Savaşa, yoksulluğa, şiddete karşı: Emekçi kadınlar bugün alanlarda
Bugün 8 Mart… Emekçi kadınlar bugün yurdun dört bir yanında ve dünyada, emperyalist barbarlığa, yoksulluk ve sömürüye, şiddete karşı, ekmek, barış, özgürlük, eşitlik ve laiklik talepleriyle alanlarda olacak.
Geçtiğimiz 8 Mart’tan bu yana ‘aile yılı’ adı altında kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki kazanımlarına saldırılar artarak sürdü. Evde yoksulluk derinleşirken iş yerlerinde üretim baskısı, hakaret, güvencesizlik ve düşük ücret dayatmaları sürdü. Buna karşı kadınlar da pek çok fabrikada grev ve direnişlere katıldı, bunlara öncülük etti. Artan kadın cinayetlerine ve şiddete karşı da kadınlar kendilerinin ve kız kardeşlerinin yaşam hakkını savunmak için yıl boyu sokaktaydı.
‘Çiçek değil mücadele günü’
Temel Conta işçisi kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ikinci kez grev çadırında karşılıyor. Grevdeki kadın işçiler için 8 Mart’ın anlamı, 454 gündür süren grevde değişti. İş Yeri Temsilcisi ve Grev Sözcüsü Sinem Kaya, “Bizim için 8 Mart, grevin başladığı 10 Aralık 2024’e kadar eşimizin eve çiçekle gelmesi, belki bir akşam yemeğiydi. Ama bu mücadelede gördük ki 8 Mart işçi kadınların var olma mücadelesi. Emeğine sahip çıkma günü” diyor.
‘Bu 8 Mart’ta farklı insanlarız’
8 Mart’ı direniş çadırında karşılayan Tokat’taki Şık Makas işçisi kadınlar da direnişin kendilerini değiştirdiğini vurguluyor. Buse, geçen yıl 8 Mart’taki Şık Makas işçisi kadınlarla bu yılki kadınların artık aynı olmadığını anlatıyor: “Kimi bu direnişle öz güveninin yerine geldiğini söylüyor. Artık dertlerini anlatırken yargılanır mıyım diye düşünmüyorlar. Önceden evin geçiminin altında ezilirken, şimdi direnişle ayaktalar. 8 Mart’ı farklı insanlar olarak karşılıyoruz. Ben de geçen seneki ben değilim. Bu 8 Mart’ta hem çok güçlenmiş hem de çok özel hissediyorum.”
‘Başta sadece iki kadındık’
Migros depolarında 23 günlük direnişten kazanımla çıkan işçilerden Dilan ve Kader, kadın işçilerin fiziksel olarak en zorlu işlere zorlandıklarını anlatıyor. Kader, “Bir kadın olarak bu direnişe katıldığımda kendimi çok cesur hissettim” diyor, “Başta sadece iki kadındık, sonra diğer arkadaşlarımız bizi görüp cesaretlendi. Babam ‘Kadın başına ne işin var’ dedi. Ama ben 1000 kiloluk transpaletleri taşırken kimse bunu umursamıyordu. Kadınlar asla geri adım atmasınlar, birlik oldukları sürece kazanacaklar. 8 Mart’ın önemini artık çok daha iyi anlıyorum. Kadınlar her şeyi mücadele ederek kazanıyor ve bu çok kıymetli.”
‘Tüm yük bende, bu da şiddet’
İstanbul’da bir hastanede temizlik işçisi olarak çalışan Handan, henüz 35 yaşında… İki oğlu var. Biri 5 yaşında ve kreşe gidiyor, diğeri 8 yaşında ve ilkokulda. Sabahları onları okula götüren de okuldan alan da Handan: “Eşim çalışıyor ama bana desteği yok. Eve bir desteği olmadığı sürece tek başımayım. Şiddet yok ama bu da farklı bir şiddet değil mi? Evin ve çocukların bütün yükünü benim omuzlarıma yıktı. Kendi hayatını yaşıyor.”
(Evrensel)

Evrensel'i Takip Et