş, emeklinin belini kırmıştır. AK Parti'nin kara düzeninde en büyük vefasızlık emekliye yapılmıştır” dedi.
"Yazıklar olsun böyle müjdeye"
Tayyip Erdoğan’ın 'Emeklilere bir müjde” sine vurgu yapan Özel şöyle devam etti; “2018'de ilk verdiklerinde 24 kilo dana kuşbaşı alan emekli ikramiyesi, bugün dört kilo dana kuşbaşı alıyor. Bu dört lirayı beş yapacaklardı, onu bile vermediler. Bugün müjde diye ne söylüyor beyefendi? 4 bin TL'yi bayramdan önce verecekmiş, müjde diye bunu söylüyor. Yazıklar olsun böyle müjdeye. Tayyip Erdoğan sen önce insan merkezli siyaset yap, emekli merkezli, emekçi merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık. 20 yıldır otobüslerin üstündeyim, görmedim böyle öfke. Günü geldiğinde Tayyip Erdoğan'dan hesap soracak mısınız? O sizin canınıza okudu, onu siyasette emekli edecek misiniz? Hakkınızı yiyenin hakkından gelecek misiniz? İşte bu coşku, bu inanç, bu kararlılık, gözlerdeki bu ateş ateş öfke... Tayyip Erdoğan, istediğini yap, seni götürüyor bu öfke.”
"Kendine güvenen meydana çıkar"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Özgür Özel; “Bak, siyaset milletle, halkla yapılır. Kimin üstün olduğuna millet karar verir, bu siyasette sen birine hırsız dersin, o hırsızsa insan içine çıkamaz ama değilse o iftirayı atan insan içine çıkamaz. Ben, 97'nci kez milletin içindeyim, bugün Pendik'in bağrındayım. Meydanlardayım. Sen nerdesin Erdoğan? Kendine güvenen meydana çıkar. Haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur da göreyim bakayım. Hodri meydan. Korkaklar başaramaz, korkmayacaksın. Bu kadar laf ettin cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın. 25 milyon kişi imza attı. Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir, adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Hodri meydan. Biz buradayız, cesaretin varsa erken seçim sandığıyla, cesaretin varsa bu milletin karşısına çıkarak artık bu tartışmayı bitirelim. Bir yanda ezilen millet, sefalet çeken emekliler, bir yanda sırf iktidara tutunacağım diye darbeye kalkışan, arkadaşlarımızı içeri atan sen. Bedeli millet ödüyor. Bu bedel 19 Mart darbesinden sonra enflasyonu, fiyatları, faizleri yükselterek milletin sırtına biniyor. Bugünkü yoksulluğun sebebi dünyada olan enflasyon değil. Türkiye'de bir aylık enflasyon, dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. AK Parti'nin kara düzeni faiz düzenidir. Bu sene tarihin en yüksek faizini ödüyoruz. 2,7 trilyon TL. Sadece ocak ve şubat ayında 637 milyon TL faize para ödendi. Buradan ilan ediyorum ki, bu para geçen seneki darbeden sonra yükselen faizlerin yarattığı maliyet... Bu para millete dağıtabilseydi bütün emeklilere bu bayramda 28 bin TL verebilirdik. Tayyip Erdoğan bu parayı emekliye vermek yerine darbeye harcıyor” dedi.
"İktidar değişimi artık zamanlama meselesidir"
Bugün karşı karşıya olunan sürecin millet kimi göndereceğine, kimi getireceğine karar verdiği süreç olduğuna işaret eden Özel; “İktidar değişimi artık zamanlama meselesidir. Tayyip Erdoğan, iktidarda kaldığı her gün dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır. Bu iktidar değişecek. Çok kazanadan çok, az kazanandan az vergi alınacaktır. Bugün çalışanlar aldıkları 12 maaşın üçünü vergiye vermektedir. Biz gelmezsek, bu düzen sürerse en düşük emekli maaşı 0,6 asgari ücrettir. CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkacaktır. Emeklilere Kurban'da ve Ramazan Bayramı'nda birer asgari ücreti bizim iktidarımız verecektir. Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. Çiftçi borçlarının faizlerini silecek, anaparayı beş yıla böleceğiz. Çiftçinin aldığı mazottan ÖTV'yi, KDV'yi kaldıracağız. Bir kilogram sütün, 1,6 kilogram yem alabileceği pariteyi sağlayacak, süt üreticisini destekleyecek, dışarıdan hayvan alımını yasaklatacak, eti, sütü ucuzlatacağız. İlk 100 gününde iktidarımızın eğer iş bulamıyorsak, iş bulamadığımız vatandaşa onuruyla yaşayacağı bir temel vatandaşlık geliri vereceğiz. Hiç kimse bu ülkede yaşarken işsizlikle sürünmek, yoksul kalmak, sokakta kalmak, eşine çocuğuna mahcup olmak, manava taksidini borcunu ödeyememek ve ailesini geçindirememek gibi bir şeyle karşılaşmayacak. Bunu Almanya başarıyorsa, Danimarka başarıyorsa, Fransa, İspanya başarıyorsa, bu güçlü ülke, bu zengin ülke başaracak. Halkın iktidarında başaracak, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha başaracak” ifadelerini kullandı
Mitinge katılan yurttaşlara “Soruyorum size bir devri kapatmaya, yeni bir devri başlatmaya hazır mısınız” diye soran Özel; “Bir devir kapanıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor. Kamuda mülakatı kaldırıp, liyakatı getireceğiz. 100 bin öğretmeni atayıp, kapanmış okulları, kapanmış hastaneleri tekrar harekete geçireceğiz. Herkesin yüzünü güldüreceğiz, söz veriyoruz. Darbeyi yapmışlar, arkadaşları hapislere atmışlar, her türlü zulüm sürüyor ve bekliyorlar ki CHP dağılacak, karışacak, meşgul edilecek ve iktidar yürüyüşü engellenecek. And olsun ki söylüyorum, o Silivri'nin kapıları açılacak, arkadaşlarımız çıkacak, Ekrem Başkan çıkacak, cumhurbaşkanı olacak" dedi
İmamoğlu'nun mesajı okundu
İmamoğlu’nun Silivri’den, miting meydanına gönderdiği mektubu İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik okudu.
İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadeler yer aldı:
“Kıymetli Pendikliler, benim sevgili vatandaşlarım, çok değerli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, cesur gençler ve güzel çocuklar… Her birinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizlere hasretle, özlemle sarılıyorum. Gözaltına alınıp tutuklandıktan bir yıl sonra, aleyhimize açılan dava nihayet görülmeye başlandı. Ben, davada savunma yapmayacağım. Çünkü bu davanın amacı beni yargılamak değil, beni siyaseten yok etmek. O davanın amacı; gerçeği aramak, hukuku uygulamak değil, milletle benim arama duvarlar, tel örgüler, demir parmaklıklar örmektir. Silivri’deki dava, tam 12 yıldır kurgulanıyor. 2014’te Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğimde, İstanbul’da AK Parti’nin elinden belediye alan tek siyasetçiydim. Kurdukları israf ve rant düzeninde ilk büyük gediği açmıştık; korktular. Çok daha fazlasını yapabileceğimizi gördüler; korktular.
"İstanbul Büyükşehir seçimlerini kaybedince nasıl daha da çirkinleşip saldırganlaştıklarını bütün dünya biliyor"
O günden bugüne, tam 12 yıldır, siyasi kin ve husumet dolu saldırılara uğruyorum. Tarihimizde ve dünyada eşi benzeri görülmemiş ölçüde haksız hukuksuz uygulamalara maruz kalıyorum. Millete hizmet etmemi engellemek, beni siyaseten yok edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Yeni seçimler kazanıp, başlarına daha fazla bela olmayayım diye, 12 yıldır ellerindeki tüm imkanlarla saldırıyorlar. 12 yıldır her günümüz yeni bir kötülükleriyle uğraşarak geçiyor. İlk günden beri bana gözdağı vermeye kalktılar. Beni siyaseten bitirmek için her türlü kötülüğü yapmaya hazır olduklarını göstermeye çalıştılar. Beylikdüzü Belediye Başkanı iken okul yaptım, ‘açamazsın’ dediler. Cami yaptım, imam vermediler. Karakol yaptım, polisleri çektiler. İstanbul Büyükşehir seçimlerini kaybedince nasıl daha da çirkinleşip saldırganlaştıklarını bütün dünya biliyor.
"İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı olarak dimdik duruyorum"
Ama başaramadılar. Devletin imkanlarını kötüye kullanarak yaptıkları bütün o kin ve husumet dolu saldırılar, milletin sevgisi ve desteği karşısında tuzla buz oldu. İstanbullular 2024’te 1 milyon 100 bin oy farkla bize yeniden görev verince, baskı altında tuttukları bir avuç yargı mensubu eliyle yürüttükleri saldırılar, daha da azgınlaştı. Olur olmaz soruşturmalar, davalar açtılar. Beni suçlu göstermek için özel bilirkişi görevlendirdiler. Özel savcı atadılar. Hakkımda açılmış bütün davalarda hakimlerin yerlerini değiştirdiler. Diplomamı iptal ettiler, gözaltına aldılar, tutukladılar. Ama yine başaramadılar. Beni milletin gönlünden silemediler. 15,5 milyon oyla, 25 milyon yurttaşımızın imzasıyla onların karşısında, cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı olarak dimdik duruyorum. Yalnız ben değil, tüm arkadaşlarım aynı cesur ve kararlı duruşu sergiliyor.
"Milletin huzur ve refahını hedef aldılar"
Şimdi artık son çareleri kaldı: Beni ve arkadaşlarımı ne pahasına olursa olsun cezalandırmak. Silivri’deki dava, işte onların bu çaresizliğinin ifadesidir. Onlar, yalnızca beni ve arkadaşlarımı değil; Cumhuriyeti, demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini, devletin itibarını, toplumsal birlik ve kardeşliğimizi, milletin huzur ve refahını da hedef aldılar. İktidarlarını korumak için yaptıklarıyla siyasi ve hukuki meşruiyetlerini kaybettiler. Onlar beni yargılayamaz; ben onları yargılıyorum. Tarihimiz, bu gibi siyasi davalarla doludur. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. Bu gibi davaları millet karara bağlar. Milletin kararı karşısında her iktidar hükümsüzdür. Bu ülkede, eninde sonunda millet ne derse o olacak. Bu ülkede herkes için ve her yerde adalet ve hürriyet hâkim olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı."
(Politika Servisi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et