Polyak’tan Smart Solar’a: İş yeri direnişlerinin karşısına dikilen ittifak
Polyak’tan Smart Solar’a uzanan direnişler, Türkiye’de işçilerin yalnızca patronlarla değil; polis, yerel yönetimler ve yargıyla da karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Fotoğraf: Eda Aktaş/Evrensel
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]
ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısı gündemdeyken savaş tehdidi özellikle Ortadoğu’da yaşayan herkes için hissediliyor. Bu savaş, yalnızca füzelerle gelmiyor. Özellikle Türkiye’de uygulanan ekonomi programlarının yıllardır yabancı sermayenin lehine çalışma koşullarının düzenlenmesi ile gözlemlenebiliyor. Kavel Direnişi’nin bir kazanımı olarak grev yasağını düzenleyen maddenin iptal edilmesinin yıl dönümünde bize bazı örnekler gösteriyor ki, iş yeri direnişleri fiilen imkansız hale getirilmeye çalışılıyor. Bunun son örneklerinden biri de Polyak Madencilik’te yaşanan direniş oldu.
Küçülme bahanesiyle geçtiğimiz yıl madende 1700 maden işçisi işten çıkarılmış aralık ayında da Özyeğin ailesine ait Fiba Holding, Polyak Madencilik’teki hisselerini Çinli şirket Qitaihe’ye devretmişti. Sendika da söz konusu devrin 100 TL gibi sembolik bir bedelle yapıldığını açıklarken madende çalışmaya devam eden 1243 maden işçisinin ücretleri ödenmemişti.
Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde greve çıkan Polyak işçileri haklarını ararken yerel yönetim şirketin safında yer tuttu, işçiler polisle karşı karşıya geldi. Grev sonucunda kazanım sağlandı. Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, Polyak Madeninde anlaşma sağlandığını duyurdu. Aksu’nun aktardığı anlaşmaya göre işçilerin alacakları hesaplarına yatırıldı. Madende üretim üç ay duracak ve Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü madende denetim yapacak. 620 işçinin madende çalışmak istediğini bildirdiğini belirten Aksu, patronun maden yeniden açılırsa peyderpey işe alma sözü verdiğini aktardı.
Polyak direnişinde gördüğümüz polis müdahalesi, yerel yönetimin işçilerin karşısında yer alması ilk örnek değil. Son zamanlarda ülkenin dört bir yanındaki işçi hareketlerinde grev yasaklarıyla, grev kırıcılığına karşı yargının umarsız tutumuyla, işçilerin karşısına dizilen polislerle, işçiyi sefalet koşullarına ikna etmeye çalışan yerel yönetimlerle karşı karşıya kalıyoruz.
Fotoğraf: Eda Aktaş/Evrensel
Belediye başkanı ‘kefil’ oldu
Evrensel’e konuşan Polyak İşçisi Ozan, “Geçen sene 3 bin işçi çalışıyorduk. Ardından işçi sayısının yarı yarıya düşürüleceğini duyduk. İlk başta işten çıkmak isteyenler çıkarıldı, sonra da performansa göre işten çıkarmalar oldu. Fiba tazminatlarını yatırdı. Ardından aralık ayının maaşı, daha ay bitmeden yatırıldı. Sonra da Çinli şirket geldi. Ancak yönetimden ücretlerle ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Bizim maaşımız 5’inde yatıyor ama şubat ayının 5’i gelmesine rağmen maaşlar yatmadı. Ardından ayın 17’sinde yarım maaş yatıracaklarını söylediler. Çoğumuz kabul etmedik. 17’sinde maaşın yarısı yattı. 20 gün dolduğunda maaşlar hâlâ yatmadığı için biz de Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde iş durdurma hakkımızı kullandık. Ayrıca geriye dönük tazminatlarımızın da kaygısına düştük. Kınık Meydanı’na yürüdük. Kaymakam ve belediye başkanı kefil olarak ayın 27’sinde maaşların yatacağı sözünü verdi. Ancak o gün şirket maaşları yatıramayacağını duyurdu. Sonrasında biz direnişe başladık” diye anlattı süreci.
