Korel, Konveyör ve Urzat Otomotiv'de patronlar farklı, düzen aynı
Eskişehir'de kurulu üç fabrika: Korel, Konveyör ve Urzat Otomotiv. Patronlar farklı sömürü düzeni aynı. İş değiştirmenin ve korkunun koşulların düzeltmediğini anlatan işçiler birlik çağrısı yapıyor.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi
Eskişehir, uçak, otomotiv, helikopter ve buzdolabı motorları gibi akla gelebilecek tüm sanayi kollarını barındıran büyük bir işçi kenti. Ancak kentte işçilerin anlatımıyla ‘cehennem düzeni’ hakim. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Korel, Konveyör ve Urzat Otomotiv Fabrikalarından işçiler, gazetemize yolladığı mektuplarla kentte nasıl bir çalışma düzeni olduğunu gözler önüne seriyor: 10-12 saate varan çalışma saatleri, asgari ücretin biraz üzerinde ücret, “hadi hadi” baskısı, kışın soğukta çalıştırma, sabunu tuvalet kağıdı olmayan tuvaletler, hakaret, mobbing, işten atma tehdidi, hak gaspı… Korel ve Konveyör’de sendika yok. İşten atmaların ve tehditlerin sürdüğü Urzat Otomotiv’de örgütlü olan Öz Çelik-İş ise ölüm sessizliğinde. İş değiştirmenin ve korkunun koşulların düzeltmediğini anlatan işçiler birlik çağrısı yapıyor.
‘Su içemiyoruz, tuvalete gidemiyoruz’
Korel’in Eskişehir, Manisa ve Çerkezköy’de toplam 5 fabrikasında yaklaşık 2 bin işçi çalışıyor. Soğutma sistemi elemanları, ısı pompası parçaları ve otomotiv için hassas alüminyum borular üreten şirket, ürünlerinin yüzde 50’sini ihraç ediyor. Arçelik, TUSAŞ Motor Sanayi, Whirlpool, Vestel ve BSH gibi büyük firmalara yan sanayi üretimi yapıyor. Korel Fabrikasında çalışan işçi çoğu zaman su içmeye ya da tuvalete bile gidemediklerini, yemekhanede porsiyonların küçüldüğünü ve daha fazla yemek isteyen işçilere ise “açgözlü” muamelesi yapıldığını anlattı: “Haberin ya da mektubun yayımlandığı günlerde birkaç gün bazı şeylere dikkat ediliyor ancak kısa bir süre sonra yine eski tas eski hamam. Ancak bu düzenin böyle gitmeyeceğini de biliyorum. Bu kadar zulme taş olsa çatlar.”
Öz Çelik-İş’in sadece adı var
Çin merkezli Shineray Group’un SWM markası için Eskişehir OSB’de kiralanan tesiste otomobil montajı planlanıyor. Şirket yıllık 300 binin üzerinde araç üretim kapasitesine sahip küresel bir tekel olarak Türkiye’yi Avrupa’ya açılan üretim merkezi olarak konumlandırmayı hedefliyor. Çinli tekelle Urzema Holdingin ortaklığıyla kurulan Urzat Otomotiv Fabrikasında çalışan bir işçi de işten atmaların yaşandığını, şubat ayı ücretlerinin ödenmediğini söyledi: “İşçi hiçbir şey söylemesin hiç şikayetlerini dile getirmesin istiyorlar. Biraz konuşunca aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyorlar. Herkesi Öz Çelik-İş’e üye yaptılar. Ancak sadece üyeliğimiz var.”
‘Biz birlik olmadan değişmez’
Konveyör’ün Türkiye’de İstanbul Tuzla’da 3, Eskişehir ve Manisa’da birer, Polonya’da ise bir fabrikası bulunuyor. Toplamda 3 binden fazla işçi çalıştıran şirket, otomotiv ve beyaz eşya sektörüne yan sanayi üretimi yapıyor. Şirket en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde 360. sırada yer alırken 2024 satış geliri 5 milyar 825 milyon 782 bin lira olarak açıklandı. Konveyör’de çalışan bir işçi ise “hadi hadi” baskısıyla çalıştırıldıklarını belirterek, “Biz birlik olmadan, mücadele etmeden hiçbir değişim olmayacak” çağrısı yaptı.
Bu kadar zulme taş olsa çatlar
Eskişehir Korel Fabrikasından bir işçi
Merhaba Evrensel Gazetesi okurları, Ben Eskişehir’de bulanan Korel namıdiğer cehennem olarak bilinen fabrikada çalışmaktayım. Evrensel gazetesi pek çok kez biz Korel işçilerinin sorunlarını yazdı, haberlerini yaptı. Haberin ya da mektubun yayımlandığı günlerde birkaç gün bazı şeylere dikkat ediliyor ancak kısa bir süre sonra yine eski tas eski hamam. Bu seferde ben bir mektup yazmak istedim.