‘Kaymakamlık ve belediye patronun yanındaydı’
Direnişi anlatan Ozan, belediyenin, kaymakamlığın işverene kefil olduğunu, jandarmanın karşılarına dikildiğini anlatıyor:
“Kınık’a yürüdüğümüz gün belediye ve kaymakamlığa yazı göndermişler 27’sinde maaşları tamamlayacaklarına dair. Onlar da bize eylemi sonlandırmamızı söylediler. Zaten bu süreçte belediye başkanının tutumunu hiç beğenmedik. Hatta direniş alanına geldi ama konuşturmadık. İşçilerle konuştuğunda, ‘Benim de işçiye parasını veremediğim günler oldu, bu sıkıntılı günler atlatılır’ gibi cümleler kurmuş. Yani bir işveren gibi konuşmuş. Biz o sırada yer altındaydık, diğer işçiler anlattı bunu da bize. Jandarma da karşımıza barikat kurdu. Biz de barikatı yıkıp geçtik. Zaten köylü de TOMA’yı durdurmuş. Bunların yanı sıra da şirket 20 dakika içinde gözaltı kararı aldırdı ve Başaran Aksu gözaltına alındı.”
Fotoğraf: Evrensel
‘Biz bir aileyiz ama tuvalet kapısı kilitli’
Merkezi ve yerel yönetimlerin, yargının işçilerin önüne dikildiği koşullar direnişe yaklaşan her işçiyi etkiliyor elbette. Bunu da en iyi halihazırda direnişte olan, grev kararının ardından ‘dostu-düşmanı’ yeniden gören işçiler gözlemliyor.
453 gündür grevde olan Temel Conta İşçisi Sinem Kaya da kendilerini greve hazırlayan koşulları şöyle anlatıyor: “Ben 11 yıllık Temel Conta işçisiyim. Şirket bize hep ‘Biz bir aile gibiyiz’ derdi ve biz kendimizi o ailenin bir parçası olarak görüyorduk. İş yetişmesi gerektiğinde mesai saatimiz bitse bile fazla mesai ücreti beklemeden işi yetiştirmek için mesaiye kalıyorduk. Hatta Tesla ile sözleşme masasına oturulduğunda, işverenin çocukları bizi toplayıp ‘Bu büyük masalarda bu büyük işleri yapıyorsak sizler sayesinde’ diye bir konuşma yapmışlardı. Ancak kendimizi o ailenin parçası olarak görürken bile kötü koşullarda çalışıyorduk. Yurt dışında sağlığa zararlı olduğu için yasaklı olan kimyasallarla çalıştığımız bir yerde havalandırmamız yoktu, hâlâ yok. 50 yıldır bu şirket havalandırmasız çalışıyor. Asgari ücret alıyorduk. Ama bir gün bile işi savsaklamadık, hep iş yetişsin diye fazladan çalıştık. Ardından işveren Temel Bey vefat etti ve yönetim kurulu başkanı Tamer Tip yani Temel Bey’in kardeşi oldu. O geldikten sonra bizim sömürü koşullarımız iyice katlandı. İlk başta tuvalete kilit koydular. Bizler itiraz ettik ve tuvalette oyalanmadığımızı vurguladık. Hatta turnike bile koyabileceklerini söyledik. Çünkü hava çok sıcak, biz havalandırması olmayan yerlerde, ocakların başında çalışıyoruz. Bu koşullarda ister istemez çok su içiyoruz ve tuvalete gitmemiz gerekiyor. Ama oyalanmıyoruz. Kabul etmediler. Ardından kadın işçiler olarak zam istediğimizde erkeklerin maaşını düşürdüler ve bizi fabrika içinde erkek işçilerle karşı karşıya getirdiler. Ardından yemekten kurt çıktı. Yemek şirketinin değişmesini istedik ama değişmeyeceğini söylediler. Biz de erkek işçilerle birleşerek ‘Hak ettiğimiz bu değil’ diyerek sendikaya üye olduk. İki gün sonra bize ‘Allah topunuzun belasını versin işe yaramaz işçiler’ diye hakaret, küfürler ettiler ve sendikayı fabrikaya sokmayacaklarını söylediler. Biz de direnişe başladık.”
16 arkadaşıyla birlikte greve çıktıktan sonra işin değiştiğini anlatan Sinem, “Biz ‘Anayasa’da sendika hakkımız var’ diyerek greve çıktık ama anladık ki kağıt üstünde kalmış. Biz sendika ve TİS hakkımız için greve çıktık ama grevimizi işveren defalarca kırdı. Çalışma müdürlüğüne iş ilanı astı. Çalışma müdürlüğü ise grev olmasına rağmen sürekli işçi gönderdi. Grev alanından bir tane iğne bile çıkmaması lazımken makineler polis korumasında çıktı. Grevin ikinci yılında bir baktık ki polis, çevik kuvvetle makineleri tırlara yükleyip taşımaya çalıştılar. Polis şirkete değil bize müdahale etti, darbetti. Sonra Çalışma Bakanlığının şirkete ‘Mülki amirden destek al, makineleri taşı’ onayını verdiğini öğrendik. Ardından şirkete grev kırıcılığı yaptığı için dava açtık. Dava bir buçuk yıl sürdü. Müfettişler 3 kere işverene grev kırıcılığı yaptığı için para cezası kesti. Mahkeme ancak bir buçuk yıl sonra ‘Grev kırıcılığı vardır’ kararını verdi. Ancak bir cezası olmadı. Belli ki para cezası da işverene işlemedi” diyerek grevin karşısında işverenin, Bakanlığın, polisin nasıl saf tuttuğunu anlatıyor.
Smart Solar işçileri grevin 35. gününde
‘Patron ve yargı el ele’
Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan ve grevin 113. gününde kazanımlarla direnişi sonlandıran Smart Solar işçileri de benzer bir tablo anlatıyor.
Smart Solar İşçisi Hasret Kala, “Birinci sözleşme sürecimiz bitti ve ikinci TİS için taraflar masaya oturdu. Temmuz ayından ekim ayının ortasına kadar işveren yüzde 0 zam teklifiyle geldi. Üstelik bir önceki sözleşmede kazandığımız haklarımıza da saldırdı. Biz de 22 Ekim’de greve çıktık. Greve bir hafta kala 3 bin lira seyyanen zam teklif etti. Biz bunu da kabul etmedik. Ardından grevin 20. gününde 3 bin lirayı 5 bin lira yaptı. Yani OVP’nin verdiği rahatlıkla hareket eden bir patronla karşı karşıyaydık” diyor.
Patronun birçok kez grevi kırmaya çalıştığını söyleyen Hasret, şöyle anlatıyor: “İlk saldırısında fabrikanın kendi siparişini Kayseri’de başka bir şirkete kaydırdı. Bir grup arkadaş gönderdik oraya. Baktık ki bizim fabrikanın müdürü, mühendisleri orada ve bahçede Smart Solar kutulu mallar var. Hepsini belgeleyip mahkemeye başvurduk. Ancak yargı erki bizim müracaatımızı kabul etmedi. Haklı olduğumuz halde devlet bizi görmezden geldi. Ardından biz Gebze fabrikasından Kayseri’ye mal çıkacağını öğrendik ve tırların önüne geçtik. Araçlarımızı fabrika önüne çektik. 3 gün mal çıkmadı ama bizim 10 gün önceki müracaatımızı kabul etmeyen yargı erkleri şirketin tedbir kararını saatler içerisinde çıkardı. Böylece polis bize müdahale etme şansı buldu, ardından çoğunluğu kadın olan Smart Solar işçilerine saldırdı. Bizim o gece oluşturduğumuz kamuoyu nedeniyle patron mallarını Kayseri’deki fabrikadan çekmek zorunda kaldı. İkinci saldırısını ise grevin 90. gününde grevdeki bazı arkadaşları arayarak ‘10 Ocak’ta 60 kişi içeri girecek, hadi siz de gelin’ diye algı yaratmaya çalışmak oldu. Ama öyle bir şey yok. İşçilerin bilinçli olması nedeniyle biz o saldırıyı da göğüsledik. Ardından da patron 43 işçi ve 4 temsilciyi işten attı. O sırada bizim avukatlarımız tedbir kararını bozdurmuşlardı. Ancak hukuksuzca işten atıldık.”
Bir günde üç bölgede eylem yaptıklarını anlatan Hasret, “Bir otobüs Kayseri’ye, bir otobüs işçi İzmir fabrikasına, bir otobüs de holdingin olduğu Kavacık’a gittik. İzmir’deki fabrikada TES-İŞ Sendikası var. İzmir’de TES-İŞ işçileri yüzde 0 zamma ikna etmeye çalışıyordu ve anlaşma sağlanmak üzereydi. Ancak biz greve çıkınca İzmir’deki işçiler de yüzde 25 zam aldı. Bizim ilk hedefimiz işten atılan işçilerle birlikte işe dönmekti. Öyle de oldu. İzmir oranında da zam aldık” diyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et