Kadın işçilere iki kat daha fazla baskı
Korel’de işçilerin sorunlarını yaz yaz bitmez. Bu fabrikada işçinin hiçbir değeri, kıymeti yok. Bantta çalışan bizler bazen su bile içemiyoruz, tuvalete gidemiyoruz. Onlarca işçi tuvalet sırasında beklediğimiz oluyor. İşçilerin başında bekleyen ustabaşları var. Bizi robot, duygusuz sanıyorlar. Bir ürün hurdaya çıktığındaki bağrış ve çağırışı duymanız lazım. Ayrıca bir noktanın altını çizmek isterim bu baskıyı kadın işçilere daha fazla yapıyorlar. Ustabaşları kadın işçilere iki kat daha fazla baskı yapıyor. Kadın işçileri ağlatana kadar üstlerine gidiyorlar. Biz işçiyiz, biz de insanız! Korel patronunun ve ustabaşlarının bunu hatırlaması lazım.
12 saat çalıştırmaya açlık sınırında ücret
Bu kadar ağır çalışma temposuna karşılık aldığımız ücretlerde 32-36 bin TL bandında. O da mesailerle. Hafta içi 12 saat, hafta sonu 10 saat çalışarak ancak bu kadar para kazanabiliyoruz. Ülkemizdeki geçim sıkıntısı herkesin malumu. Aldığımız ücretler hiçbir şeye yetmiyor. Anca karnımızı doyurabiliyoruz.
Fabrikadaki hem baskı ortamından hem de alınan düşük ücretlerden kaynaklı olarak pek çok arkadaşımız da işi bıraktı. Zaten çok fazla işçi sirkülasyonu olan bir yer. Yeni gelen işçiler fabrikada durmuyor. Geçenlerde yaklaşık 3 ay çalışan bir işçi arkadaşım “Ben dayanamıyorum, benim borcum yok harcım yok, bu zulme dayanılmaz” diyerek çıkışını aldı. Tazminatının peşinde koşmadan ayrılan pek çok işçi var. Ya da mahkemelik olup tazminatını almaya çalışan. Yazımın başında da dediğim gibi burası tam bir cehennem.
Rahat rahat iş bırakılmıyor
Birkaç kelam da bize sürekli akıl veren bir ekip var onlara etmek isterim; “Madem bu kadar şikayetçisiniz neden fabrikadan ayrılmıyorsun diyenler canım sizi zorla çalıştırmıyorlar ya ver çıkışını kurtul” diyenler. Ben artık bu söylemleri duymaktan bıktım. Öncelikle şunu söylemeliyim; çalışmaya mecburum. Başka hiçbir gelirim yok. Başka gelir getirecek ne bir işim ne de arkamda birileri var. Köyle kasabayla da bağlantım yok. Eşim de şu an çalışamıyor. O nedenle evet çalışmak zorundayım. “Burada çalışmaya mecbur değilsin” diyenler, benim burada tazminatım var ve tazminatlı çıkış olmuyor. Bu kadar yıllık emeğimi bu kan emicilere bırakıp ayrılmak istemiyorum. Mahkemeye versen bir sürü uğraş, avukat tut, bir sürü para ve zaman harca. O nedenle rahat rahat iş bırakılmıyor.
Korel işçileri de bir gün kesin çatlayacak
Kısacası sistem bizi bir işe ve bir fabrikaya kilitlemiş durumda. Bir ay maaş alamadığım bir tabloyu şu an düşünmek bile istemiyorum. Çalışmamakta da özgürmüşüm. Değilim kardeşim özgür falan değilim. Mecbur çalışmak zorundayım. İşten ayrılsam başka bir fabrikada iş bulmamın da garantisi yok. Bu yüzden dişimi sıkıyor ve çalışıyorum.
Ancak bu düzenin böyle gitmeyeceğini de biliyorum. Bu kadar zulme taş olsa çatlar. Korel işçileri de bir gün kesin çatlayacak. Zira sorunlarımız başka türlü çözülecek gibi durmuyor.
Birlik olmadan, mücadele etmeden değişim olmayacak
Eskişehir Konveyör Fabrikasından bir işçi
Merhaba Evrensel Gazetesi okurları. Ben Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan Konveyör Fabrikasında çalışmakta olan bir işçiyim. Evrensel gazetesini takip eden işçi kardeşlerimle Konveyör’de yaşadığımız sıkıntıları paylaşmak istedim. Aracılığınızla sesimiz umarım yetkililere ulaşır. Sorunlarımız için bir çözüm düşünülür.
‘Hadi hadi’ baskısından bıktık
Üretim bantlarında canımıza dişimize takmış biçimde çalışırken ustabaşlarının “hadi hadi” baskısında bıkmış durumdayız. İşimizi en iyi biçimde yapıyoruz, baskı işleri kolaylaştırmadığı gibi daha da zora sokuyor. Strese sokuyor. Sırf işçilerin üzerinde bir baskı kurmak, ‘Biz buradayız’ demek için bu yapılıyor. İşler ilerlemezse ya da bantta üretim disiplinini bozan bir olay yaşanırsa müdahale edilmeli diye düşünüyorum.
Tasarruf bizlerin hijyen malzemesinden yapılıyor
Üretimde durum böyleyken lavabolar ve tuvaletlerdeki durum da hiç iç açıcı değil. Tuvaletlerde çoğu zaman tuvalet kağıdı bulunmuyor. Lavabolarda sabun yok. İşveren tasarruf yapıyorum diyor, bu tasarrufu da bizlerin hijyen malzemesinden yapıyor. Yemekhanede de her geçen gün porsiyonlarımız küçülüyor. Biraz daha yemek istediğimizde adeta “hırsız” muamelesi görüyoruz. Fabrikada düzensizlik bir düzen haline gelmiş durumda. Bu düzen de hep işçiler aleyhinde.
Çalışırken “hadi hadi”, yemek yerken “Bu kadar yeterli” lafını duymaktan artık sıkıldık. Hem çalışırken hem evde huzurumuz yok. Çok çalışıyoruz ancak kazancımızla insan gibi yaşayamıyoruz. Çoğu arkadaşımız ek iş yapmak zorunda. Bazı arkadaşlarımız sanal bahis sitelerinde para harcıyor.
Bu durumun sorumlusu biz miyiz?
Yoksa hayat pahalılığı mı? Şimdi başımızda birde savaş belası çıktı. Benzine iki günde bir zam geliyor ve daha da gelecek diyorlar. Market fiyatları da el yakıyor. Bizler ne yiyip ne içeceğiz?
Birçok arkadaşım var Eskişehir’in farklı fabrikalarında çalışan üç aşağı beş yukarı durumlarımız aynı. Herkes ay sonu nasıl gelecek diye bekliyor. Kredi kartlarını ödemek için çalışıyoruz. Ne yatırım ne de birikim yapabiliyoruz.
Biz işçiler buradan bir çıkış yolu bulmalıyız. Biz birlik olmadan, mücadele etmeden hiçbir değişim olmayacak bu çok belli. O nedenle şartların düzelmesi için bir yolunu bulup bir mücadele içerisine girmeliyiz. Aksi takdirde gidişat biz işçiler için hiç de iyi değil.
Ücretler ödenmiyor, işçiler tehdit ediliyor
Eskişehir Urzat Otomotiv Fabrikasından bir işçi
Merhaba Evrensel gazetesi. Ben Eskişehir’de yeni açılan SWM marka araç üreten Urzat Otomotiv Fabrikasında çalışmakta olan bir işçiyim. Günde 10 saat ve fazla mesai ile çalışıyoruz. Urzat Otomotiv bir yandan işçi çıkartırken bir yandan da işçilerin ücretlerini ödemiyor.
Gördüğümüz baskı ve mobbingin haddi hesabı yok. İşten çıkarılma korkusuyla biz işçilerin sesinin kesileceğini düşünüyorlar. Ama haklı olduğumuz için emin olun korkmuyoruz da.
Kışın ısıtma sistemleri çalışmadı
Urzat Otomotiv’de tek sorunumuz ücretler ve mobbing değil. Ocak ayının ortalarına kadar ısıtma sistemleri çalışmadı. Kat kat giyinip işe geliyorduk ama yine de ısınamıyorduk. Bu duruma rağmen bir de müdürlerden de laf işitiyorduk. ‘Soğuk dinç tutar”, ‘Çalışırsanız ısınırız’ diye pervasız söylemlerde bulunuyorlardı. Baskılardan dolayı istifa eden çok arkadaşımız oldu.
Hukuk patronların, parası olanların yanında
Şimdi de küçülmeye gidiyoruz diyerek işçi çıkarıyorlar. 78 işçi vardı. 20 işçi kaldı. Herkesin ücreti farklı yatıyor. Kalan işçileri de kapının önünü göstererek tehdit ediyorlar. İşçi hiçbir şey söylemesin hiç şikayetlerini dile getirmesin istiyorlar. Biraz konuşunca aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyorlar. Şikayetlerimizi sosyal medyada paylaşınca hukuki açıdan sorun olabilir diyerek bir de tehdit ediliyoruz. Bence de sorun olabilir; çünkü hukuk işçinin yanında değil. Hukuk patronların, parası olanların yanında.
Herkesi Öz Çelik-İş’e üye yaptılar. Ancak sendika herhangi bir çalışma ya da vaatte bulunmadı. Sadece üyeliğimiz var. Ramazan yardım erzağı bile verilmedi. Şubat ayı ücretlerimiz hâlâ yatmadı. İşçilerin talebi hakkımızı savunacağımız bir sendika.
Sessiz kalamayız
Firmanın itibarını zedeleyen işçi arkadaşlarımız varmış. Firmanın isminin zedelenmesini istemiyorsanız hakkımız olan ücretleri zamanında ödersiniz, haksız yere işçi çıkartmazsınız. O zaman hiçbir işçi firmanın itibarını zedelemez. Alın terini dökerek çalışan işçiye ücretini ödemeseniz, işten atarız diye tehdit ederseniz, bu duruma kimse sessiz kalmaz, kalamaz.
(İşçi Sendika Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et